Seçilmiş Yargıtay içtihatları. Özetler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır.
İİK m.277 ve izleyen maddelerine dayalı iptal davasının amacı, alacaklının dava konusu mal üzerinde cebrî icra yoluyla alacağı miktarla sınırlı olarak hakkını almasını sağlamaktır. Bu maddelerdeki iptal davası açma hakkı, davacının genel hükümlere ve muvazaaya dayanarak iptal davası açmasına engel değildir.
Detaylı özeti gör
Hukuki mesele: Taşınmaz üzerinde lehe tesis edilen süreli ipoteğin, dayanağı gerçek bir alacak bulunmadığı ve muvazaalı olduğu iddiasıyla kaldırılması ile borçlu olunmadığının tespiti. Değerlendirme: TMK m.850 uyarınca ipotek, güvence sağladığı alacağa bağlı fer'i sınırlı bir ayni haktır; bilirkişi raporları ipoteğe konu gerçek bir alacağın bulunmadığını, davalılar arasındaki güçlü organik bağ ve süregelen ihmali davranışla tasarrufun muvazaalı olduğunu göstermektedir. Sonuç: Direnme kararının değişik gerekçe ve nedenlerle BOZULMASINA, oy çokluğuyla karar verilmiştir.
Kararı incele →
İİK m.277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davasının amacı, borçlunun haciz ya da iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını sağlamaktır. Böylece tasarruf konusu mal üzerinden cebrî icraya devamla alacağın tahsili mümkün olur.
Detaylı özeti gör
Hukuki mesele: Mirasçılar arasında yazılı şekilde yapılan rızai taksim (paylaşma) sözleşmesinin TMK m.676 uyarınca geçerli olup olmadığı ve geçerlilik için paylar arasında mutlak eşitlik aranıp aranmayacağı; eşitsizlik iddiasına dayalı tasarrufun iptali talebinin yerinde olup olmadığı. Değerlendirme: TMK m.676 paylaşma sözleşmesini yalnızca yazılı şekle bağlamış, taksimde mutlak eşitlik aranmamıştır; somut olayda fark bedeli ödenmiş, mal kaçırma kastı kanıtlanamamıştır. Sonuç: Direnme kararı, Özel Daire bozma gerekçeleriyle oy çokluğuyla bozulmuş, davanın reddi gerektiği belirtilmiştir.
Kararı incele →
İİK m.277 ve devamına dayalı iptal davasının amacı, alacaklının davaya konu mal üzerinde cebri icra yoluyla alacağı miktarla sınırlı olarak hakkını almasını sağlamaktır; iptal davasına konu tasarruflar, muvazaalı akitlerden farklı olarak özel hukuk ilişkisi açısından geçerliliğini korur. Tasarrufun iptali davası ayni değil kişisel nitelikte olduğu hâlde muvazaa davası ayni nitelikte bir davadır.
Detaylı özeti gör
Davacı, boşanma davasında davalı eşi aleyhine hükmedilen tazminat ile mal rejiminden doğan katkı payı alacağını güvence altına almak istemiştir. Eşe ait taşınmaz üzerine 20.04.2011 tarihli tedbir kararıyla taşınmazın davacı ve çocuklarına tahsis edilmesine rağmen, davalı eş bu tedbir sürerken taşınmazı 11.11.2011'de dostu olan üçüncü kişiye, o da kısa süre sonra 30.11.2011'de bir başka davalıya devretmiş; davacı bu ardışık satışların alacaktan mal kaçırmak için danışıklı (muvazaalı) yapıldığını ileri sürerek tasarrufun iptalini talep etmiştir. Ankara 22. Asliye Hukuk Mahkemesi, uyuşmazlığı katkı payının eksik hesaplanması sorununa indirgeyerek satışların muvazaalı olup olmadığını hiç araştırmadan davayı reddetmiş, bozmaya karşı da direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, açılan davanın mülga 818 sayılı BK m.18 (güncel TBK m.19) anlamında muvazaaya dayalı tasarrufun iptali istemine ilişkin olduğunu, hukuki nitelendirmenin hâkime ait olduğunu (HMK m.33) vurgulamış; boşanma ve katkı payı davaları kesinleştiğinden mahkemenin öncelikle satışın gerçek ve ortak iradeye uygun olup olmadığını, yani danışıklı yapılıp yapılmadığını araştırması gerektiğini belirterek kararı değişik gerekçeyle bozmuştur.
Kararı incele →
İİK m.277 ve devamı maddelerine dayalı iptal davasının amacı, alacaklının davaya konu mal üzerinde cebri icra yoluyla alacağı miktarla sınırlı olarak hakkını almasını sağlamaktır. Muvazaalı akitlerden farklı olarak iptal davasına konu tasarruflar kural olarak geçerli olduğundan, tasarruf alacaklının gerçek alacağı ve ayrıntılarına yetecek miktarda iptal edilir, kalan kısmı olduğu gibi bırakılır.
Detaylı özeti gör
Alacağını icra yoluyla tahsil edemeyen davacı alacaklı, borçlunun oturduğu 150.000 TL değerindeki dubleks daireyi, borç muaccel hale gelmeden kısa süre önce yeğenine 32.100 TL bedelle satmış gibi göstererek muvazaalı işlemle mal kaçırdığını ileri sürmüş ve satışın danışıklı olduğunun tespiti ile kendisi bakımından iptalini istemiştir. Yerel mahkeme davayı İİK m.277 vd. kapsamında tasarrufun iptali sayarak, satış tarihinden itibaren beş yıllık hak düşürücü sürenin (İİK m.284) geçtiği gerekçesiyle reddetmiş; Özel Dairenin bozması üzerine önceki kararında direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu ise dava dilekçesinin hukuki sebepler bölümünde mülga 818 sayılı BK m.18 (güncel TBK m.19) hükmüne dayanıldığını belirterek, uyuşmazlığın genel muvazaaya dayalı bir dava olduğunu saptamıştır. HGK, muvazaa iddialarında zamanaşımı ve hak düşürücü sürenin söz konusu olmadığını, muvazaalı işlemin hiçbir hüküm doğurmayacağını vurgulayarak, davalılar arasındaki satışın gerçekten danışıklı olup olmadığının esastan araştırılması gerektiğine hükmetmiş ve direnme kararını oy çokluğuyla bozmuştur.
Kararı incele →
Türk Medeni Kanunu'nun öngördüğü koşullar oluşmadan yapılan mirasın reddi işlemi, terekenin açılmasıyla borçlunun aktifine geçecek mal ve değerlerin karşılıksız olarak diğer mirasçılara geçişini sağladığından, koşullarının varlığı hâlinde İİK m.277 ve devamı maddeleri uyarınca iptale konu olabilecek tasarruflardandır.
Detaylı özeti gör
Hukuki mesele: Alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla yapılan mirasın reddinin iptali talebinin, İİK m.277 (tasarrufun iptali) ile mi yoksa TMK m.617'ye dayalı mirasın reddinin iptali davası olarak mı açıldığının davacıya açıklattırılması gerekip gerekmediği. Değerlendirme: Dilekçedeki talep ve dayanak madde açık olmadığından, mahkemenin davacıya talebini açıklattırması, delilleri ondan sonra toplaması gerekirken doğrudan ret kararı vermesi isabetsizdir. Sonuç: Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken direnilmesi usul ve yasaya aykırı olup direnme kararı bozulmuştur.
Kararı incele →
Diğer kararlar (1)
Bu kararda madde yalnızca anılmıştır. Karar, terekenin borca batıklığı sebebiyle davacıların borçlu olmadığının tespiti istemli davaya ilişkindir; İİK m.277, terekenin borca batık olup olmadığı değerlendirilirken bu madde ve devamında gösterilen, borçlunun mallarının borca yetmemesi hâlinde başkalarına geçmiş mallara müracaat imkânının doğrudan gözetilemeyeceği açıklanırken anılmıştır.
Detaylı özeti gör
Hukuki mesele: Murisin iadeye tâbi tasarruflarına müracaat imkânını düzenleyen TMK m.558'in, taraflarca ileri sürülmeden hâkimce re'sen dikkate alınıp alınamayacağı ve mirası reddeden mirasçıya alacaklıların başvurusunun niteliği. Değerlendirme: m.558 uyarınca iadeye müracaat ile İİK m.278'e dayalı iptal, terekenin sahiplenildiğini göstermez ve hâkim bunları re'sen gözetemez; ancak şartları oluşunca ve iddia edilince alacaklılar mirasçıya başvurabilir. Sonuç: Böyle bir iddia ortaya konmadan, davacının iktisaplarına ait tasarrufun iptal edilebileceğinden söz ederek menfi tespit davasının reddi usule ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Kararı incele →