Adana Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesi E.2019/1449 K.2020/1183

İlgili madde: TK Madde 20

İSTİNAF KARARI

SUÇ

:

Çekle ilgili karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet verme

HÜKÜM

:

Mahkumiyet

İlk derece mahkemesince verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla; başvurunun süresi, başvuranın hakkı, kararın niteliği ve karar tarihine göre dosya görüşülüp gereği düşünüldü:

İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.

1-

Hak arama hürriyetini düzenleyen Anayasanın 36. maddesi ile adil yargılanma hakkını düzenleyen AİHS’nin 6/3. maddesi uyarınca, her sanığın kendisine yöneltilen suçlamanın niteliği ve nedeninden en kısa zamanda, anladığı bir dille ve ayrıntılı olarak haberdar edilme hakkına sahip bulunduğu, keza 5271 sayılı CMK’nın 176/1. maddesinde de iddianamenin çağrı kağıdı ile birlikte sanığa tebliğ edileceğinin hükme bağlandığı, bu yönüyle icra ceza mahkemelerinde iddianame yerine geçen şikayet (dava) dilekçesinin sanığa tebliğinin zorunlu olduğu,

5941 Sayılı Çek Kanununun 6728 Sayılı Kanun ile değişik 5/1 maddesine göre; çekle ilgili karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet verme suçundan dolayı açılan davaların icra mahkemesinde görüleceği ve bu davalar hakkında İİK’nun 347, 349, 350, 351, 352 ve 353. maddelerinde düzenlenen yargılama usulüne ilişkin hükümlerin uygulanacağı,

Bu hukuksal bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; ilk derece mahkemesince sanıkların savunmasının alınması için, adres kayıt sistemindeki adreslerinin bağlı bulunduğu Akhisar İcra Ceza Mahkemesine talimat yazıldığı, talimat mahkemesince sanıkların adres kayıt sistemindeki adreslerine davetiye çıkarıldığı, ancak sanıklara talimat mahkemesince çıkarılan tebligatta ‘şikayet dilekçesinin ekli’ olduğuna dair ibare yerine “tensip zaptının” yazılı olduğu ve tebligatın üzerine sanıkların daimi çalışanına tebliğ yapıldığının şerh düşüldüğü, daimi çalışanın ad ve soyadı yazılı olmasına rağmen tevziat saatinde sanıkların geçici olarak iş yerinde bulunmama sebebinin tebligata şerh düşülmediği,7201sayılı Kanun 20.maddesi ile Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 29.maddesi hükümleri dikkate alındığında, muhatabın iş yerinde meslek ya da sanat icra eden bir kişi olması durumunda da, diğer tebligat usullerinde olduğu gibi, tebligatın öncelikle bizzat muhataba yapılmaya çalışılması gerekmektedir. Muhatap aranmadan tebligatın doğrudan doğruya memur veya müstahdeme yapılması usule aykırı olacaktır. Muhatabın tebliğ saatlerinde iş yerinde geçici olarak bulunmaması nedeniyle kendisine ulaşılamadığı durumlarda ise; muhatabın aynı yerde sürekli olarak çalışan memur veya müstahdemlerinden birine tebligat yapılmalıdır. Muhatap yerine daimi memur ya da müstahdemlerinden birine tebligat yapılması durumunda ise; 7201 sayılı Kanunun 20 ve Yönetmeliğin 29. maddelerindeki açık düzenlemeler karşısında, tebligatın muhatap yerine bu kişilere yapılmasının nedeni ve tebligat yapılan kimsenin kimliği tebliğ mazbatasında belirtilmelidir. Dolayısıyla muhatabın tebliğ saatinde iş yerinde geçici olarak bulunmadığına ve bu nedenle muhatap yerine sürekli çalışan memur ya da müstahdemine tebligat yapıldığına ilişkin tebligat mazbatasında açıklamada bulunulmaması durumunda da tebligatın usulüne aykırı olduğu, mahkemenin şikayet dilekçesi içermeyen geçersiz tebligatı dikkate alarak sanıkların yokluğunda yargılamanın bitirilmesi, sanıkların savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğuracağı, bu nedenle duruşmada hazır bulunma hakkı usulünce sağlanmadan CMK’nın 289/1-e maddesine aykırı olarak, kanunen hazır bulunması gereken sanıkların yokluğunda yargılama yapılarak hüküm kurulmasının bozmayı gerektirdiği,

2-

Müşteki F2 Tarım Ürünleri Ltd. Şti vekili 02/08/2018 tarihli şikayet dilekçesi ile F1 Tavukçuluk ve Damızlık işletmeleri A.Ş’nin yetkilileri olan sanıklar hakkında F3 Bankasına ait 19/06/2018 keşide tarihli 620.058 TL bedelli çekin ibraz tarihinde karşılıksız çıktığından bahisle çekle ilgili karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet verme suçundan sanıklar hakkında şikayette bulunduğu, ilk derece mahkemesince sanıkların çekle ilgili karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet verme suçundan adli para cezası ile cezalandırılmalarına ve çek düzenleme ve çek hesabı açmaktan yasaklanmalarına karar verilmiştir.

Sanık müdafisinin mahkemeye ve istinaf dilekçesine ek olarak sunmuş olduğu belgelerden anlaşılacağı üzere;Akhisar 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 11/06/2018 tarih, 2018/362 esas sayılı tensip tutanağı ile konkordato davası kapsamında keşideci şirket hakkında 11/06/2018 tarihinden başlamak üzere 3 ay süre ile geçici mühlet kararı verilmesine karar verildiği, buna göre şikayete konu çekin keşide ve ibraz tarihinin geçici mühlet kararı içinde olduğu görülmüştür.

Yargıtay 19. Ceza Dairesi’nin 2019/23974 Esas 2019/9339 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere; Konkordato (tasdiki) talebi ile mahkemeye başvuran borçlunun, talep tarihinden önce muaccel hale gelen borçlarını ödeyememesi veya ödeyemeyeceğini anlaması, taleple birlikte geçmişe dönük borçları hakkında bir proje sunacak olması bu nedenle geçmişte ortaya çıkan ve konkordato kapsamına aldığı borçlarının mahkemece verilecek bir tasdik kararına kadar ödememesi ana kuraldır. Çekle ilgili karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet verme suçu açısından yapılacak değerlendirme de ise; konkordato yargılaması sürecinde ise borçlunun sadece işletmesinin devamı açısından zorunluluk arz eden yeni borçlar altına girebileceği, işletmenin faaliyetlerinin devamına ve konkordato sürecine halel getirmeyecek ödemeleri yapabileceği, buna göre konkordato başvurusu yapan borçlunun henüz konkordato başvurusu yapmadan önce ve ya geçici mühlet kararı verilmeden önce keşide ederek alacaklıya teslim ettiği aynı zamanda ticari defter ve kayıtlarına işlediği ve ya konkordato sürecinde işlenecek olan ancak üzerinde mahkemece verilen geçici mühlet kararı tarihinden sonraki bir keşide tarihi bulunan dolayısıyla ibraz, hesapta karşılığını bulundurma, ödeme zorunluluğu konkordato (tasdiki) yargılaması sürecine denk gelen bir çekin keşide edildiğinin tespit edilmesi, çekin konkordato (tasdiki) yargılaması süreci içinde bankaya ibrazında karşılıksızdır işlemine tabi tutulması gerekmektedir. Mahkeme içi (adi konkordato) konkordato (tasdiki) yargılamasını yapacak olan mahkemeye başvuran borçlu tüzel kişilerin yetkili temsilcilerinin henüz konkordato talebi ile mahkemeye başvurmadan keşide ettikleri veya geçici mühlet kararı öncesinde, keşide ederek alacaklıya teslim ettikleri, gerek ticari defter ve kayıtlarında gerekse konkordato projesinde yer alacak olan ileri tarihli çeklerin geçici mühlet kararı ile başlayıp, konkordatonun tasdiki veya reddi ile sonuçlanan konkordato yargılaması süreci içerisinde bankaya ibrazında çekin karşılıksız çıkması halinde, 5941 sayılı Çek Kanunu’nun 5/1. maddesi kapsamında sanığın cezai sorumluluğunun devam edip etmeyeceğinin tespiti bakımından, açılan ceza davasına bakmakla görevli ve yetkili icra ceza mahkemesince devam eden konkordato (tasdiki) yargılaması süreci, 5271 sayılı CMK’nın218/1. maddesi gereğince bekletici sorun yapılmak suretiyle konkordato yargılamasını yapan hukuk mahkemesince verilecek kararın sonucunun beklenmesinin gerektiği;

a-Şayet çek hesabı sahibi tüzel kişi hakkında konkordatonun tasdikine karar verilirse, konkordatonun tasdikinin mühlet öncesinde keşide edilen çekin alacaklıları da dahil tüm alacaklıları bağlaması ve konkordatonun kolektif bir tasfiye şekli olması nedeniyle konkordato tasdiki kararında, 5941 sayılı Çek Kanunu’nun 5. maddesinde unsurları yazılı suça konu çekin ödeme tarihi ve karşılıksız kalan bedelinin çek alacaklısını da bağlayacak şekilde yeniden belirlenecek olması nedeniyle, açılan ceza davasında yargılanan sanığın hukuki durumunun kesinleşecek konkordato hükümlerine göre değerlendirilmesinin gerekeceği, konkordatonun tasdiki kararıyla birlikte kesinleşen konkordato anlaşmasına göre hüküm ve sonuçları yeniden belirlenen suça konu çekin ibraz tarihinden sonra suçun konusunu oluşturan zorunlu unsurları sahip bir çek olmaktan çıkması dolayısıyla tüzel kişi yetkilisi olan sanıkların cezai sorumluluğundan söz edilemeyeceği,

b-Çek hesabı sahibi tüzel kişi hakkında konkordatonun herhangi bir nedenle reddine karar verilirse, bu defa bekletici sorun kararının kaldırılmasıyla ceza yargılamasına devam edilerek, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 297. maddesine göre konkordato komiseri atanmasıyla birlikte tüzel kişinin yetkili temsilcilerinin şirketinin yönetim ve temsil yetkisinin kendiliğinden ortadan kalkmayacağı, bununla beraber hangi işlerin şirket yöneticileri tarafından, hangi işlerin komiser tarafından yapılacağına dair karar verme yetkisinin bulunduğu gözetilerek, konkordato yargılamasını yapan mahkemece konkordatonun reddi kararına kadarki süreçte şayet çek hesabının yönetimi, bu hesaba para aktarma, çek hesabı üzerinde tasarruf etme gibi, yetkilerin şirket yönetim organından alınıp komisere verilmesi yönünde bir karar verilmişse ve bankaya ibraz edilen çek komiserin yetkili olduğu dönemde karşılıksız çıkmışsa, bu durumda şirket yetkilisi gerçek kişilerin 5941 sayılı Çek Kanunu’nun 5. maddesi gereği cezai sorumluluklarının devam etmeyeceklerini, konkordato yargılamasını yapan mahkemece konkordatonun reddi kararına kadar ki süreçte şayet çek hesabının yönetimi, bu hesaba para aktarma, çek hesabı üzerinde tasarruf etme yetkilerinin şirket yönetim organından alınıp komisere verilmesi yönünde açık bir karar verilmemişse, bu konudaki bütün yetkiler şirket yöneticilerinde olacağından söz konusu kişilerin bu süreçte bankaya ibraz edilen ve karşılıksız çıkan çekten dolayısıyla 5941 sayılı Çek Kanunu’nun 5 maddesi gereği ceza sorumluluklarının devam edeceği bu nedenle ilk derece mahkemesince Akhisar 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/362 esas sayılıdosyasının bekletici mesele yapılarak sonucuna göre sanıkların hukuki durumun tayin ve takdiri gerekirken yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması, hukuka aykırı olup, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 280/1-f maddesi gereğince bozmayı gerektirdiği, açıklanan nedenle istinaf başvurusunda bulunan sanıklar müdafinin istinaf nedenleri yerinde görülmekle;

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 280/1-f ve 289/1-e maddeleri gereğince

sair yönler incelenmeden HÜKMÜN BOZULMASINA,

Ddosyanın yeniden incelenmek ve hüküm verilmek üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine

GÖNDERİLMESİNE,

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 284/1 ve 286/1 maddeleri uyarınca kesin olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.

  • İlk yayınlanma tarihi: 13 Eylül 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!