TBB Disiplin Kurulu Kararı – E. 2025/607 K. 2025/570

Kaynak: Türkiye Barolar Birliği. Bu karar metni TBB tarafından yayımlanan kaynak metinden aktarılmıştır: barobirlik.org.tr/DisiplinKararlariDetay/2035

Güncel metin için TBB’deki kaynak sayfa esas alınmalıdır. Bu karar idari niteliktedir; yargı kararı değildir ve mahkemeler açısından bağlayıcı içtihat oluşturmaz.

[ÖZET] Şikâyetli avukatın icra müdür yardımcısı görevini ifa eden şikâyetçiye karşı tehdit ve hakaret suçlarını işlediği sabit olmakla bu eylemleri ile yukarıda belirtilen maddelere aykırı davranarak mesleğin itibarını zedelediği Avukatlık Kanunu 136/1 maddesi delaletiyle eyleminde kusurlu olduğunun kendisine bildirilmesi gerektiği değerlendirilmiş bu nedenle şikâyetli avukatın eylemine uyan Avukatlık Kanunu 135/2. Maddesi gereğince kınama cezası ile cezalandırılması gerekirken uyarma cezası takdir edilmesinde hukuki isabet görülmemiş, Avukatlık Kanunu 157/6 maddesi gereğince kararının düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
(Av. Yas. m. 34, 134,135,157/6 TBB Mes. Kur. m. 3,4 )

[KARAR METNİ] İtirazın süresinde olduğu anlaşılmakla dava dosyası incelendi.
Şikâyetli avukat hakkında; Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 11.12.2018 günlü “Olur”u ile; “Vekil sıfatıyla gittiği … 3. İcra Müdürlüğünde müvekkillerine ait olmayan dosyaları incelerken hukuka aykırı davranışlarda bulunduğu, bu cümleden olarak;
1-12.04.2018 tarihinde icra müdürlüğü raflarında bulunan dosyalan seri halde inceleyip notlar alırken icra müdürlüğü görevlisi müşteki tarafından müvekkiline ait olmayan dosyalarda inceleme yapamayacağına ilişkin uyarı üzerine ‘ben avukatım, istediğim kadar dosyayı incelerim, hepsini inceleyeceğim, sen karışamazsın, git çok istiyorsan tutanağını tut’ demesi üzerine tartışmanın devam ettiği sırada dairede bulunan diğer kişilerin araya girmesine rağmen görevliye yönelik olarak ‘seni o koltukta oturtmayacağım, ya sen öleceksin, ya ben öğleden sonra da gelip dosyaları incelemeye devam edeceğim, sen bana engel olamazsın, git başsavcını çağır beraber engelleyin’ şeklinde sözler söylediği,
2-13.04.2018 tarihinde İcra Müdürü E.C’nin, müşteki A.D ile aralarındaki husumetin giderilmesi isteğine ‘özür dileyip, gelip elimi öpsün, sonra da eşşek gibi, köpek gibi anırsın ondan sonra barışırım’ şeklinde cevap verdiği” iddiası bakımından soruşturma izni verilmesi üzerine başlatılan disiplin davasında, eylem sabit görülerek ceza tayin edilmiştir.
Şikâyetli avukat sözlü ve yazılı savunmasında özetle; suçlamayı kabul etmediğini, kendisinin vekil olduğu icra dosyalarında şikâyetçinin kasıtlı olarak işlemleri geç yaptığından bahisle şikâyetçi hakkında savcılık şikâyetinin bulunduğunu, bu şikâyet dosyasına delil sunmak için de müdürlükteki diğer dosyaları incelediği sırada şikâyetçinin kendisine müdahale ettiğini, olayın 12.04.2018 tarihli tutanakta tutulduğu gibi olmadığını, bahse konu tutanakta çelişkiler olduğunu, bir gün sonra şikâyetçi ile barışması yönünde yapılan teklif üzerine yaşanan olayın da 13.04.2018 tarihinde tutulan tutanakta belirtildiği gibi olmadığını, tutanaklara itibar edilmemesi gerektiğini, şikâyetçi hakkında yapmış olduğu şikâyeti ile ilgili takipsizlik kararına karşı kanun yararına bozma talebinde bulunduğunu sonucunun beklenmesi gerektiğini belirterek hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesini talep etmiştir.
Disiplin yargılamasına konu eylem nedeniyle yargılandığı mahkemedeki savunmasında, “Ben …’da avukatlık yapmaktayım. Bir kısım evraklarım müştekinin çalıştığı icra müdürlüğüne düşmekteydi. Müşteki uzunca süre dosyalarıma işlem yapmamaktaydı, geç yapmaktaydı, 3 günlük yasal süre içerisinde yapmamaktaydı. Ben kendisini defalarca ikaz ettim. Ancak yine yapmadı ve ben de savcılığa suç duyurusunda bulundum. Savcılıktan işlem yapılan dosyaların dökümünü istedim ancak savcılıkça bu husus yerine getirmediğinden bu durumu ben icra dairesinde yapmak istedim. Dosyaları incelerken müşteki bunu fark etmiş ki yanıma geldi, önümdeki dosyayı yere attı. Ben de dosyayı inceleme hakkım olduğunu bunu yapamayacağını söyledim yanımıza gelen arkadaşlar gelerek kendisini uzaklaştırdı. Bana burada dosya inceleyemezsin buna izin vermiyorum dedi, bende bunun üzerine müştekinin amiri pozisyonunda olan E.C’ye gereğini yapmasını istedim. Müştekiyi benden uzaklaştırdılar ancak müşteki elindeki kalemi bana atmıştır. Daha sonra müşteki bana telefonumu vereyim beni ara akşam görüşelim dedi. Müştekinin agresif tavırları ve bana vurma girişimleri devam edince ben icra dairesini terk ettim. Daha sonra ertesi gün tekrar icra dairesine dosya incelemek için gittim. İcra müdürü E.C bizi barıştırmak istedi.  Ben de kendisi beni adliyeye rezil etti dedim, barışmak için de bazı şartlarımın olduğunu söyledim. Kendisinin benden olayda bana bağırdığı şekilde benden bağıra bağıra özür dilemesini istedi. Müşteki yönlendirdiği kişilerle aleyhime gerçeğe aykırı tutanaklar tutmuştur. Üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum. Beraatime karar verilmesini istiyorum.” şeklinde beyanda bulunmuştur.
İncelenen dosya kapsamından; Dosyanın önceden Kurulumuza intikal ettiği, Kurulumuzun 24.05.2025 günlü toplantısında; Baro Disiplin Kurulu kararının ve şikâyetli avukatın itiraz dilekçesinin şikâyetçiye tebliğ edilmemiş olması sebebi ile usul eksikliğin giderilmesi için dosyanın esastan incelenmeksizin Baro’suna iadesine karar verildiği, Baro Disiplin Kurulu’nca eksiklerin ikmal edildiği,
Baro Yönetim Kurulu’nun 12.04.2019 günlü toplantısında disiplin kovuşturması açılmasına yer olmadığına karar verildiği, karara karşı yapılan itirazın Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu’nun 25.07.2019 günlü toplantısında ret edildiği, dosyanın Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğünün 30.09.2019 günlü yazısı ile geri gönderildiği, Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunun 25.10.2019 günlü toplantısında 25.07.2019 tarihinde verilen “itirazın reddi” kararında ısrar edildiği, ısrar kararına karşı  Ankara 15.İdare Mahkemesi’nin 2019/2259 esas sayılı dosyasına kayden açılan iptal davasında 28.12.2022 gün 2019/1341 karar sayılı ilamla işlemin iptal edildiği, iptal kararı üzerine Baro Yönetim Kurulu’nun 27.01.2023 günlü toplantısında şikâyetli avukat hakkında disiplin kovuşturması açılmasına karar verildiği,
Şikâyetli avukatın disiplin kovuşturmasına konu eylemi nedeniyle, “Tehdit” ve “Hakaret” suçundan cezalandırılması istemiyle … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2019/499 esasına kayden açılan kamu davasında, Mahkemenin 30.06.2020 gün ve 2020/172 karar sayılı ilamı ile; sanık şikâyetli avukatın,
1-Tehdit suçundan TCK’nın 106/1-1.cümle ve 62/1. maddesi gereğince neticeten 5 Ay Hapis Cezası ile Cezalandırılmasına ve CMK’nın 231/5 maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına,
2-Hakaret suçundan TCK’nın 125/3-a ve 62/1 maddesi gereğince neticeten 10 Ay Hapis Cezası ile Cezalandırılmasına ve CMK’nın 231/5 maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği,
Her iki kararın itirazın reddi üzerine 08.09.2020 günü kesinleştiği,
Mahkemenin; “ Her ne kadar sanık savunmasında mağdurun uzunca süreden beri kendisinin vekili olduğu dosyalarına işlem yapmamakla olduğunu bundan dolayı onu şikâyet ettiğini, olay günü de dosya incelerken mağdurun gelip önündeki dosyayı yere attığını ve dosyayı inceleyemezsin buna izin vermiyorum, demesi üzerine onun amiri olan İcra Müdürü E.C’ye bildirdiğini belirterek suçlamayı kabul etmediğini söylemiş ise de; Mağdurun aşamalarda uyumlu beyanlarında sanığın kendisine hakaret ve tehditlerde bulunduğunu beyanla tutulan tutanağın gerçeği yansıttığını belirtmiş olması, tanık U.O’un soruşturma aşamasındaki beyanında özetle sanığın mağdura benim dosya incelememe engel olamazsın ya benim buradan ölüm çıkar yada senin ifadesini kullandığını beyan etmiş olması tanık Y.E.D’ye tutanak içeriğinin doğru olduğunu imzanın kendisine ait olduğunu sanığın mağduru ölümle tehdit ettiğini beyanla köpek gibi eşşek gibi yalvaracak elimi öpecek şeklinde konuştuğunu beyan etmiş olması tanık E.C’ye de alınan beyanında barıştırma girişiminde bulunduğunu ancak sanığın mağdurun özür dileyip elini öpmesini eşek gibi köpek gibi anırmasını şart koştuğunu beyan etmiş olması ile sözü edilen tutanak içeriği hep birlikte ele alınıp değerlendirildiğinde sanık savunmasının maddi gerçeği yansıtmadığına kanaat getirilerek savunmasına itibar edilmemesi gerektiği değerlendirilmiş ayrıca tanıklar A.K ve H.K’nın sanığın akrabası olmaları nedeniyle tanık M.F.A’nın da sanığın eski çalışanı olması nedeniyle ve bu üç tanığın aynı zamanda sadece kovuşturma aşamasında isimleri sanık tarafından gündeme getirilen tanıklar olmaları nedeniyle bu üç tanığın beyanlarına üstünlük tanınmaması gerektiği kanaatine varılmıştır. Böylece sanığın mağdura yönelik tehdit suçunu işlediği sabit görüldüğünden cezalandırılması gerektiği hususunda her türlü kuşkudan uzak kesin ve mutlak vicdani kanaate varılmış olmakla, eylemine uyan TCK 106/1-1. Cümlesi gereğince alt sınırdan temel ceza tayinin ardından takdiri indirime dayalı aynı yasanın 62/1. Maddesi uygulanarak sonuçta 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmesi gerekmiştir. Ayrıca sanığın olay günü dairesinde çalışmakta olan kamu görevlisi mağdura yönelik görevinden dolayı hakaret suçunu işlediği sabit görüldüğünden cezalandırılması gerekmiş olup, eylemine uyan TCK 125/3-a. maddesi gereğince alt sınırdan temel ceza tayinin ardından takdiri indirime dayalı aynı yasanın 62/1.Maddesi uygulanarak sonuçta 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmesi gerekmiştir. Her iki hükümle ilgili olarak uygulanma koşulları oluştuğu için verilen hükümlerin açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi gerekmiş olmakla aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.” gerekçesiyle karar verdiği,
Baro Disiplin Kurulu’nca “Somut olayda şikâyet olunan avukatın açılan kamu davası kapsamında sabit bulunan eyleminin 1136 Sayılı Avukatlık Kanunu’nun ‘Avukatın Hak ve Ödevleri’ kısmının 34. maddesinde düzenlenen ‘Avukatlar, yüklendikleri görevleri bu görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek ve avukatlık unvanının gerektirdiği saygı ve güvene uygun biçimde davranmak ve Türkiye Barolar Birliğince belirlenen meslek kurallarına uymakla yükümlüdürler’ düzenlemesinin ve Türkiye Barolar Birliği Meslek Kurallarının, II. Yargı Organlarıyla ve Adli Mercilerle İlişkiler, madde 25’te düzenlenen ‘25. Avukat, mahkeme kalemlerinde, icra dairelerinde ve her türlü mercilerde çalışan görevlilerle olan ilişkilerinde de meslek onuruna ve ağırbaşlılığına uygun tutum ve davranışlarını korur.’  kuralının ihlali niteliğinde olduğu değerlendirilmiş ve şikâyetle avukatın eylemine uyan 1136 Sayılı Avukatlık Kanununun 135/1 düzenlemesi uyarınca UYARMA cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir” gerekçesiyle karar verildiği,
Şikâyetlinin disiplin sicil özetinde ceza olmadığı,
Şikâyetli avukatın 24.02.2025 kayıt tarihli itiraz dilekçesinde özetle; kovuşturmaya konu eylem sebebi ile ceza yargılamasında hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verildiğini, istinaf incelemesinden geçmeden kesinleşen bu karara dayanılarak hakkında ceza tesis edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, Baro Disiplin Kurulunca haksız tahrik hususunun değerlendirilmediğini, bu yönü ile de kararın eksik ve hatalı olduğunu belirterek cezanın kaldırılmasını talep ettiği,
Şikâyetçinin 09.07.2025 kayıt tarihli itiraza cevap dilekçesinde özetle, şikâyetli avukatın itiraz dilekçesi ekinde … 5.Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/896 esas sayılı dosyasına ait duruşma tutanaklarını sunduğunu ancak anılan mahkemenin kesinleşmiş ilamını sunmadığını, aynı şekilde şikâyetli avukatın mahkumiyeti ile sonuçlanan … 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2019/499 esas 2020/172 karar sayılı ilamının da dosyaya sunulmadığının anlaşıldığını belirterek bu ilamları dilekçe ekinde sunmakla, bu belgelerin değerlendirilmesi neticesinde karar verilmesini talep ettiği,
… Cumhuriyet Başsavcılığının 31.01.2025 kayıt tarihli itiraz dilekçesinde özetle, şikâyetli hakkında yapılan … 1.Ağır Ceza Mahkemesinin 30.04.2020 tarih 2019/499 esas 2020/172 karar sayılı ilamı dikkate alındığında ilgilinin kınama cezası ile cezalandırılmasına karar verilmesi gerekirken uyarma cezası ile cezalandırılmasına dair kararın yasa ve usule aykırı olduğu belirtilerek kararın kaldırılmasının talep edildiği,
Şikâyetli avukatın 24.02.2025 kayıt tarihli itiraza cevap dilekçesinde özetle, kovuşturmaya konu eylem sebebi ile ceza yargılamasında hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verildiğini, istinaf incelemesinden geçmeden kesinleşen bu karara dayanılarak hakkında ceza tesis edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, Baro Disiplin Kurulunca haksız tahrik hususunun değerlendirilmediğini, bu yönü ile de kararın eksik ve hatalı olduğunu belirterek … Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının reddi ile cezanın kaldırılmasını talep ettiği görülmüştür.
Dosya incelendi;
Avukatlık Kanunu’nun 34.maddesi “Avukatlar, yüklendikleri görevleri bu görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek ve avukatlık unvanının gerektirdiği saygı ve güvene uygun biçimde davranmak ve Türkiye Barolar Birliğince belirlenen meslek kurallarına uymakla yükümlüdürler.” hükmünü,
Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 3. Maddesi “Avukat, mesleki çalışmasını kamunun inancını ve mesleğe güvenini sağlayacak biçimde ve işine tam bir sadakatle yürütür.” 4. Maddesi “Avukat, mesleğin itibarını zedeleyecek her türlü tutum ve davranıştan kaçınmak zorundadır. Avukat, özel yaşantısında da buna özenmekle yükümlüdür.” 5. Maddesi “Avukat, yazarken de konuşurken de düşüncelerini olgun ve objektif bir biçimde açıklamalıdır. Mesleki çalışmasında avukat, hukukla ve yasalarla ilgisiz açıklamalardan kaçınmalıdır.” 25.maddesi “Avukat, mahkeme kalemlerinde, icra dairelerinde ve her türlü mercilerde çalışan görevlilerle olan ilişkilerinde de meslek onuruna ve ağırbaşlılığına uygun tutum ve davranışlarını korur.” hükümlerini amirdir.
Somut olayda, şikâyetli avukatın tehdit ve hakaret suçlarından yargılandığı, yapılan ceza yargılamasında her ne kadar her iki suç bakımından da hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği ve kararın kesinleştiği sabit ise de hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının şartlarını düzenleyen CMK’nın 231. maddesinde “sanığa yüklenen suçtan” söz edilmektedir. Kanunun ifadesine göre, hükmün açıklanmasının geri bırakılması halinde sanığın suçu sübut bulmaktadır. Zira hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için mahkeme delilleri araştırmakta ya da ispat faaliyetlerini başka bir ifade ile yargılamayı tamamlamakta ve mahkeme sanki hüküm açıklanacakmış gibi tüm araştırma ve incelemesini yapmaktadır. Dolayısıyla, ceza mahkemesinin bu kararı disiplin soruşturması açısından güçlü delil niteliğindedir. Başka bir ifade ile disiplin soruşturmasına konu olan fiilin işlendiği ceza mahkemesinin kararıyla tespit edilmiş olmaktadır. Bu durumda, sanık bir kamu görevlisi ise idare, ilgili kamu görevlisi hakkında henüz disiplin soruşturması açmamış ise, soruşturma açmak; disiplin soruşturması açmış ise, soruşturmayı ceza mahkemesinin kararı ışığında neticelendirmek özellikle de burada toplanan somut olayı temsil eden somut delillere göre soruşturmayı sonlandırmak ve eylem aynı zamanda disiplin suçunu oluşturuyorsa disiplin cezası tesis etmek durumundadır.
İncelenen dosya kapsamından da şikâyetli avukatın icra müdür yardımcısı görevini ifa eden şikâyetçiye karşı tehdit ve hakaret suçlarını işlediği sabit olmakla bu eylemleri ile yukarıda belirtilen maddelere aykırı davranarak mesleğin itibarını zedelediği Avukatlık Kanunu 136/1 maddesi delaletiyle eyleminde kusurlu olduğunun kendisine bildirilmesi gerektiği değerlendirilmiş bu nedenle şikâyetli avukatın eylemine uyan Avukatlık Kanunu 135/2. Maddesi gereğince kınama cezası ile cezalandırılması gerekirken uyarma cezası takdir edilmesinde hukuki isabet görülmemiş, Avukatlık Kanunu 157/6 maddesi gereğince kararının düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
Gereği düşünüldü:
1-Şikâyetli avukatın itirazının reddine, … Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının kabulüne, … Barosu Disiplin Kurulu’nun “Uyarma Cezası ile Cezalandırılmasına” ilişkin 15.11.2024 gün ve 2023/3 Esas, 2024/18 Karar sayılı kararının kınama cezasına çevrilmek suretiyle
DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Şikâyetli avukatın
“KINAMA CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA”
2-Kurulumuz kararının tebliğini izleyen günden itibaren 60 gün içinde Ankara İdare Mahkemesinde dava yolu açık olmak üzere,
Oy birliğiyle karar verildi.

  • İlk yayınlanma tarihi: 04 Ağustos 2025
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!