Kaynak: Türkiye Barolar Birliği. Bu karar metni TBB tarafından yayımlanan kaynak metinden aktarılmıştır: barobirlik.org.tr/DisiplinKararlariDetay/1533
Güncel metin için TBB’deki kaynak sayfa esas alınmalıdır. Bu karar idari niteliktedir; yargı kararı değildir ve mahkemeler açısından bağlayıcı içtihat oluşturmaz.
(Av. Yas. m. 34, 136/2, TBB Mes. Kur. m. 3,4 ) [KARAR METNİ] Şikâyetli avukat hakkında; Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 29.12.2016 tarihli “Olur”u ile, “… 8. Noterliğince düzenlenen 03.09.2015 tarihli ve 1852 yevmiye sayılı vekâletname uyarınca bir kısım hukuki işlemlerini takip etmek üzere müştekinin vekilliğini üstlendiği hâlde, vekillik görevinin gereklerini yerine getirmediği,
Bu cümleden olarak;
1-Müştekinin kiraladığı gayrimenkulünden ötürü kiracısı ile arasında olan hukuki ihtilaf için dava açmak üzere, 3.700 Türk lirası vekâlet ücreti ve masraf bedeli almasına rağmen ilgili davayı açmadığı,
2-Müvekkili hakkında başlatılan icra takibiyle ilgili takip dosyasına yatırılmak üzere müştekiden 900 Türk lirası aldığı hâlde, gereğine tevessül etmediği” iddiası bakımından soruşturma izni verilmesi üzerine başlatılan disiplin davasında, eylem sabit görülerek disiplin cezası tayin edilmiştir.
Şikâyetli avukat soruşturma ve kovuşturma aşamada savunma vermemiştir.
Disiplin yargılamasına konu eylem nedeniyle yargılandığı mahkemedeki savunmasında; “…Soruşturmanın açılmasına dair verilen kararda ismi belirtilen S.Z.’nin bana vekaletname verdiği doğrudur. Kendisinin derdest olan dosyaları ile ilgili bilgi almak içindi. Derdest olan dosyalarında başka bir avukat vardı. Kendisinin kiralık dediği yerle ilgili bir kira ilişkisi bulunmuyor. Bu konuda eski ortağı ile ilgili bir problem vardır. Ortağı ve kendisinin kadın ticareti ile ilgili sorunlar yaşadığından ötürü kiralık olduğu belirtilen yerde bir faaliyet olduğunu öğrendim. Orada bir kiralama ilişkisi yoktur. Müşteki tahliye talebinde bulunmuştu. Ancak kendisinin tahliye talebinde bulunduğu bu yerle bir ilgisi yoktu. Aleyhime olan hususları kabul etmiyorum.” şeklinde beyanda bulunmuştur.
İncelenen dosya kapsamında; Baro Yönetim Kurulu’nun 05.01.2022 günlü toplantısında şikâyetli avukat hakkında disiplin kovuşturması açılmasına karar verildiği,
Şikâyetli avukatın, disiplin davasına konu eylemi nedeniyle “Görevi Kötüye Kullanma” suçundan cezalandırılması istemiyle … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/41 esasına kayden açılan kamu davasında, Mahkemenin 28.12.2017 gün ve 2017/443 sayılı kararı ile sanık şikâyetli avukatın, eylemine uyan TCK’nın 257/1 ve 62. maddesi gereğince neticeten 5 Ay Hapis Cezası ile Cezalandırılmasına karar verildiği, kararın istinaf başvurusunun esastan reddi ile 20.04.2018 tarihinde kesinleştiği,
Mahkemenin; “Avukatlık Kanunu’nun 46. Maddesi uyarınca; avukat veya stajyerlerin vekaletname olmaksızın dava ve takip dosyalarını inceleyebileceği düzenlendiğinden, katılanın derdest dosyaları hakkında bilgi almak için sanık avukata vekaletname vermesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu değerlendirilerek ve katılanın istikrarlı beyanları, katılan beyanlarıyla uyumlu tanık anlatımları ve tün dosya kapsamından sanığın savunmasının suçtan kurtulmaya yönelik olduğu değerlendirilerek itibar edilmemiş, bu şekilde sanık avukatın öncelikle üstlendiği vekillik görevinin gereklerini uzun bir süre yerine getirmediği gibi, sıfatı gereği kendisine güvenen, hakkını arayıp kollamakla sorumlu olduğu müvekkiline gerçeğe aykırı bilgiler de vermek suretiyle bir başka avukatın hukuki yardımından faydalanma veya bizzat hakkını arama ve korumak için gerekli yollara başvurma hakkını da engelleyerek zaman kaybına ve mağduriyetine sebebiyet verdiği, bir güven sıfatı ve mesleği olan avukatlık ve vekillik görevinin gereklerine ve ilkelerine aykırı olan bu eylemlerinin de kül halinde görevi kötüye kullanma oluşturduğuna mahkememizce kanaat getirilerek sanık hakkında TCK’nın 257/1 maddesi gereğince mahkumiyetine, sanığın dosya kapsamından anlaşılan sosyal ilişkileri, fiilden sonra ve yargılama sürecinde gözlenen davranışları, cezanın sanığın üzerindeki olası etkisi birlikte değerlendirildiğinde sanık hakkında hükmolunan cezadan TCK’nın 62/1. maddesi uyarınca takdiren 1/6 oranında indirim yapılmasına, sanığın kasıtlı suçlardan dolayı mahkum olduğunun anlaşılması, müştekinin zararını gidermemiş olması nedeniyle sanık hakkında CMK’nın 231 maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına, sanığın yargılama sürecinde izlenen tutum ve davranışları, kişiliği, sosyal ve ekonomik durumu ve olayın özelliği bir bütün olarak değerlendirildiğinde sanık hakkında hükmedilen kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezanın TCK’nın 50.maddesine göre para cezasına yada başka bir tedbire çevrilmesine takdiren yer olmadığına, sanığın daha önceden benzer suçlardan birçok mahkumiyetlerinin bulunması, dosyaya yansıyan tutum ve davranışları bir bütün olarak değerlendirildiğinde bir daha suç işlemekten çekineceği yönünde mahkememizde olumlu kanaatlere ulaşılamadığından sanık hakkında TCK’nın 51. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilerek, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.” gerekçesiyle karar verdiği,
Baro Disiplin Kurulu’nca “… Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığının kesinleşmiş mahkûmiyet kararı, tüm dosya kapsamı ve şikâyetli Avukatın sicil dosyası birlikte değerlendirilerek aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
…Şikâyetli avukat hakkındaki kesinleşmiş mahkûmiyet kararı ve tüm dosya kapsamı ile sicil durumu da göz önüne alınarak…” gerekçesiyle ceza tayin edildiği,
Şikâyetlinin disiplin sicil özetinde, eylem tarihi (03.09.2015) itibariyle, Avukatlık Kanunu’nun 136/2.maddesi gereğince, tekerrüre esas 01.02.2013 kesinleşme tarihli kınama, 04.04.2014 ve 04.12.2014 kesinleşme tarihli 2 ayrı para cezasının olduğu,
Şikâyetli avukatın 11.11.2022 kayıt tarihli itiraz dilekçesinde özetle, Baro Disiplin Kurulu’nun bir onay mercii olmadığını, kararın Ceza Usul hukuku uyarınca gerekçe içermek zorunda olduğunu, dosya içeriği değerlendirilmeden hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep ettiği,
Usulüne uygun tebligata rağmen itiraza cevap verilmediği görülmektedir.
Şikâyetli avukatın itirazı ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;
Avukatlık Kanunu’nun 34.maddesi, “Avukatlar, yüklendikleri görevleri bu görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek ve avukatlık unvanının gerektirdiği saygı ve güvene uygun biçimde davranmak ve Türkiye Barolar Birliğince belirlenen meslek kurallarına uymakla yükümlüdürler.”
Avukatlık Kanunu’nun 134. maddesi, “Avukatlık onuruna, düzen ve gelenekleri ile meslek kurallarına uymayan eylem ve davranışlarda bulunanlarla, mesleki çalışmada görevlerini yapmayan veya görevinin gerektirdiği dürüstlüğe uygun şekilde davranmayanlar hakkında bu kanunda yazılı disiplin cezaları uygulanır.”
Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 3. maddesi, “Avukat, mesleki çalışmasını kamunun inancını ve mesleğe güvenini sağlayacak biçimde ve işine tam bir sadakatle yürütür.”
Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 4. maddesi, “Avukat, mesleğin itibarını zedeleyecek her türlü tutum ve davranıştan kaçınmak zorundadır. Avukat, özel yaşantısında da buna özenmekle yükümlüdür.”
Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 43.maddesinde de “…Müvekkille ilgili bir hesap varsa, uygun sürelerde durum yazıyla bildirilir.” denmektedir.
Dosya kapsamından ve şikâyetli avukatın ikrarlı beyanlarından anlaşıldığı üzere, şikâyetli avukat, vekalet ücretini almış olmasına rağmen vekillik görevinin gereklerini yerine getirmemiştir.
Yine, şikâyetlinin disipline konu eylemi nedeniyle yargılandığı … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/41 esas ve 2017/443 karar sayılı dosyası değerlendirildiğinde de disiplin davasına konu eylemin işlendiği sabittir.
Bu nedenlerle, şikâyetli avukatın yukarıdaki ilkeler dikkate alındığında, işine ve müvekkiline karşı gerekli özeni göstermediği anlaşılmaktadır.
Eylem, Avukatlık Kanunu’nun 136/1.maddesinin göndermesiyle, kınama cezasını gerektirse de şikâyetlinin disiplin sicil özetinde tekerrüre esas 2 ayrı para cezasının bulunduğu ve Avukatlık Kanunu’nun 136/2.maddesi gereğince, her yeni suç için bir öncekinden daha ağır bir ceza uygulanması gerektiğinden itirazın reddi ile usul ve yasaya uygun olarak verilen Baro Disiplin Kurulu’nun kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Gereği düşüldü;
1-Şikâyetli avukatın itirazının reddine, … Barosu Disiplin Kurulu’nun Şikâyetlinin
“5 Ay Süre ile İşten Çıkarma Cezası ile Cezalandırılmasına”
ilişkin 26.09.2022 gün ve 2022/19 Esas, 2022/48 Karar sayılı kararının
ONANMASINA,
2- Kararın onay için, Avukatlık Kanunu’nun 157/7. maddesi gereğince Adalet Bakanlığı’na gönderilmesine,
3-Kurulumuz kararının tebliğini izleyen günden itibaren 60 gün içinde Ankara İdare Mahkemesinde dava yolu açık olmak üzere,
Oybirliği ile karar verildi.
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe