TBB Disiplin Kurulu Kararı – E. 2025/148 K. 2025/220

Kaynak: Türkiye Barolar Birliği. Bu karar metni TBB tarafından yayımlanan kaynak metinden aktarılmıştır: barobirlik.org.tr/DisiplinKararlariDetay/1995

Güncel metin için TBB’deki kaynak sayfa esas alınmalıdır. Bu karar idari niteliktedir; yargı kararı değildir ve mahkemeler açısından bağlayıcı içtihat oluşturmaz.

İlgili AVK maddeleri: AVK Madde 34, AVK Madde 134
[ÖZET] Bu nedenledir ki, hukuki tanımları en iyi bilmekle yükümlü olan avukatın, henüz şüpheli sıfatında olan meslektaşlarına karşı “sanık” sıfatını kullanarak masumiyet karinesine aykırı davranması disiplin cezasını gerektirir.
(Av. Yas. m. 34, 134  TBB Mes. Kur. m. 3,4 )

[KARAR METNİ] Şikâyetli avukat hakkında; “N.T. vekili sıfatıyla, … Barosuna sunduğu şikâyet dilekçesinde, şikâyetçilere hitaben birçok kez ‘sanık’ sıfatını kullanarak meslek kurallarına aykırı davrandığı” iddiası bakımından başlatılan disiplin davasında, eylem sabit görülerek ceza tesis edilmiştir.
Şikâyetli avukat savunmalarında özetle, somut olayda müvekkilinden aldığı talimatla, görevini yerine getirdiğini, hakkında yapılan şikâyetin hiçbir hukuki dayanağının olmadığını, haklarında suç duyurusunda bulunduğu şahısları “sanık” olarak belirtmesinde hiçbir sakınca bulunmadığını, zira sanık sıfatı haklarında suç isnadına bulunulan kişiyi tanımlayan bir tabir olduğunu, anlamının “suçlu olduğu sanılan ve bu yüzden kovuşturulan kimse” ve “suç şüphesi altında olan kişi” yi ifade ettiğini, tanımlamada bir hata olmadığını, uzun yıllar bu mesleği icra eden bir avukat olarak ne şekilde hareket etmesi gerektiğini bildiğini, müvekkilinin maddi ve manevi olarak zarara uğratıldığını bu yüzden de şikâyetçiler hakkındaki suç duyurusunun tamamen meslek kurallarına uygun olarak yapıldığını beyan etmiştir.
İncelenen dosya kapsamından, Baro Yönetim Kurulu’nun 05.07.2021 günlü toplantısında, Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 27. maddesi uyarınca şikâyetli hakkında disiplin kovuşturması açılmasına karar verildiği,
Baro Disiplin Kurulu’nca, “Şikâyete konu olay, şikâyetli avukatın dilekçe içerisinde şikâyet edenleri ‘sanık’ veya ‘sanıklar’ olarak belirtmiş olması hususudur. Ceza Muhakeme Hukuku’nda iki taraf bulunmaktadır. Bunlardan birisi sanık olup, dosya kapsamında üzerine suç isnat edilen kişidir. Sözlük anlamı itibari ile suç işlediği düşünülerek mahkemeye sevk edilen kişiye sanık denir. Ceza yargılamasının ana kişisi sanıktır. Sanık ceza davası sonucunda ceza ile karşılaşacak kişidir. Sanık direkt suçlu değildir. Suç şüphesi altındaki kişidir. Hakkında açılan ceza davası sonuçlanana kadar kişi sanık durumundadır. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun Birinci Kitap ‘Genel Hükümler’ Birinci Kısım ‘Kapsam, Tanımlar, Görev ve Yetki’ Birinci Bölüm ‘Kapsam ve Tanımlar’ bölümünde, 2. Maddede sanığın tanımı yapılmıştır. Yasaya göre; ‘b) Sanık: Kovuşturmanın başlamasından itibaren hükmün kesinleşmesine kadar, suç şüphesi altında bulunan kişiyi’ ifade eder. Şüpheli ise soruşturma evresinde, suç şüphesi altında bulunan kişidir. Disiplin açısından yapılan tahkikatlarda kendisine disiplin suçu isnat edilenlere de şüpheli tabiri kullanılmaktadır. Soruşturma evresinde şüpheli sıfatına sahip olan kişi kovuşturma evresine geçilmesi ile sanık sıfatını kazanır.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;
Şikâyet edenler hakkında, şikâyet tarihinde veya sonrasında ceza kovuşturması bulunmadığından ‘sanık’ olarak şikâyet edenleri belirtmek, tanımlamak, hukuken mümkün değildir. Dilekçe içerisinde ‘Şikâyet edilen/edilenler’ veya ‘şüpheli/şüpheliler’ ibaresi kullanılabilmesi uygun ve mümkün iken, şikâyetlinin, uzun yıllardır mesleğini icra eden tecrübeli bir avukat olarak, avukatların birbirleriyle olan münasebetlerinde ve vekalet vazifesi ifa ettikleri esnada avukatlık mesleğinin telkin ettiği doğruluk, zarafet, incelik ve meslektaşlık ruhuna uygun tutum ve davranış sergileyerek dilekçesindeki ifadelerini özenle seçmesi gerekli iken meslektaşlarını ısrarla ve olmamasına rağmen ‘sanık’ ve ‘sanıklar’ olarak tanımlaması, yazılmasında/söylemesinde yarar bulunmayan ve olayın aydınlığa kavuşmasına hiçbir katkısı bulunmayan bahsi geçen ifadeleri kullanması Avukatlık Yasasının 34.maddesi, Türkiye Barolar Birliği Meslek Kurallarının 27/1. maddesi ile 4.maddesine aykırılık teşkil etmektedir. Açıklanan nedenlerle de şikâyetli avukatın eylemi Avukatlık Kanunu ve Meslek İlkelerine aykırı bulunduğundan şikâyetli avukatın CEZALANDIRILMASINA karar vermek gerekmiştir.” gerekçesiyle karar verildiği,
Şikâyetli avukatın 20.01.2025 kayıt tarihli itiraz dilekçesinde özetle, şikâyetçi avukatlar tarafından hakkında yapılan suç isnadının hiçbir hukuki dayanağının olmadığını, haklarında suç duyurusunda bulunduğu şahısları sanık olarak belirtmesinde bir sakınca da olmadığını, zira sanık sıfatının haklarında suç isnadında bulunulan kişiyi tanımlayan bir tabir olduğunu, şikâyetçi avukatları tanımadığını, sanık kelimesi kullanarak küçük düşürmesinin mümkün olmadığını belirterek hukuka aykırı olarak verilen kararın kaldırılmasını talep ettiği,
Usulüne uygun tebligatlara rağmen itiraza cevap verilmediği görülmektedir.
Şikâyetli avukatın itirazı ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;
Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 5. maddesinde, “Avukat, yazarken de konuşurken de düşüncelerini olgun ve objektif bir biçimde açıklamalıdır. Mesleki çalışmasında avukat, hukukla ve yasalarla ilgisiz açıklamalardan kaçınmalıdır.”
Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 6. maddesinde, “Avukat, iddia ve savunmanın hukuki yönü ile ilgilidir. Taraflar arasında anlaşmazlığın doğurduğu düşmanlıkların dışında kalmalıdır.”
Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 27/1. maddesinde, “Hiçbir avukat, herhangi bir meslektaşı özellikle hasım vekili meslektaşı hakkında küçük düşürücü nitelikteki kişisel görüşlerini açıkça belirtemez.” denmektedir.
Avrupa’da Avukatların Tabi Olduğu Meslek Kuralları’nın 5.1. maddesinde Meslektaşlık ruhu şöyle tarif edilmiştir: “Meslektaşlık ruhu, müvekkillerin yararının gözetilmesi, gereksiz davalara ve mesleğin saygınlığını zedeleyecek diğer davranışlara meydan verilmemesi açısından, avukatlar arasında güven ve iş birliğine dayalı bir ilişkiyi gerektirir. Bir avukat üye devletlerin tüm avukatlarını meslektaş olarak görmeli ve onlara karşı adilane ve nazik davranmalıdır” denilmiştir.
İncelemeye konu somut olayda uyuşmazlık, şikâyetli avukatın meslektaşları olan şikâyetçilere karşı “sanık” ifadesini kullanmasının, disiplin cezasını gerektirip gerektirmediği noktasında toplanmaktadır.
Sanık; CMK madde 2/1-e’de tanımlandığı üzere; kovuşturma evresinde, yani iddianamesinin kabulüyle birlikte hakkında ceza davası açılan kişidir. Soruşturma evresinde hakkında suç isnadı bulunan kişiye ise “şüpheli” denmektedir.
Masumiyet karinesi en temel anlamıyla, “Bir kişinin suçluluğu mahkeme kararıyla kesinleşene kadar masum sayılması” anlamında gelmektedir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesi ve Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 2.maddesi ile bu ilke koruma altına alınmıştır.
Avukatlar, dürüstlük, tarafsızlık ve adli yargılamaya saygı gibi ilkelere uymakla yükümlüdür. Avukat hem müvekkilinin haklarını hem de kendi hakkını savunurken ölçülü, tarafsız ve hukuka uygun davranmalıdır. Bir avukatın masumiyet karinesini ihlal etmesi, sadece hukuk devleti ilkesine değil, mesleğinin onuruna ve tarafsızlığına zarar verir.
Bu nedenledir ki, hukuki tanımları en iyi bilmekle yükümlü olan avukatın, henüz şüpheli sıfatında olan meslektaşlarına karşı “sanık” sıfatını kullanarak masumiyet karinesine aykırı davranması disiplin cezasını gerektirir.
Açıklanan nedenlerle, mesleğine ve meslektaşlarına karşı gerekli özeni göstermeyen şikâyetlinin eyleminin, Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 4, 5 ve 27.maddesine aykırılık teşkil ettiği ve eylemin karşılığı olan cezanın uyarma cezası olduğu anlaşılmakla, itirazın reddi ile usul ve yasaya uygun olarak verilen Baro Disiplin Kurulu kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Gereği düşünüldü:
1-Şikâyetli avukatın itirazının reddine, … Barosu Disiplin Kurulu’nun Şikâyetlinin
“Uyarma Cezası ile Cezalandırılmasına”
ilişkin 25.09.2024 gün ve 2021/9 Esas, 2024/17 Karar sayılı kararının
ONANMASINA,
2-Kurulumuz kararının tebliğini izleyen günden itibaren 60 gün içerisinde Ankara İdare Mahkemesinde dava yolu açık olmak üzere,
Oybirliği ile karar verildi.

  • İlk yayınlanma tarihi: 12 Nisan 2025
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!