Kaynak: Türkiye Barolar Birliği. Bu karar metni TBB tarafından yayımlanan kaynak metinden aktarılmıştır: barobirlik.org.tr/DisiplinKararlariDetay/1678
Güncel metin için TBB’deki kaynak sayfa esas alınmalıdır. Bu karar idari niteliktedir; yargı kararı değildir ve mahkemeler açısından bağlayıcı içtihat oluşturmaz.
(Av. Yas. m. 93/2 ve 141/1 ) [KARAR METNİ] Avukatlık Kanunu’nun 141/1.maddesine göre, “Disiplin kovuşturması yönetim kurulu tarafından verilen kararla açılır.”, aynı Kanunu’nun 93/2.maddesine göre; “Yönetim Kurulu salt çoğunlukla toplanır ve üye tam sayısının salt çoğunluğu ile karar verir. Oylarda eşitlik halinde, başkanın bulunduğu taraf üstün tutulur. Baro Başkanı veya Yönetim Kurulu üyeleri, ilgili oldukları işlerin görüşülmesine katılamazlar.”
Baro Yönetim Kurulu’nun “disiplin kovuşturması açılmasına” dair 22.02.2023 günlü kararı incelendiğinde; 5 üyenin ve muhakkikin oylamaya katılmadığı, toplantıya başkan dâhil 5 üyenin katıldığı, toplantı yeter sayısının oluşmadığı, başkan ile birlikte 4 üyenin oyu ile disiplin kovuşturması açılmasına dair karar alındığı, salt çoğunluk olan 6 oyun, çıkan karar doğrultusunda birleşmediği anlaşılmıştır. Toplantı ve karar yeter sayısına ulaşılmadığından yasaya aykırı verilen 22.02.2023 günlü Yönetim Kurulu kararının yok hükmünde olduğu tartışmasızdır.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (Bellios/İsviçre 1988) içtihadı uyarınca “mahkeme” maddi anlamıyla üstlendiği yargı işlevine göre nitelik kazanır. Bir başka deyişle mahkeme, yetkisi dâhilindeki konuları hukuk kuralları temelinde, belirlenen usule bağlı olarak görülen davaların neticesinde karara bağlayan bir mercidir. Ayrıca, birçok diğer koşulları da yerine getirmesi gerekir. “bağımsızlık”, özellikle de yürütmeden; tarafsızlık; üyelerinin görev süreleri; usulle ile sağlanan teminatlar ki bunların birçoğu 6. maddenin 1. fıkrasında bulunmaktadır. Yine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (Le Compte, Van Leuven ve Meyere, Belçika 1981) “yürütme organından ve davanın yanlarından bağımsız olan, üyelerinin atanma biçimi ve süresi, uyguladığı yargılama yöntemleri açısından güvenceleri bulunan organlara ‘yargı yeri’ denilebilir.” kararı ile Tabipler Odası Üst Kurulu’nu “mahkeme” olarak tanımlamış, yargılamanın Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6/1 maddesine aykırı olmadığını saptamıştır.
Disiplin Kurulları, “sui generis” bir yargı yeridir ve ceza hukukuna ilişkin evrensel ilkelerin tamamı Disiplin Kurullarınca yapılan disiplin davalarında da geçerlidir. Barolar ve Türkiye Barolar Birliği, kuruluş ve kaynağını Anayasa ve Yasadan alan, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarıdır. Yönetimlerinin seçimle gelmeleri, belli sürelerle görevli olmaları, yürütmeden bağımsızlıkları, kararlarının itiraz ve yargı denetime açık olması karşısında, yaptıkları disiplin yargılamasında Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine uygun ve temel insan haklarının koruyucusu CMK’yı uygulamaları kaçınılmazdır. Bu aynı zamanda savunma hakkının kutsallığının da bir gereğidir.
CMK madde 174-(1) Mahkeme tarafından, iddianamenin ve soruşturma evrakının verildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde soruşturma evresine ilişkin bütün belgeler incelendikten sonra, eksik veya hatalı noktalar belirtilmek suretiyle;
a) 170 inci maddeye aykırı olarak düzenlenen, b) Suçun sübutuna etki edeceği mutlak sayılan mevcut bir delil toplanmadan düzenlenen, İddianamenin Cumhuriyet Başsavcılığına iadesine karar verilir.
(4) Cumhuriyet savcısı, iddianamenin iadesi üzerine, kararda gösterilen eksiklikleri tamamladıktan ve hatalı noktaları düzelttikten sonra, kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmesini gerektiren bir durumun bulunmaması halinde, yeniden iddianame düzenleyerek dosyayı mahkemeye gönderir.
(5) İade kararına karşı Cumhuriyet savcısı itiraz edebilir.” hükmünü amirdir. Bu anlamda Baro Yönetim Kurulu’nun disiplin kovuşturması açılmasına ilişkin kararının “iddianame” niteliğinde bulunduğu da tartışmasızdır. Baro Disiplin Kurulu’nun, “iddianame” niteliğindeki Yönetim Kurulu kararındaki eksikliğin giderilmesi için CMK’nın 174.maddesi gereğince yasal süresi içerisinde Yönetim Kurulu kararını Baro Yönetim Kurulu’na iade etmediği değerlendirilmiştir. Bu nedenle, kovuşturmaya başlanmış olması nedeniyle işin esası hakkında bir karar verilmesi gerektiğinden itirazın reddi ile kararın kaldırılması, Avukatlık Kanunu’nun 141/1 ve 93/2.maddesi gereğince usulüne uygun açılmış bir disiplin kovuşturması bulmadığından karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesi gerekmiştir.
Gereği düşünüldü:
Şikâyetçiler vekilinin itirazının reddine, … Barosu Disiplin Kurulu’nun
“Disiplin Cezası Verilmesine Yer Olmadığına”
ilişkin 28.04.2023 gün ve 2023/6 Esas, 2023/13 Karar sayılı kararının
KALDIRILMASINA,
şikâyetli Avukat hakkında
KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
kararın onay için, Avukatlık Kanunu’nun 157/7.maddesi gereğince Adalet Bakanlığı’na gönderilmesine, Kurulumuz kararının tebliğini izleyen günden itibaren 60 gün içerisinde Ankara İdare Mahkemesinde dava yolu açık olmak üzere katılanların oy birliği ile karar verildi.
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe