Kaynak: Türkiye Barolar Birliği. Bu karar metni TBB tarafından yayımlanan kaynak metinden aktarılmıştır: barobirlik.org.tr/DisiplinKararlariDetay/1463
Güncel metin için TBB’deki kaynak sayfa esas alınmalıdır. Bu karar idari niteliktedir; yargı kararı değildir ve mahkemeler açısından bağlayıcı içtihat oluşturmaz.
(Av. Yas. m. 38/b, TBB Mes. Kur. m. 35, 36 ve 37) [KARAR METNİ] İtirazın süresinde olduğu anlaşılmakla dava dosyası incelendi:
Şikâyetli avukat hakkında; “…. Noterliğinin 20.11.2014 tarihli, … yevmiye sayılı vekâletnamesi ile şikâyetçinin yetkilisi olduğu …. Ltd. Şti.’nin vekilliğini üstlendiği, adı geçen şirket adına alacaklı vekili sıfatıyla icra takibi dosyalarını takip ettiği ve şirket ile vekâlet ilişkisi devam etmekteyken … İcra Müdürlüğünün 2019/603 ve 2019/604 sayılı dosyalarıyla müvekkili şirket aleyhine başlatılan icra takiplerinde alacaklı üçüncü kişilerin vekilliğini üstlendiği” gerekçesiyle başlatılan disiplin davasında, eylem sabit görülerek ceza tayin edilmiştir.
Şikâyetli savunmasında özetle; şikâyet dilekçesinin işleme alınmaması gerektiğini, şikâyete konu edilen icra dosyalarında alacaklının … Ltd. Şti. olduğunu, şikâyet edenin ise Z.Y. olduğunu, şikâyetin tüzel kişi adına yapılması gerekirken hukuki yararı olmayan şahıs tarafınca yapıldığından şikâyetin reddedilmesi gerektiğini, şikâyete konu … İcra Müdürlüğünün 2014/23053 ve 2014/23054 sayılı dosyalarında vekâleti bulunan… isimli şirketin 26.08.2014 tarihinde terkin edildiğinden tüzel kişiliğinin ortadan kalktığını ve taraf olma ehliyetinin bulunmadığını, terkin edilmiş şirketçe verilen vekâletnamenin yok hükmünde olduğu gibi terkin edilmiş şirket adına yapılmış olan icra takiplerinin yok hükmünde olduğunu, alacaklı şirket vekili sıfatıyla … İcra Müdürlüğünün 2014/23053 ve 2014/23054 sayılı dosyalarından başlattığı icra takiplerinde herhangi bir tahsilat yapılamadığını ve borçlu şirketin faal bir adresi olmadığından tahsilat kabiliyeti de bulunmadığını, aynı işte menfaati zıt taraflara vekillik yapmadığından Avukatlık Kanunu’nun 38/b fıkrasına aykırılık olmadığını, … İcra Müdürlüğünün 2014/23053 ve 23054 sayılı dosyalarından şikâyetçi aleyhine veya bu dosyalardan kaynaklanan alacağın tahsil imkanını ortadan kaldıracak nitelikte bir işlem yapılmadığını, bahse konu icra dosyasının tarafları aynı olmadığından hasım olan tarafın vekilliğini üstlenmediğini beyan etmiştir.
Şikâyetli vekili sözlü savunmasında, “Savunma dilekçemizi tekrar ediyoruz. Z.Y.’nin şikâyet hakkı bulunmamaktadır. Zira Z.Y.’nin kendi adına müvekkile çıkartmış olduğu bir vekâletnamesi bulunmamaktadır. Şikâyete konu icra dosyaların alacaklı tüzel kişiliktir. … Ltd. Şti. … Şubesidir. Birden fazla vekil yetkili kılınmıştır. Vekâletname 2014 yılına aittir. Aynı şirket 2014 yılında Ticaret Sicilinden terkin edilmiş olup tüzel kişiliğini yitirmiştir. Tüzel kişiler terkin ile birlikte hak ve sorumluluk ehliyetlerini kaybederler. Buna ilişkin Yargıtay kararlarını sunduk. Vekâletname ilişkisi bu şekilde hukuken son bulmuş olmaktadır. Kaldı ki müvekkil bu dosyalarda şahsi olarak hiçbir işlem yapmamış olup UYAP kaydında da vekil olarak görülmemektedir. Bu nedenle müvekkil hakkında ceza tayinine yer olmadığına karar verilmesini talep ederim.” demiştir.
İncelenen dosya kapsamında, Baro Yönetim Kurulu’nun 06.10.2021 günlü toplantısında Avukatlık Kanunu’nun 34, 38/1-b, Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 3, 4 ve 36.maddeleri açısından değerlendirme yapılmak üzere Şikâyetli Avukat hakkında disiplin kovuşturması açılmasına karar verildiği,
Disiplin davasına konu eylem nedeniyle yürütülen herhangi bir ceza soruşturmasının bulunmadığı,
Baro Disiplin Kurulu tarafından talep gibi incelemenin duruşmalı yapıldığı, “Dosyadaki bilgi ve belgeler incelendiğinde; şikâyetli avukatın iddia edilen şekilde hem alacaklı vekili olarak hem de şirketin vekilliğine devam ederken şikâyetçinin yetkilisi olduğu şirketin aleyhine icra takibi başlattığı, Avukatlık Kanunu’nun 38/b maddesinde olduğu gibi, Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 36 maddesi de, ‘Bir anlaşmazlıkta taraflardan birine hukuki yardımda bulunan avukat yararı çatışan öbür tarafın vekâletini alamaz, hiçbir hukuki yardımda bulunamaz. Ortak büroda çalışan avukatlar da, yararları çatışan kimseleri temsil etmemek kuralı ile bağlıdır.’ hükmünü amirdir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 03.0.7.1995 tarih ve 8691-7761 sayılı kararında, Avukatlık Yasası’nın 38/b maddesinde, avukata aynı işte menfaati zıt bir tarafa avukatlık etmiş veya mütalaa vermiş olursa, işi reddetmesi gerektiği kuralı yer almaktadır. Yasa ile izlenen amaç, avukatın aldığı vekâlet sonucu vakıf olduğu sırları önceki müvekkilinin aleyhine kullanmayı önlemektir. Yasa maddesi ile öngörülen husus kamu düzeni ile ilgili olup mahkemece resen gözetilir. Şikâyete konu olayda ise şikâyetlinin özen yükümlülüğüne aykırı davrandığı, söz konusu eylemin avukatlık vakar ve onuru ile bağdaşmayacağı, şikâyetli avukatın eylemi ile mesleğin itibarını zedeleyecek her türlü tutum ve davranıştan kaçınma, saygı ve güvene yakışır biçimde davranma yükümlülükleri ile yukarıda belirtilen Avukatlık Kanunu ve Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın ilgili maddelerinde düzenlenen ilke ve esasları ihlal ettiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.” gerekçesiyle Şikâyetli Avukat hakkında ceza tayin edildiği,
Şikâyetli Avukatın disiplin sicil özetinde, eylem tarihi itibariyle tekerrüre esas kesinleşmiş ceza olmadığı,
Şikâyetli vekilinin 08.08.2022 kayıt tarihli itiraz dilekçesinde özetle, önceki savunmalarını aynen tekrarla, terkin edilmiş şirket adına yapılan icra takiplerinin ve vekâletnamenin de yok hükmün olduğunu, dolayısıyla terkin edilen bir şirket adına da şikâyet dilekçesi verilemeyeceğini, bu konudaki Yargıtay kararlarının açık olduğunu, aynı işte menfaati zıt tarafların vekilliğinin yapıldığından bahsedilemeyeceğini, terkin tarihinden sonra takiplerin başlatıldığını, 2019/604 esas sayılı icra dosyasının da kapatıldığını, şikâyetin konusuz kaldığını belirterek itirazlarının kabulü ile usul ve yasa aykırı kararının kaldırılmasına karar verilmesini vekil eden adına talep ettiği,
Usulüne uygun tebligata rağmen itiraza cevap verilmediği görülmüştür.
Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 35. maddesi “Avukat aynı davada, birinin savunması öbürünün savunmasına zarar verebilecek durumda olan iki kişinin birden vekâletini kabul etmez.” 36. maddesi, “Bir anlaşmazlıkta taraflardan birine hukuki yardımda bulunan avukat, yararı çatışan öbür tarafın vekâletini alamaz, hiçbir hukuki yardımda bulunamaz.” 37. maddesi de “Avukat meslek sırrı ile bağlıdır” şeklinde düzenlenmiştir.
Avukatlık Kanunu’nun 38.maddesinin (b) fıkrası; avukatın aynı işte menfaati zıt olan bir tarafa avukatlık etmiş veya mütalâa vermiş olursa teklifi reddetmek zorunda olduğunu emretmektedir.
Kurulumuzun 17.06.2006 gün ve 2006/158 esas, 2006/230 karar sayılı kararında da belirtildiği üzere “Avukatlık Kanunu’nun 38.maddesinin (b) fıkrası; avukatın aynı işte menfaati zıt olan bir tarafa avukatlık etmiş veya mütalâa vermiş olursa teklifi reddetmek zorunda olduğunu,
Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 35. maddesi de Avukatın, aynı davada birinin savunması öbürünün savunmasına zarar verebilecek durumda olan iki kişinin birden vekâletini kabul edemeyeceğini düzenlemiştir.
Bu düzenlemelerde ortak unsur, aynı işte menfaati zıt kişilerin vekâlet görevinin üstlenemeyeceği noktasında toplanmaktadır. Menfaati zıt olan diğer tarafın vekâletinin alınması, avukatlık mesleğine duyulan güveni ihlal ettiğinden, yasa koyucu böyle bir düzenlemeye gitmek ihtiyacını duymuştur. Aksi takdirde, taraflardan her biri yeterli savunulmadığı duygusuna kapılır ki, bu da avukata duyulması gereken güveni kökten sarsar.”
Kurulumuzca itirazla birlikte tüm dosya kapsamı incelendiğinde; şikâyetli Avukatın eyleminin “aynı işte”, “menfaati zıt olan” taraflara hukuki yardım niteliğinde olmadığı değerlendirilmiştir. Bu nedenle, Baro Disiplin Kurulu’nun eylemin disiplin suçu oluşturduğuna ilişkin değerlendirmesi yerinde görülmediğinden itirazın kabulü ile kararın kaldırılması şikâyetli Avukat hakkında disiplin cezası verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesi gerekmiştir.
Gereği düşünüldü:
1-Şikâyetli vekilinin itirazının kabulüne, … Barosu Disiplin Kurulu’nun Şikâyetlinin
“Uyarma Cezası ile Cezalandırılmasına”
ilişkin kararının
KALDIRILMASINA,
Şikâyetli avukat hakkında “
DİSİPLİN CEZASI VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA
”
2-Kararın onay için, Avukatlık Kanunu’nun 157/7.maddesi gereğince Adalet Bakanlığı’na gönderilmesine,
3-Kurulumuz kararının tebliğini izleyen günden itibaren 60 gün içinde Ankara İdare Mahkemesinde dava yolu açık olmak üzere,
Oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OYLAR:
Şikâyet konusu incelendiğinde; şikâyetli, alacaklı şirket vekili olarak şirketin icra takiplerini üstlendiği ve icra takiplerine devam ettiği halde; başka şahısların da vekâletini üstlenerek vekili olduğu şirket aleyhine icra takipleri yapmıştır.
Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 36.maddesi açıktır. Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 36.maddesi, “Bir anlaşmazlıkta taraflardan birine hukuki yardımda bulunan avukat; yararı çatışan öbür tarafın vekâleti olamaz hiçbir yardımda bulunamaz ortak büroda çalışan avukatlarda yararları çatışan kimseleri temsil etmemek kuralı ile bağlıdır” şeklindedir.
Şikâyetli Avukatın bu meslek kuralını ihlal ettiği açık bir şekilde belirli iken, eylemin aynı işte ve menfaati zıt olan taraflara hukuki yardım niteliği olmadığından … Barosu Disiplin Kurulu kararının kaldırılmasına karar veren çoğunluk görüşüne katılmıyor, … Barosu Disiplin Kurulu’nun kararının onanması gerekir düşüncesi ile çoğunluğun kararına karşıyız.
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe