MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/379 E., 2025/1631 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 10. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/276 E., 2023/536 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; dava dilekçesi ekinde sunulan gazete küpürlerinden de anlaşılacağı üzere davalının kızı …’ın kaybolmuş ya da kaçırılmış olduğundan kızı bulunduğu takdirde kızını bulanlara 100.000,00 TL ödül vereceğini vaad ettiğini, …’ın kayıp haberini müvekkilinin gazeteleri takip ederken gördüğünü, bu durumu kendine iş edindiğini, yaptığı araştırmalar neticesinde çocuğun nerede bulunduğunu öğrendiğini, davalının kızının babası ile …’nın … ilçesinde bir otelde kaldığını öğrenen müvekkilinin akabinde … Emniyet Müdürlüğünü arayarak kayıp çocuk … için ihbarda bulunduğunu, kaçıran kişinin yakalanmasını sağladığını, kızı bulunduktan sonra müvekkilinin, anne davalıyı telefonla aradığını, ancak ulaşamadığını, davalı tarafın takipten kaynaklanan borcu ödememek için telefonunu değiştirdiğini, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 9. maddesinin ilan yoluyla ödül sözü vermeyi düzenlediğini, bu maddeye göre bir sonucun gerçekleşmesi karşılığında ödül vereceğini ilan yoluyla duyuran kimsenin sözünü yerine getirmekle yükümlü olduğunu, ödül parasının tahsili için açılan icra takibine davalının itiraz ettiğini, borçlunun itirazının haksız ve kötüniyetli olduğunu ileri sürerek davalının icra takibine yaptığı itirazın iptaline, takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere, icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; davalının küçük kızını görebilmek için babanın İzmir 4. Çocuk Mahkemesine müracaat ile “Çocukla Şahsi İlişki Tesisi” yolunda bir ara karar çıkarttığını ve bu ara kararın uygulanması ile çocuğun teslim alındığını, ancak, anne baba arasındaki sürtüşmeler sonucu, babanın küçük … …’yı davalı anneye uzunca bir süre teslim etmediğini, bulunması muhtemel adreslerini de boşalttığını, olay tarihi itibarıyla 4-5 yaşında olan küçük kızından ayrı kalmanın ve tüm aramalarına rağmen bulamamanın davalı annenin psikolojik travmalar yaşamasına hatta, sık sık hastaneye kaldırılıp, kısmi felce dahi uğramasına sebep olduğunu, hal böyleyken, dava dosyalarının varlığından bir şekilde haberdar olan basın mensubunun, davalı müvekkili ile röportaj yapmak istediğini ve bu isteğini de ısrarla yinelediğini, çocuğuna bir an evvel kavuşmak isteği ile yanıp tutuşan anneye; babanın sanayici olması sebebiyle, elbet gittiği yerlerde biri tarafından tanınabileceği, eğer ödül vaad eder ve bu röportaj gazetede yayınlanırsa, çocuğuna tez vakitte kavuşabileceği yönünde duygu sömürüsü yapıldığını ve davalı müvekkilinin de kabul ettiğini, gazete haberinin bu şekilde oluştuğunu, lakin, gazete yayınına rağmen küçük kızın bulunamadığını, davacı asilin özel ve şahsi çabaları neticesinde değil, Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı İstihbarat birimlerinin çalışma ve çabaları ile küçük … …’nın bulunduğunu, Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Birimlerinin dışında hiç kimsenin … ve yanında ki küçük … …’yı bulamayacak durumda olduğunu, davacı asilin, gerek icra takibi ile gerekse işbu dava ile talepkar olduğu ödüle sahip olmasının mümkün olmadığını, tüm bu nedenlerle icra takibine haklı ve hukuki mesnede dayalı olarak itiraz edildiğini, ayrıca hak etmediği bir ödül için bu denli çabalayan taraf olarak, aslında davacı tarafın kötü niyetli olduğunu savunarak davanın reddini ve takip bedeli üzerinden davacının kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalının Yeniasır gazetesine yaptığı röportajda kızının bulunmasına yardımcı olacak kişiye 100.000,00 TL ödül vaadinde bulunduğu, … İlçe Emniyet Müdürlüğü tarafından çocuğun kendi bölgelerinde bir otelde bulunduğu, Emniyet Müdürlüğü tarafından tutulan 21.04.2017 tarihli tutanakta “21.04.2017 günü saat 00.36 sıralarında haber merkezine gelen ihbarda idaremiz Merkez mahallesi … Caddesi üzerinde faaliyet gösteren … otelde …’in kızı … Tanerle kaldığını…” şeklinde belirtildiği, … İl Emniyet Müdürlüğü’ne yazılan müzekkereye verilen yazı cevabına davacının çocuğun kaçırılması olayında tahkikat evraklarında adının geçmediği bildirilmiş ise de davacının tutanakta belirtildiği 00.36 saatinde Kemer İlçe Emniyet Müdürlüğüne ait 0 242 814 15 45 nolu santral telefonunu aradığı, çocuğun bulunması üzerine aynı gazetede “… bir polis memurunun Antalya Kemer polisine yaptığı başvuru sonrası bulundu. Antalya Kemer polisini arayan … Emniyet Müdürlüğü’nde görevli polis memuru …. babası tarafından kaçırıldığı iddia edilen …’ın kaldığı otelin adına söyledi. Alınan ihbar sonrası kemer polisi, 5 yıldızlı otele operasyon düzenledi ve …’ı buldu.” şeklinde haber yayınlandığı, tanık …’in talimat yolu ile alınan ifadesinde davacının iddialarını doğruladığı, tüm bu sebeplerle davacının davalının çocuğunun bulunmasına yardımcı olduğunun dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden açıkça anlaşıldığı, davalının ödül vaadinin yerine getirmekle yükümlü olduğu, davacının takip ve dava tarihinden önce davalıya temerrüt ihtarını gönderdiğine dair bir delil dosyaya sunulmadığı, bedel iadesi yönünden takip tarihine kadar davalının TBK’nun 117. maddesine uygun biçimde temerrüde düşürülmediği, icra takibine konu alacak miktarının likit olduğu, davacının alacağını tahsil etme niyeti dışında kötü niyetli olduğu ispat edilemediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile; davalının İzmir 10. İcra Müdürlüğü’nün 2018/4914 Esas sayılı dosyasında 100.000,00 TL asıl alacağa yönelik itirazının iptali ile takibin 100.000,00 TL asıl alacak üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, takip konusu alacak miktarı olan 100.000,00 TL üzerinden %20 oranında hesaplanan 20.000,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalının reddedilen kısım yönünden kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, karara karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Emniyet Müdürlüğünden verilen cevapta ihbarda bulunanın isminin bilinmediğinin bildirildiği, davacının …’ın bulunmasında dahilinin olup olmadığının bilinmediği, soruşturma evraklarında isminin geçmediği, … tarafından yerel mahkemeye gönderilen davacının telefon arama dökümünden … Emniyet Müdürlüğüne ait hattı aradığı sabit ise de bu durumun çocuğun bulunması için ihbarda bulunup bilgi verdiğinin ispatlandığı anlamına gelmeyeceği, kaldı ki bilgi verdiğinin ilgili kolluk tarafından gönderilen yazılı belge ve bilgilerle de açıkça kabul edilmediği, yani davacının sürece müdahili olduğunun dosya kapsamıyla ispatlanamadığı anlaşılmakla, davanın kabulüne dair verilen karar usul ve yasaya aykırı olduğundan davanın reddi ve davacının kötüniyetli olduğu ispatlanamadığından yasal şartları oluşmayan kötüniyet tazminatı talebinin reddi yerine yazılı şekilde kabulü hatalı olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine, yasal şartları oluşmadığından davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine, karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; davalının kızı bulunduktan sonra davacının davalıyı telefonla aradığını, ancak ulaşamadığını, davalının takipten kaynaklanan borcu ödememek için telefonunu değiştirdiğini, davalı annenin çocuğu aradığı ve kayıp kızını bulana 100.000,00 TL ödül vadettiğini, davalının gazete haberleri yayınlandıktan sonra davalının kızı bulununcaya kadar bu habere ilişkin görsel veya yazılı basın aracılığıyla hiçbir tekzip yayınlamadığını, müvekkilinin olay tarihinde yani 21.04.2017 tarihinde … İlçe Emniyet Müdürlüğünü arayarak kayıp çocuğun bulunmasını sağladığını, davacının bu numarayı 00.36’da arka arkaya birkaç kere 08.03 ‘de ve 08.47’ de arayarak ihbarda bulunduğunu, davacının ödül vaadine ilişkin edimi yerine getirdiğini, davalının ödül vaadini yerine getirmekle yükümlü olduğunu, kolluk tutanaklarında da çocuğun bulunması için 21.04.2017 günü saat 00.36 sıralarında ihbarın yapıldığı sabit olduğunu, müvekkilinin aynı tarih ve saatte Antalya İl Emniyet Müdürlüğünü aradığını ve ihbarda bulunduğunu, çocuğun müvekkilin ihbarı üzerine polis ekiplerinin de yardımıyla otelde bulunduğunun 21.04.2017 tarihli tutanak ve arama kayıtlarıyla açık olduğunu, mahkemenin eksik ve yetersiz değerlendirmeyle hüküm kurduğunu, müvekkilinin davalının kızının yerini bulduktan sonra küçük kızın ve kendisinin hayatını tehlikeye atmamak maksadıyla emniyet güçlerine haber verdiğini, … Kaymakamlığı İlçe Emniyet Amirliğinin yazısına göre, müvekkilinin görev yeri … olup, olay tarihinde de …’de görevli olmadığını, dava dilekçesi ekinde sunulan gazete küpüründe de müvekkilinin ihbarı sonucu çocuğun bulunduğunun sabit olduğunu, tanık anlatımının da bu hususu doğruladığını, neden tanık itibar edilmediğine ilişkin de herhangi bir gerekçenin kararda olmadığını, mahkemece dosya içindeki tutanaklar kabul edilmeyecekse, ihbarı alan polis memurları, teslim tesellüm tutanaklarındaki polis memurlarının tanık olarak dinlenebileceğini, bu konuda resen araştırma yapılması gerektiğini, dosya içerisindeki belgeler ile müvekkilin uğraşısı ve ihbarı, çocuğun onun ihbarıyla bulunması gibi hususlar mahkemece değerlendirilmeden, dosya içindeki belgeler incelenmeden sırf adının geçmemiş olmasından dolayı red kararı verilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, ödül parasının tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun “İlan yoluyla ödül sözü verme” başlıklı 9. maddesine göre; “Bir sonucun gerçekleşmesi karşılığında ödül vereceğini ilan yoluyla duyuran kimse, sözünü yerine getirmekle yükümlüdür.
Ödül sözü veren, sonucun gerçekleşmesinden önce sözünden cayarsa veya sonucun gerçekleşmesini engellerse, dürüstlük kurallarına uygun olarak yapılan giderleri ödemekle yükümlüdür. Ancak, bir ya da birden çok kişiye ödenecek giderlerin toplamı, ödülün değerini aşamaz.
Ödül sözü veren, giderlerinin ödenmesini isteyenlerin beklenen sonucu gerçekleştiremeyeceklerini ispat ederse, giderleri ödeme yükümlülüğünden kurtulur.”
Doktrinde genel olarak kabul edildiği üzere “ilan yoluyla ödül vaadi” ya da “duyuru yoluyla yapılan vaat” belirli bir işin yapılması veya bir sonucun elde edilmesi karşılığında bir ödülün verileceğinin topluma veya bir topluluğu hitaben duyuru yoluyla borçlanılmasıdır biçiminde tanımlanmaktadır.
Tek taraflı hukusal işlem kuramına göre ilan suretiyle ödül sözü verme tek taraflı bir hukuksal işlem olup vaat edene her türlü sözleşmeden ve kabulden bağımsız olarak ödülü vermek borcunu yüklenmektedir. Bu sistem Alman Medeni Kanununun(BGB.) 657. paragrafında beyan edilmekle birlikte, yaşam gereklerine uygun olarak vaat eden kimsenin soyut irade açıklaması ile bağlı bulunduğu fikri doktrinde hakim görüş olarak kabul edilmektedir. Zaten “kamu güveni ilkesi”(publica fides) veya dürüstlük kuralları da alenen verilen sözlerin yerine getirilmesini zorunlu kılar. O halde vaatte bulunan karşı tarafın irade beyanına ihtiyaç olmaksızın geciktirici şarta bağlı olarak borç altına girer.(AKBIYIK, s.29)
İlan yoluyla yapılan vaat toplumun tümüne yönelik olabileceği gibi belirli bir topluluğa ya da belirli bir meslek veya düşünce grubuna da yöneltilebilir. İlân hiçbir özel şekle bağlı olmadığı gibi, vaadin herhangi bir duyuru aracı(gazete, el ilanı, radyo, televizyon, internet vs.) ile istenildiği gibi yapılabilmesi de mümkündür. Önemli olan ödül sözü vermenin bir şekilde alenileşmiş olmasıdır. Uygulamada ödülün çoğu kez belirli bir para tutarı şeklinde vaat edildiği görülür. Bir borca konu olan her şey ilân yoluyla ödül sözü vermenin de konusu olabilir. O halde yapma edimleri kadar, yapmama edimlerinin de borcun içeriğini oluşturması mümkündür. Yapılması istenen edimin ya da sonucun, kanunun emredici hükümlerine, kişilik haklarına, kamu düzenine ve ahlâka aykırı bulunmaması gereklidir. İlân yoluyla ödül sözü vermenin başlıca hükmünü vaat olunun ödülün istenilen sonucu veya edimi yerine getiren yada getirenlere verilmesi oluşturur. (AKBIYIK, s.34-37)
Somut olayda davalının gazete ilanı ile kayıp olan kızını bulana ödül vadettiği sabit olup davalı tarafından ilanın duyurulduğu gazete haberi tekzip edildiğine dair dosyada bilgi veya belge bulunmamaktadır. … İlçe Emniyet Müdürlüğünün 21.04.2017 tarihli olay tutanağında; saat 00.36 haber merkezine gelen ihbar ile davalının kayıp kızının yerinin bildirildiği ve bildirilen yerde çocuğun bulunduğu belirtilmiştir. … İl Emniyet Müdürlüğü tarafından verilen cevapta davacının isminin tahkikat evraklarında geçmediğinin tespit edildiği belirtilmişse de; ilgili evrakın ekindeki belgeler incelendiğinde çocuğun ilk kaybolduğu tarihlerde İzmir ilindeki işlemler esas alınarak yazının hazırlandığı anlaşılmaktadır. Davacının telefon hattına ait görüşme kayıtlarında saat 00.36’da … İlçe Emniyet Müdürlüğünün telefon numarasının arandığı görülmektedir.
Her ne kadar kollukça verilen cevapta, ihbarda bulunanın isminin ve davacının çocuğun bulunmasında dahilinin olup olmadığının bilinmediği, soruşturma evraklarında isminin geçmediği belirtilmişse de, davalının kayıp olan kızının davacının ihbarı üzerine bulunduğu; tüm dosya kapsamı, 21.04.2017 tarihli olay tutanağı, davacının kullandığı telefon hattına ait görüşme kayıtları, tanık beyanı ve ihbarın davacı tarafından yapıldığına dair gazete haberi ile sabit olduğu, böylelikle davacının, davalının yaptığı ilan yoluyla vaadin konusu oluşturan eylem olan kayıp kızın bulunmasını sağlama edimini yerine getirdiği ve vaat edilen ödülü almaya hak kazandığı anlaşılmıştır.
Hal böyle olunca, Bölge Adliye Mahkemesince; davanın kısmen kabulüne dair ilk derece mahkemesinin kararına yönelik davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 371. maddesi uyarınca davacı yararına BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz eden davacıya iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine
11.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe