Kaynak: Türkiye Barolar Birliği. Bu karar metni TBB tarafından yayımlanan kaynak metinden aktarılmıştır: barobirlik.org.tr/DisiplinKararlariDetay/1573
Güncel metin için TBB’deki kaynak sayfa esas alınmalıdır. Bu karar idari niteliktedir; yargı kararı değildir ve mahkemeler açısından bağlayıcı içtihat oluşturmaz.
(İYUK m.28, Av. Yas. m. 34, 38/b, TBB Mes. Kur. 3, 4, 35, 36, 37) [KARAR METNİ] Ankara … İdare Mahkemesinin 30.03.2023 gün ve 2022/1668 esas, 2023/567 karar sayılı iptal kararının Kurulumuza intikali üzerine dava dosyası yeniden incelendi:
Disiplin yargılamasına konu 1 nolu iddia yönünden şikâyetli avukat Y.E.’nin itirazının kabulü ile, … Barosu Disiplin Kurulu’nun Şikâyetli avukat Y.E.’nin “
2 ayrı Kınama Cezası ile Cezalandırılmasına
” ilişkin kararının
KALDIRILMASINA,
Şikâyetli avukat Y.E. hakkında 1 nolu iddia yönünden
DİSİPLİN KOVUŞTURMASININ ZAMANAŞIMI NEDENİYLE DÜŞÜRÜLMESİNE,
disiplin yargılamasına konu 2, 3, 4 nolu şikâyetler yönünden Şikâyetlilerin ve şikâyetçi vekilinin itirazlarının reddi ile, … Barosu Disiplin Kurulu’nun Şikâyetli Avukat A.E.’nin “
Kınama Cezası ile Cezalandırılmasına
” ve Şikâyetli Avukat Y.E.’nin “
2 ayrı Kınama Cezası ile Cezalandırılmasına
” ilişkin kararının
ONANMASINA
ilişkin Kurulumuzun 24.09.2021 gün ve 2021/644 Esas, 2021/717 karar sayılı kararının iptali istemiyle açılan davada;
“
Uyuşmazlık konusu olayda, … Barosu Disiplin Kurulu tarafından alınan karar metni incelendiğinde, Av. Y.E.’ye ‘aynı dosyada menfaatleri çatışan tarafların vekilliğini üstlenmesi sebebiyle 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 38/b ve TBB Meslek Kurallarının 36/2. maddelerine aykırı davrandığı’ sabit olduğundan kınama cezası (1. ceza) ve ‘yakınan ile arasındaki avukatlık sözleşmesiyle yargı giderlerini üstlenmesinin 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 34. maddesine ve TBB Meslek Kurallarının 4 ve 42. maddelerine aykırı olması’ sebebiyle kınama cezası (2. ceza) olmak üzere toplamda iki ayrı kınama cezası verilmesine karar verildiği, Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulu tarafından da ‘yakınan ile arasındaki avukatlık sözleşmesiyle yargı giderlerini üstlenmesine yönelik sözleşme maddeleriyle haksız rekabete yol açtığı’ iddiası bakımından uygulanan kınama cezasının kaldırılmasına rağmen ilgiliye isnat edilen eylemler farklı şekilde nitelendirilmek suretiyle iki ayrı disiplin cezasının daha (toplam üç ceza) bulunduğu kabul edilerek işlem tesis edilmesi yoluna başvurulduğu, başka bir deyişle, müdahil avukat Y.E. hakkında … Barosu Disiplin Kurulunca toplam iki ayrı kınama cezası uygulanmasına karşın Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulu’nca dava konusu işlemde müdahil hakkında üç ayrı kınama cezası bulunduğu varsayımı üzerinden inceleme yapılarak … Barosu Disiplin Kurulu kararının kısmen kaldırılmasına, kısmen onanmasına karar verildiği görülmektedir.
Bu durumda, Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulu’nca itiraza konu edilen disiplin cezalarının sayısının hatalı değerlendirildiği ve bu hatalı değerlendirme üzerinden itirazların karara bağlandığı görüldüğünden dava konusu 24/09/2021 tarih ve E:2021/664, K:2021/717 sayılı kararda hukuka uyarlık görülmemiştir.
Öte yandan, 1136 sayılı Kanun’un disiplin kurulu kararlarına itiraz usulünü düzenleyen 157. maddesinde birlik disiplin kuruluna yeniden incelemeyi gerektirmiyen hallerde, uygun görmediği kararı kaldırarak işin esası hakkında karar verebilme yetkisi tanınmış ise de dava konusu edilen kararda bu yolda bir belirleme yapılmadığından ulaşılan sonucun bu yetki çerçevesinde alınmış bir karar olarak değerlendirilmesine imkan bulunmadığı, başka bir deyişle kararın bu çerçevede alındığı yolunda Mahkememizce bir belirleme yapılması halinde birlik disiplin kurulunun diğer yetkilerine (örneğin kovuşturmanın derinleştirilmesi için kararın bozularak dosyanın ilgili baroya gönderilmesine karar verebilme imkanı) müdahale edilmiş olacağından Mahkememizce tespit edilen hukuka aykırılığın giderilmesi için Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulu’nca yeniden işlem tesis edilmesi gerektiği açıktır.
Diğer yandan, iş bu karar uyarınca Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulu’nca yeniden işlem tesis edilmesi gerektiğinden bu aşamada ilgililere uygulanan disiplin cezalarının esası hakkında değerlendirme yapılmasının ilgili kurulun yeniden inceleme aşamasında yapacağı değerlendirme üzerinde etki oluşturabilecek olması sebebiyle bu aşamada disiplin cezalarının esasının değerlendirilmesine de hukuken imkan bulunmamaktadır.
” gerekçesiyle “dava konusu işlemin iptaline” karar verildiği anlaşılmaktadır.
Ankara … İdare Mahkemesinin 30.03.2023 gün ve 2022/1668 esas, 2023/567 karar sayılı iptal kararına uyularak dava dosyası yeniden incelendi:
Şikâyetli avukatlar hakkında; şikâyetçinin 22.07.2016 kayıt tarihli şikâyet dilekçesi üzerine “Avukat Y.E.’nin (1)-Şikâyetçi ile imzaladığı avukatlık sözleşmesinin 3 ve 4.maddesinde yer alan hükümler ile haksız rekabete yol açtığı” iddiası bakımından ve Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 24.04.2017 günlü “Olur”u ile; “(2)-Alacaklı vekili sıfatıyla Avukat A.E.’nin, borçlu vekili sıfatıyla da Avukat Y.E.’nin, birbirleri ile evli olup aynı büroda avukatlık mesleğini icra ettikleri hâlde, … 5. İcra Müdürlüğünün 2012/805 sayılı dosyası üzerinden icra takibini aralarında menfaat çatışması olacak şekilde karşı taraflar vekilleri olarak yürüttükleri,
Avukat Y.E.’nin;
(3)-Borçlu vekili sıfatıyla takip ettiği temlik alacaklısı müşteki tarafından … 5. İcra Müdürlüğünün 2012/805 sayılı dosyası üzerinden yürütülen icra takibi kapsamında gerçekleştirilen 28.07.2015 tarihli ihaleye katılarak müşteki ile aralarında vekâlet ilişkisi bulunmadığı hâlde borçlu müvekkiline ait hacizli malları alacaklı vekili sıfatıyla satın aldığı,
Avukat A.E.’nin;
(4)-Alacaklı müşteki vekili sıfatıyla … 5. İcra Müdürlüğünün 2012/805 sayılı dosyası üzerinden yürüttüğü icra takibi kapsamında borçluya ait bir kısım gayrimenkullerin tapu kayıtları üzerine haciz şerhi konulmasının ardından satışlarına yönelik gerekli hukuki işlemleri yerine getirmeyerek hacizlerin düşmesine yol açmak suretiyle müvekkilinin alacağının tahsilinin gecikmesine ve mağduriyetine sebbiyet verdiği” iddiası ile soruşturma izni verilmesi üzerine başlatılan disiplin davasında, eylem sabit görülerek ayrı ayrı ceza tayin edilmiştir.
Şikâyetli avukat A.E. sözlü ve yazılı savunmasında özetle, şikâyetçinin bütün iddialarının yersiz ve gerçek dışı olduğunu ve kendisine menfaat sağlamak için şikâyet makamlarını kullandığını, şikâyetçi A.K. vekili Avukat İ.A.’nın vermiş olduğu yetki belgesi ile … 5.İcra Müdürlüğünün 2012/805 esas sayılı dosyasında alacaklı vekili olarak kaydının yapıldığını, vekil olarak atandığı tarihten itibaren dosyadaki işlemlere kendisinin devam ettiğini, dosyada haciz konulan taşınmazların kıymet takdirinin yapılması için ilgili kurumlardan müzekkereler alındığını ve ardından kıymet takdiri aşamasına geçildiğini, diğer haciz sahibi alacaklılarla gerekli yazışmaların yapıldığını ve kıymet takdirinin taraflara tebliğ edilerek kesinleştiğini, ardından dosyada satış talep edildiğini ve nihayetinde ihaleye çıkılarak satışın gerçekleştirildiğini, ayrıca tüm bu işlemler için gerekli olan harç ve avansların kendisi tarafından karşılandığını, şikâyetçinin iddia ettiği gibi aleyhine herhangi bir işlem yapılmadığını, aksine yapılan işlemlerin tamamının lehine olduğunu, satıştan sonra 41.000 TL paranın icra dosyasına girdiğini, ancak bu paranın kendisine ödenmediğini, icra müdürlüğünce sıra cetveli oluşturulduğunu ve icra müdürlüğünün cetvele göre ödeme yaptığını, satış yapılan taşınmazda haczi bulunan ve kamu kurumu olan SGK’ya ödemenin yapıldığını, satışı yapılan diğer dört taşınmazda şikâyetçi adına tescil işlemi yapılamadığından icra dairesinden yetki alınarak tescil yapılabilmesi için … 5.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/362 esas sayılı dosyası ile dava açıldığını, alacaklı vekili Avukat İ.A.’nın yetki belgesini iptal etmesi nedeniyle bu mahkeme dosyasındaki vekilliğinden istifa ettiğini, meslek hayatı boyunca avukatlık dışında başka bir işle uğraşmadığını, avukatlık mesleğini gayrimenkul ve imar hukukuna yönelik davalar üzerinden devam ettirdiğini, bunun emlakçılık değil meslekte uzmanlaşma olduğunu, şikâyetçinin beyanlarının iddia değil tamamen iftira olduğunu, bu hususta dava ve talep hakkını saklı tuttuğunu beyan etmiştir.
Şikâyetli avukat Y.E. sözlü ve yazılı savunmasında özetle; atılı suçlamaları kabul etmediğini, şikâyetçi ile 31.12.2014 tarihli hizmet sözleşmesi ile … ili, … ilçesi, … Mahallesinde bulunan 4 ayrı parselin şikâyetçi adına toplanması ve ortaklığın giderilmesi davası açılması üzerine anlaştıklarını, sözleşme gereği hisselerin toplanması için şikâyetçinin kendisine 2.150.000 TL avans verdiğini, bunun karşılığında şikâyetçiye teminat olarak başka bir arsa üzerinden lehine ipotek tesis edildiğini, ayrıca bir onalım davasına maruz kalmaması için … 5.İcra Müdürlüğünün 2012/805 esas sayılı dosyasının şikâyetçin adına temlik alındığını, temlik masraflarının kendisi tarafından ödendiğini, tüm bu işlemlerden sonra şikâyetçinin kendisine ödeme yaptığını, üstelik bu ödemeyi bu işlemlerden yaklaşık 2 ay sonra yaptığını, şikâyetçinin kendisine ait edimleri zamanında yerine getirmediğini, şikâyetçinin sözleşmeyi sürekli olarak ihlal etiği halde iyiniyetli olarak şikâyetçi ile ek sözleşme yapıldığını, sözleşmeye dayalı olarak … 5.İcra Müdürlüğünün 2012/805 esas sayılı dosyayı temlik aldıklarını ve hacizlerin kaldırıldığını, bir adet daire ile iki adet arsanın satıldığını ve icra dosyasına 41.000TL alacağa karşılık para girdiğini, ve icra müdürlüğünce sıra cetveli oluşturulduğunu, icra müdürlüğünün cetvele göre ödeme yaptığını, icra dosyası incelendiğinde yatırılan paranın kendisi tarafından çekilmediğinin görüleceğini, temlik dosyası üzerinden sözleşme konusu taşınmazların şikâyetçinin adına satın alındığını, alınan taşınmaz hisselerinin tescil belgelerinin şikâyetçiye teslim edildiğini, ancak şikâyetçinin tescil işlemini yapmadığını ve sadece ilgili tapu müdürlüğüne şerh düşürmek ile yetindiğini, tapuda tescil işlemleri için yetki alındığını, … 5.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/362 esas sayılı dosyası üzerinden tapu iptal ve tescil davası açıldığını, ilgili dava kesinleşmemişken şikâyetçinin sözleşmeyi tek taraflı olarak feshedeceğini söylediğini, kendisi ile defalarca anlaşma çabasına girmiş olduğu halde şikâyetçinin kendisinden 4 milyon Türk Lirası talep ettiğini, “bu bedeli neden ödeyeyim benim sözleşmeden ötürü kusurum olmadığım” belirttiğinde de şikâyetçinin “hakkında dedikodu çıkarırım; savcılığa şikâyet ederim. İtibarını düşünüyorsan ödeyeceksin” şeklinde sert çıkışlarda bulunduğunu, ekte mail çıktılarını sunduğunu, şikâyetçinin temlik aldığı dosya bedelini hiçbir zaman ödemediğini, dosyadan bir para tahsil etmemesine rağmen yapılan ihale masraflarının, ihalede taşınmazlar için ileri sürülen payların bedellerinin, tellaliye ücretlerinin, KDV bedellerinin bizzat kendisi tarafından yatırıldığını, ayrıca eşi Avukat A.E.’nin işbu dosya muhteviyatında şikâyetçi aleyhine hiçbir zaman işlem yapmadığını, temlik işleminin amacı sözleşmeye göre toplanacak olan taşınmazlar içerisinde bulunan diğer hissedarların; şikâyetçiye karşı onalım haklarını kullanılmamasına yönelik olduğunu, ek sözleşmeye bakıldığında asıl şikâyetçinin yapması gereken ödemeyi zamanında yapmadığından ve eksik ödeme yaptığından bir ek sözleşme yapmak gereksinimi duyulduğunu, ekte sunduğu ihtarnamelere bakıldığında kendisine cevap verildiğinin görüleceğini, şikâyetçinin avukatı tarafından mail yolu ile gönderilen sulh protokolü evraklarından da anlaşılacağı üzere şikâyetçinin kendisiyle ve avukatı ile defalarca görüşmeler yaptığını, sözleşmede bir kusurunun olmadığı halde şikâyetçinin fahiş bedeller talep ettiğini, talep ettiği bedelleri tahsil etmek için şikâyet makamlarını kullandığını, şikâyetçinin aslında ipoteği paraya çevirme yolu ile işlem yapma hakkı varken ve hukuk davası açmak varken şikâyet mercilerini kullanmasının sebebinin haksız kazanç peşinde olması olduğunu, avukatlık mesleğini gayrimenkul ve imar hukukuna yönelik davalar üzerinden icra ettiğini, bunun emlakçılık değil meslek içerisinde uzmanlaşma olduğunu, şikâyetçinin beyanlarının iddia değil tamamen iftira olduğunu, hakkındaki davaların %90’ında davacı veya müşteki sıfatında olduğunu, haksız ve asılsız olan şikâyetin reddiyle hakkında disiplin kovuşturması açılmamasını talep ettiğini beyan etmiştir.
İncelenen dosya kapsamında; Baro Yönetim Kurulu’nun 12.07.2017 günlü toplantısında şikâyetli avukatlar hakkında Avukat Kanunu’nun 34, Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 3, 4, 38 ve 42. maddesi gereğince disiplin kovuşturması açılmasına karar verildiği,
Şikâyetli avukatların (2), (3) ve (4) nolu iddialar bakımından “Görevi Kötüye Kullanma” suçundan cezalandırılması istemiyle … Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/192 esasına kayden açılan kamu davasında, Mahkemenin 29.11.2018 gün ve 2018/548 karar sayılı ilamı ile; sanık şikâyetli avukatların CMK’nın 223/2-a maddesi gereğince ayrı ayrı beraatine karar verildiği, kararın istinaf edilmeden 07.12.2018 günü kesinleştiği,
Mahkemenin; “Sanık A.E. ile ilgili olarak; söz konusu icra dosyasında sanığın müşteki A.K. vekili İ.A.’dan almış olduğu yetki belgesine istinaden alacaklı vekili sıfatıyla haciz konulmasına yönelik işlemler yaptığı ve bu yönde talepte bulunduğu, bunun dışında özellikle satış işlemlerinde doğrudan bir icraî hareketinin bulunmadığı, esasında icra dosyasının başından itibaren de taraf sıfatının olmadığı anlaşılmakla cezalandırılmasını gerektirir düzeyde özellikle taraf sıfatıyla hareket ettiği alacaklının zararına olacak bir işleminin bulunduğuna ilişkin cezalandırılmasını gerektirir düzeyde delil mevcut olmadığı dolayısıyla suçun unsurları yönünden oluşmadığı zira borçlunun haciz konulan taşınmazlarının satış işlemlerinin gerçekleştiği, yine her ne kadar sanık Y.E. icra dosyasının başında borçlu vekili hareket etmiş ve sonrasında alacaklı vekili olarak hareket etmek suretiyle borçlunun icra yoluyla satılan gayrimenkullerine alacaklı adına açık arttırmaya girerek almış ve bu itibarla Avukatlık Kanunu 36.maddesine aykırı hareket etmiş ise de, borçlunun borcuna herhangi bir itirazın olmadığı ortamda İcra İflas Kanunu hükümleri doğrultusunda borcun ödenmesine yönelik yapılan satış işleminin doğrudan borçlunun zararına bir hareket olarak değerlendirilemeyeceği, bu itibarla objektif cezalandırma şartı olan kişilerin mağduriyeti kamu zararı veya kişilere haksız menfaat sağlama unsurlarının bulunmadığından suçun unsurları yönünden oluşmadığı anlaşılmakla hakkında ayrıca aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.” gerekçesiyle karar verdiği,
Şikâyetçinin 05.06.2017 günü dilekçe ile aralarındaki hukuki sorunun çözüldüğünü belirterek Şikâyetliler hakkındaki şikâyetinden vazgeçtiğini beyan ettiği,
Talep gibi incelemenin duruşmalı yapıldığı, şikâyetçi vekilinin 08.12.2020 günlü duruşmada özetle, daha önce şikâyetçi ile şikâyetli avukat arasında vekil edeninin zararının giderilmesine yönelik bir protokol yapılmış olması nedeni ile vekil edeni tarafından şikâyetinden vazgeçtiğine ilişkin 05.06.2017 tarihli dilekçe ile dosyaya beyanda bulunulduğunu, ancak bu süreçte şikâyetli tarafından bu protokolün gerekleri yerine getirilmeyerek vekil edeninin zararının giderilmediğini, bu nedenle vekil edeninin yakınmasının devam ettiğini, taraflar arasında düzenlenen 24.05.2017 tarihli anlaşma protokolünün bir örneğini dosyaya sunduklarını, bu protokolün 3 nolu kısmında vekil edene düşen yükümlülüklerin yerine getirildiğini, şikâyetli avukatın üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmediğini, şikâyetli avukat tarafından da ayrıca gabin nedeni ile sözleşmenin ve takibin iptaline yönelik dava açıldığını, aynı mahkemede bu taleple birlikte görüldüğünü, uyuşmazlık hakkında gerekli görülmesi halinde bu dosyanın da incelenebileceğini beyan ettiği, aynı duruşmada şikâyetçinin özetle, vekilinin beyanını tekrar ettiğini, bu olay nedeni ile madden ve manen zarara uğradığını, yapılan işlemin dolandırma olduğunu düşündüğünü, buna ilişkin yasal yolları kullanacağını, Şikâyetliler hakkındaki şikâyetinin devam ettiğini beyan ettiği,
Baro Disiplin Kurulu’nca “Dosyada bulunan bilgi ve belgeler incelenmiş, yapılan incelemede; şikâyetli avukatların …Ceza Mahkemesinin 2018/192 Esas 2018/548 Karar sayılı kararı ile ‘görevi kötüye kullanma’ suçundan yargılandıkları, yapılan yargılama sonucunda ‘suçun unsurları yönünden oluşmadığı anlaşılmakla’ gerekçesi ile ayrı ayrı beraatlerine karar verildiği ve kararın kesinleştiği görülmüştür.
Avukatlık Kanunu’nun 158.maddesi de de belirtildiği gibi ‘Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulu ve barolar disiplin kurulları, gösterilen delilleri, soruşturma ve duruşmadan edinecekleri kanıya göre serbestçe takdir ederler. Bu kurullar disiplin cezalarının verilmesinde; avukatlık onurunu, düzen ve gelenekleri ile meslek kurallarını ve itibarını korumak, mesleğin amaç ve gereklerine ve adalete uygun olarak yerine getirilmesini sağlamak ilkelerini göz önünde tutarlar.’ Bu madde gereği şikâyetçinin disiplin soruşturması aşamasında şikâyetinden vazgeçmiş olması ve/veya yapılan ceza yargılaması sonrasında şikâyetli avukatların beraatine karar verilmiş olması disiplin soruşturma ve kovuşturmasının sonuçlandırılmasını etkileyemez.
Dosyadaki bilgi ve belgeler incelendiğinde şikâyetçi ile şikâyetli avukat Y.E. arasındaki Avukatlık ücret sözleşmesinin 3.maddesinde ‘…İcra dosyası muhteviyatında yapılacak olan her türlü gider ve masraflar (ihale bedeli, ihale masrafları, satış bedeli ve satıştan doğacak olan bedel farkları) avukata aittir…’ 4.maddesinin a fıkrası, ‘…Bu prosedürü yerine getirirken dosyanın muhteviyatından doğacak bütün giderleri avukat karşılayacaktır. Bütün giderlerden kastedilen masraflar ihale bedeli, ihale masrafları, bütün harçlar, doğacak bedel farkları kısacası her şey kapsamaktadır…’ b fıkrası, ‘…arsayı ipotek işlemi olarak işverene teminat olarak verecektir ve avukat avans aldıktan sonra sözleşme şartlarına uymaması halinde işveren ipoteği paraya çevirebilecektir…’ şeklinde sözleşme konusu işin ifası sırasında yapılacak masrafların Şikâyetli Avukat Y.E. tarafından karşılanacağına ilişkin düzenlemeler bulunduğu görülmektedir.
Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulu’nun bugüne kadar belirlediği örneğin 19.01.2002 gün ve 2001/197 esas 2002/24 karar sayılı kararında da belirtildiği gibi ‘Yargı giderlerinin üstlenilmesi meslektaşlar arasında haksız rekabete yol açacak meslek etiğine aykırı davranıştır.’ Çünkü zorunlu yapılan giderler hariç tüm yargı giderinin sözleşmenin başında avukat tarafından karşılanacağının kararlaştırılması avukatın yararına, diğer meslektaşları aleyhine olduğu ve bu nedenle haksız rekabet yaratacağı tartışmasız olup bu nedenle mesleki dayanışmaya zarar verilmesi asla düşünülemez.
Avukatlık Kanunu’nun İşin reddi zorunluluğu başlıklı 38.maddesi, ‘Avukat; b) Aynı işte menfaati zıt bir tarafa avukatlık etmiş veya mütalaa vermiş olursa,’ hükmüyle avukatın aynı işte menfaatleri birbirleriyle çatışan tarafların işinin reddi zorunluğu getirmektedir. Yine menfaat çatışmasıyla ilgili olarak Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 36/2.maddesi ‘Ortak büroda çalışan avukatlar da yararları çatışan kimseleri temsil etmemek kuralı ile bağlıdırlar.’ demekle aynı büroda çalışan avukatlara da bu yükümlülüğü getirmiştir.
… Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2018/192 esas 2018/548 karar sayılı kararının hukuksal tanı ve kabul bölümünde ‘yine her ne kadar sanık Y.E. icra dosyasının başında borçlu vekili olarak hareket etmiş ve sonrasında alacaklı vekili olarak hareket etmek suretiyle borçlunun icra yoluyla satılan gayrimenkullerine alacaklı adına açık artırmaya girerek almış ve bu itibarla Avukatlık Kanunu 36.maddesine aykırı hareket etmiş ise de’ denilmekle şikâyetli avukatın şikâyet konusu eylemlerinden aynı icra dosyasında hem alacaklı hem borçlu vekili olarak hareket ettiği tespit edilmiştir. Şikâyetli Avukat Y.E.’nin eylemi bu yönüyle Avukatlık Kanunu madde 38/b bendine aykırılık teşkil etmektedir.
Dosyanın incelenmesinde Şikâyetli Avukat A.E.’nin şikâyetçi tarafından iddia edildiği gibi … 5.İcra Müdürlüğünün 2012/805 esas sayılı dosyasında alacaklı vekili sıfatı ile hareket ettiği, anılan icra dosyasında şikâyetli Y.E.’nin borçlu, şikâyetli A.E.’nin de alacaklı vekili olduğu görülmüştür. Her iki şikâyetlinin karı-koca oldukları ve aynı ofiste avukatlık mesleğini icra ettikleri de gerek beyanları gerekse resmi kayıtlar ile sabittir.
Şikâyetli avukatların aynı icra dosyasında birinin borçlu diğerinin alacaklı vekili olarak yer alması eylemlerinin bu hükme aykırı olduğu ve her iki şikâyetli avukat için disiplin cezasını gerektirdiği kanaatine varılmıştır.” gerekçesiyle karar verildiği,
Şikâyetli Avukat A.E.’nin disiplin sicil özetinde ceza olmadığı,
Şikâyetli Avukat Y.E.’Nin disiplin sicil özetinde tekerrüre esas ceza olmadığı,
Şikâyetçi vekilinin 29.04.2021 kayıt tarihli itiraz dilekçesinde özetle, önceki iddialarını tekrarla eylemin daha bir disiplin cezasını gerektirdiğini, ağır ceza yargılamasında beraat etmelerinin nedeninin protokol nedeniyle müvekkilinin şikâyetten vazgeçmesi olduğunu belirterek karara itiraz ettiği,
Şikâyetli avukatların benzer içerikli ve 02.06.2021 kayıt tarihli itiraza cevap dilekçelerinde özetle, hukuki dayanaktan yoksun, gerçeği yansıtmayan itirazın reddini talep ettiği,
Şikâyetli avukat Y.E.’nin 07.05.2021 kayıt tarihli itiraz dilekçesinde özetle, önceki savunmalarını tekrarla, kovuşturmanın zamanaşımına uğradığını, somut olayda yapılan masrafların sözleşmenin başında nakden şikâyetçiden alındığını, sanki hiçbir avans alınmadan gerekli masraflar tarafınca yapılmış gibi kınama cezası verilmesinin haksız olduğunu belirterek karara itiraz ettiği,
Şikâyetli Avukat A.E.’nin 07.05.2021 kayıt tarihli itiraz dilekçesinde özetle, önceki savunmalarını tekrarla, kovuşturmanın zamanaşımına uğradığını, hakkında Avukatlık Kanunu’nun 38/B maddesine aykırı davrandığı iddiasıyla … Barosu Yönetim Kurulu tarafından verilmiş bir kovuşturma açılmasına dair karar olmamasına rağmen usul ve yasaya aykırı olarak kovuşturma açılmamış bir husus ile ilgili disiplin cezasına mahkûm edildiğini belirterek karara itiraz ettiği,
Şikâyetçi vekilinin 10.06.2021 kayıt tarihli itirazlara cevap dilekçesinde özetle, ceza davası nedeniyle zamanaşımı süresi işlemeyeceğinden itirazların yerinde olmadığını, tarafların arasında yapılan avukatlık sözleşmesinden de açıkça görüleceği üzere Şikâyetlilerin haksız rekabete yol açacak şekilde masrafları üstlenmeyi kabul ettiğini beyan ettiği görülmüştür.
Avukatlık Kanunu’nun 34.maddesi, “Avukatlar, yüklendikleri görevleri bu görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek ve avukatlık unvanının gerektirdiği saygı ve güvene uygun biçimde davranmak ve Türkiye Barolar Birliğince belirlenen meslek kurallarına uymakla yükümlüdürler”
Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 3. maddesi, “Avukat, mesleki çalışmasını kamunun inancını ve mesleğe güvenini sağlayacak biçimde ve işine tam bir sadakatle yürütür.”
Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 4. maddesi, “Avukat, mesleğin itibarını zedeleyecek her türlü tutum ve davranıştan kaçınmak zorundadır. Avukat, özel yaşantısında da buna özenmekle yükümlüdür” hükümlerini amirdir.
Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 35. maddesinde, “Avukat aynı davada, birinin savunması öbürünün savunmasına zarar verebilecek durumda olan iki kişinin birden vekâletini kabul etmez.” 36. maddesinde de “Bir anlaşmazlıkta taraflardan birine hukuki yardımda bulunan avukat, yararı çatışan öbür tarafın vekâletini alamaz, hiçbir hukuki yardımda bulunamaz.” 37. maddesinde de “Avukat meslek sırrı ile bağlıdır” düzenlemeleri yer almaktadır.
Avukatlık Kanunu’nun 38.maddesinin (b) fıkrası; avukatın ayni işte menfaati zıt olan bir tarafa avukatlık etmiş veya mütalâa vermiş olursa teklifi reddetmek zorunda olduğunu düzenlemiştir.
Bu düzenlemelerde ortak unsur, ayni işte menfaati zıt kişilerin vekâlet görevinin üstlenemeyeceği noktasında toplanmaktadır. Menfaati zıt olan diğer tarafın vekâletinin alınması, avukatlık mesleğine duyulan güveni ihlal ettiğinden, yasa koyucu böyle bir düzenlemeye gitmek ihtiyacını duymuştur. Aksi takdirde, taraflardan her biri yeterli savunulmadığı duygusuna kapılır ki, bu da avukata duyulması gereken güveni kökten sarsar.” (Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulu, 17.06.2006 Tarih ve E:2006/158, K:2006/230)
Dosya kapsamında, şikâyetli avukatların aynı büroda çalışan karı-koca oldukları eylemlerinin ‘aynı işte’, ‘menfaati zıt olan’ taraflara hukuki yardım niteliğinde olduğu sabittir.
Her ne kadar disiplin davasına konu eylem nedeniyle şikâyetli avukatların … Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/192 Esas 2018/548 Karar sayılı kararı ile ‘görevi kötüye kullanma’ suçundan yargılandıkları, yargılama sonunda CMK’nın 223/2-a maddesi gereğince ayrı ayrı beraatine karar verilmişse de Avukatlık kanunun 140/3 maddesindeki “Eylemin işlenmemiş veya sanığı tarafından yapılmamış olması sebebiyle beraat hali müstesna, beraatle sonuçlanmış bir ceza davasının konusuna giren eylemlerden dolayı disiplin kovuşturması, o eylemin ceza kanunları hükümlerinden ayrı olarak başlı başına disiplin kovuşturmasını gerektirir mahiyette olmasına bağlıdır.” düzenlemesi nedeniyle disiplin kurullarını bağlayıcı değildir.
Bu nedenle, İYUK madde 28 gereğince idare mahkemesinin iptal gerekçesine uyularak kurulumuzun önceki kararının kaldırılması, Baro Disiplin Kurulu’nca yapılan hukuksal değerlendirmede 1 nolu iddia yönünden hukuka uyarlılık görülmese de 2, 3 ve 4 nolu iddialar yönünden yasaya aykırılık ve hukuki isabetsizlik görülmediğinden, 1 nolu şikâyet yönünden şikâyetli avukat Y.E.’nin itirazının kabulü ile disiplin davasının zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine, 2, 3 ve 4 nolu iddialar yönünden itirazların reddi ile kararın onanması gerekmiştir.
Gereği düşünüldü:
1-Ankara … İdare Mahkemesinin 30.03.2023 gün ve 2022/1668 esas, 2023/567 karar sayılı kararına
UYULMASINA,
2-Kurulumuzun, 24.09.2021 gün ve 2021/644 Esas, 2021/717 karar sayılı kararının tesis edildiği tarihten itibaren
KALDIRILMASINA,
3-Disiplin yargılamasına konu 1 nolu iddia yönünden şikâyetli avukat Y.E.’nin itirazının kabulü ile, … Barosu Disiplin Kurulu’nun Şikâyetli Avukat Y.E.’nin “
Kınama Cezası ile Cezalandırılmasına
” ilişkin kararın
KALDIRILMASINA,
Şikâyetli avukat Y.E. hakkında 1 nolu iddia yönünden 2017/130 Esas sayılı
DİSİPLİN KOVUŞTURMASININ ZAMANAŞIMI NEDENİYLE DÜŞÜRÜLMESİNE,
4-Displin yargılamasına konu 2, 3, 4 nolu iddialar yönünden Şikâyetli Avukatların ve şikâyetçi vekilinin itirazlarının reddi ile, … Barosu Disiplin Kurulu’nun Şikâyetli Avukat A.E.’nin “
Kınama Cezası ile Cezalandırılmasına
” ve Şikâyetli Avukat Y.E.’nin “
Kınama Cezası ile Cezalandırılmasına
” ilişkin kararının
ONANMASINA,
5-Şikâyetli Avukat Y.E. hakkında 1 nolu iddia yönünden verilen kararın onay için Avukatlık Kanunu’nun 157/7.maddesi gereğince Adalet Bakanlığı’na gönderilmesine,
6-Kurulumuz kararının tebliğini izleyen günden itibaren 60 gün içinde Ankara İdare Mahkemesinde dava yolu açık olmak üzere
Oy birliği ile karar verildi.
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe