Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2025/2355 K.2026/1153

İlgili TBK madde: TBK Madde 392

MAHKEMESİ: Adana Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2025/442 E., 2025/537 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ: Adana 8. Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2022/456 E., 2025/12 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından duruşma istemli, davalı vekili tarafından duruşmasız temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 03.03.2026 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir
Belli edilen günde gelen davacı vekili Avukat …, davalı vekili Avukat …’in sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00’te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili; tarafların kardeş olduklarını, müvekkilinin davalının talebi üzerine 05.11.2020 tarihinde”bahçe satış emanet” açıklamasıyla 1.420.000,00 TL borç para gönderdiğini, davalının da paranın gönderilmesi üzerine açıklamada da belirtildiği şekilde bahçe satın aldığını, davalı tarafça borcun ödenmemesi üzerine aleyhine Adana Genel İcra Müdürlüğünün 2022/80821 E. sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davalının haksız itirazı üzerine takibin durduğunu ileri sürerek; itirazın iptali ile davalının icra inkar tazminatına mahkum edilmesini, davanın açılmasına sebebiyet verdiği için müvekkilinin ödemesi gereken vekalet ücretinin ve 5.000,00 TL disiplin para cezasının davalıdan tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili; davacının 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 392. maddesi uyarınca takip başlatmadan önce bildirimde bulunup neticede altı hafta geçtikten sonra takibe geçmesi gerektiğini, bu usul yerine getirilmeden takip başlatılıp dava açıldığından davanın usulden reddi gerektiğini, davacı tarafça gönderilen paranın borç olmadığını, davacının başından beri kötü niyetli olarak yazdığı emanet ifadesinden ancak icra takibiyle haberdar olunduğunu ve derhal itiraz edildiğini, davacı, eşi ve dava dışı …nın adlarına kayıtlı bahçe vasfındaki taşınmazın müvekkiline satımı konusunda anlaştıklarını, bahçenin müvekkiline satışı sonrasında müvekkilince bahçenin ihyası masrafları ile yine davacının kullandığı kredi nedeniyle babasının evine tesis edilen ipoteğin müvekkilince fekkine karşılık taşınmazı almayı kabul ettiğini; davaya konu ödemenin de bu gerekçelerle yapıldığını savunarak; davanın öncelikle usulden ve yukarıda belirtilen sebeplerle esastan reddini ve müvekkili lehine %20’den aşağı olmamak kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasında, TBK’nın 392. maddesinde belirtildiği şekilde ödüncün geri verilmesi konusunda belirli bir gün ya da bildirim süresi veya borcun geri istendiği anda muaccel olacağının kararlaştırıldığına ilişkin herhangi bir delil bulunmadığı, davacının, icra takibinden altı hafta önce iade talebinde bulunduğuna dair de dosyada yazılı bilgi ve delil bulunmadığı, anılan süreye uyulmadan başlatılan takibin usul ve yasaya uygun olmadığı gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.

IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; somut olayda taraflar ödüncün geri verilmesi konusunda belirli bir ödeme günü, ihbar süresi belirlenmediğinden veya istenildiği zaman muaccel olacağı da kararlaştırılmadığından ilk istemden başlayarak altı hafta sonra alacağın muaccel olacağı, davacının, icra takibinden altı hafta önce iade talebinde bulunduğuna dair dosyada herhangi bir delil bulunmadığı, bu nedenle davacının istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı, usulden reddi gerekli bir davada, esastan inceleme yapılamayacağından davalı tarafın istinaf sebeplerinin de yerinde olmadığı gerekçesiyle başvuruların esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri

1. Davacı vekili; davanın usulden reddine dair kararına karşı davalı taraf da istinaf yoluna başvurmuş olup bu başvuruyla önceki taleplerinden vazgeçtiğini, TBK’nın 392. maddesinde anılan bildirim için yazılı bilgi verilmesi yönünde bir ibare bulunmadığı gibi, gerekli bildirimin yapıldığının tanık beyanlarıyla ispatlandığını, dinlenen tanıkların; icra takibinden değil altı hafta, çok daha önce defalarca bu borcun istendiğine şahitlik yaptıklarını, buna rağmen mahkemenin “delil” olmadığını ifade etmesinin kabul edilemeyeceğini, ayrıca tarafların kardeş olmasından dolayı borcu geri isteme işleminin yazılı olarak yapılmasının hayatın akışına aykırı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.

2. Davalı vekili; mahkemece işin esasına girildiğini ve iki yılı aşkın süre inceleme ve delil toplama yapılmasına karşın davanın usulden reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, dosyada davacı tanıklarının dinlenildiğini, müvekkili tanıklarının ise davetiye çıkarılmasına ve duruşma günü hazır edilmesine rağmen dinlenmediğini, davaya konu olayda; tarafların kardeş olmaları nedeniyle TBK hükümlerine göre yazılı belge şartı aranmaksızın aradaki borç ilişkisinin bittiğine dair tanıkla ispatın mümkün olduğunu, bu itibarla tanıklarının da dinlenilerek sonuca göre davanın esastan reddi gerekirken usulden reddedilmiş olmasının hatalı olduğunu ileri sürerek; davanın esastan reddine dair kararın düzeltilerek onanmasını istemiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, ödünç verme sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.

1. TBK’nın ”Geri verme zamanı” başlıklı 392. maddesi; Ödüncün geri verilmesi konusunda belirli bir gün ya da bildirim süresi veya borcun geri istendiği anda muaccel olacağı kararlaştırılmamışsa ödünç alan, ilk istemden başlayarak altı hafta geçmedikçe ödüncü geri vermekle yükümlü değildir.” şeklindedir.

Davacı tanığı T.S.A.’nın 21.03.2024 tarihli duruşmada; “davacı arkadaşımdır, zaman zaman bir araya geliriz, 2020’nin sonunda tarihin tam hatırlayamamakla birlikte bir araya geldiğimizde kardeşinin kendisinden bahçe için 1,5 milyon TL civarında para istediğini, kendisinin de gönderdiğini söylemişti, birkaç ay sonra bir araya geldiğimizde parayı istediğini ancak kardeşinin vermediğini söyledi, yanımızda da defeatle kardeşini arayarak vermiş olduğu ödünç parayı istedi..” şeklinde beyanda bulunduğu görülmüştür.

TBK’nın 392. maddesi hükmü gereği ilk istemden başlayarak altı hafta geçmedikçe ödüncün geri verilemeyeceği açık olup, istemin nasıl yapılması gerektiğine dair bir düzenleme bulunmadığı, davacı tanığının yukarıda yer verilen beyanı ile 2021 yılının ilk aylarında ödüncün geri istendiğinin davacı tarafça ispatlanmış olduğu, icra takibinin ise altı haftalık istem süresinden sonra 3.11.2022 tarihinde başlatıldığı gözetildiğinde, Mahkemece işin esası incelenerek bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçeyle davanın usulden reddine karar verilmiş olması usul ve kanuna aykırı olup kararın bozulmasına karar verilmiştir.

2. Bozma nedenine göre tarafların sair temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;

1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı tarafların istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi Kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 373/1 maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanunun 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA,

3. Bozma nedenine göre tarafların sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına,
40.000,00 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
Peşin alınan temyiz harçlarının istek halinde temyiz edenlere iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
03.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

  • İlk yayınlanma tarihi: 08 Eylül 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!