TBB Disiplin Kurulu Kararı – E. 2023/805 K. 2023/888

Kaynak: Türkiye Barolar Birliği. Bu karar metni TBB tarafından yayımlanan kaynak metinden aktarılmıştır: barobirlik.org.tr/DisiplinKararlariDetay/1653

Güncel metin için TBB’deki kaynak sayfa esas alınmalıdır. Bu karar idari niteliktedir; yargı kararı değildir ve mahkemeler açısından bağlayıcı içtihat oluşturmaz.

İlgili AVK maddeleri: AVK Madde 34, AVK Madde 157, AVK Madde 163
[ÖZET] Avukatlık Kanunu’nun “Avukatlık sözleşmesinin kapsamı” başlıklı 163.maddesinde avukatlık sözleşmesinin serbestçe düzenleneceği ve yasaya aykırı olmayan şarta bağlı sözleşmeler geçerli olduğu hususlarının düzenlendiği, öte yandan azil veya çekilme haklarını sınırlayan çekilme veya azil halinde belli bir miktar para ödenmesine ilişkin cezai şart hükümlerinin, çekilmeyi ve azli güçleştiren, sınırlayan hükümler olduğundan geçersiz/yok hükmünde olduğu, esasen avukatlık ücret sözleşmesinin geçersizliği ve vekâlet ücretinden kaynaklanan alacağın hukuki mahiyette kaldığı, salt geçersiz hüküm içeren sözleşme düzenlenmesi nedeniyle şikâyetli Avukatlara disiplin cezası verilmesinin yerinde olmadığı, şikâyetçi davacının düzenli geliri bulunmadığından mahkemece adli yardım talebinin kabul edildiği, şikâyetçinin bizzat el yazısıyla kaleme aldığı uyuşmazlık konusuna ilişkin yazılı beyanların dosya münderecatında yer aldığı ve şikâyetçinin, şikâyetli Avukatların vekil sıfatıyla açtıkları boşanma ve mal tasfiyesi davasından feragat ettiği hususları da dikkate alındığında, Bakanlık geri gönderme gerekçesi yerinde görülmediğinden, itirazların kabulü ile kararın kaldırılması, şikâyetli Avukatlar hakkında ayrı ayrı disiplin cezası verilmesine yer olmadığına dair  önceki kararımızda ısrar etmek gerekmiştir.
(Av. Yas. m.34, 163, 157/7)

[KARAR METNİ] Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü’nün 11.10.2023 günlü “Olur”u ile Kurulumuzun 08.08.2023 gün ve 2023/641 Esas, 2023/737 Karar sayılı kararı,
“Dosya arasında bulunan ve taraflar arasında düzenlenen 22.05.2019 tarihli ‘Avukatlık Ücret Sözleşmesi’nin dördüncü maddesinde, ‘Sözleşme, süresinden önce iş sahibince tek taraflı fesih edilirse ya da iş sahibi işi takipten vazgeçer veya davalı ile anlaşma, feragat vb. yollarla davayı takip etme imkanı bırakmaz ise vekalet veren vekillere 100.000 TL vekalet ücreti ödeyecektir’ hükmünün yer aldığı anlaşılmıştır.
Adı geçen Avukatların vekalet ücretinin tahsili amacıyla müşteki aleyhine … İcra Müdürlüğünün 2019/13063 sayısına kayden başlattıkları icra takibine yapılan itiraz üzerine, … Tüketici Mahkemesine Esas: 2019/492 sayı ile açtıkları itirazın iptali davası sonunda Mahkemece 18.02.2020 tarih ve Karar: 2020/125 sayılı karar ile, ‘… Taraflar arasındaki avukatlık ücret sözleşmesi esas itibarıyla geçerli ise de azil nedeniyle %25 cezai şart ödenmesine ilişkin hüküm Avukatlık Kanunu ve BK’nın 19. maddesi hükmüne göre geçersiz, yok hükmündedir. Zira avukatlık ücret sözleşmesinin tarafları kanunlar çerçevesinde akit düzenleme serbestisine sahip iseler de, avukatlık hizmetinin ve vekalet akdinin niteliği gereği avukatın özenle iş görme ve hesap verme borcunun ortadan kaldırılmasına sebep olabilecek nitelikte, müvekkilin ileride gerektiğinde kullanabileceği azil hakkından vazgeçmesi, hesap soramaması sonucunu doğuran hükümler konulamaz. Bu nedenle Mahkeme davacının cezai şart alacağının reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde alacağının reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde, bu kısım alacak için de takibin kısmen devamına karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir’ ‘YARGITAY 13 HD. 2013/18201 E. 2013/2132 K. 12/09/2013 tarih’ ilgili Yargıtay yerleşik içtihatları doğrultusunda davacının talebinin değerlendirilmesinde, davacının cezai şart niteliğindeki alacak talebinin hükümsüz olması nedeniyle talep etmekte haksız olduğu kanaatine varılarak…’ gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Söz konusu kararın istinaf incelemesi sırasında, … Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin Esas: 2020/1450, Karar: 2022/1174 sayılı kararı ile yerel Mahkeme kararının kaldırılarak davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiş ise de, anılan sözleşmenin dördüncü maddesinin geçersiz olduğuna dair yapılan değerlendirmenin yerinde olduğu vurgulanmıştır.
Vekalet sözleşmesi, karşılıklı güvene dayalı bir sözleşme olup, güven, sözleşmenin önemli bir özelliğini teşkil eder. Bu nedenle taraflardan her biri, sözleşmeyi her zaman feshedebilir. (Yasada bu durumda vekil ve müvekkile tanınan hak ve yükümlülükler saklıdır.) Nitekim Borçlar Kanunu’nun 512. maddesinde, ‘Vekaletveren ve vekil, her zaman sözleşmeyi tek taraflı olarak sona erdirebilir. Ancak, uygun olmayan zamanda sözleşmeyi sona erdiren taraf, diğerinin bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür.’ hükmü bulunmakta olup, emredici nitelikteki bu hüküm gereğince müvekkil, vekilini her zaman azletmek hakkından, vekil de her zaman istifa edebilmek hakkından önceden vazgeçemez. Bunun aksini öngören sözleşmeler geçersiz olduğu gibi, istifa ve azil hakkını zorlaştıran kararlaştırmalar da geçersizdir. Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 07.11.1997 tarih ve Esas: 1997/7395, Karar: 1997/8923 ve 16.05.2013 tarih ve Esas: 2013/8249, Karar: 2013/12850 sayılı kararları da aynı doğrultudadır.
Bu itibarla, adı geçen Avukat tarafından belirlenen cezai şart vekalet ücretinin, müştekinin azletme ve davadan vazgeçme gibi en doğal haklarına sınırlamalar getirmesi Borçlar Kanununun 512. maddesinin emredici hükmüne aykırı olduğu gibi, müvekkilin avukatı azletmesi, vekilin de haklı nedenle çekilmesi hallerinde avukatın vekalet ücreti Avukatlık Kanunu’nun 164, 165 ve 174. maddelerinde koruma altına alındığı nazara alındığında, adı geçen Avukat tarafından belirlenen cezai şart vekalet ücretinin Avukatlık Kanunu’na aykırı olduğu gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi yerinde görülmemiştir.” gerekçesi ile Avukatlık Kanunu’nun 157/7. maddesi gereği bir daha görüşülmek üzere geri gönderilmiştir.
Geri gönderme gerekçesi ile birlikte dava dosyası yeniden incelendi:
Şikâyetli Avukatlar hakkında; “Müştekinin davadan feragat yönündeki iradesini bildirmesi üzerine, 7.000,00 TL vekâlet ücreti karşılığında sözlü olarak anlaşmalarına rağmen, müvekkillerine okutmaksızın imzalamasını sağladıkları 22.05.2019 tarihli avukatlık ücret sözleşmesine göre cezai şart olarak 100.000,00 TL ödenmesine ilişkin müşteki hakkında … İcra Müdürlüğünün 2019/13063 sayısına kayden icra takibi başlattıkları,” iddiası üzerine başlatılan disiplin davasında, eylem sabit görülerek ayrı ayrı ceza tayin edilmiştir.
Şikâyetliler benzer içerikli savunmalarında özetle; şikâyet edenin eşine karşı boşanma ve mal tasfiyesi davaları açmak istediğini belirterek kendilerini vekil tayin ettiğini, tabancası bulunan eşinden kendisi ve çocukları adına çok korktuğunu söylediğini ve talebi üzerine önce … Aile Mahkemesinin 2019/255 D. İş sayılı dosyasıyla koruma kararı alındığını, sonrasında davacının verdiği bilgi ve beyanlar doğrultusunda adli yardım talebiyle boşanma ve mal tasfiyesi davası açıldığını, dava devam ederken şikâyetçinin davadan feragat ettiğini, ödenmesi gereken vekâlet ücretinin ödenmemesi nedeniyle şikâyetçi aleyhine … İcra Müdürlüğünün 2019/13063 sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığını ve takibe yapılan itiraz üzerine … Tüketici Mahkemesinin 2019/492 esas sayılı itirazın iptali davasının açıldığını, şikâyet edenin bizzat el yazısıyla kaleme aldığı uyuşmazlık konusuna ilişkin yazılı beyanlarında alınan koruma kararına rağmen eşinden çok korktuğuna ve hiçbir mal varlığının ve gelirinin bulunmaması nedeniyle adli yardım talep ettiğine dair beyanlarının bulunduğunu, yargılama sırasında şikâyet eden adına kayıtlı araç ve hisseli bir tapu tespit edildiğini, şikâyet edenin tapu kaydının hisseli olduğunu ve bir değerinin bulunmadığını belirterek taşınmaza ilişkin bir mahkeme kararı gönderip dava dosyasına sunulmasını istediğini, şikâyet eden davacının düzenli geliri bulunmadığından mahkemece adli yardım talebinin kabul edildiğini, şikâyet edenin kuzeniyle birlikte okuyup imzaladığı avukatlık ücret sözleşmesinde yer alan 100.000 TL ödemenin cezai şart amacıyla sözleşmeye konulmadığını, bahsi geçen 100.000 TL’nin belirsiz alacak davası olarak açılan mal tasfiye davasında taşınmazlarla ilgili müvekkilin payına düşecek alacak miktarının %10’u için en az bedel olarak belirtildiği, şikâyetçi müvekkillerine hukuki yardım sunmak için emek ve mesai harcadıklarını ve kendisinin talepleri doğrultusunda hareket ettiklerini beyan etmişlerdir.
İncelenen dosya kapsamında; Baro Yönetim Kurulu’nun 06.06.2022 günlü toplantısında Avukatlık Kanunu’nun 34, 163, Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 3, 4 ve 41.maddesi uyarınca şikâyetli Avukatlar hakkında ayrı ayrı disiplin kovuşturması açılmasına karar verildiği,
Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 23.12.2022 günlü “Olur”u ile şikâyetli Avukatlar hakkında soruşturma izni verilmediği,
Taraflar arasında imzalanan 22.05.2019 tarihli avukatlık ücret sözleşmesinin “Sözleşme süresinden önce iş sahibince tek taraflı fesih edilirse ya da iş sahibi işi takipten vazgeçer veya davalı ile anlaşma, feragat vb. yollarla davayı takip imkan bırakmaz ise vekalet veren vekillere 100.000 TL vekalet ücreti ödeyecektir.” şeklinde düzenlenen maddesine dayanılarak başlatılan … İcra Müdürlüğünün 2019/13063 sayılı icra takibine yapılan itirazın iptaline ilişkin … Tüketici Mahkemesinin 2019/492 esasına kayden yapılan yargılama neticesinde, 18.02.2020 gün ve 2020/125 sayılı kararla cezai şart niteliğindeki alacak talebinin hükümsüz olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği,
Baro Disiplin Kurulu’nca, “Dosyadaki tüm bilgi ve belgeler incelendiğinde; Avukatlık Ücret sözleşmelerindeki azli ve istifayı zorlaştıran düzenlemelerin cezai şart mahiyetinde olduğu ve TBK’nın 512 maddesindeki emredici düzenlemesine aykırı olması nedeniyle de geçersiz (Y.13 HD. 16.5.2013, 2013/8249 – 2013/12850) olduğu yerleşik Yargıtay içtihatları ile sabittir. Kanunların uygulanmasında ve adaletin gerçekleştirilmesinde yargının kurucu unsuru olan avukatın kendi yasasını en iyi bilmesi ve kamunun inancını sarsacak eylem ve davranışlardan uzak durması ve de yakından takip etmek zorunda olduğu İçtihatlara da dikkat ederek mesleğini icra etmesi ve bu kapsamda da sözleşmesini tanzim etmesi mesleki yükümlülüktür. Emredici düzenlemelere aykırı düzenlemeleri içeren sözleşme tanzim etmemesi asıl olan avukatın buna aykırı sözleşme tanzimi Avukatlık Kanunu’nun 34 maddesindeki ağırlaştırılmış özen yükümlülüğüne aykırıdır. Bu gereğe uymayan avukatın eylemi ile yukarıda belirtilen Avukatlık Kanunu ile Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın ilgili maddelerinde düzenlenen ilke ve esasları ihlal ettiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.” gerekçesiyle karar verildiği,
Şikâyetlilerin disiplin sicil özetinde ceza olmadığı,
Şikâyetli Avukatların 19.06.2023 kayıt tarihli ortak imzalı itiraz dilekçelerinde özetle, savunmalarını tekrarla, şikâyetçinin kendileri aleyhine açtığı manevi tazminat davasının reddedildiğini, Bakanlık tarafından haklarında soruşturma izni verilmediğini, 35 yıldır avukatlık mesleğini şeref ve haysiyetle icra ettiklerini, kendi menfaatlerinin asla müvekkilleri önüne geçmediğini, şikâyetçinin mal tasfiyesinde talep ettiği taşınmazların, bankadaki paraların ve dava değerinin milyonlarla ifade edildiğini ve ileride müvekkillerinin alacağı miktarın %15’i şikâyetçinin aleyhine olacağından 100.000 TL’nin sözleşmeye eklendiğini, bunun cezai şart da olmadığını, şikâyetçinin mağduriyetine inanan ve üzülen, onu korumaya çalışan herkesi kandırdığını, emeklerinin şikâyetçi tarafından sömürüldüğünü, geçersiz bir sözleşme düzenlemenin disiplin suçu olduğunu anlamanın mümkün olmadığını belirterek Baro Disiplin Kurulu kararının bozularak kaldırılmasını talep ettikleri,
Usulüne uygun tebligata rağmen itiraza cevap verilmediği görülmüştür.
Kurulumuzca Baro Disiplin Kurulu kararına vaki itirazlar ve Bakanlık geri gönderme gerekçesi ile birlikte tüm dosya kapsamı incelendiğinde,
Şikâyetlilerin savunmalarında; şikâyet edenin eşine karşı boşanma ve mal tasfiyesi davaları açmak istediğini belirterek kendilerini vekil tayin ettiğini, tabancası bulunan eşinden kendisi ve çocukları adına çok korktuğunu söylediğini ve talebi üzerine koruma kararı alındığını, sonrasında davacının verdiği bilgi ve beyanlar doğrultusunda adli yardım talebiyle boşanma ve mal tasfiyesi davası açıldığını, dava devam ederken şikâyetçinin davadan feragat ettiğini, ödenmesi gereken vekâlet ücretinin ödenmemesi nedeniyle şikâyetçi aleyhine icra takibi başlatıldığını ve takibe yapılan itiraz üzerine itirazın iptali davasının açıldığını, şikâyetçinin bizzat el yazısıyla kaleme aldığı uyuşmazlık konusuna ilişkin yazılı beyanlarında alınan koruma kararına rağmen eşinden çok korktuğuna ve hiçbir mal varlığının ve gelirinin bulunmaması nedeniyle adli yardım talep ettiğine dair beyanlarının bulunduğunu, yargılama sırasında şikâyetçi adına kayıtlı araç ve hisseli bir tapu tespit edildiğini, şikâyetçinin tapu kaydının hisseli olduğunu ve bir değerinin bulunmadığını belirterek taşınmaza ilişkin bir mahkeme kararı gönderip dava dosyasına sunulmasını istediğini, şikâyetçi davacının düzenli geliri bulunmadığından mahkemece adli yardım talebinin kabul edildiğini, şikâyet edenin kuzeniyle birlikte okuyup imzaladığı avukatlık ücret sözleşmesinde yer alan 100.000 TL ödemenin cezai şart amacıyla sözleşmeye konulmadığını, bahsi geçen paranın  belirsiz alacak davası olarak açılan mal tasfiye davasında taşınmazlarla ilgili müvekkilin payına düşecek alacak miktarının %10’u için en az bedel olarak belirtildiği, şikâyetçi müvekkillerine hukuki yardım sunmak için emek ve mesai harcadıklarını ve kendisinin talepleri doğrultusunda hareket ettiklerini beyan etmişlerdir.
Bu kapsamda disiplin davasına konu; şikâyetçiye okuma imkânı vermeden avukatlık ücret sözleşmesi imzalatılması, şikâyetçinin talebi bulunmadığı, şiddete uğramadığı ve üzerinde araç ve tapu bulunduğunu belirttiği halde aksi yönde iddia ve beyanlarla adli yardım ve koruma tedbiri taleplerinde bulunarak fakirlik belgesi alması için şikâyetçinin yönlendirilmesi, şikâyetçinin boşanma davasından feragat etmek istemesi üzerine avukatlık ücret sözleşmesine ekledikleri cezai şarta istinaden … İcra Müdürlüğünün 2019/13063 sayılı dosyası ile 100.000 TL alacaklı icra takibi başlatılması iddiaları incelendiğinde; ücret sözleşmesinin okunmadan imzalandığına dair herhangi bir bilgi ve belgenin dosya içerisinde yer almadığı, Avukatlık Kanunu’nun “Avukatlık sözleşmesinin kapsamı” başlıklı 163.maddesinde avukatlık sözleşmesinin serbestçe düzenleneceği ve yasaya aykırı olmayan şarta bağlı sözleşmeler geçerli olduğu hususlarının düzenlendiği, öte yandan azil veya çekilme haklarını sınırlayan çekilme veya azil halinde belli bir miktar para ödenmesine ilişkin cezai şart hükümlerinin, çekilmeyi ve azli güçleştiren, sınırlayan hükümler olduğundan geçersiz/yok hükmünde olduğu, esasen avukatlık ücret sözleşmesinin geçersizliği ve vekâlet ücretinden kaynaklanan alacağın hukuki mahiyette kaldığı, salt geçersiz hüküm içeren sözleşme düzenlenmesi nedeniyle şikâyetli Avukatlara disiplin cezası verilmesinin yerinde olmadığı, şikâyetçi davacının düzenli geliri bulunmadığından mahkemece adli yardım talebinin kabul edildiği, şikâyetçinin bizzat el yazısıyla kaleme aldığı uyuşmazlık konusuna ilişkin yazılı beyanların dosya münderecatında yer aldığı ve şikâyetçinin, şikâyetli Avukatların vekil sıfatıyla açtıkları boşanma ve mal tasfiyesi davasından feragat ettiği hususları da dikkate alındığında, Bakanlık geri gönderme gerekçesi yerinde görülmediğinden, itirazların kabulü ile kararın kaldırılması, şikâyetli Avukatlar hakkında ayrı ayrı disiplin cezası verilmesine yer olmadığına dair  önceki kararımızda ısrar etmek gerekmiştir.
Gereği düşünüldü:
1-Bakanlık geri göndermesi yerinde görülmediğinden, şikâyetli Avukatların itirazının kabulüne, Baro Disiplin Kurulu’nun Şikâyetlilerin ayrı ayrı
“Uyarma Cezası ile Cezalandırılmasına”
ilişkin kararının
KALDIRILMASINA,
Şikâyetli Avukatlar hakkında
AYRI AYRI
DİSİPLİN CEZASI VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA
dair Kurulumuzun 08.08.2023 gün ve 2023/641 Esas, 2023/737 Karar sayılı kararında
ISRAR EDİLMESİNE,
2-Sonucun Avukatlık Kanunu’nun 157/7.maddesi gereğince Adalet Bakanlığı’na bildirilmesine,
3-Kurulumuz kararının tebliğini izleyen günden itibaren 60 gün içerisinde Ankara İdare Mahkemesinde dava yolu açık olmak üzere,
Oyçokluğu ile karar verildi.
Karşı Oy ;
Sayın Çoğunluğun, itirazların kabulü Baro Disiplin Kurulu kararının kaldırılması, Şikâyetliler hakkında ayrı ayrı disiplin cezası verilmesine yer olmadığına dair önceki kararda ısrar edilmesi görüşüne katılmak mümkün değildir. Şöyle ki; Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında da belirtildiği üzere, müvekkil, vekilini her zaman azletmek hakkından, vekil de her zaman istifa edebilmek hakkından önceden vazgeçemez. Bunun aksini öngören sözleşmeler geçersiz olduğu gibi, istifa ve azil hakkını zorlaştıran kararlaştırmalar da geçersizdir.
Nitekim Kurulumuzun 25.05.2014 gün ve E: 2014/165, K: 2014/332 sayılı kararı da, “…Şikâyetli avukat sözleşmenin ücretle ilgili 2. maddede yaptıkları anlaşmanın cezai şart olduğunu ve bunun Avukatlık Yasası’na aykırı olmadığını savunmakta ise de; Davacı yan, her ne sebeple olursa olsun davadan vazgeçerse, davalı yanlar anlaşırsa ya da avukatı azlederse, yine vekillikten haklı nedenle çekilinecek olunursa her bir dava ve icra için ayrı ayrı işçilik alacağı vekâlet ücretini hiçbir ihtar ve ihbara gerek kalmaksızın ödeyecektir. Belirli sürelerde yapılması gereken ödemelerden, herhangi birisi yapılmadığı takdirde ücretin tamamı muaccel olacaktır. Gecikmiş ödemeler avans faizi yürütülerek ödenecektir. Sözleşmedeki düzenleme Şikâyetçinin davadan vazgeçmesi, davacının hasım tarafla anlaşması, davacının avukatı azletmesi, avukatın haklı nedenle çekilmesi halleridir. Bu hallerin gerçekleşmesi halinde avukatın vekâlet ücreti Avukatlık Yasası ile (Madde 164 sözleşme olmayan hallerde ücreti, madde 165, iş sahibinin hasmı ile anlaşması halinde avukatın alacağı ücreti, madde 174, avukatın haksız azli halinde alacağı ücreti düzenleyerek) koruma altına alınmıştır. Ayrıca “vazgeçme, anlaşma, azletme” iş sahibinin, “istifa” ise avukatın en doğal hakkıdır. Bu eylemde bulunan yasada öngörülen sonuca da katlanacaktır. Bu nedenle cezai şart olduğu iddia edilen düzenlemenin avukatlık yasasına aykırı olduğu tartışmasızdır.” şeklindedir.
Bu nedenle Bakanlık geri gönderme gerekçesine uyularak, Baro Disiplin Kurulu’nun eylemin disiplin suçu olduğuna ilişkin yaptığı hukuksal değerlendirmesi isabetli olmakla itirazların reddi ile kararın onanması gerektiği kanaatiyle Sayın Çoğunluğun görüşüne muhalifiz.

  • İlk yayınlanma tarihi: 22 Ekim 2023
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!