İçeriğe geç

İİK Madde 277 İptal davası ve davacılar

Özet 1 fıkra · ~1 dk okuma

İİK m.277, iptal davasından maksadın 278, 279 ve 280 inci maddelerde yazılı tasarrufların butlanına hükmettirmek olduğunu belirtir ve bu davayı açabilecek şahısları sayar: elinde muvakkat yahut kati aciz vesikası bulunan her alacaklı ile iflas idaresi yahut 245 inci maddede ve 255 inci maddenin 3 üncü fıkrasında yazılı hâllerde alacaklıların kendileri.

Yürürlükte Değişiklik var Son değişiklik: · 3890 s.K. m.1
İçindekiler

Sayfa içeriğiİİK Madde 277 - İptal davası ve davacılar

Resmi Metin

İptal davası ve davacılar

Madde 277- İptal davasından maksat 278, 279 ve 280 inci maddelerde yazılı tasarrufların butlanına hükmettirmektir. Bu davayı aşağıdaki şahıslar açabilirler:

1 – Elinde muvakkat yahut kati aciz vesikası bulunan her alacaklı,

2 – İflas idaresi yahut 245 inci maddede ve 255 inci maddenin 3 üncü fıkrasında yazılı hallerde alacaklıların kendileri.

↪ Bu kanunda başka maddeye git

Değişiklik Bilgisi

Bu maddede mevcut doğrulanmış değişiklik aşağıda gösterilmektedir. Madde yürürlüktedir; güncel ve yürürlükteki tam metin yukarıdadır. Önceki sürüm yürürlükte olmadığından bu sayfada ayrıca verilmemiştir.

  1. Değişiklik madde tamamı 3890 s.K. m.1

Eski metnin tam karşılaştırması için mevzuat.gov.tr ve Resmî Gazete arşivini inceleyebilirsiniz.

Avukat Yorumu

İkinci bentteki göndermeler iki farklı duruma aittir. 245 inci madde, alacaklıların masa adına sonuçlandırmayı gerekli görmediği iddiayı takip hakkının isteyen alacaklıya devrini düzenler. 255 inci maddenin üçüncü fıkrasında ise şüpheli hak iflas dairesince alacaklılara ilan edilir veya mektupla bildirilir ve ardından 245 inci madde işlemi uygulanır.

280 inci madde, malvarlığı borçlarına yetmeyen borçlunun alacaklılara zarar verme kastıyla yaptığı işlemi kapsar. Mali durum ve kast karşı tarafça biliniyorsa veya bilinmesini gerektiren açık emareler varsa işlem iptal edilebilir. Ayrıca işlem tarihinden itibaren beş yıl içinde borçluya karşı haciz ya da iflas takibi yapılmış olmalıdır.

İlgili Yargıtay Kararları - İİK m.277 uygulaması

Seçilmiş Yargıtay içtihatları. Özetler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır.

Yargıtay · HGK E. 2017/2759 K. 2020/745 Direnme Bozuldu

İİK m.277 ve izleyen maddelerine dayalı iptal davasının amacı, alacaklının dava konusu mal üzerinde cebrî icra yoluyla alacağı miktarla sınırlı olarak hakkını almasını sağlamaktır. Bu maddelerdeki iptal davası açma hakkı, davacının genel hükümlere ve muvazaaya dayanarak iptal davası açmasına engel değildir.

Detaylı özeti gör

Hukuki mesele: Taşınmaz üzerinde lehe tesis edilen süreli ipoteğin, dayanağı gerçek bir alacak bulunmadığı ve muvazaalı olduğu iddiasıyla kaldırılması ile borçlu olunmadığının tespiti. Değerlendirme: TMK m.850 uyarınca ipotek, güvence sağladığı alacağa bağlı fer'i sınırlı bir ayni haktır; bilirkişi raporları ipoteğe konu gerçek bir alacağın bulunmadığını, davalılar arasındaki güçlü organik bağ ve süregelen ihmali davranışla tasarrufun muvazaalı olduğunu göstermektedir. Sonuç: Direnme kararının değişik gerekçe ve nedenlerle BOZULMASINA, oy çokluğuyla karar verilmiştir.

Yargıtay · HGK E. 2020/220 K. 2020/726 Direnme Bozuldu

İİK m.277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davasının amacı, borçlunun haciz ya da iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını sağlamaktır. Böylece tasarruf konusu mal üzerinden cebrî icraya devamla alacağın tahsili mümkün olur.

Detaylı özeti gör

Hukuki mesele: Mirasçılar arasında yazılı şekilde yapılan rızai taksim (paylaşma) sözleşmesinin TMK m.676 uyarınca geçerli olup olmadığı ve geçerlilik için paylar arasında mutlak eşitlik aranıp aranmayacağı; eşitsizlik iddiasına dayalı tasarrufun iptali talebinin yerinde olup olmadığı. Değerlendirme: TMK m.676 paylaşma sözleşmesini yalnızca yazılı şekle bağlamış, taksimde mutlak eşitlik aranmamıştır; somut olayda fark bedeli ödenmiş, mal kaçırma kastı kanıtlanamamıştır. Sonuç: Direnme kararı, Özel Daire bozma gerekçeleriyle oy çokluğuyla bozulmuş, davanın reddi gerektiği belirtilmiştir.

Yargıtay · HGK E. 2018/378 K. 2019/1329 Bozma

İİK m.277 ve devamına dayalı iptal davasının amacı, alacaklının davaya konu mal üzerinde cebri icra yoluyla alacağı miktarla sınırlı olarak hakkını almasını sağlamaktır; iptal davasına konu tasarruflar, muvazaalı akitlerden farklı olarak özel hukuk ilişkisi açısından geçerliliğini korur. Tasarrufun iptali davası ayni değil kişisel nitelikte olduğu hâlde muvazaa davası ayni nitelikte bir davadır.

Detaylı özeti gör

Davacı, boşanma davasında davalı eşi aleyhine hükmedilen tazminat ile mal rejiminden doğan katkı payı alacağını güvence altına almak istemiştir. Eşe ait taşınmaz üzerine 20.04.2011 tarihli tedbir kararıyla taşınmazın davacı ve çocuklarına tahsis edilmesine rağmen, davalı eş bu tedbir sürerken taşınmazı 11.11.2011'de dostu olan üçüncü kişiye, o da kısa süre sonra 30.11.2011'de bir başka davalıya devretmiş; davacı bu ardışık satışların alacaktan mal kaçırmak için danışıklı (muvazaalı) yapıldığını ileri sürerek tasarrufun iptalini talep etmiştir. Ankara 22. Asliye Hukuk Mahkemesi, uyuşmazlığı katkı payının eksik hesaplanması sorununa indirgeyerek satışların muvazaalı olup olmadığını hiç araştırmadan davayı reddetmiş, bozmaya karşı da direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, açılan davanın mülga 818 sayılı BK m.18 (güncel TBK m.19) anlamında muvazaaya dayalı tasarrufun iptali istemine ilişkin olduğunu, hukuki nitelendirmenin hâkime ait olduğunu (HMK m.33) vurgulamış; boşanma ve katkı payı davaları kesinleştiğinden mahkemenin öncelikle satışın gerçek ve ortak iradeye uygun olup olmadığını, yani danışıklı yapılıp yapılmadığını araştırması gerektiğini belirterek kararı değişik gerekçeyle bozmuştur.

Yargıtay · HGK E. 2017/2051 K. 2019/19 Bozma

İİK m.277 ve devamı maddelerine dayalı iptal davasının amacı, alacaklının davaya konu mal üzerinde cebri icra yoluyla alacağı miktarla sınırlı olarak hakkını almasını sağlamaktır. Muvazaalı akitlerden farklı olarak iptal davasına konu tasarruflar kural olarak geçerli olduğundan, tasarruf alacaklının gerçek alacağı ve ayrıntılarına yetecek miktarda iptal edilir, kalan kısmı olduğu gibi bırakılır.

Detaylı özeti gör

Alacağını icra yoluyla tahsil edemeyen davacı alacaklı, borçlunun oturduğu 150.000 TL değerindeki dubleks daireyi, borç muaccel hale gelmeden kısa süre önce yeğenine 32.100 TL bedelle satmış gibi göstererek muvazaalı işlemle mal kaçırdığını ileri sürmüş ve satışın danışıklı olduğunun tespiti ile kendisi bakımından iptalini istemiştir. Yerel mahkeme davayı İİK m.277 vd. kapsamında tasarrufun iptali sayarak, satış tarihinden itibaren beş yıllık hak düşürücü sürenin (İİK m.284) geçtiği gerekçesiyle reddetmiş; Özel Dairenin bozması üzerine önceki kararında direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu ise dava dilekçesinin hukuki sebepler bölümünde mülga 818 sayılı BK m.18 (güncel TBK m.19) hükmüne dayanıldığını belirterek, uyuşmazlığın genel muvazaaya dayalı bir dava olduğunu saptamıştır. HGK, muvazaa iddialarında zamanaşımı ve hak düşürücü sürenin söz konusu olmadığını, muvazaalı işlemin hiçbir hüküm doğurmayacağını vurgulayarak, davalılar arasındaki satışın gerçekten danışıklı olup olmadığının esastan araştırılması gerektiğine hükmetmiş ve direnme kararını oy çokluğuyla bozmuştur.

Yargıtay · HGK E. 2010/596 K. 2010/641 Direnme Bozuldu

Türk Medeni Kanunu'nun öngördüğü koşullar oluşmadan yapılan mirasın reddi işlemi, terekenin açılmasıyla borçlunun aktifine geçecek mal ve değerlerin karşılıksız olarak diğer mirasçılara geçişini sağladığından, koşullarının varlığı hâlinde İİK m.277 ve devamı maddeleri uyarınca iptale konu olabilecek tasarruflardandır.

Detaylı özeti gör

Hukuki mesele: Alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla yapılan mirasın reddinin iptali talebinin, İİK m.277 (tasarrufun iptali) ile mi yoksa TMK m.617'ye dayalı mirasın reddinin iptali davası olarak mı açıldığının davacıya açıklattırılması gerekip gerekmediği. Değerlendirme: Dilekçedeki talep ve dayanak madde açık olmadığından, mahkemenin davacıya talebini açıklattırması, delilleri ondan sonra toplaması gerekirken doğrudan ret kararı vermesi isabetsizdir. Sonuç: Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken direnilmesi usul ve yasaya aykırı olup direnme kararı bozulmuştur.

Diğer kararlar (1)
Yargıtay · HGK E. 2001/220 K. 2001/240 Bozma

Bu kararda madde yalnızca anılmıştır. Karar, terekenin borca batıklığı sebebiyle davacıların borçlu olmadığının tespiti istemli davaya ilişkindir; İİK m.277, terekenin borca batık olup olmadığı değerlendirilirken bu madde ve devamında gösterilen, borçlunun mallarının borca yetmemesi hâlinde başkalarına geçmiş mallara müracaat imkânının doğrudan gözetilemeyeceği açıklanırken anılmıştır.

Detaylı özeti gör

Hukuki mesele: Murisin iadeye tâbi tasarruflarına müracaat imkânını düzenleyen TMK m.558'in, taraflarca ileri sürülmeden hâkimce re'sen dikkate alınıp alınamayacağı ve mirası reddeden mirasçıya alacaklıların başvurusunun niteliği. Değerlendirme: m.558 uyarınca iadeye müracaat ile İİK m.278'e dayalı iptal, terekenin sahiplenildiğini göstermez ve hâkim bunları re'sen gözetemez; ancak şartları oluşunca ve iddia edilince alacaklılar mirasçıya başvurabilir. Sonuç: Böyle bir iddia ortaya konmadan, davacının iktisaplarına ait tasarrufun iptal edilebileceğinden söz ederek menfi tespit davasının reddi usule ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

İlgili Bölge Adliye Mahkemesi (İstinaf) Kararları - İİK m.277 uygulaması

Adana Bölge Adliye Mahkemesi içtihatları. Özetler ilgili kararlardan derlenmiştir.

Adana BAM · İstinaf · 1. Hukuk Dairesi E. 2022/1704 K. 2022/937 İstinaf Başvurusunun Esastan Reddi

İİK m.277 ve devamına göre açılan iptal davasında borçludaki alacağın gerçek olması, icra takibinin kesinleşmesi, tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılması ve kesin veya geçici aciz belgesi bulunması ön koşuldur; bunlar varsa İİK m.278, m.279 ve m.280'deki iptal şartları araştırılır. TBK m.19'a dayanan muvazaa davasında ise takibe geçilmesi ve aciz belgesi alınması gerekmez.

Detaylı özeti gör

Alacaklı davacı, borçlu davalının limited şirketteki paylarını borcun doğumundan sonra kızına devretmesini muvazaalı sayarak TBK 19 uyarınca tasarrufun iptalini istemiş ve payların üçüncü kişilere devrinin önlenmesi için ihtiyati tedbir talep etmiştir. İlk derece mahkemesi 20.000,00 TL teminat karşılığında tedbire hükmetmiş, davalıların tedbire itirazını reddetmiştir. Daire, muvazaaya dayalı iptal davasında icra takibine geçilmesine ve aciz belgesine gerek bulunmadığını, borcun doğum tarihinin tasarruftan önce olduğunu, yaklaşık ispat koşulunun gerçekleştiğini, teminat ve tedbir şartlarının yargılama sırasında incelenebileceğini belirterek ara kararı hukuka uygun bulmuş ve istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi (istinaf) kararları bölgesel niteliktedir; bağlayıcı içtihat değildir, Yargıtay denetiminde değişebilir. Tam karar metni esas alınmalıdır.