Kaynak: Türkiye Barolar Birliği. Bu karar metni TBB tarafından yayımlanan kaynak metinden aktarılmıştır: barobirlik.org.tr/DisiplinKararlariDetay/856
Güncel metin için TBB’deki kaynak sayfa esas alınmalıdır. Bu karar idari niteliktedir; yargı kararı değildir ve mahkemeler açısından bağlayıcı içtihat oluşturmaz.
(Av. Yas 34, 134,171 Tbb Mes. Kur 3,4) [KARAR METNİ] İtirazın süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü;
Şikâyetli Y.Ö. hakkında, davalı şikâyetçi A.E. vekili sıfatıyla … Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2007/238 Esasına kayden görülen tazminat davasında, baro ve özel sigorta işlemlerinde kullanacağını belirterek müvekkili şikâyetçiye boş şekilde imzalattığı belgeyi, müvekkili şikâyetçinin bilgisi ve onayı olmaksızın “avukatlık ücret sözleşmesi” adı altında düzenlediği 09.06.2010 tarihli belge dayanak gösterilerek, 140.000,00.TL vekâlet ücreti alacağına istinaden … İcra Müdürlüğü’nün 2010/10796 sayılı dosyası üzerinden haksız takip başlattığı iddiası üzerine … Barosu Yönetim Kurulu’nun 04.10.2011 günlü ve 128 sayılı kararı ile başlatılan kovuşturmada, eylem sabit görülerek disiplin cezası tayin edilmiştir.
Şikâyetli avukat önceki savunmalarında özetle; iddiaların gerçeği yansıtmadığını, şikâyetçinin aleyhine tüketici mahkemesinde açılan 1.000.000,00 TL bedelli tazminat davasını takip etmesini istemesi üzerine aralarında matbu vekâlet ücret sözleşmesi düzenlendiğini, bahse konu davanın asliye mahkemelerinde görülmesi gerektiğine dair verilen görevsizlik kararının Yargıtay tarafından onanarak görevli mahkemede takip edilmeyip açılmamış sayıldığını, akabinde … Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2007/238 Esasına kayden fazlaya dair haklar baki kalması kaydıyla 7.000 Türk Lirası bedelli tazminat davası açıldığını, bahse konu dava devam ederken şikâyetçinin boşanma davasını da açarak sonuçlandırdığını, müştekinin her iki dava için kendisine 8.500 Türk Lirası para gönderip vekillikten azlettiğini kendisinin de daha önce düzenlenen avukatlık ücret sözleşmesine istinaden bahse konu takibi başlattığını, açığa imza almadığını, şikâyetçinin yapılan takibe itirazı üzerine itirazın iptali davası açtığını, davanın … Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2010/405 Esas sayılı dosyası ile görüldüğünü, şikâyetçinin hakarettin dolayı ayrıca mahkûm olduğunu, Avukatlık Yasasına ve Meslek Kurallarına aykırı bir davranışının olmadığını beyan etmiştir.
İncelenen dosya kapsamında, Şikâyetçinin … Noterliğinin 09.10.2006 günlü ve 15142 yevmiye numaralı vekâletnamesi ile şikâyetli avukatı vekil tayin ettiği,
Dava değeri 1.000.000,00 TL olan ve şikâyetçinin davalı olduğu … Tüketici Mahkemesi’nin 2006/345 Esas sayılı tazminat davasını şikâyetli avukatın davalı şikâyetçi A.E. vekili olarak takip etmek üzere anlaştıkları,
Şikâyetçi ile şikâyetli avukat arasında 09.10.2006 tarihinde … Tüketici Mahkemesi’nin 2006/345 Esasına kayden açılan tazminat davası ile ilgili olarak avukatlık ücret sözleşmesi imzaladıkları, sözleşmeye göre kararlaştırılan avukatlık ücretinin 150.000,00 TL olduğu,
Mahkeme tarafından 25.09.2006 günü dosya üzerinden görevsizlik kararı verildiği, kararın davacı yanca temyiz edildiği, Yargıtay tarafından onandığı, ancak süresi içinde dosyanın görevli … Asliye Hukuk Mahkemesi’ne gönderilmediği, bunun üzerine davacılar tarafından Şikâyetçi aleyhine aynı şahıslar tarafından … Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2007/238 Esasına kayden 7.000,00 TL’lik başka bir tazminat davası açıldığı, bu davada da şikâyetçinin davalı olduğu,
Şikâyetçi A.E.’in … Noterliğinin 09.08.2010 günlü azilnamesi ile görülen lüzum üzerine şikâyetli avukatı vekillikten azlettiği,
Şikâyetli Avukatın … Noterliği’nin 10.08.2010 tarihli ve 17563 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile 09.10.2006 tarihli Avukatlık Ücret Sözleşmesinden kaynaklanan ve kendisine ödenen 10.000,00.-TL mahsup edildikten sonra bakiye 140.000,00 TL’nin işbu ihtarnamenin tebliği tarihinden itibaren 2 gün içinde ödenmesini, haksız azilden kaynaklanan manevi tazminat dava hakkının saklı tutulduğunu şikâyetçiye ihtar ettiği,
Şikâyetçinin … Noterliği’nin 11.08.2010 günlü ve 06047 yevmiye numaralı cevabı ihtarnamesi ile her şeyden önce böyle bir sözleşmenin mevcut olmadığını, muhatabın 150.000,00 TL istemesi üzerine muhatabı azlettiğini, muhatabın ahlak ve hukuk dışı tehditlerine boyun eğmeyeceğini ve bütün varlığıyla ve her şartta sonuna kadar kendisi ile mücadele edeceğini ihtar ettiği,
Mezkûr vekâlet ücreti alacağı için şikâyetli avukatın … İcra Müdürlüğü’nün 2010/10796 sayılı dosyası üzerinden12.08.2010 tarihinde icra takibi başlattığı,
Şikâyetçinin 13.08.2010 tarihinde ödeme emrine itiraz ettiği, şikâyetli avukatın 18.08.2010 günü … Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2010/405 Esasına kayden itirazın iptali davası açtığı,
… Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2010/405 Esas, 2013/509 Karar sayılı ve 26.09.2013 günlü kararı ile “…dava değeri itibariyle 150.000,00 TL vekâlet ücretinin geçerli olması da mantıki değildir avukat yüklendiği vekâlet görevini doğruluk ve özenle yapmak zorundadır. Dava değerinin değişmesi halinde vekâlet ücreti yönünden ortaya çıkan durumu öncelikle görüp bu konuda müvekkilini uyarmalı ve ortaya çıkan yeni durum itibariyle bilgilendirmelidir. Davacının böyle bir bilgilendirme yapmadan lehine olduğunu düşündüğü önceki ücret sözleşmesinin yeni dava için de geçerli olacağı öngörüsüyle sessiz kalması ve dava sonucunda dava değeri ile orantısız biçimdeki ücreti talep etmesi doğruluk ve özen yükümlülüğüne uygun değildir. Kaldı ki az önce açıklandığı üzere tamamen yeni dava olan davadaki değer (7.000,00.-TL.) itibariyle 150.00,00 TL gibi bir vekâlet ücretinin geçerli sayılması yine Avukatlık Kanunu 164. maddesi karşısında geçersiz kalacaktır.” gerekçesiyle davanın reddine karar verdiği,
Avukat Y.Ö. hakkında Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün B.03.0.CİG.0.00.00.02-101-05-35-5945-2011/2123 sayılı ve 20.01.2012 günlü “Olur”u ile 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 59/1. maddesi uyarınca kovuşturma yapılmasının gerekli olmadığının düşünüldüğünün belirtildiği,
Şikâyetli Avukat Y.Ö.’in disiplin sicil özetinde, Baro Disiplin Kurulu’nun; 2006/68 Esas sayılı ve 31.05.2007 günlü kararı ile hakkında uyarma cezası verildiği, kararın 20.10.2007 günü kesinleştiği; 2011/34 Esas sayılı ve 13.05.2011 günlü kararı ile uyarma cezası verildiği, kararın 30.12.2011 günü kesinleştiği görülmüştür.
Şikâyetli Avukat Y.Ö. 04.05.2015 kayıt tarihli itiraz dilekçesinde özetle; Esasen Disiplin Hukuku yönünden olayın irdelenmesi gerekirken Disiplin Kurulu’nun görev ve yetkisini aşarak özel hukuk alınana girerek hüküm tesisi yoluna gittiğini, Tüketici Mahkemesine verilen dava dilekçesinde Asliye Hukuk Mahkemesine verilen dava dilekçesi noktası virgülüne varıncaya kadar aynı dilekçe ve uyuşmazlık olup, sadece Tüketici Mahkemesine verilen dilekçede Tüketici Mahkemelerinin harçtan muaf olması gereğince 1.000.000
,
00 (Birmilyon) TL maddi ve manevi tazminat davası ikame edildiğini, Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan dava da ise dava dışı taraf harçtan kaçınma adına belirsiz alacak davası ikame etme cihetine giderek ve manevi tazminat davası haklarını da atiye terk etmek suretiyle dava açıldığını, bu iki dava dilekçesi dikkatlice incelendiğinde bu iki davanın ayrı ayrı davalar olduğunu ileri sürmenin, bunu ileri süren hukukçunun hukukçuluğundan şüphe etme sonucunu doğuracağını, her şey bir yana ve kabul anlamına gelmemek kaydı ile bu dava kendisi için aleyhe dahi sonuçlanmış olsa özel hukuku ilgilendiren bir hususta kamu hukukunu ilgilendiren uyuşmazlık için hüküm verilemeyeceğini, bu itibarla tamamen yasaya aykırı olarak işbu kararı ittihaz yoluna giden Disiplin Kurulu üyeleri hakkında özel ve kamu hukukundan kaynaklanan tüm yasal haklarımızın saklı tutarak, usul ve yasalara tamamen aykırı olarak verilen hakkında verilen kınama cezasının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Avukatlık ücreti Yasanın 164/1. maddesi gereği avukatın hukuki yardımın karşılığıdır. … Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2010/405 Esasındaki hukuki yardım 7.000,00 TL. bedelli davadır. Davanın kısmı açılmış olması sonucu değiştirmez. Çünkü asıl dava miktarı belli değildir ve 7.000,00 TL’den fazla alacak çıkacağının garantisi kısmı dava aşamasında yoktur. Kaldı ki davalı kısmi dava aşamasında belli olacak alacağın tamamını ödeyerek ek dava açılmasına fırsat vermeyebilir de. Taraflar arasındaki sözleşmeye göre davanın görevsizlik nedeniyle reddi ve görevli Mahkemeye gönderilmesi halinde de takibi öngörülmekte ise de; şikâyetlinin yaptığı hukuki yardım bu aşamada 7.000,00 TL’lik dava olup, bu miktarlık dava için aslı alacak miktarından fazla 150.000,00 TL’lik sözleşme Yasaya ve hakkaniyete aykırı olacağından yok hükmünde olup, bu sözleşmeye dayalı ücret istenemez.
Avukat, sözleşme hükümlerine ters düşmese bile, toplumun önem verdiği moral değerlere ters bulunan böyle bir amacı gerçekleşmesine araç olamaz, Yasayı araç olarak kullanamaz.
Çünkü avukatlık her şeyden önce bir kamu hizmetidir ve “avukat kamunun avukatlık mesleğine güveni”nin sarsılmamasını sağlayacak biçimde çalışmak zorundadır. (Avukatlık Yasası M. 1 ve Meslek Kuralları M. 3)
Bazı davranışların yasalara uygunluğu yeterli mazeret sayılamaz. Avukat “hukuka uygunluk” ölçüsüne bağlıdır. (Av. Faruk Erem, Meslek Kuralları Şerhi, s. 46).
Avukat mesleğini vicdanlı bir şekilde ifa eder. Bu ilkenin yönlendirmediği davranışlar asla hoşgörü ile karşılanamaz.
Bu nedenlerle eylem Avukatlık Yasası 34, 134, 163 ve 164/1, TBB Meslek Kuralları 3, 4. maddelere aykırı bulunduğundan, Baro Disiplin Kurulu’nca yapılan hukuksal değerlendirme isabetli olmakla kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Şikâyetli avukat Y.Ö.’in itirazının reddi ile;
1-… Barosu Disiplin Kurulu’nun
“Kınama Cezası Verilmesine”
ilişkin 06.03.2015 günlü ve 2011/406 Esas, 2015/43 Karar sayılı kararının
ONANMASINA,
2-Kurulumuz kararının tebliğini izleyen günden itibaren 60 gün içinde Ankara İdare Mahkemesi’nde dava yolu açık olmak üzere, Katılanların oybirliği ile karar verildi.
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe