Kaynak: Türkiye Barolar Birliği. Bu karar metni TBB tarafından yayımlanan kaynak metinden aktarılmıştır: barobirlik.org.tr/DisiplinKararlariDetay/1943
Güncel metin için TBB’deki kaynak sayfa esas alınmalıdır. Bu karar idari niteliktedir; yargı kararı değildir ve mahkemeler açısından bağlayıcı içtihat oluşturmaz.
(Av. Yas. m. 34, 134 TBB Mes. Kur. m. 3,4,5,26,27 ) [KARAR METNİ] Şikâyetli avukat hakkında; “… Sulh Hukuk Mahkemesi 2023/210 esas sayılı dosyaya sunduğu cevap dilekçesinde ‘söz konusu belgedeki imza müvekkile ait değildir. Kira ilişkisini sona erdirmek amacıyla kiralayan/kiralayanın tanıdığı/davacı vekili ile avukatlık bürosu tarafından doldurulmuş olabilir’ şeklinde beyanda bulunarak savunma sınırlarını aştığı” iddiası bakımından başlatılan disiplin davasında, ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Şikâyetli sözlü ve yazılı savunmasında özetle, müvekkili ile olan akrabalık ilişkileri nedeniyle olayı şahsileştirildiği iddia olunmuş ise de bunun gerçek olmadığını, aksine olayı şahsileştirenlerin şikâyetçi avukatlar olduğunu, keza şikâyetçi meslektaşlarının müvekkiline değil doğrudan kendisine yönelik … 7.Asliye Hukuk Mahkemesi 2023/148 esas sayılı manevi tazminat davası açtıklarını, karbon kağıt ile imzanın atılmış olabileceği iddiasının şikâyetçi avukatların kendilerine yönetilmiş bir iddia olmadığını, kira kontratının imzalandığı tarihte müvekkilinin olay yerinde olmadığını, karbon kağıt ile imzanın kira kontratı sürecinde aktif rol alan emlakçı veyahut davacı tarafından yapılmış olabileceği iddialarının şikâyetçi meslektaşlar tarafından üzerlerine alınmalarının yanlış anlamalarından ibaret olduğunu beyan etmiştir.
İncelenen dosya kapsamından, Baro Yönetim Kurulu’nun 16.01.2024 günlü toplantısında, Avukatlık Kanunu’nun 34, 134, Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 3, 4, 5, 26 ve 27. maddesi uyarınca şikâyetli hakkında disiplin kovuşturması açılmasına karar verildiği,
Talep gibi incelemenin duruşmalı yapıldığı, Baro Disiplin Kurulu’nca, “…Anayasa Mahkemesi Nesrin-Serhat Çetinkaya kararında ‘…Başvurucular şikâyet dilekçesini müvekkilleri namına sunmuş olup bunun savunma avukatlığı görevlerinin icrasının bir parçası olduğunun da altı çizilmelidir. Gerçekten de başvurucuların kullandıkları ifadeler müvekkilinin menfaatlerini korumak için ileri sürdükleri tezlerin bir parçasıdır. Nitekim bu ihtilaflı sözlerin uyuşmazlıkla bağlantılı olduğunu ve olayın bütünü ışığında objektif bakımdan savunulabilir bir amaca hizmet ettiğini kabul etmemek için bir neden bulunmamaktadır. Anayasa Mahkemesi ihtilaflı ifadelerin keyfî bir kişisel saldırı olarak yorumlanamayacağı kanaatine ulaşmıştır. Adaletin işleyişi de dâhil olmak üzere kamu menfaatlerine ilişkin tartışmalarda ancak çok istisnai koşullar mevcutsa sınırlamalara izin verilebileceği hatırda tutulduğunda başvurucu avukatların kullandığı ifadelerde belli düzeyde abartıya kaçmış olmaları makul görülmelidir (Keleş Öztürk, § 44). Öte yandan her ne kadar somut olayda başvuruculara en hafif disiplin cezası verilmişse de savunma hakkı kapsamında kaleme alınan bir şikâyet dilekçesinde, yargılamadaki olaylarla yakın ilgisi olan ifadeler yerine başka ifadeler kullanılmasının daha uygun olacağı biçiminde bir gerekçeyle verilen disiplin cezasının müvekkillerinin çıkarlarını savunan başvurucular üzerinde caydırıcı etki doğuracağı açıktır.’ şeklinde yaptığı değerlendirme ile disiplin cezasının savunma hakkı üzerinde caydırıcı etki yaratmaması gerektiği özellikle vurgulanmıştır
Neticede kurulumuzca yapılan değerlendirmede Şikâyetli Avukat tarafından cevap dilekçesinde kullanılan ‘söz konusu belgedeki imza müvekkile ait değildir. Kira ilişkisini sona erdirmek amacıyla kiralayan/kiralayanın tanıdığı/davacı vekili ve ile Avukatlık Bürosu tarafından doldurulmuş olabilir.’ şeklindeki ifadelerin savunma hakkı kapsamında savunma dokunulmazlığı ve ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.” gerekçesiyle karar verildiği,
Şikâyetlinin disiplin sicil özetinde ceza olmadığı,
Şikâyetçi avukatların 08.10.2024 kayıt tarihli ve ortak imzalı itiraz dilekçesinde özetle, savunma ve ifade özgürlüğünün var olduğunu ancak kendilerinin de şeref ve saygınlığını koruma hakkı olduğunu, şikâyetlinin, şikâyet konusu olayda sadece bir tarafın vekili değil aynı zamanda uyuşmazlığın tarafı olduğunu, çünkü dava konusu olayın bir tahliye davası olduğunu ve davanın davalısının şikâyetli avukatın öz babası olduğunu yine şikâyetlinin tahliyesi istenen evde oturduğunu, incelemeye konu cümlelerde şikâyetlinin doğrudan şahıslarını kastederek tahliye taahhütnamesindeki imzanın sahte olarak atıldığı iddia ettiğini, ifadelerde kullanılan “olabilir” kelimesinin, şikâyetli avukatın doğrudan yine vekil sıfatıyla taraflarını hedef alan saldırısını ifade özgürlüğü kisvesine sokamayacağını belirterek mezkur karara itiraz ettikleri,
Şikâyetli avukatın 24.12.2024 kayıt tarihli itiraza cevap dilekçesinde özetle, beyanlarında küçük düşürücü bir açıklamasının bulunmadığını, amacının savunmasının güçlendirilmesinden ibaret olduğunu bu nedenle Disiplin Kurulu kararının yerinde olduğunu belirterek itirazların reddini talep ettiği görülmektedir.
Şikayetçi avukatların itirazı ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;
Anayasamızın 36. maddesine göre “Herkes meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 20.10.1998 tarih, E. 1998/225, K. 1998/316 sayılı kararında “Görülüyor ki, Anayasanın kabul ettiği esasa göre, iddia ve savunma hakkının kullanılması ancak meşru vasıta ve yollardan yararlanmak suretiyle olmalıdır. İddia ve savunma hakkının her türlü etkiden uzak olarak kullanılması esastır. Bir davada tarafların yargı mercileri önünde iddia ve savunmalarını hiçbir endişeye kapılmadan serbestçe yapmaları gerekir”
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 02.05.1975 tarih, E.1974/1160, K. 1975/5782 sayılı kararında da “Avukat, müvekkillerinin çıkarlarını hasmının zararlarını gözetmeden, sert bir biçimde savunmak zorundadır. Çünkü meslek ödevi bunu gerektirir. Ancak avukatın, temsil ettiği tarafın çıkarlarını korumasının gerektirdiği ölçüyü ve objektif tartışma sınırını aşan, yersiz ve icapsız olarak karşı tarafın kişiliğini hedef tutan, O’nu küçük düşürmeye ve dürüst olmayan bir kişi olarak göstermeye yönelik saldırılar hukuka aykırıdır ve avukatın sorumluluğunu gerektirir. Başka bir deyişle karşı tarafın kişisel ilişkilerini rencide edebilecek savunmasını, davanın amacı haklı gösterdiği, savunma gerçekten esasa yararlı ve etkili olduğu, hatta zaruri bulunduğu takdirde hukuka aykırılıktan söz edilmesi olanaksızdır” denilmektedir.
Somut olayda, şikâyetli avukatın, “söz konusu belgedeki imza müvekkile ait değildir. Kira ilişkisini sona erdirmek amacıyla kiralayan/kiralayanın tanıdığı/davacı vekili ile avukatlık bürosu tarafından doldurulmuş olabilir” şeklinde beyanda bulunduğu konusunda tereddüt bulunmamaktadır.
Şikâyetli avukatın kullandığı ifadelerin, vekilinin menfaatlerini korumak için ileri sürdüğü tezlerin bir parçası olduğu, olayın bütünü ışığında, objektif bakımından savunulabilir bir amaca hizmet ettiği sonucuna ulaşılmıştır. Anılan ifadelerin iddia ve savunma dokunulmazlığı kapsamında değerlendirilmemesi halinde ise savunma hak ve görevinin yerine getirilmesinin engelleneceği düşünülmüştür.
Tüm bu açıklamalar dikkate alınarak; dilekçede yer alan beyanların savunma hakkı kapsamında söylenmiş sözler olarak değerlendirildiği gözetilerek, itirazların reddi ile usul ve yasaya uygun olarak verilen Baro Disiplin Kurulu kararının onanmasına oyçokluğuyla karar vermek gerekmiştir.
Gereği düşünüldü:
1-Şikayetçi avukatların itirazının reddine, … Barosu Disiplin Kurulu’nun
“Disiplin Cezası Verilmesine Yer Olmadığına”
ilişkin 31.05.2024 gün ve 2024/21 Esas, 2024/139 Karar sayılı kararının
ONANMASINA,
2-Kararın onay için, Avukatlık Kanunu’nun 157/7.maddesi gereğince Adalet Bakanlığı’na gönderilmesine,
3-Kurulumuz kararının tebliğini izleyen günden itibaren 60 gün içerisinde Ankara İdare Mahkemesinde dava yolu açık olmak üzere,
Oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY:
Şikâyetli avukatın takip ettiği … Sulh Hukuk Mahkemesi 2023/210 esas sayılı dosyaya sunduğu cevap dilekçesinde ‘
söz konusu belgedeki imza müvekkile ait değildir. Kira ilişkisini sona erdirmek amacıyla kiralayan/kiralayanın tanıdığı/davacı vekili ile avukatlık bürosu tarafından doldurulmuş olabilir
” şeklinde cümleler sarf ettiği dosya içeriğinden sabittir.
Şikayetli avukatın eylemi, unvanın gerektirdiği saygı ve güvene uygun biçimde davranma ve aynı doğrultudaki Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları madde 5, 6 ve 27’de tanzim olunan mesleğin itibarını zedeleyecek tutum ve davranışlardan kaçınma ve özen yükümlülüğüne aykırılık teşkil etmektedir.
TBB Meslek Kuralları 5. “
Avukat, yazarken de, konuşurken de düşüncelerini olgun ve objektif bir biçimde açıklamalıdır. Mesleki çalışmasında avukat, hukukla ve yasalarla ilgisiz açıklamalardan kaçınmalıdır
.”
TBB Meslek Kuralları 6 “
Avukat, iddia ve savunmanın hukuki yönü ile ilgilidir. Taraflar arasında anlaşmazlığın doğurduğu düşmanlıkların dışında kalmalıdır.”
TBB Meslek Kuralları 27 “
Hiçbir avukat, herhangi bir meslektaşı özellikle hasım vekili meslektaşı hakkında küçük düşürücü nitelikteki kişisel görüşlerini açıkça belirtemez.”
Avukatlar sıfatları ne olursa olsun mahkemelerde ve kamuya açık alanlarda birbirlerine karşı daha duyarlı, dikkatli ve nazik olmalı, gereksiz tartışma ve çekişmelerden kaçınmalı, yazarken de söylerken de özellikle birbirlerine karşı kullandıkları sözlerin ölçülü olmasına dikkat etmelidirler, Avukatın, meslektaşını küçük düşürücü ve onu rencide edici ifadeler kullanmaması avukatlık mesleğine duyulan saygının ve avukatlık mesleğinin itibarının bir gereğidir.
Şikayetli avukat yukarıda belirtilen meslek kurallarına aykırı olarak, dilekçesindeki meramını başka kelime ve cümlelerle ifade edebilecekken şikâyetçiye karşı suçlama yöneltip, hakkında şüphe uyandıracak beyanda bulunmuştur. Bu beyan savunma sınırlarını aşan söz olup savunmanın hukuki yönü ile ilgisizdir. Avukat, taraflar arasındaki husumetin dışında kalıp, özenli bir dil kullanmalı, mesleğin itibarını, kendisine duyulan güveni zedeleyecek ve meslektaşlar arası saygı ve dayanışmayı zedeleyecek her türlü tutum ve davranıştan kaçınmakla yükümlüdür.Özellikle, şikayetli avukatın beyanının bir hakkın elde edilmesinde etkili ve hukuki bir açıklama olarak kabul edilemeyeceği, avukatın taraflar arasındaki husumetin dışında kalan, özenli bir dil kullanması, mesleğin itibarını, kendisine duyulan güveni zedeleyecek her türlü tutum ve davranıştan kaçınmakla yükümlü olduğu gözetilerek, şikâyet edilen avukatın ifade ve savunma sınırlarını aşan beyanı ile sarf ettiği sözleri ile Avukatlık Kanunu’nun 34 ve 134.maddeleri ile Türkiye Barolar Birliği Meslek Kurallarının 5, 6 ve 27 maddelerine aykırı davrandığı ve bu nedenle UYARMA cezası ile cezalandırılması görüşündeyiz ve çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe