Kaynak: Türkiye Barolar Birliği. Bu karar metni TBB tarafından yayımlanan kaynak metinden aktarılmıştır: barobirlik.org.tr/DisiplinKararlariDetay/1896
Güncel metin için TBB’deki kaynak sayfa esas alınmalıdır. Bu karar idari niteliktedir; yargı kararı değildir ve mahkemeler açısından bağlayıcı içtihat oluşturmaz.
(Av. Yas. m. 34, 134, 171, TBB Mes. Kur. m. 3,4 ) [KARAR METNİ] Şikâyetli avukat hakkında; “Müştekinin şikâyetçi olarak yer aldığı, … 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/84 esas sayılı kamu davası ile yine şikâyetçinin davalı olarak yer aldığı aynı yer Aile Mahkemesinin 2016/272 esas sayılı ‘uluslararası çocuk kaçırma ve iadesi’ davasını takip etmek ve akabinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvuruda bulunmak üzere müştekinin vekilliğini üstlendiği hâlde, bahse konu davalarda yapılan yargılamalar sonunda, sırasıyla sanıkların beraatine dair 11.10.2018 tarihli ve davanın kabulü ile çocuğun Almanya ülkesine iadesine dair 30.01.2018 tarihli aleyhe kararlar verildiği halde, bahse konu kararlara karşı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvuru yapılması hususunda gereğine tevessül etmediği” iddiası bakımından başlatılan disiplin davasında, eylem sabit görülerek ceza tesis edilmiştir.
Şikâyetli avukat savunmalarında özetle, şikâyetçinin kendisiyle Avrupa İnsan hakları Mahkemesine başvuru yapması için bir anlaşma yapmadığı gibi buna ilişkin noterden vekaletname de çıkartmadığını ve masraf ve vekalet ücreti de ödemediğini, bu nedenle şikâyetçi ile olan genel dava vekalet ilişkisini şikâyetçiyi mağdur etmeden sonlandırdığını beyan etmiştir.
İncelenen dosya kapsamından, Baro Yönetim Kurulu’nun 30.03.2022 günlü toplantısında, Avukatlık Kanunu’nun 34, 134, 171, Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 3 ve 4. maddesi uyarınca şikâyetli hakkında disiplin kovuşturması açılmasına karar verildiği,
Disiplin yargılamasına konu eylem nedeniyle Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 22.03.2022 günlü “Olur”u ile şikâyetli avukat hakkında soruşturma izni verilmediği,
Talep gibi incelemenin duruşmalı yapıldığı, şikâyetçinin, önceki iddialarını tekrarla, şikâyetlinin cezalandırılmasını talep ettiği, Baro Disiplin Kurulu’nca, “Şikâyetli avukat şikâyetçi ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvuru için bir anlaşma yapılmadığı gibi buna ilişkin noterden vekaletname de çıkartmadığını ve masraf ve vekalet ücreti de ödenmediğini savunulmuş ise de kendisine verilen 07.04.2016 tarihli vekaletinde bu konuda yetkisinin bulunduğu görülmektedir. Taraflar arasındaki yazışmalarda şikâyetçinin bu başvurunun yapılması için talepleri ve uyarıları bulunmakta olup; şikâyetli avukat bu konuda herhangi bir anlaşmaları olmadığını, bu konuda ayrı bir anlaşma yapmaları gerektiğini, masraf ve vekalet ücreti ödemesi gerektiği, aksi halde bu başvuruları yapamayacağını belirtmeden sadece ‘yarın konuşalım, yarın haberleşiriz’ şeklinde bu konuda iş üstlendiğini şikâyetçiye düşündürtecek cevaplar verdiği (ya da bazı mesajlara hiç cevap vermediği) görülmektedir.
Bu durumda şikâyetçinin, satış Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvuru konusundaki gerekli işlemlerin avukat tarafından zamanında ve doğru yapılacağına inanması normal ve doğaldır. Şikâyetli avukatça bu konuda ayrı bir anlaşma yapmaları gerektiğini, masraf ve vekalet ücreti ödemesi gerektiği, aksi halde bu başvuruları yapamayacağını belirtmesi halinde taraflar arasında bahsi geçen uyuşmazlığın doğmayacağı da ve hakkında böyle bir şikâyet yapılmasına sebebiyet verilmeyeceği, avukatlık mesleğine ve avukatlara duyulması gereken saygı ve güveni sağlayacağı da açıktır.
Yine aynı gerekçeler mahkeme tarafından talebi somutlaştırmak için kesin süre verilmesine ve bu süre için de şikâyetli avukata kendisi tarafından hatırlatma yapılmasına rağmen, son gün olan 03.03.2021 olmasına karşın şikâyetli avukatça 04.03.2021 tarihinde dilekçe verilmesi eylemi için de geçerlidir.
Meslek Kurallarının 38/3.maddesi: ‘Avukat, davayı almaktan ve kovuşturmaktan çekinme hakkını müvekkiline zarar vermeyecek biçimde kullanmaya dikkat edecektir.’ demektedir. Şikâyetçinin iddiaları arasında yer alan şikâyetli avukatın tüm dosyalarına vekillikten çekilme dilekçesi göndererek mağdur olmasına sebep olduğu iddiasına yönelik olarak ise somut bir belirleme yapılmadığından şikâyetçinin mağduriyeti yönünden bir değerlendirme yapılamamıştır.” gerekçesiyle karar verildiği,
Şikâyetlinin disiplin sicil özetinde ceza olmadığı,
Şikâyetli avukatın 17.04.2024 kayıt tarihli itiraz dilekçesinde özetle, disiplin kovuşturmasına konu olan olayda işi kabul etmek söz konusu olmadığı gibi ortada bir iş teklifi dahi olmadığını, şikâyetçiden yerel mahkemesi davalarını sonuçlandırmak üzere, iş almış olup, söz konusu davalarda Türkiye Cumhuriyeti yasaları çerçevesinde vekil olarak üzerine düşen tüm sorumlulukları yerine getirdiğini, şikâyetçi taraf ile kesinlikle söz konusu davaları Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine götürmek üzere herhangi bir yazılı veya sözlü anlaşma sağlamadığını, eğer bir kusuru olsaydı hakkında ceza davasının açılması gerekeceğini, şikâyete konu olayda mesleki kusuru bulunmadığını belirterek kararın kaldırılmasını talep ettiği,
Usulüne uygun tebligata rağmen itiraza cevap verilmediği görülmektedir.
Şikâyetli avukatın itirazı ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;
Uyuşmazlık, şikâyetli avukatın “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine” başvuruda bulunma zorunluluğu bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Avukatlık Kanunu’nun 171/1.maddesi, “Avukat, üzerine aldığı işi kanun hükümlerine göre ve yazılı sözleşme olmasa bile sonuna kadar takip eder.” hükmüne haizdir.
Kural olarak avukatların mesleki sorumluluğu, görev aldıkları dosyaya ilişkin olağan kanun yollarının tüketilerek kesinleşmesi ile son bulur. Bir başka deyişle, sözleşme ile aksi kararlaştırılmadığı sürece, avukatların, karar düzeltme yoluna gitme, Anayasa Mahkemesine ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvuruda bulunma zorunluluğu yoktur. İstisna görevlendirme olarak kalan, olağanüstü/ikincil kanun yollarına başvurma görevinin avukatlar bakımından sorumluluk doğurabilmesi için, arada yazılı bir sözleşmenin bulunması ve sözleşmenin tarafı olan asilin sözleşmeden doğan ücret yükümlülüklerini yerine getirmesi gerekir. Normal şartlar altında, avukatların mesleki sorumlulukları olağan kanun yollarının tüketilmesi ile son bulur.
Nitekim Ankara 23. İdare Mahkemesinin 2018/2089 esas, 2019/2719 karar sayılı kararının, “…ve davacı vekili olarak doktrinde olağanüstü kanun yolu olarak gösterilen ve belirli şartların oluşması halinde gidilmesi gereken karar düzeltme yoluna gidilmediği anlaşılmakla Avukat F.Y’nin yüklendiği işi özenle yerine getirerek meslek kurallarına uyduğu, üzerine aldığı işi sonuna kadar takip ettiği, kusurunun bulunmadığı sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır.” şeklindeki hükmü de bu anlayıştadır.
Somut olayın incelenmesinde, dosya kapsamında, şikâyetli avukat ile şikayetçi arasında düzenlenen yazılı bir avukatlık sözleşmesinin bulunmadığı, şikayetçinin iddia ettiği olağanüstü kanun yolu olan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvurulmasına dair anlaştıkları hususunun, şikayetçi tarafından yazılı olarak ispatlanması gerekeceği, ancak dosya kapsamında taraflar arasında gerçekleştiği iddia edilen mesaj çıktıları dışında bir delil bulunmadığı ve bu mesaj çıktılarının istisnai sorumluluk kapsamında olan, olağanüstü kanun yoluna başvurulması konusunda anlaşıldığı hususunu ispatlayacak nitelikte olmadığı, nihayetinde şikâyetlinin isnat olunan eylemi işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delilin dosya kapsamında bulunmadığı anlaşılmakla, itirazın kabulü ile kararın kaldırılmasına, şikâyetli hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
Gereği düşünüldü:
1-Şikâyetli avukatın itirazının kabulüne, … Barosu Disiplin Kurulu’nun Şikâyetlinin
“Kınama Cezası ile Cezalandırılmasına”
ilişkin 26.12.2023 gün ve 2022/134 Esas, 2023/178 Karar sayılı kararının
KALDIRILMASINA,
şikâyetli avukat hakkında
DİSİPLİN CEZASI VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
2-Kararın onay için, Avukatlık Kanunu’nun 157/7.maddesi gereğince Adalet Bakanlığı’na gönderilmesine,
3-Kurulumuz kararının tebliğini izleyen günden itibaren 60 gün içerisinde Ankara İdare Mahkemesinde dava yolu açık olmak üzere,
Oybirliğiyle karar verildi.
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe