Adana BAM, 4. HD., E. 2025/1502 K. 2025/1073 T. 10.7.2025

İlgili TBK madde: TBK Madde 529

T.C. ADANA BAM 4. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/1502 – 2025/1073
T.C.

ADANA

4. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2025/1502

KARAR NO : 2025/1073

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I

BAŞKAN :

ÜYE :

ÜYE :

KATİP :

MAHKEMESİ : MERSİN 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 07/05/2025

NUMARASI : … …

DAVACI : … – –

VEKİLLERİ : Av.

DAVALI : … PETROL ÜRÜNLERİ İNŞAAT EMLAK ZİRAAT TURİZM TİCARET VE SANAYİ LİMİTED ŞİRKETİ

VEKİLİ : Av.

DAVANIN KONUSU : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)

… 1. Asliye Hukuk Mahkemesi ile Mersin 2. Asliye Ticaret Mahkemesi arasındaki olumsuz görev uyuşmazlığının merci tayini yolu ile giderilmesi talebi sonucu Dairemize gelen dosyanın incelenmesinde;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Tarafların İddia ve Savunmalarının Özeti:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı tarafın, davacı …’nun maliki olduğu … İli, … İlçesi, … Köyü, … Mh., … Cd., 7. Sokakta bulunan, tapunun … Pafta, 1825 parselde kayıtlı taşınmazı üzerine, anahtar teslim bir şekilde, kat karşılığı daire ve dükkan yapımını Kayseri 6. Noterliğinin 16 Eylül 2015 tarih ve … yevmiye nolu sözleşmesi ile üstlendiğini, davalı firma ile davacı arasında akdedilen Kayseri 6. Noterliğinin 16 Eylül 2015 tarih ve … yevmiye nolu sözleşmesinin 7.4. Maddesinde, her türlü tamir, ıslah ve yeniden yapım işlerini müteahhit bila bedel yapmak ile yükümlü olduğunu, 7.2 maddesinde projelere ve şartnamelere uygun bir biçimde özenle yapmayı taahhüt ettiğini, Garanti başlıklı 8. Maddesinde de arsa sahibinin maruz kalabileceği zarar tazminat müeyyide dava, masraf hususlarında veya diğer konularda arsa sahiben tazmin edileceğinin denildiğini, bu hususlarda sözleşme ile davacıya garanti verildiğini, mülkiyeti davacıya ait dükkanların üzerinde bulunan havuz altında izolasyon bulunmaması veya var olan izolasyonun ayıplı olması veya gerekli standartlara uygun olmaması sebepleriyle ve yine blokların birleşim yerinde bulunan dilatasyonun ayıplı olması veya gerekli standartlara uygun olmaması sebebiyle hem davacıya ait dükkanlara hem de apartman otopark ve bodrum kısımlarına yaşanan yağmurlarda sızıntı olduğunu, havuz apartman tarafından açıldığı takdirde sızıntı yaşandığı, havuz bu nedenle kullanılamadığını, Konuya ilişkin davalı daha önce defalarca şifahen uyarıldığını, kendisine ihtarlar çekildiğini, davalı bu ayıpları gidereceğini belirterek davalıyı oyaladığını, … 3.Asliye Hukuk Mahkemesinin … değişik iş sayılı dosyası ile delil tespiti yaptırıldığını ve raporlarda söz konusu bu eksikliklerin (mimari projede bulunan yalıtım malzemesinin bulunmayışı ve havuzlara herhangi bir su yalıtımı dahi yapılmamış olması) ayıplı/eksik iş olmanın ötesinde hileli davranış niteliğinde olduğunu, davalının projede bulunan, sözleşme ve kanun gereği yapması gereken hususları eksik ve ayıplı yaparak ve hatta hiç yapmayarak taraflar arasındaki sözleşmeye, kantına ve işinin gereklerine aykırı davranmış olduğu hususu tespit raporu ile sabit olduğunu, Kayseri Ara buluculuk Bürosunun … büro dosya numaralı dosyası ile arabuluculuğa başvurulduğunu, daha sonta … ara buluculuk bürosunun … büro dosya sayılı dosyası ile arabuluculuğa başvurulduğunu ancak davalı taraf zaman zaman ayıplarını giderebileceğini davacıya keşide etmiş bulunduğunu ihtarlarda dahi belirtmesine ve bu yönde karşılıklı görüşmeler yapılmasına rağmen yaptığı eserdeki ayıpları gidermediğini anlaşma sağlanamadığını, bunun yıllarca sürme ihtimali ve bu sürede dükkanların yaşanan sızıntı nedeni ile kullanılamaz hale geleceğini, kiracaların kira sözleşmesini feshederek tazminat talebinde bulanabileceklerini, sitenin temelinde zarar görüleceğini, kat malikleri ile ileride müteahhide rücu etmek sureti ile ayıpları giderme konusunda anlaşıldığını, davalının kendi yükümlülüklerini edimlerini yerine getirmemesi nedenleriyle davacının ayrıca maliki olduğu dükkanların üzerinde bulunan ve dükkanlarına zarar veren yüzme havuzu ve eklentilerindeki ayıpların giderilmesi tamirin davacı tarafından yapılması için kendisine izin verilmesi talebi ile … Sulh Hukuk Mahkemesini … esas sayılı dosyası ile ortak alanda tamirat ve tadilat izin verilmesi talebi ile dava açıldığının ve bilirkişi raporu alındığının, raporda ana gayrimenkulün teras katında konumlu yüzme havuzu ve eklentilerinde hatalı imalat ve deformasyonların sonucunda zemin katın mevcut ve rapor içerisinde detayları verilen 4 adet dükkanda su hasarı oluştuğunun ve aktif su kaçaklarının olduğunun tespit edildiğinin, tüm bu sebeplerle, aslında sözleşme ve kanun gereği davalının yapmakla yükümlü olduğu, ancak yapmadığı işleri, devam eden su sızıntısı ile hem insan sağlığı, iş güvenliği açısından hem de binanın ciddi derecede zararına neden olması açısından yaşanan tehlikenin ve zararın daha da artmasını önlemek amacı ile davacı tarafından yaptırıldığını, söz konusu işlerin yapılmaması veya yapımının ertelenmesi halinde, davalının yüklenici olduğu inşaatta kendi ihmal ve ayıplı eksik işlerinden kaynaklı olarak, ölümlü-yaralamalı kazaların, iletide davalının altından kalkamayacağı ve telafisi mümkün olmayan zararların ortaya çıkabileceği, davacının kat maliklerinin oluru ile izolasyon ve sızıntıya sebep olan aslında kanun ve taraflar arasında sözleşme gereği davalının gidermesi gereken ayıpları gidermek için anlaşma yaptığını toplam 5.099.524,32 TL ödeyerek binadaki sızıntıya sebep olan ayıpları giderdiğini, davalının tüm yazılı ve sözlü uyarılara rağmen ısrarla ayıplarını eksik ve hileli işlerini gidermeyen davacıyı sürekli oyalayan davalının bu sebeplerle mal kaçırma ihtimali bulunması nedeni ile davalı adına kayıtlı gerek dava konusu gerekse başka gayrimenkulleri üzerine tedbir konulmasını, davacının uğradığı zararların giderilmesi için davayı yana maddi tazminat davası açma zorunluğunun doğduğunu, öncelikle davacının dava konusu taşınmazdaki ayıp ve eksiklikleri gidermek için yaptığı tüm masraflar ve bu sebeple davacının uğradığı zararları (söz konusu işleri kanun gereği esasen davalı taraf yapmakla yükümlü olduğundan) TBK 526 ve devamı özellikle 529. Maddesi vs. diğer ilgili mevzuat gereğince toplam 5.099.524 ,32-TL’nin davacıya ödeme yaptığı tarihten itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak ödenmesini, bu talebinin kabul görmediği takdirde ise, davacıya davalının ayıplı ve eksik işleti sebebiyle, uğradığı zararları, gidermek zorunda olduğu ayıpları ve Va zorunda Ny işler sebebiyle uğradığı zararın tespiti ile taraflar arasındaki sözleşme, TBK’nın eser sözleşmesine ilişkin hükümleri dikkate alınarak şimdilik 2.324.625,00- TL’nin (belirsiz alacak davası olarak) işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, ayıplar sebebiyle davacının sahibi olduğu dükkanlarda yapmak zorunda kaldığı tamirat ve tadilat sebebiyle uğradığı zararlara ilişkin olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.052.023,79 TL’nin ödemeleri yaptığı tarihten itibaren işleyecek ticari avans faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmesini, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin de davalıya yüklenilmesini talep ve dava etmiştir.
… 1. Asliye Hukuk Mahkemesi: “Somut olayda, davacı ile davalı yüklenici arasında 16/09/2015 tarihli resmi şekilde kat karşılığı daire ve dükkan yapımına ilişkin sözleşme bulunduğu, davacının davalı yüklenicinin yüklendiği işi tamamlamadığını, eksik ve ayıplı iş yaptığı bu nedenle maddi zarara uğradığını ileri sürerek uğradığı zararı tazminini talep ettiği anlaşılmıştır.

Kat karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan davada davaya konu uyuşmazlık ile ilgili özel bir düzenleme bulunmadığı, davanın ticaret mahkemesinde görülebilmesi için tarafların tacir ve dava konusunun tarafların ticari işletmeleriyle ilgili olması gerekir. Eldeki davada davalı taraf şirket olup, tacir sıfatına sahiptir. Davacı yanın tacir olup olmadığının tespiti amacıyla Kayseri Ticaret Odası’na müzekkere yazıldığı, gelen müzekkere cevabına göre davacının şirketlerde aktif ve pasif olarak şirket kayıtlarının olduğu, bu kapsamda ticaret sicilinde kayıtlı olan birisinin mutlaka tacir olacağı, davacının tacir olduğu, TTK 19/1. maddesi uyarınca kabul edilen yasal karinenin aksine dosya içerisinde bir bilgi ve belge bulunmadığı, davanın her iki tarafının da tacir olduğu ve ticari işletmeleriyle ilgili hususlardan doğmuş olduğu, davanın ticari dava olduğu, somut uyuşmazlıkta Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğu” gerekçesiyle dosyayı görevli Mersin Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemelerine gönderilmek üzere tevzi bürosuna göndermiştir.

Mersin 2. Asliye Ticaret Mahkemesi; “Dosyamızda davacının Kayseri ilinde ticaret sicil kaydının olduğu, davanın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olduğu gerekçesi ile … Asliye Hukuk Mahkemesince görevsizlik kararı verilmiş ise de, davaya konu ihtilaf davacının … ilçesi sınırlarında olan taşınmazı hakkında davalı ile imzalamış olduğu kat karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanmıştır. Eser sözleşmeleri Ticaret Kanununda değil TBK’ da düzenlenmiş sözleşmelerden olup salt davacının Kayseri de ticaret siciline kayıtlı olması ihtilafı ticari ihtilaf haline getirmez. İhtilafın ticari ihtilaf olarak değerlendirilmesi için her iki tarafın da ticari işletmesine ilişkin olması gerekmektedir.

Dava konusu eser sözleşmesinde davacının ticari işletmesine ilişkin olarak tanzim edildiğini gösteren bir ibare yoktur, kişilerin salt tacir sıfatını taşımış olmaları girmiş oldukları tüm hukuki ilişkileri ticari iş haline getirmez, dosyamız davacısı da tacir sıfatıyla değil “arsa sahibi ” sıfatıyla sahip olduğu gayrimenkule ilişkin olarak davalı ile kat karşılığı inşaat sözleşmesi imzalanmıştır.

Tüm bu nedenlerle dosyamıza konu ihtilafın ticari bir ihtilaf olmadığı, mahkememizin davada görevli olmadığı, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu” gerekçesi ile karşı görevsizlik kararı vererek dosyayı merci tayin talebi ile Dairemize göndermiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:

Dairemizce yapılan istinaf incelemesi neticesinde;
6102 sayılı TTK’nın 5/1. maddesine göre, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir. Bu hükme göre ticaret mahkemelerinin görev alanı ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleridir.

Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür.

Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK’nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK’nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.

Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK’nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.

Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK’da yeterli görülmüştür.
6335 sayılı Kanun’un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5. maddesi uyarınca ticari davalar Asliye Ticaret Mahkemelerince görülerek karara bağlanır.

Somut olayda; Dava, kat karşılığı inşaat sözleşmesi kapsamında eksik ve ayıplı işler nedeniyle tazminat istemine ilişkindir. Davalı ticaret şirketi olarak tacir sıfatına haiz ve uyuşmazlık ticari işletmesi ile ilgili ise de, davacının tacir sıfatına sahip olmasına rağmen, kat karşılığı inşaat sözleşmesinin arsa sahibi sıfatıyla tarafı olduğu, yatırım amacıyla satın aldığı taşınmazını değerlendirme amacını güttüğü, Yasa’da ticari davanın, ticari iş değil ticari işletme esasına göre belirlendiği, (aynı yönde Yargıtay 5.HD.’nin 2020/9342 E, 2020/10016 K.sayılı kararı), o halde, uyuşmazlığın her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan dava niteliğinde kabul edilemeyeceği, uyuşmazlık konusunun 6102 sayılı TTK’dan düzenlenen işlerden olmadığından mutlak ticari iş niteliğinde de olmadığı, sonuç olarak 6102 sayılı TTK’nın 4, 5 ve 11.maddesinin 2.fıkrasındaki düzenlemeler nazara alındığında taraflar arasındaki uyuşmazlığın ticari dava niteliğinde olmadığı, uyuşmazlığın çözümünde 6100 sayılı HMK’nın 2.maddesi uyarınca genel görevli mahkeme olan asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğu kanaatine varılmakla … 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin yargı yeri olarak belirlenmesine karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM/:Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1- … 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE,

2-Dosyanın merci tayini talep eden mahkemesine iadesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonucunda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 362/1-c maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 10/07/2025
Başkan e-imzalıdır
Üye e-imzalıdır
Üye e-imzalıdır
Katip e-imzalıdır

  • İlk yayınlanma tarihi: 01 Ağustos 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!