Kaynak: Türkiye Barolar Birliği. Bu karar metni TBB tarafından yayımlanan kaynak metinden aktarılmıştır: barobirlik.org.tr/DisiplinKararlariDetay/2036
Güncel metin için TBB’deki kaynak sayfa esas alınmalıdır. Bu karar idari niteliktedir; yargı kararı değildir ve mahkemeler açısından bağlayıcı içtihat oluşturmaz.
(Av. Yas. m. 34, 134 TBB Mes. Kur. m. 3,4 ) [KARAR METNİ] İtirazın süresinde olduğu anlaşılmakla dava dosyası incelendi.
Şikâyetli avukat hakkında; “Davacı vekili olduğu … 3.İdare Mahkemesinin 2024/539 esas sayılı dava dosyasında dava dilekçesinde müvekkilinin yargılama harç ve giderlerini karşılayabilecek durumda olmadığı, ödeme gücünden yoksun olduğu ve üzerine kayıtlı mal varlığı bulunmadığına dair beyanına karşın mahkemece yapılan araştırmada müvekkili üzerine kayıtlı taşınmaz ve araç kaydı bulunduğu bilgisi ile müvekkilinin SGK çalışanı olduğu bilgisinin tespit edildiği, bu cümleden olarak şikâyetlinin mahkemeyi yanıltıcı ifadeler kullandığı ” iddiası bakımından başlatılan disiplin davasında, eylem sabit görülerek disiplin cezası tayin edilmiştir.
Şikâyetli avukat yazılı savunmasında özetle, adli yardım talebinin kabulü veya reddi şartlarının 6100 sayılı kanunda düzenlendiğini, avukatlık mesleğinin özünün bir talepte bulunma ve müvekkilin hakkını koruma mesleği olduğunu, talep edilen hususun mahkeme tarafından değerlendirilerek şartları varlığına göre kabul veya ret edileceğini, somut olayda talebinin ret edildiğini, müvekkilinin taşınmazı ile ilgili alınan yıkım kararının iptali için müvekkilinin talebi üzerine dava açması gerektiğini ancak müvekkilinin dava masrafını sonradan göndereceğini beyan ettiğini, müvekkiline ulaşamadığını, hak kaybını önlemek için de davayı açtığını, davayı açtıktan çok sonra müvekkiline ulaştığını ve davacının eşinin dava masrafını 05.06.2024 tarihinde kendisine gönderdiğini, mahkemeyi yanıltıcı beyanda bulunmadığını zira müvekkilinin adına herhangi bir mal varlığı bilgisine sahip olmasının mümkün olmadığını, neticeden söz konusu beyanın müvekkilin süre kaybını önlemeye yönelik olduğunu, mahkemenin üzerine düşenin de talebin yasal koşullarının var olup olmadığını araştırarak buna göre talebi kabul veya ret etmek olduğunu, yapılan şikâyetin haksız olduğunu hakkında kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilmesini talep etmiştir.
İncelenen dosya kapsamında; Baro Yönetim Kurulu’nun 17.07.2024 günlü toplantısında şikâyetli hakkında Avukatlık Kanunu’nun 34 ve Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 3 ve 4.maddeleri gereğince disiplin kovuşturması açılmasına karar verildiği,
Baro Disiplin Kurulu’nca “Dosyada yapılan incelemede şikâyetli avukat dava dilekçesinde müvekkilinin dava harç ve masrafların karşılayacak ekonomik güce sahip olmadığı gerekçesi ile mahkemeden adli yardım talebinde bulunmuştur. Mahkemede davacı asil hakkında malvarlığı araştırması yaparak şahsın adli yardım talebinin yerinde olmadığına karar vermiştir. Avukat müvekkilinin haklarını en üst seviyede korumak için gerekenleri yapmakta serbest olup bu yönde mahkemeden talepte bulunabilirse de bu serbesti sonsuz bir serbesti olmayıp kanunlarla ve yasalarla ve meslek ilke ve kuralları ile sınırlıdır. Dosyamızda avukat zaten müvekkili hakkında mal varlığı olmadığına ilişkin beyanı müvekkilinin harç ve masrafları ödeyemediği ve ona süre kazandırmak için yaptığını kabul etmiştir. Dolayısı ile şikâyetli avukat müvekkilinin adli yardım koşullarını taşımadığını bilerek bu başvuruda bulunmuş olup; avukatın böyle bir talepte bulunması avukatlık mesleğinin saygınlığını ve itibarına gölge düşürecek niteliktedir. İş bu nedenlerle avukatın eylemine konu koşullarını taşımadığı halde müvekkili hakkında adli yardım talebinde bulunmasının 1136 sayılı Kanun’un 34 ve Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 3, 4. maddelerine aykırılık teşkil etmektedir…Savunma hakkı sınırlarının unsurları, savunmada kullanılan sözler, yargılamanın hukuksal yönü ile ilgili olarak, ‘hakkın ortaya çıkarılmasına yararlı, etkili ve hatta zaruri açıklama’, ‘objektiflik, gerçek ve somut vakıalara dayanma’
,
‘uyuşmazlıkla bağlantılılık’ ve ‘hukuki açıklama’ esaslarına uygun olmalıdır. Avukat objektif olmalıdır. Avukatın müvekkilinin verdiği kanıtlarla dava açması veya talepte bulunması, yasadan doğan görevidir. Önemli olan böyle bir başvurmayı yaparken veya davayı açarken avukatın karşı taraf için objektifliği ihlal eden mesleğin gerektirdiği saygı ve güvene yakışır tarzda hareket etmesidir. Avukat görevini yaparken, mesleğin kutsallığına ve adaleti tesis etme yükümlülüğüne gölge düşürecek sav ve savunmalardan uzak durmalıdır. Avukat savunma hakkını kullanırken tutarlı olmalıdır. Adli Yardım Koşullarını taşımadığını bilerek yapılan başvuru avukatlık mesleğinin itibarına gölge düşürecektir. Bu sebepten isnat edilen eylemin takdiren uyarma cezası ile tecziyesine karar verilmiştir.” gerekçesiyle karar verildiği,
Şikâyetlinin disiplin sicil özetinde cezasının bulunmadığı,
Şikâyetli avukatın 10.06.2025 kayıt tarihli itiraz dilekçesinde özetle; … 3.İdare Mahkemesinin şikâyetinin haksız olduğunu, ayrıca disiplin kurulundaki oturumlara dayanaklı mazeret dilekçesi göndermiş olmasına rağmen savunma hakkının kısıtlandığını, şikâyete konu olayda hiçbir şekilde mesleki kusurunun, hatasının ya da ihmalinin bulunmadığını belirterek cezanın kaldırılmasına karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.
Dosya incelendi;
İncelenen dosya kapsamından, şikâyetli avukatın müvekkili adına dava açarken müvekkilinin dava harç ve masraflarını ödeyemediğinden ona süre kazandırmak adına davayı adli yardım talepli olarak açtığı bu bağlamda müvekkilinin adli yardım koşullarını taşımadığını bildiği halde dava açarken ödenmesi gereken harç ve masrafları ödenmemesi amacıyla bu yönde beyanda bulunduğu disiplin kovuşturması sürecinde verdiği beyanları ile sabit olmakla, şikâyetli avukatın müvekkilinin hakkını korumaya yönelik davrandığı yönündeki savunmasına itibar edilmediği görülmektedir.
Avukatlık mesleği güven ve sadakat esasına dayanmaktadır. Müvekkil ile avukat arasındaki güven ilişkisinin temelini müvekkilin menfaatlerinin en üst düzeyde korunması oluşturur. Ancak avukat, müvekkilinin menfaatlerini korurken mesleğin güvenirliğine ve saygınlığına zarar getirecek davranışlardan kaçınmalıdır. Zira avukatlık mesleği dürüstlük temelleri üzerine kurulmuş bir meslektir. Avukat müvekkilinin menfaatlerini korurken de her zaman dürüst ve bağımsız olarak hareket etmelidir.
Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 3. maddesi, “Avukat mesleki çalışmasını ve kamunun inancını ve mesleğe güvenini sağlayacak biçimde ve işine tam bir sadakatle yürütür.”, 4. maddesi, “Avukat, mesleğin itibarını zedeleyecek her türlü tutum ve davranıştan kaçınmak zorundadır.” hükümlerini amirdir.
Şikâyetli avukatın, müvekkilinin adli yardım koşullarını taşımadığını bildiği halde bu yönde beyan ve talepte bulunması yukarıda ifade edilen meslek kuralları ile Avukatlık Kanunu’nun 34.maddesinin, “Avukatlar, yüklendikleri görevleri bu görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek ve avukatlık unvanının gerektirdiği saygı ve güvene uygun biçimde davranmak ve Türkiye Barolar Birliğince belirlenen meslek kurallarına uymakla yükümlüdürler.” hükmünde yer alan özen yükümlülüğüne aykırılık teşkil ettiğinden bu yöndeki Baro Disiplin Kurulu kararında hukuki isabetsizlik bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle şikâyetli avukatın itirazının reddi ile Baro Disiplin Kurulu kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Gereği düşünüldü:
1-Şikâyetli avukatın itirazının reddine, … Barosu Disiplin Kurulu’nun Şikâyetlinin
“Uyarma Cezası ile Cezalandırılmasına”
ilişkin 28.03.2025 gün ve 2024/28 Esas, 2025/11 Karar sayılı kararının
ONANMASINA
,
2-Kurulumuz kararının tebliğini izleyen günden itibaren 60 gün içinde Ankara İdare Mahkemesinde dava yolu açık olmak üzere,
Oy birliğiyle karar verildi.
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe