TBB Disiplin Kurulu Kararı – E. 2024/398 K. 2024/447

Kaynak: Türkiye Barolar Birliği. Bu karar metni TBB tarafından yayımlanan kaynak metinden aktarılmıştır: barobirlik.org.tr/DisiplinKararlariDetay/1865

Güncel metin için TBB’deki kaynak sayfa esas alınmalıdır. Bu karar idari niteliktedir; yargı kararı değildir ve mahkemeler açısından bağlayıcı içtihat oluşturmaz.

İlgili AVK madde: AVK Madde 159
[ÖZET] Her ne kadar şikâyetli vekili incelemenin zamanaşımına uğradığından bahisle karara itiraz etmişse de dosya kapsamında yer alan eylemin temadi eden eylem niteliğinde olduğu, bu nedenle eylem tarihi olarak Ceza Mahkemesince esas alınan 20.04.2021 günün, Kurulumuz tarafından da kabul edildiği değerlendirmesiyle, itiraz yerinde görülmemiştir.
(Av. Yas. m. 159 )

[KARAR METNİ] Şikâyetli avukat hakkında; Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 24.04.2017 günlü “Olur”u ile; “Davacı müşteki vekili sıfatıyla, … Asliye 1. Hukuk Mahkemesinin 2008/124 esasına kayden görülen ‘tasarrufun iptali’ davası sonunda 06.05.2010 tarih ve 2010/164 sayı ile ‘davanın kabulüne ve alacaklıya satış ve haciz isteme yetkisi verilmesine’ dair karar verildiği ve bu kararın Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 29.01.2014 tarih, 2016/36347 esas ve 2014/2378 sayılı ilâmı ile onanarak kesinleşmesine rağmen, aynı yer 2. İcra Müdürlüğünün 2006/5920 (yenilenmekle 2011/2625) sayılı dosyasından taşınmazın satışı ve alacağın tahsiline ilişkin işlemleri 24.02.2011 tarihli son işleminden şikâyet tarihine kadar yapmayarak, dosyada uygulanan hacizlerin düşmesine ve müştekinin mağduriyetine sebebiyet verdiği” iddiası bakımından kovuşturma izni verilmesi ve 21.03.2022 kayıt tarihli şikâyet dilekçesi üzerine başlatılan disiplin davasında, eylem sabit görülerek ceza tayin edilmiştir.
Şikâyetli avukat savunmalarında özetle; … 2. İcra Müdürlüğünün 2006/5920 esas sayılı dosyasından tahsilat yapmadığını, dosyaya aciz vesikası almak için vekalet sunduğunu, dosyadan haciz tutanağı aldığını başkaca ilgisi olmadığını, Tasarrufun İptali davasının 09.05.2012 tarihinde kesinleştiğini, borçlunun … 2. İcra Hukuk Mahkemesinin 2012/288 esas sayılı dosyası ile açtığı zamanaşımı nedeniyle icranın geri bırakılması davasının kabul edildiğini, kararı temyiz ettiğini, kararın Yargıtayca davanın reddi yönünde bozulduğunu, davanın reddine dair kararın 12. Hukuk Dairesinin 2013/26279 esas sayılı dosyası ile onanarak 13.02.2014 tarihinde kesinleştiğini, şikâyetçinin kendisine satış işlemleri için talimat ve para vermediğini, şikâyetçinin alacağı tahsil etme imkanının halen bulunduğunu, icra dosyasındaki son işlem tarihinin 24.02.2011 tarihi olduğunu, Avukatlık Kanunu’nun 159. maddesindeki zamanaşımı sürelerinin geçmiş olduğunu beyan etmiştir.
İncelenen dosya kapsamında; Baro Yönetim Kurulu’nun 08.08.2022 günlü toplantısında şikâyetli avukat hakkında disiplin kovuşturması açılmasına karar verildiği,
Şikâyetli avukatın disiplin kovuşturmasına konu eylemi nedeniyle, “Görevi Kötüye Kullanmak” suçundan cezalandırılması istemiyle … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2022/340 esasına kayden açılan kamu davasında, Mahkemenin 19.04.2023 gün ve 2023/220 karar sayılı ilamı ile; sanık şikâyetli avukatın CMK’nın 223/2-e maddesince beraatine karar verildiği,
Mezkûr kararın istinaf edilmesi üzerine,… Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin 2023/1404 esas sayılı dosyası ile ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak, şikâyetli avukatın eylemine uyan TCK’nın 257/2 ve 62. maddesi gereğince neticeten 2 Ay 15 Gün Hapis Cezası ile Cezalandırılmasına ve CMK’nın 231/5 maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın itirazın reddi üzerine 06.12.2023 günü kesinleştiği,
Bölge Adliye Mahkemesinin; “… Barosuna bağlı olarak …ilçesinde avukatlık faaliyetinde bulunan sanık ile katılan arasında 2007 yılında vekalet ilişkisi kurulduğu,
Sanığın, katılanın taraf olduğu … 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/124 Esas 2010/164 karar sayılı tasarrufun iptali davasında vekillik görevini üstlendiği, bu davanın kabulüne karar verildiği, kararın Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2011/6967 Esas 2011/9509 karar sayılı ilamı ile onama suretiyle kesinleştiği, davalı tarafın karar düzeltme talebinde bulunduğu, talebin aynı dairenin 2012/4065 Esas 2012/5931 karar sayılı ilamı ile reddedildiği, bu dava nedeniyle vekalet ücreti ve masrafların tahsili için … 2. İcra Müdürlüğünün 2015/3029 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı, katılanın 29.04.2021 tarihli şikâyet dilekçesi ile avukatlar hakkında soruşturma başladığı, yapılan inceleme sonucunda Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 15.06.2022 tarihli oluru ile avukatlar hakkında zimmet iddiası nedeniyle soruşturma izni verilmediği, sanığın izin konusu eyleme ilişkin … 2. İcra Müdürlüğünün 2006/5920 sayılı dosyasında 24.02.2011 tarihli son işlemden şikâyet tarihine kadar alacağın tahsiline ilişkin işlemleri yapmayarak hacizlerin düşmesine ve katılanın mağduriyetine sebep verdiği, sanığın aşamalarda alınan savunmasında tasarrufun iptali davası için yetkilendirildiğini, icra dosyasından aciz vesikasına ihtiyaç duyulduğundan bir başka avukatın yürütmüş olduğu icra dosyasına vekaletnameyi sunduğunu, hacze diğer avukatın gittiğini, satış konusunda kendisine herhangi bir talimat veya masraf verilmediğini, aciz vesikasını aldıktan sonra dosya ile bir bağının kalmadığını belirterek suçlamaları kabul etmemiş ise de; bu takdirde de savunmaya göre ödemeden aciz vesikasını başka avukatın da, haczi yapan avukatın da alabileceği açıkken, icra dosyasına vekaletname sunarak işlem yapan avukat sanığın savunması inandırıcılığını kaybetmiştir. Sanığın, … 2. İcra Müdürlüğünün 2006/5920 sayılı dosyasında 24.02.2011 tarihli son işlemden şikâyet tarihine kadar alacağın tahsiline ilişkin işlemleri yapmayarak hacizlerin düşmesine ve katılanın mağduriyetine sebebiyet verdiği kanaati ile üzerine atılı ihmali hareketlerle görevi kötüye kullanma suçu sübut bulmuş olup, TCK’nın 257/2 maddesi uyarınca alt sınırdan uygulama yapılmış, takdiri indirim tatbik edilerek TCK’nın 53/1-e maddesindeki haklarını kötüye kullanan sanık hakkında TCK’nın 53/5. madde ve fıkrası gereğince cezasının infazından sonra başlamak üzere 1 Ay 8 gün süre ile bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilerek sabıkasız sanık hakkında muvafakati de göz önünde bulundurularak, sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan cezanın nevi ve miktarı, sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması, mahkememizce, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurulduğunda yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması, CMK’nın 231/5. maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilebilmesi için, aynı maddenin 6. fıkrasında zararın ödenmesi koşulu öngörülmüş ise de, bu koşulun aranabilmesi için suçun niteliği veya işleniş biçimine ve doğurduğu sonuçlarına göre ortada maddi bir zararın bulunmasının zorunlu olduğu, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, Dairemizce de benimsenen 03.02.2009 tarih ve 2008/11-250 Esas, 2009/13 sayılı Kararında da açıklandığı üzere, CMK’nın 231/6-c maddesinde düzenlenen ‘giderilmesi gereken zarar’ kavramının, somut, basit bir araştırma ile belirlenebilir maddi zarar olduğu, buna karşın somut olayda dava konusu edilen eylem itibariyle maddi zarar mevcut bulunmakla birlikte basit bir araştırma ile belirlenebilir nitelikte olmamakla hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına engel teşkil etmediği kanaatine varılmakla, sanığın kabulü de göz önüne alınarak sanık hakkında CMK’nın 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir.” gerekçesiyle karar verdiği,
İncelemenin duruşmalı yapıldığı, Baro Disiplin Kurulu’nca “Şikâyetlinin eylemi Avukatlık Kanunu’nun 34. maddesine aykırı olmakla kınama cezasını gerektirse de Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulu’nun 25.01.2019 tarihli, 2018/1017 esas, 2019/36 sayılı kararında ve benzeri kararlarında da belirtildiği üzere Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılmasına karar verilmesi nedeniyle hakkında bir alt ceza olarak uyarma cezası verilmesi gerektiği hususunda kurulumuzda tam bir kanaat oluşmuştur.”  gerekçesiyle karar verildiği,
Şikâyetlinin disiplin sicil özetinde ceza olmadığı,
Şikâyetli vekilinin 18.04.2024 kayıt tarihli itiraz dilekçesinde özetle, müvekkilinin yargılanmasına sebep olan dosya incelendiğinde; icra dosyasında yapılan son işlem tarihinin 24.02.2011 olduğunu ve bu tarihten itibaren müvekkiline isnat edilen suçlamalara ilişkin ceza dava zamanaşımı süresinin geçtiğini, dosya kapsamında zaman aşımını kesen herhangi bir işlemin de bulunmadığını, her ne kadar ceza mahkemesi tarafından bu yöndeki savunmalarına ilişkin olarak olumlu veya olumsuz bir değerlendirmede bulunulmamış ise de disiplin kurulu tarafından dosyanın bu yönüyle de incelenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiğini, özellikle ceza yargılaması sonucunda HAGB kararı verilmiş olması nedeniyle daha titiz bir çalışma ile öncelikle zamanaşımı yönünden dosya değerlendirilme yapılması gerektiğini belirterek mezkur karara itiraz ettiği,
Usulüne uygun tebligata rağmen itiraza cevap verilmediği görülmektedir.
Şikâyetlinin itirazı ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;
Her ne kadar şikâyetli vekili incelemenin zamanaşımına uğradığından bahisle karara itiraz etmişse de dosya kapsamında yer alan eylemin temadi eden eylem niteliğinde olduğu, bu nedenle eylem tarihi olarak Ceza Mahkemesince esas alınan 20.04.2021 günün, Kurulumuz tarafından da kabul edildiği değerlendirmesiyle, itiraz yerinde görülmemiştir.
Avukatlık Kanunu’nun 34. maddesi, “Avukatlar, yüklendikleri görevleri, bu görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek ve avukatlık unvanının gerektirdiği saygı ve güvene uygun biçimde davranmak ve Türkiye Barolar Birliğince belirlenen meslek kurallarına uymakla yükümlüdürler.”,
Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 3. maddesi, “Avukat, mesleki çalışmasını kamunun inancını ve mesleğe güvenini sağlayacak biçimde ve işine tam bir sadakatle yürütür.”,
Avukatlık kolektif bir itibar mesleğidir. Bu itibardan yararlanmak her avukatın hakkı olduğu gibi, bu itibarı korumak ve lekelenmesine izin vermemekte her avukatın yükümlülüğüdür.
Bir haktan vazgeçmeyi gerektiren işlemlerde vekil edenin yazılı muvafakatinin alınması zorunlu olup, şikâyetli avukatın, muvafakat almadan … 2. İcra Müdürlüğünün 2006/5920 (yenilenmekle 2011/2625) sayılı dosyasından taşınmazın satışı ve alacağın tahsiline ilişkin işlemleri 24.02.2011 tarihli son işleminden şikâyet tarihine kadar yapmayarak, dosyada uygulanan hacizlerin düşmesine ve müştekinin mağduriyetine sebebiyet verdiği anlaşılmaktadır.
Şikâyetlinin eylemi, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 34, 134 ve Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 3 ve 4.maddesinde tanımı yapılan özen, meslek güveni, meslek itibarı ilkelerine aykırılık oluşturmaktadır.  Şikâyetlinin eylemiyle orantılı olan ceza, Avukatlık Kanunu’nun 136/1.maddesi gereğince kınama cezasıdır. Ancak dosya kapsamında, şikâyetli avukat aleyhine itiraz bulunmamaktadır.
Bu nedenle, her ne kadar şikâyetli avukatın eylemin karşılığı olan cezanın, Avukatlık Kanunu’nun 136/1.maddesi gereğince kınama cezası olduğu anlaşılmaktaysa da aleyhe itiraz olmadığından itirazın reddi ile kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Gereği düşünüldü:
1-Şikâyetli vekilinin itirazının reddine, … Barosu Disiplin Kurulu’nun Şikâyetlinin
“Uyarma Cezası ile Cezalandırılmasına”
ilişkin 29.01.2024 gün ve 2022/25 Esas, 2024/06 Karar sayılı kararının, aleyhe itiraz olmadığından
ONANMASINA,
2-Kurulumuz kararının tebliğini izleyen günden itibaren 60 gün içerisinde Ankara İdare Mahkemesinde dava yolu açık olmak üzere,
Oybirliği ile karar verildi.

  • İlk yayınlanma tarihi: 28 Haziran 2024
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!