TBB Disiplin Kurulu Kararı – E. 2017/950 K. 2017/1114

Kaynak: Türkiye Barolar Birliği. Bu karar metni TBB tarafından yayımlanan kaynak metinden aktarılmıştır: barobirlik.org.tr/DisiplinKararlariDetay/1108

Güncel metin için TBB’deki kaynak sayfa esas alınmalıdır. Bu karar idari niteliktedir; yargı kararı değildir ve mahkemeler açısından bağlayıcı içtihat oluşturmaz.

İlgili AVK madde: AVK Madde 153
[ÖZET] * Tedbiren işten yasaklama kararı verilmeden önce adı geçen Avukatın 10.04.2017 tarihinde istinabe yoluyla cezaevinde dinlendiği ve kendisine süre verilerek aynı konuda 28.04.2017 tarihli yazılı savunmasının alındığı anlaşıldığından, Tedbiren işten yasaklama şartları gerçekleşmiştir.
(Av. Yas. m. 153)

[KARAR METNİ] Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü’nün 01.12.2017 günlü “Olur”u ile Kurulumuzun 30.09.2017 gün ve 2017/785 Esas, 2017/833 Karar sayılı kararı,
“Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulunca, Avukatlık Kanunu’nun 153. maddesi uyarınca tedbir kararı verilebileceği hususunda adı geçen Avukata tebligat yapılmadığından savunma hakkının kısıtlandığı gerekçesiyle, itirazın kabulüne ve söz konusu kararın kaldırılmasına karar verilmiş ise de,
Adı geçen Avukatın FETÖ/PDY soruşturması kapsamında tutuklandığı ve hakkında … 2. Ağır Ceza Mahkemesine açılan söz konusu ceza davası neticesinde, 5237 sayılı TCK’nın 314/2, 53, 58/9 delaletiyle 58/6, 7 ve 3713 sayılı Kanunun 5/1 maddeleri uyarınca 12 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği ve kararın henüz kesinleşmediği anlaşılmıştır.
3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 1. maddesinde, baskı, cebir ve şiddet, korkutma, yıldırma, sindirme veya tehdit yöntemlerinden biriyle, Anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasi, hukuki, sosyal, laik, ekonomik düzenini değiştirmek. Devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türk Devletinin ve Cumhuriyetinin varlığını tehlikeye düşürmek, devlet otoritesini zaafa uğratmak veya yıkmak veya ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini veya genel sağlığı bozmak amacıyla bir örgüte mensup kişi veya kişiler tarafından girişilecek her türlü eylemlerin terör eylemleri olduğu belirtilmiştir.
Milli Güvenlik Kurulunun 26.02.2014 ilâ 26.05.2016 tarihleri arasında gerçekleştirilen toplantılarda FETÖ/PDY’nin, milli güvenliği tehdit eden ve kamu düzenini bozan, Devlet içerisinde legal görünüm altında illegal faaliyetler yürüten, yasa dışı ekonomik boyutu bulunan, diğer terör örgütleri ile işbirliği yapan bir terör örgütü olduğuna dair değerlendirmelerin yapıldığı ve bu terör örgütü ile tüm kurum ve birimlerin birlikte etkin bir şekilde mücadele edilmesine dair kararların alındığı gibi Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 14.07.2017 tarih ve Esas: 2017/1443, Karar: 2017/4758 sayılı kararında da silahlı terör örgütü olarak kabul edildiği görülmüştür.
Diğer taraftan, Ülkemizde Devletin içine sızan FETÖ/PDY mensupları, sadece demokratik hukuk düzenine tehdit oluşturmakla kalmayıp, 15.07.2016 tarihinde darbe teşebbüsünde bulunmak suretiyle fiilen de demokratik hukuk devletine ve milli güvenliğe karşı da büyük bir tehdit oluşturduklarını göstermişlerdir. Bu nedenle, darbe teşebbüsü akabinde Devlet kurumlarının FETÖ/PDY ile iltisakı, irtibatı ve mensubiyeti değerlendirilen örgüt üyelerinden hızlı bir şekilde arındırılabilmesi amacıyla Kanun Hükmünde Kararnameler çıkarılmıştır.
Milli Güvenlik Kurulu ve Yargıtay 16. Ceza Dairesinin kararları ile terör örgütü olarak belirlenen Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ/PDY) mensubu ve bunlarla birlikte hareket eden bazı kamu görevlileri ve sivil unsurların kamu kurumlarında hücreler şeklinde yapılanarak bürokrasiyi ve Devletin yönetimini ele geçirmek amacıyla tüm ülke genelinde yaygın bir terör faaliyeti gerçekleştirdiklerinden bahisle birçok kişi hakkında ceza soruşturması başlatılmış ve çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnamelerde tüm kamu personelinden terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin meslekten veya kamu görevinden çıkarılmalarına karar verilmiştir.
Bu soruşturmalar kapsamında 15 Temmuz darbe gecesi fiili olarak darbe girişimine katılmamakla birlikte FETÖ terör örgütünün mensubu olduğu tespit edilen bir kısım hâkim ve savcılar hakkında da Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname ile meslekten çıkarma kararı verilmiştir.
Avukat ve Avukatlık mesleği, yargının kurucu unsurlarından olan bağımsız savunmayı serbestçe temsil ederek, hukuki sorunların ve anlaşmazlıkların adalete ve hakkaniyete uygun olarak çözümlenmesi, hukuk kurallarının tam olarak uygulanması, bireylerin hak ve özgürlüklerinin korunması ve hukuk devletinin işlerliğinin sağlanması bağlamında, yaşamsal bir önem ve değere sahiptir. Avukatlık Kanunu’nun 1. maddesi, avukatlık mesleğinin “kamu hizmeti ve serbest bir meslek” şeklindeki nitelemesi ile, avukatların serbest meslek çalışmalarını yürütürken görev yapılan alanın kamusal ağırlığına dayanmaktadır. Bilgi ve deneyimlerini öncelikle adalet hizmetine vererek, adalete ve hakkaniyete uygun çözümler için hukuk kurallarının tam olarak uygulanmasında yargı organlarıyla yetkili kurul ve kurumlara yardımı görev bilen avukatın, hukuk devletinin yargı düzeni içindeki yeri özellik taşımaktadır.
Bu kapsamda, Avukatlık Kanununun 5/1-a maddesinde Türk Ceza Kanununun 53. maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile kasten işlenen bir suçtan dolayı iki yıldan fazla süre ile hapis cezasına ya da Devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, milli savunmaya karşı suçlar, devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından mahkûm olmak hali avukatlığa kabule engel sayılmıştır.
Aynı Kanunun 136/1. maddesi uyarınca, 5/l-(a) maddesinde sayılan bir suçtan kesin olarak hüküm giyme halinde meslekten çıkarma cezasının uygulanacağı ve 74. maddesi uyarınca da 5/1-(a) bendinde yazılı suçlardan kesin olarak hüküm giyenlerin ruhsatnamesi baro yönetim kurulunca geri alınarak iptal edileceği ve adları bir daha yazılmamak üzere levhadan silineceği hüküm altına alınmıştır.
Adı geçen Avukata isnat edilen 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar başlıklı Beşinci Bölümünde yer alan silahlı terör örgütü kurma veya yönetme ile silahlı terör örgütüne üye olma suçları Avukatlık Kanunu’nun 5/1-a maddesi uyarınca avukatlığa engel olup 136/1. maddesi uyarınca da meslekten çıkarma cezasını gerektirmektedir.
Diğer taraftan, … Barosu Disiplin Kurulunca, Avukatlık Kanunu’nun 153. maddesi kapsamında tedbiren işten yasaklama kararı verilmeden önce adı geçen Avukatın 10.04.2017 tarihinde istinabe yoluyla cezaevinde dinlendiği ve kendisine süre verilerek aynı konuda 28.04.2017 tarihli yazılı savunmasının alındığı anlaşılmıştır.
Bu itibarla, adı geçen Avukatın Avukatlık Kanunu’nun 5/1-a maddesinde belirtilen bir suçtan dolayı hakkında mahkûmiyet kararı verildiği ve halen tutuklu bulunduğu, 153. maddesinde belirtilen şartların gerçekleştiği, avukatlık mesleğinin önem ve niteliği, söz konusu örgüte mensup olduklarına dair kuvvetli delil ve şüphe bulunanların görevine devamının kovuşturmanın selameti ile yargı erkinin nüfuz ve itibarını zedeleyeceği hususları birlikte değerlendirildiğinde adı geçen Avukat hakkında Baro Disiplin Kurulunca verilen tedbir mahiyetinde işten yasaklama kararının kaldırılması yerinde görülmemiştir.” gerekçesi ile Avukatlık Yasası’nın 157/7. maddesi gereği bir daha görüşülmek üzere geri gönderilmiştir.
Geri gönderme gerekçesi ile birlikte dosya yeniden incelendi:
Şikâyetli avukatın FETÖ/PDY soruşturması kapsamında gözaltına alınması ve … 2. Ağır Ceza Mahkemesinde “Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma” suçundan kamu davası açılması üzerine re’sen başlatılan disiplin kovuşturmasında, Baro Disiplin Kurulu’nca Avukatlık Yasası’nın 153. maddesi uyarınca “Tedbiren İşten Yasaklama Kararı” verilmiştir.
Şikâyetli avukat yazılı savunmalarında özetle; iddia edildiği gibi bir terör örgütüne üyeliğinin bulunmadığını, soruşturma dosyasında şüpheli olarak yer almasının sebeplerinin “Bylock kullanmak, tanık beyanı ve Kasım 2013’de örgüt toplantısına katılmak” gibi iddialara dayandığını ancak söz konusu iddiaların gerçeği yansıtmadığını ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, henüz yargılamanın devam ettiğini, Baro Yönetim Kurulu kararının kötürüm bir tavır belgesi olduğunu, bu sebeple anılan disiplin sürecini tanımadığını, savunmasını hazırlayacak uygun fiziki imkânlardan yoksun olduğunu sözlü olarak belirttiğini, savunma hakkının kısıtlanmaya devam ettiğini, yargılandığı ceza dosyasındaki SEGBİS kayıt dökümlerinden sonradan değişiklik yapıldığını, gerçeği tam olarak yansıtmayan zabıtlarla yargılama yapıldığını, yaşanan hukuksuzlukları Baro Başkanlığına bildirildiği halde, Baro’nun bu hususta hiçbir girişimde bulunmadığını, hiçbir varlık da göstermediğini, esasen disipline sevk kararının da bir nevi görevi ihmal olduğunu, sahteciliklerle dolu dosyaların iddianameye dönüştürüldüğünü, bununla birlikte haksız tutuklamalarla kendisinin de yer aldığı kişilerin linç edilmeye çalışıldığını, lehindeki delillerin karartıldığını, taleplerinin ve delillerinin mahkemece kabul edilmediğini, kanlı darbe girişim sonrası yaşanan OHAL düzeninin bir çok maskeyi düşürdüğünü, herkesin kendi karakterinin gereğini yaptığını, baskıcı rejimin kendisi yönünden mesleğini yapamaz hale getirme görevini Baro’ya yüklemiş gibi göründüğünü, sözlü olarak yapacağı duruşma esnasında da bu hususları tekrarlamak istediğini, duruşmasız, dinlenmeden verilecek kararın da yasaya aykırı olacağını belirterek gereğini arz ve talep etmiştir.
Şikâyetli avukatın sözlü beyanında; “Ben hâlihazırda savunmamı yapmak üzere yasal mevzuata ulaşamamaktayım. Bu hususta tarafımıza Barolar Birliği tarafından gönderildiği söylenen mevzuat kurum idare tarafından halen teslim edilmemiştir. Ayrıca Barolar Birliği tarafından gönderilen kitapçığın içeriğinin de ne olduğunu bilmemekteyiz. Konu ile ilgili aniden haberim oldu hazırlık yapabilme imkânım olamadı. Bu sebeple yasal savunmalarımı yapmakta sıkıntı yaşamaktayım. Tarafıma savunmamda gerekli olarak kullanabileceğim tüm yasal mevzuatın Baromuz tarafından derlenerek şahsıma ulaştırılmasını talep etmekteyim. Ayrıca konuya ilişkin olarak yazılı savunmak yapmak istiyorum.
Ayrıca savunmamı avukat eşliğinde yapmak istemekteyim. Bu konuda Baromuzdan avukat yardımı talep etmekteyim. Avukat tutacak mali gücüm bulunmamaktadır. Ayrıca ceza evinde insani olmayan şartlarda kötü muameleye maruz bırakıldığım için yeterli fiziki imkân bulunmamaktadır.4 kişi için tasarlanmış tuvaletinden ayrı bir banyosu olmayan rutubet problemi olan kapıları insan boyuna erişmeyen evrak tasnif etme imkânının klasör dahi verilmediğinden ayrıca bir çalışma masası dahi bulunmayan kısacası adım atacak yer dahi olmayan bir ortamda 7 ayı aşkın süredir tutuklu bulunduğumdan savunma hazırlığı yapabilmem için bu şartlar da göz önünde alınarak uygun bir süre istiyorum. Bu hususta Baro’nun da gerekli işlemleri yapması için talepte bulunmaktayım Tarafıma süre verilmesini talep ediyorum.” dediği,
Şikâyetli avukata yazılı savunmalarını sunması için takdiren 20 günlük süre verildiği, şikâyetlinin 3 sayfadan ibaret yazılı savunmasını dosyaya sunduğu,
Şikâyetli Avukatın disiplin kovuşturmasına konu eylemi nedeniyle, “Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma” suçundan … 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/482 esasına kayden kamu davası açıldığı, Mahkemenin 17.07.2017 günlü kararı ile; sanık şikâyetli avukatın TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Yasa’nın 5/1.maddeleri gereğince neticeten 12 Yıl Hapis Cezası ile Cezalandırılmasına, sanığa verilen hapis cezasının miktarı dikkate alınarak TCK’nın 50, 51 ve CMK’nın 231. maddelerinin uygulanmasına yer olmadığına karar verildiği, kararın henüz kesinleşmediği,
… Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/396 soruşturma nolu ve 25.10.2016 günlü iddianamesinin örneğinin, … 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/482 esas sayılı dosyasının 08.01.2017 günlü duruşma tutanağının örneğinin dosyamız münderecatında CD içerisinde yer aldığı,
Şikâyetli avukatın 07.09.2017 kayıt tarihli duruşma talepli itiraz dilekçesinde özetle; önceki savunmalarını tekrarla, 2004 yılından beri avukatlık yaptığını, bu süre içerisinde herhangi bir disiplin cezası almadığını, herhangi bir ceza takibatına da maruz kalmadığını, hakkında kimi iftiralarla geliştirilen ithamların sadece adı yargısal bir faaliyetle hukuk devleti standartlarına göre hakim ve mahkeme sıfatı taşımayacak kişilerce, FETÖ/PDY üyeliğinden bahisle, hakkında tutuklama, yurt dışına çıkış yasağı, malvarlığına el koyma, müdafilik görevlerini üstlenmekten men gibi tedbir ve hapis cezası kararı verildiğini, hakkındaki hapis cezası kararının sonrasında Baro Disiplin Kurulu’nca tedbiren işten yasaklama kararına gerekçe yapıldığını, mezkur kararın masumiyet karinesini hiçe saydığını, Avukatlık Yasası’nın 140/2 dikkate alınmadığını, Avukatlık Yasası’nın 153.maddesinin uygulanmasından önce kendisine savunma hakkı tanınmadığını, bu şekli ile kararın bir hukuka aykırılık vesikası olduğunu, kendisinin dinlenmesi gerektiğini, kendisi ile görüşmeye gelen Kurul üyelerince duruşmada hazır edilemeyeceğini öğrenince yazılı savunma yapmak için süre istediğini, isteklerinin yerine getirilmediğini, önceki savunmalarında taleplerinin Kurul tarafından dikkate alınıp alınmadığını ve delillerin serbestçe takdir edilip edilmediğini bilemediğini, mezkur kararın eşitlik ilkesine aykırı olduğunu, Kurulun görevini kötüye kullandığını, tedbir kararının gerekliliği ve ölçülülüğü konusunda da hukuksuzluk söz konusu olduğunu, hukuksuz ceza soruşturması yönünden hukuki mücadelesinin mümkün olduğunca devam ettiğini belirterek itirazının duruşmalı incelenmesini ve kanunsuz tedbir kararının bozulmasını talep ettiği görülmektedir.
Bakanlık geri gönderme gerekçesi yerinde görülmekle uyulması, itirazın reddi ile kararın onanması, şikâyetli avukatın tedbiren yasaklanması gerekmiştir.
Gereği düşünüldü:
1- Bakanlık geri gönderme gerekçesine uyularak itirazın reddi ile; … Barosu Disiplin Kurulu’nun
“Tedbiren İşten Yasaklama Kararı Verilmesine”
ilişkin 20.07.2017 gün ve 2016/42 Esas sayılı kararının
ONANMASINA
,
2-Şikâyetli avukatın
TEDBİREN İŞTEN YASAKLANMASINA
,
3-Sonucun, Avukatlık Yasası’nın 157/7. maddesi gereği Adalet Bakanlığı’na bildirilmesine,
4- Kurulumuz kararının tebliğini izleyen günden itibaren 60 gün içinde Ankara İdare Mahkemesi’nde dava yolu açık olmak üzere,
Oyçokluğu ile karar verildi.

  • İlk yayınlanma tarihi: 24 Aralık 2017
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!