TBB Disiplin Kurulu Kararı – E. 2025/478 K. 2025/541

Kaynak: Türkiye Barolar Birliği. Bu karar metni TBB tarafından yayımlanan kaynak metinden aktarılmıştır: barobirlik.org.tr/DisiplinKararlariDetay/2026

Güncel metin için TBB’deki kaynak sayfa esas alınmalıdır. Bu karar idari niteliktedir; yargı kararı değildir ve mahkemeler açısından bağlayıcı içtihat oluşturmaz.

İlgili AVK maddeleri: AVK Madde 34, AVK Madde 134
[ÖZET] Her ne kadar Baro Disiplin Kurulu, şikâyetli avukatın süre tutum dilekçesi sunduğu gerekçesiyle ceza verilmesine yer olmadığına karar vermiş ise de dosya kapsamındaki ceza mahkemesi kararı ve şikâyetçinin itirazında ileri sürdüğü hususlar dikkate alındığında, şikâyetli avukatın müvekkilinin haklarını koruma görevini gereği gibi yerine getirmediği ve mesleki özen yükümlülüğünü ihlal ettiği sabittir.
(Av. Yas. m. 34,134 TBB.Mes.Kur.m.3,4)

[KARAR METNİ] Şikâyetli avukat hakkında; Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 15.02.2021 günlü “Olur”u ile; “Sanık müşteki müdafi sıfatıyla takip ettiği, …17. Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/1 esasına kayden görülen kamu davası sonunda müvekkilinin kasten öldürme suçundan 15 yıl hapis cezası ile mahkûmiyetine dair aleyhe kararın istinaf edilmesi üzerine, …Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 16.06.2017 tarih ve 2017/259 esas, 2017/556 sayılı ile sanığın 25 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına dair süresinde temyiz edilen karar, 06.07.2017 tarihinde müşteki olayı öğrenmiş olduğu halde, yasal süresi içinde temyiz etmeyerek, Yargıtay 1. Ceza Dairesinin … tarih ve 2018/… esas, 2019/… sayılı ile temyiz isteminin reddine dair aleyhe kararın verilmesine sebebiyet verdiği” iddiası bakımından soruşturma izni verilen ve şikâyetçinin 31.08.2020 tarihli şikâyeti üzerine başlatılan disiplin davasında, ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Şikâyetli avukat savunmalarında özetle; şikâyetin gerçeği yansıtmadığını, anlaşma konusu ücretin tamamını ödemediğini, 2.500,00 TL’lik bakiye kısmın ödenmediğini, şikâyetçinin iddia ettiği gibi 40 bin TL’nin tamamının değil yalnızca 20 bin TL’sinin kendisinin olduğunu, bu ödemelerin de kendisine direkt olarak yapılmadığını, Avukat M… M…’ya yapıldığını, kendi alacağı kısmın da peyderpey ödendiğini, Avukat M… M…’nın  kendisine makbuz verip vermediğini bilmediğini, kendi anlaşmasının tüm ödeme bittikten sonra makbuz kesilmesi yönünde olduğunu, kendisini yanlış bilgilendirmediğini, Yargıtay’a temyiz başvurusunu süresinde yaptığını, Yargıtay’ın bu konuda verdiği kararın kendisinin süresinde başvuru yapmadığını göstermeyeceğini, kaldı ki üyelerden birinin de karşı oy kullandığını, şikâyetçinin kardeşinin de “.. Yargıtay aşamasında bizi temsil etmesi için başka bir avukat tuttum” dediğini, yargılamanın her duruşmasında hazır bulunduğunu, olay yeri keşfine katıldığını, keşif bilirkişi raporuna itiraz ettiğini, sözlü ve yazılı tüm işlemleri eksiksiz yerine getirdiğini, şikâyetçinin iddialarını kabul etmediğini beyan etmiştir.
İncelenen dosya kapsamında; Baro Yönetim Kurulu’nun 02.12.2021 günlü toplantısında şikâyetli avukat hakkında disiplin kovuşturması açılmasına karar verildiği,
Şikâyetli avukatın disiplin kovuşturmasına konu eylemi nedeniyle, “Görevi Kötüye Kullanmak” suçundan cezalandırılması istemiyle … 20. Ağır Ceza Mahkemesinin 2022/26 esasına kayden açılan kamu davasında, Mahkemenin 18.05.2022 gün ve 2022/267 karar sayılı ilamı ile; sanık şikâyetli avukatın eylemine uyan TCK’nın 257/2, 43/21 ve 62. maddesi gereğince neticeten 6 Ay 7 Gün Hapis Cezası ile Cezalandırılmasına ve CMK’nın 231/5 maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın itirazın reddi üzerine 27.06.2022 günü kesinleştiği,
Mahkemenin; “Tüm dosya kapsamında yapılan değerlendirmede; TCK madde 257/2 maddesinde düzenlenen ihmali davranışlarla görevi kötüye kullanma suçu kamu görevlisinin mevzuat gereği yapmak zorunda olduğu bir görevi bilerek ve isteyerek hiç yapmaması ya da görevin gereğini zamanında yapmayıp, gereken süresinden sonra geciktirerek yapması nedeniyle, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olunması ya da suç tarihi itibarıyla kişilere haksız kazanç sağlanması ile oluşmaktadır. Sanık tarafından katılanlar hakkında verilen …Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 16.06.2017 tarih ve 2017/259 esas, 2017/556 sayılı aleyhe istinaf kararının temyiz yasa yolu açık olduğu halde sanık tarafından temyiz edilmediği; herhangi bir mazeret olmaksızın yasal süre içerisinde kararın temyiz edilmemesi suretiyle katılanların yasa yolu yargılaması haklarının ihlal edilmek suretiyle zararına yol açan sanığın eyleminin görevde yetkilerinin ihmal suretiyle kötüye kullanma niteliğinde olduğu anlaşıldığından (… BAM 13. CD 2016/205 Esas 2017/82 Karar sayılı ilamı), bu haliyle sanığın görevini ihmal ettiği ve katılanlar hakkında mahkumiyet kararının kesinleşerek infazının başlanmasına neden olduğu görülmekle sanığın TCK madde 257/2 uyarınca ihmal suretiyle görevi kötüye kullanma suçundan cezalandırılmasına, sanığın bir suç işleme kararının icrası kapsamında eylemini birden fazla kez işlemiş olduğu anlaşılmakla sanığa verilen cezada TCK 43/2-1 maddesi gereğince taktiren 1/4 oranında arttırım uygulamak karar verilmiş ve sanık hakkında yasal şartları taşıdığından HAGB kararı verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.” gerekçesiyle karar verdiği,
Baro Disiplin Kurulu’nca “Şikâyetli avukatın, …17. Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/1 Esas 2017/13 Karar sayılı dosyasına ilişkin olarak yaptığı istinaf başvurusu sonucunda …Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 2017/259 Esas sayılı dosyasında, müvekkilleri aleyhine daha ağır bir hüküm kuran kararma karşı, müvekkilleri H… K… ve A… K… müdafi olarak, süre tutum ile temyizen bozma talebine ilişkin dilekçesini, 20.06.2017 tarihinde …17. Ağır Ceza Mahkemesine dosyasına sunduğu anlaşılmaktadır.
Buna karşın, süresinde temyiz dilekçesi vermediği iddiasıyla ‘ihmal suretiyle görevi kötüye kullanmak’ suçlamasıyla şikâyetli avukat hakkında yapılan yargılama sonunda …20. Ağır Ceza Mahkemesinin 18.05.2022 tarih 2022/1 Esas 2022/26 Karar sayılı kararı ile mahkûmiyet ve sonuç olarak Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılmasına ilişkin karar verilmiş olsa da;
Şikâyetli avukatın temyiz dilekçesini sunduğu, yürürlükteki mevzuata göre sebep bildirmeksizin süresinde temyiz edilse dahi temyizin Yargıtay Dairesince reddedileceği, buna karşın Yargıtay Cumhuriyet Savcısının ilgili Yargıtay Dairesinin kararma karşı Yargıtay Ceza Genel Kuruluna itiraz ederken gerekçe bildirmesinin zorunlu olmadığı dikkate alındığında, bu durumun yurttaş / birey aleyhine, 1982 Anayasasının 10, 11, 36, 90. maddeleri ile Avrupa İnsan Haklan sözleşmesinin 6. ve 10. maddelerinde belirtilen kanun önünde eşitlik ve silahların eşitliğine aykırılık oluşturduğu, usulü bir hükmü bilemediği için yasal süresi içerisinde temyiz dilekçesini sebep bildirmeden veren davanın tarafı ya da taraf avukatının temyiz talebinin salt usul hükmü gereği sebep bildirmediği düşüncesiyle reddolunmasının şu koşullarda ‘kanuni’ ancak ‘hukuki ve vicdani olmadığı’ görüşüyle, CMK’da sanık lehine kıyasın yasak olmadığı dikkate alınarak CMK 294/1. madde hükmündeki sebeple bağıllık kuralının CMK 308. Maddesindeki sebep bildirmenin zorunlu olmadığı şeklinde yorumlanması gerekmektedir. Böylece toplumun adalete, devlete, hukuka olan inancının sarsılması önlenebilecektir.
Şikâyetli avukatın temyiz dilekçesini sunduğu, Yargıtay kararına yansıyan hükmün, şikâyetli avukatın süresinde temyiz talebinde bulunmadığı anlamına gelemeyeceği, Yargıtayca yapılan bu konudaki usulü değerlendirmenin şikâyetli avukat ve müdafiliğini üstlendiği şüpheliler aleyhine sonuç doğuran bir yorum olduğu değerlendirilmekle, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu ve TBB Meslek Kurallarına aykırı bir eylem ve işlemine rastlanmayan şikâyetli Avukat hakkında DİSİPLİN CEZASI VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA”  gerekçesiyle karar verildiği,
Şikâyetlinin disiplin sicil özetinde ceza olmadığı,
Şikâyetçinin 24.04.2025 kayıt tarihli itiraz dilekçesinde özetle, şikâyetli avukat ile tüm mahkeme süreci için anlaşmış olduğu halde, şikâyetlinin kararı temyiz etmeyerek mesleğinde özensiz davrandığını, şikâyetlinin eylemi nedeniyle mağdur olduğunu, şikâyetli hakkında HAGB kararı verildiğini, bu kararın suçsuzluk anlamı taşımadığını belirterek kararın bozulmasını talep ettiği,
Usulüne uygun tebligata rağmen itiraza cevap verilmediği görülmektedir.
Dosya kapsamı ve itiraz dilekçesi birlikte değerlendirildiğinde:
Şikâyetli avukatın, … 17. Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/1 esas sayılı dosyasında müşteki vekili olarak görev yaptığı, ilk derece mahkemesinin kararının istinaf edilmesi üzerine … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi’nin 16.06.2017 tarih ve 2017/259 Esas, 2017/556 Karar sayılı hükmü ile müvekkili aleyhine cezanın artırıldığı, bu karara karşı süresinde temyiz yoluna başvurulmadığı için kararın kesinleştiği anlaşılmıştır.
Her ne kadar şikâyetli avukat savunmalarında, süre tutum dilekçesi verdiğini ve görevini eksiksiz yerine getirdiğini ileri sürmüş ise de gerek ceza yargılaması sırasında yapılan tespitler, gerekse …20. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 18.05.2022 tarihli ve 2022/26 Esas, 2022/267 Karar sayılı ilamı ile şikâyetli avukatın ihmal suretiyle görevi kötüye kullanma suçundan mahkûmiyetine ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş olması, avukatın savunmalarını inandırıcı kılmamaktadır. Anılan karar kesinleşmiş olup, HAGB kararı verilmiş olması disiplin hukuku bakımından eylemin varlığını ortadan kaldırmaz.
Kurulumuzun yerleşik içtihatlarında da vurgulandığı üzere, avukatın özen yükümlülüğü, yalnızca hukuki bilgi ve deneyimini ortaya koymakla sınırlı olmayıp, müvekkilinin menfaatini korumak için gerekli dikkat ve itinayı göstermek yükümlülüğünü de kapsar.
Somut olayda da şikâyetli avukatın, müvekkilinin cezasının artmasına yol açan aleyhe kararı süresinde temyiz etmeyerek, yasal hak arama yolunu kapattığı, böylece müvekkilinin telafisi güç zararlara uğramasına neden olduğu açıktır. Bu davranış, Avukatlık Kanunu’nun 34. maddesinde düzenlenen “özen yükümlülüğünün” ihlalidir.
Her ne kadar Baro Disiplin Kurulu, şikâyetli avukatın süre tutum dilekçesi sunduğu gerekçesiyle ceza verilmesine yer olmadığına karar vermiş ise de dosya kapsamındaki ceza mahkemesi kararı ve şikâyetçinin itirazında ileri sürdüğü hususlar dikkate alındığında, şikâyetli avukatın müvekkilinin haklarını koruma görevini gereği gibi yerine getirmediği ve mesleki özen yükümlülüğünü ihlal ettiği sabittir.
Bu itibarla, şikâyetçinin itirazının kabulüne, Baro Disiplin Kurulu’nun ceza verilmesine yer olmadığına dair kararının kaldırılmasına, şikâyetli avukatın “kınama cezası” ile cezalandırılmasına karar vermek gerekmiştir.
Gereği düşünüldü:
1-Şikâyetçinin itirazının kabulüne, … Barosu Disiplin Kurulu’nun
“Disiplin Cezası Verilmesine Yer Olmadığına”
ilişkin 03.02.2025 gün ve 2021/D.808 Esas, 2025/30 Karar sayılı kararının
KALDIRILMASINA,
şikâyetli avukatın
KINAMA CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
2- Kurulumuz kararının tebliğini izleyen günden itibaren 60 gün içinde Ankara İdare Mahkemesinde dava yolu açık olmak üzere,
Oybirliğiyle karar verildi.

  • İlk yayınlanma tarihi: 04 Ağustos 2025
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!