Kaynak: Türkiye Barolar Birliği. Bu karar metni TBB tarafından yayımlanan kaynak metinden aktarılmıştır: barobirlik.org.tr/DisiplinKararlariDetay/1606
Güncel metin için TBB’deki kaynak sayfa esas alınmalıdır. Bu karar idari niteliktedir; yargı kararı değildir ve mahkemeler açısından bağlayıcı içtihat oluşturmaz.
(Av. Yas. m.159) [KARAR METNİ] Şikâyetli Avukat hakkında; “Sanık sıfatıyla ‘Görevi kötüye kullanma ve güveni kötüye kullanma’ suçlarından yargılandığı, şikâyetçinin de katılan olarak yer aldığı … Ağır Ceza Mahkemesinin 2009/336 esasına kayden görülen kamu davasında, savunma amaçlı olarak şikâyetçi ile aralarında düzenledikleri 24.03.2008 tarihli ve ‘avukatlık sözleşmesi’ başlıklı belgenin (1) numaralı maddesinde gerçeğe aykırı olacak şekilde değişiklikler yaparak bahse konu belgeyi mahkemeye delil olarak sunduğu” iddiasıyla başlatılan disiplin davasında meslekten çıkarma cezası tayin edilmiş, şikâyetlinin tedbiren işten yasaklanmasına karar verilmiştir.
Şikâyetli savunmasında özetle, kovuşturmaya konu işlemde şikâyetçinin imzasını veya parafını taklit etmediğini, kendi isteği bilgisi dâhilinde değişikliği talep ettiğini, ödeme şekli değişikliğinin yazılmasından ye tarafından çift imza atılmasından haberdar olduğunu, olay tarihi ile şikâyet tarihi arasında 5 yıldan fazla bir süre geçmiş olduğunu bu sebeple zamanaşımı nedeni ile şikâyetin geçerli olmadığını ayrıca bu eylemin suça konu bir eylem olmadığını, istinaf mahkemesi kararını temyiz ettiğini, ceza dosyasının temyiz safhasında olduğunu, Barosu levhasına yeniden kaydının yapıldığını beyan etmiştir.
İncelenen dosya kapsamından, Baro Yönetim Kurulu’nun 21.06.2017 günlü toplantısında, şikâyetli hakkında disiplin kovuşturması açılmasına karar verildiği,
Dosyanın önceden Kurulumuza intikal ettiği, Baro Disiplin Kurulu’nun 16.07.2018 gün ve 2017/7 Esas, 2018/9 Karar sayısı ile Şikâyetlinin
“Kınama Cezası ile Cezalandırılmasına”
karar verildiği, vaki itirazlar üzerine Şikâyetli avukatın itirazının reddine, şikâyetçinin itirazının kabulü ile; Baro Disiplin Kurulu’nun Şikâyetlinin
“Kınama Cezası ile Cezalandırılmasına”
ilişkin kararının, meslekten çıkarma cezasına çevrilmek suretiyle
DÜZELTİLEREK ONANMASINA
, şikâyetli avukatın “
MESLEKTEN ÇIKARMA CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA
”, Avukatlık Kanunu’nun 154/1.maddesi gereğince Şikâyetlinin
TEDBİREN İŞTEN YASAKLANMASINA
dair 08.02.2019 gün ve 2019/17 esas, 2019/87 karar sayılı Kurulumuz kararının iptali istemiyle açılan davada, Ankara 3. İdare Mahkemesinin 31.10.2022 gün ve 2021/2325 esas, 2022/2424 sayılı kararı ile;
“Dava konusu 08.02.2019 gün ve 2019/17 Esas ve 2019/87 sayılı Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulu kararının gerekçesinde, davacı hakkında özel belgede sahtecilik suçundan kesinleşmiş hüküm bulunması ve bu durumun avukatlığa engel hallerden olması hususları belirtilmiştir.
Davacı tarafından, 7343 sayılı Kanun’un 15.maddesi ile 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’na eklenen Geçici 24.madde uyarınca … Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi’nin kesin olarak verilen 18/04/2018 tarih ve E:2018/540, K:2018/535 sayılı kararı hakkında temyiz başvurusunda bulunulduğu, başvuru üzerine Yargıtay 11. Ceza Dairesi’nin dosyanın açıldığı ve derdest olduğu görüldüğünden, hukuk aleminde davacı hakkında avukatlığa engel suçlardan kesinleşmiş bir mahkumiyet hükmü bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, dava konusu işlemin gerekçesinin davacı hakkında avukatlık mesleğine engel teşkil edecek özel belgede sahtecilik suçundan kesinleşmiş hüküm bulunması hususunun olduğu ve 7343 sayılı Kanun’un 15.maddesi ile 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’na eklenen Geçici 24.madde uyarınca yapılan temyiz başvurusu üzerine davanın derdest hale geldiği hususları birlikte değerlendirildiğinde, sebep unsuru ortadan kalkmış olan dava konusu işlemde hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varılmaktadır.
Öte yandan, davacının temyiz başvurusu üzerine verilecek kararın davacının aleyhine olması halinde davalı idarece yeniden işlem tesis edilebileceği de açıktır.”
gerekçesiyle “dava konusu işlemin iptaline” karar verildiği,
Anılan iptal kararı üzerine, Kurulumuzun 09.12.2022 günlü toplantısında; Ankara 3. İdare Mahkemesinin 31.10.2022 gün ve 2021/2325 esas, 2022/2424 karar sayılı kararına
UYULMASINA,
Kurulumuzun, 08.02.2019 gün ve 2019/17 esas, 2019/87 karar sayılı kararının tesis edildiği tarihten itibaren
KALDIRILMASINA,
Baro Disiplin Kurulu’nun Şikâyetlinin “
Kınama Cezası ile Cezalandırılmasına
” ilişkin ı kararının
BOZULMASINA
karar verildiği,
Bozma kararımız sonrasında Şikâyetli Avukat tarafından, 7343 sayılı Kanun’un 15.maddesi ile 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’na eklenen Geçici 24.madde uyarınca … Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi’nin kesin olarak verilen 18.04.2018 gün ve 2018/540 esas, 2018/535 karar sayılı kararı hakkında temyiz başvurusunda bulunulduğu, başvuru üzerine Yargıtay 11. Ceza Dairesi’nin 24.11.2022 günlü ilamı ile “
sanığın avukat sıfatıyla yaptığı herhangi bir işlemin bulunmadığı, isnat edilen eylemin avukatlık görevinden kaynaklanmadığı gibi bu görevin ifası sırasında da gerçekleşmediği, bu suretle hükmün … düzenlemeler kapsamında temyiz kanun yoluna tabi olmadığı
” gerekçesiyle temyiz isteminin reddine karar verildiği,
Şikâyetli Avukatın disiplin davasına konu eylemi nedeniyle, “Özel Belgede Sahtecilik” suçundan cezalandırılması istemiyle … Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/527 esasına kayden açılan kamu davasında, Mahkemenin 05.12.2017 gün ve 2017/783 karar sayılı ilamı ile; sanık şikâyetli avukatın eylemine uyan TCK’nın 207/1, 62, 50 ve 52/2. maddesi gereğince neticeten 6.000 TL Adli Para Cezası ile Cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verildiği, kararın istinaf incelemesinin esastan reddi ile 18.04.2018 günü kesinleştiği,
Mahkemenin; “Sanık avukatın, … Adli Emanetinin 2015/1479 sırasında kayıtlı, katılan M.Y. ile imzaladığı 24.03.2008 tarihli avukatlık ücret sözleşmesinin 1.maddesindeki ‘ücretin tamamı peşin 2500 YTL’ kısmını karalayarak ‘tamamı dava sonunda ödenecektir’ şeklinde gerçeğe aykırı olacak şekilde değişiklikler yaparak; katılan M.Y. adına paraf etmek suretiyle sahtecilik yaptığı özel belge mahiyetindeki vekâlet sözleşmesini … Ağır Ceza Mahkemesinin 2009/336 esas sayılı dosyasında savunma amaçlı delil olarak sunmak suretiyle kullandığı, bahse konu davada sanığın, sanık sıfatıyla (asil) olarak yer aldığı, vekil sıfatıyla yaptığı herhangi bir işlem bulunmadığından isnat edilen eylemi avukatlık görevinden kaynaklanmadığı gibi bu görevin ifası sırasında da gerçekleşmediği bu nedenle soruşturmanın 1136 sayılı Avukatlık Kanunu gereğince Adalet Bakanlığının iznine tabi olmadığı genel hükümler uyarınca işlem yapılarak hakkında dava açıldığı, sanığın sabit olan özel belgede sahtecilik suçundan cezalandırılmasına karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını isteyip istemediği sorulan sanık hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını istemediğinden CMK 231/6-son cümle gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi yoluna gidilmeyerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.” gerekçesiyle karar verdiği,
Baro Disiplin Kurulu’nca; “Şikâyetli avukat hakkındaki ‘Özel Belgede Sahtecilik’ suçu yönünden kesinleşen hükmün. Avukatlık Kanunu madde 5/1-a’da bildirilen suçlardan olduğu ve şikâyetlinin belgede sahtecilik suçunu işlediği dosya kapsamında sabittir. Bu çerçevede şikâyetli avukatın meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ve Avukatlık Kanunu’nun 154/1 maddesi uyarınca meslekten çıkarma cezası verilen hallerde tedbiren işten yasaklanma kararı verilmesi zorunlu olduğundan şikâyetlinin tedbiren işten yasaklanmasına karar verildiği,
Şikâyetlinin disiplin sicil özetinde eylem tarihi itibariyle (27.02.2009) tekerrüre esas cezasının olmadığı,
Şikâyetli Avukatın 11.07.2023 kayıt tarihli duruşma talepli itiraz dilekçesinde özetle; önceki savunmalarını tekrarla, 12 yıllık uzamış zamanaşımı süresinin dolduğunu belirterek Baro Disiplin Kurulu kararının kaldırılmasını ve görevine iadesine karar verilmesini talep ettiği,
Şikâyetçinin 31.07.2023 tarihli cevabında, lehe itirazın reddini talep ettiği görülmüştür.
Önceden belirlenen gün ve saatte talep gibi incelemenin duruşmalı yapıldığı, şikâyetli avukatın hazır olmakla savunma yaptığı görülmüştür.
Kurulumuzca dosyadaki belgeler ile birlikte Baro Disiplin Kurulu kararına vaki itiraza ilişkin yapılan değerlendirmede;
Avukatlık Kanunu’nun 159. maddesinde; “Disiplin cezasını gerektirecek eylemlerin işlenmesinden itibaren üç yıl geçmiş ise kovuşturma yapılamaz. Yönetim kurulunca işe el konulmuş ise bu süre işlemez.
Disiplin cezasını gerektiren eylemlerin işlenmesinden itibaren dört buçuk yıl geçmiş ise disiplin cezası verilemez.
Disiplin cezasını gerektiren eylem aynı zamanda bir suç teşkil ediyor ve bu suç için kanun daha uzun bir zamanaşımı süresi koymuş bulunuyorsa, birinci ve ikinci fıkralardaki süreler yerine bu zamanaşımı süresi uygulanır.” hükmü amirdir.
Disiplin davasına konu iddia yönünden; Avukatlık Kanunu’nun 159/son fıkrası delaletiyle TCK’nın 66/1-e ve 67/4. maddesinde “Özel Belgede Sahtecilik” suçu bakımından öngörülmüş
12 yıllık uzamış dava zamanaşımı süresinin, suç tarihi esas alındığında, dolduğu anlaşılmıştır.
Avukatlık Kanunu’nun 157/2. maddesine göre; “Birlik Disiplin Kurulu,
disiplin davalarını
dosya üzerinden inceler.” Bu nedenle, itirazın kabulü ile kararın kaldırılması, disiplin davasının zamanaşımı nedeniyle düşürülmesi gerekmiştir.
Gereği düşünüldü:
1-Şikâyetli Avukatın itirazının kabulüne; Baro Disiplin Kurulu’nun Şikâyetlinin “
Meslekten Çıkarma Cezası ile Cezalandırılmasına
” ve “
Tedbiren İşten Yasaklanmasına
” ilişkin kararının
KALDIRILMASINA,
şikâyetli hakkında yürütülen
DİSİPLİN DAVASININ ZAMANAŞIMI NEDENİYLE DÜŞÜRÜLMESİNE,
2-Şikâyetli hakkında verilen
TEDBİREN İŞTEN YASAKLANMA
kararı kaldırıldığından, gereği için kararın bir örneğinin Baro Başkanlığı’na gönderilmesine,
3-Meslekten çıkarmaya ve tedbiren işten yasaklamaya ilişkin kararlar, Avukatlık Kanunu’nun 157/7.maddesi gereğince Bakanlık onayına tabi olduğundan; kararın Adalet Bakanlığı’na gönderilmesine,
4-Kurulumuz kararının; Adalet Bakanlığı’nca onaylanması halinde işbu kararımızın tebliğinden itibaren 60 gün içerisinde Ankara İdare Mahkemesinde dava yolu açık olmak üzere; Adalet Bakanlığınca bir daha incelenmek üzere geri göndermesi halde; sonrasında Kurulumuzca verilecek kararın tebliğinden itibaren 60 gün içerisinde Ankara İdare Mahkemesinde dava yolu açık olmak üzere;
Katılanların oy birliği ile karar verildi.
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe