TBB Disiplin Kurulu Kararı – E. 2025/528 K. 2025/592

Kaynak: Türkiye Barolar Birliği. Bu karar metni TBB tarafından yayımlanan kaynak metinden aktarılmıştır: barobirlik.org.tr/DisiplinKararlariDetay/2037

Güncel metin için TBB’deki kaynak sayfa esas alınmalıdır. Bu karar idari niteliktedir; yargı kararı değildir ve mahkemeler açısından bağlayıcı içtihat oluşturmaz.

İlgili AVK maddeleri: AVK Madde 34, AVK Madde 134
[ÖZET] Avukatın mesleki faaliyetini yerine getirirken yalnızca hukuki yollarla alacağını tahsil etmeye çalışması gerekirken, borçlunun ve yakınlarının sık sık aranması, mesaj gönderilmesi ve bu şekilde baskı oluşturulması, mesleğin onurunu zedeleyen ve toplumda avukatlık mesleğine duyulan güveni sarsan niteliktedir. Her ne kadar görüşmelerin büro çalışanı tarafından yapıldığı ileri sürülmüşse de hukuk bürosunun yönetici avukatı olarak şikâyetlinin bu süreçten sorumlu olduğu tartışmasızdır.
(Av. Yas. m. 34, 134 TBB Mes. Kur. m. 3,4 )

[KARAR METNİ] İtirazın süresinde olduğu anlaşılmakla dava dosyası incelendi.
Şikâyetli avukat hakkında; “Alacaklı vekili sıfatıyla, borçlu şikâyetçiyi, oğlunu ve kardeşlerini büro çalışanları aracılığıyla 01.06.2021-01.10.2021 tarihleri arasında sık sık aratıp, borcun ödenmesine dair sözler söylemek ve benzer içerikte yaklaşık 16 adet mesaj göndermek suretiyle 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 35/A maddesinde düzenlenen uzlaşmaya davet yetkisini aşarak rahatsızlık verip baskı altında tahsilat yapmaya çalıştığı” iddiası bakımından başlatılan disiplin davasında, ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Şikâyetli vekili savunmasında özetle, müvekkilinin şikâyete konu olay ile doğrudan ilgisi olmadığını, sayıca fazlaca çalışanı olan bir Hukuk Bürosunun yönetici avukatı pozisyonunda olduğunu, ofiste icra takiplerini yürüten birim olduğunu, … borçluları ile iletişime geçen ofis çalışanının E.E olduğunu, çalışanca yapılan görüşmelerde herhangi bir hakaret ve tacizin söz konusu olmadığını, kendisine sulh teklifinde bulunulup, ödeme kolaylığı sağlanmaya çalışıldığını, şikâyetlinin olaydan haberinin olmadığını, yürütülen icra takibinin hukuka uygun şekilde yürütüldüğünü, şikâyetin soyut iddiadan ibaret olduğunu beyan etmiştir.
İncelenen dosya kapsamından, dosyanın önceden Kurulumuza intikal ettiği, Kurulumuzun 18.09.2024 günlü kararı ile Baro Disiplin Kurulunca, şikâyetlinin savunma dilekçesinde dayandığı tanık dinletme hakkının kullanılmasına izin verilerek, şikâyetli tanığı E.E dinlendikten sonra dosya esası hakkında yeniden bir karar verilmesi gerekeceğinden kararın bozulmasına karar verildiği,
Baro Yönetim Kurulu’nun 25.01.2023 günlü toplantısında, Avukatlık Kanunu’nun 134, Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 3 ve 4. maddesi uyarınca şikâyetli hakkında disiplin kovuşturması açılmasına karar verildiği,
Disiplin yargılamasına konu eylem nedeniyle Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 28.10.2022 günlü “Olur”u ile şikâyetli avukat hakkında soruşturma izni verilmediği,
Bozma kararımız gibi tanık E.E’in ifadesine başvurulduğu, tanığın, “Ben Av. K.A’nın ofisinde icra takip biriminde çalışıyorum. F.Y’nin dosyasıyla da bizzat ben ilgilendim. Karşılıklı konuşmalar yaptık ve mesajlar gönderdim. Çünkü F.Y’nin … den alışveriş yapması nedeniyle borcu bulunmaktadır. Borcunu da ödememiştir. Haczin son çare olması nedeniyle icra dosyası, borcu hususunda bilgilendirdik, hiçbir şekilde haber vermeden hacze gitmektense bilgilendirmeler yaptık. Kötü niyetli olarak yapmadım, ayrıca kendisine karşı hakaret içerikli ya da tehdit içerikli herhangi bir sözde bulunmadım. Amacım yardımcı olmaktı. Ayrıca yapılan görüşmeler tamamen karşılıklıdır.” şeklinde beyanda bulunduğu,
Baro Disiplin Kurulu’nca, “Disiplin soruşturmasına konu eylem, icra takibi sonrasında şikâyetçinin borcu nedeniyle pek çok kez aranması hakaret, rahatsız edici sözler söylemesine ilişkindir. Şikâyetçi iddiaları ve şikâyetli savunmaları birlikte incelendiğinde, şikâyetçinin kendisine hakaret edildiğin dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmamaktadır. Şikâyetçiyle yapılan telefon görüşmelerinin, şikâyetçinin de aramalarını içeren karşılıklı görüşmeler şeklinde olduğu, taciz boyutuna ulaşmadığı, Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 28.01.2022 tarih ve E-68215580-101.05.7-2021/13325-AVK-2966 sayılı düşünce örneğinde bahse konu eylemin soruşturma izni verilmesini gerektirir mahiyette ve ağırlıkta olmadığı, belirtilerek soruşturma izni verilmediği görülmekle, şikâyetlinin Türkiye Barolar Birliği Meslek kuralları ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’na aykırı bir işleme ve eylemine de rastlanmamış, gerek tanık beyanı gerekse Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün düşünce örneği doğrultusunda şikâyetli avukat hakkında ‘CEZA TAYİNİNE YER OLMADIĞINA’ karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.” gerekçesiyle karar verildiği,
Şikâyetlinin disiplin sicil özetinde tekerrüre esas ceza olmadığı,
Şikâyetçinin 20.05.2025 kayıt tarihli itiraz dilekçesinde özetle, şikâyetinin devam ettiğini, şikâyetli tarafından mağdur edildiğini, eylemin çalışan tarafından yapılmasının önem arz etmediğini belirterek karara itiraz ettiği,
Şikâyetli avukatın 12.06.2025 kayıt tarihli itiraza cevap dilekçesinde özetle, önceki savunmasını aynen tekrarla, eylemde kusuru bulunmadığını, görüşmenin çalışanı tarafından yapıldığını, beyanların dosyada olduğunu, müvekkilinin menfaatlerini korumak amacıyla hukuka uygun olarak hareket ettiğini belirterek şikâyetin reddine karar verilmesini talep ettiği görülmektedir.
Şikayetçinin itirazı ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;
Şikâyetli avukat hakkında yürütülen disiplin yargılaması, alacaklı vekili sıfatıyla, borçlu şikâyetçi ve yakınlarının hukuk bürosu çalışanları aracılığıyla defalarca aranıp mesaj gönderilmesi suretiyle baskı oluşturulduğu iddiasına dayanmaktadır. Baro Disiplin Kurulu, şikâyetlinin doğrudan hakaret veya tehdit içeren söz söylemediği, telefon görüşmelerinin karşılıklı olduğu ve eylemin taciz boyutuna ulaşmadığı gerekçesiyle “ceza tayinine yer olmadığına” karar vermiştir.
Ne var ki, yapılan inceleme ve itiraz dilekçesindeki beyanlar dikkate alındığında, şikâyetli avukatın davranışlarının Avukatlık Kanunu’nun 134. maddesinde öngörülen meslek vakarına uygun hareket etme yükümlülüğü ile Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 3. ve 4. maddelerinde düzenlenen dürüstlük, saygı ve güven ilkelerine aykırılık teşkil ettiği anlaşılmıştır.
Avukatın mesleki faaliyetini yerine getirirken yalnızca hukuki yollarla alacağını tahsil etmeye çalışması gerekirken, borçlunun ve yakınlarının sık sık aranması, mesaj gönderilmesi ve bu şekilde baskı oluşturulması, mesleğin onurunu zedeleyen ve toplumda avukatlık mesleğine duyulan güveni sarsan niteliktedir.
Her ne kadar görüşmelerin büro çalışanı tarafından yapıldığı ileri sürülmüşse de hukuk bürosunun yönetici avukatı olarak şikâyetlinin bu süreçten sorumlu olduğu tartışmasızdır.
Kurulumuzun benzer olaylara ilişkin emsal kararlarında da avukatın çalışanı eliyle gerçekleştirilen, fakat denetim ve gözetim yükümlülüğünü ihmal ettiği eylemlerden sorumlu tutulduğu, meslek onurunu zedeleyici davranışların disiplin cezasını gerektirdiği kabul edilmiştir. Yine, avukatın müvekkil menfaatini koruma görevi çerçevesinde dahi olsa, mesleğin vakar ve saygınlığını zedeleyecek yöntemlere başvurmasının disiplin yaptırımını gerektirdiği tartışmasızdır.
Bu nedenlerle, şikâyetlinin eyleminin sabit olduğu ve eylemin karşılığı olan cezanın uyarma cezası olduğu değerlendirilmekle, itirazın kabulü ile kararın kaldırılmasına, şikâyetli avukatın uyarma cezası ile cezalandırılmasına karar vermek gerekmiştir.
Gereği düşünüldü:
1-Şikâyetçinin itirazının kabulüne, … Barosu Disiplin Kurulu’nun “Disiplin Cezası Verilmesine Yer Olmadığına” ilişkin 07.03.2025 gün ve 2025/1 Esas, 2025/14 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, şikâyetli avukatın UYARMA CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
2- Kurulumuz kararının tebliğini izleyen günden itibaren 60 gün içinde Ankara İdare Mahkemesinde dava yolu açık olmak üzere,
Oybirliğiyle karar verildi.

  • İlk yayınlanma tarihi: 05 Eylül 2025
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!