Adana BAM, 10. HD., E. 2018/2612 K. 2019/1680 T. 24.10.2019

İlgili TBK madde: TBK Madde 314

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN

DAVACI : K1 – N1

VEKİLİ : Av. K2 – A1

DAVALI : 1 -K3 – N2

DAVALI : 2 -K4 – N3

VEKİLİ : Av. K5

DAVANIN KONUSU : İtirazın Kaldırılması Ve Tahliye

Niğde İcra Hukuk Mahkemesi’nin 13/11/2018 tarih, 2018/255 Esas ve 2018/334 Karar sayılı mahkeme kararının süresi içinde istinaf yolu ile tetkiki davalılar K3 ve K4 vekili tarafından istenmesi üzerine dosya dairemize gönderilmekle dava dosyası için düzenlenen inceleme raporu dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;

Niğde 1. İcra Müdürlüğünün 2018/2283 esas sayılı takip dosyasında, yazılı kira sözleşmesine istinaden kiracının 134.000,00 TL kira alacağını ödemediğini, kiracının 21/09/2017 tarihinde ölmüş olması sebebiyle mirasçıları hakkında takip işlemlerine devam edildiğini, mirasçıların kanuni süresi içinde söz konusu takibe hukuki mesnetten yoksun olarak itiraz ettiklerini ve takibin durduğunu, davalı borçluların takip konusu kira borcunu ödemediklerini ve kiralanan işyerini de tahliye etmediklerini, söz konusu kira sözleşmesine de itirazda bulunmadıklarını beyanla itirazlarının kaldırılması ile tahliyelerine, % 20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına ve yargılama giderleri ile vekalet ücretine hükmedilmesi talebinde bulunulmuştur.

Davalı K4 cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın itirazın kaldırılması ve tahliye davası açmasının hukuken mümkün olmadığını, dayanak belgenin 2004 sayılı İİK 68. maddesinde yer alan belgelerden olmadığını, söz konusu icra dosyasına sunmuş oldukları itiraz dilekçelerinde kiraz sözleşmesine itiraz ettiklerini, kira sözleşmesine itiraz var ise itirazın kaldırılması yoluna başvurulamayacağını, annesinin davacı tarafa hiçbir borcu bulunmadığını, davacı tarafın 2018 yılı kira bedelini talep ettiğini, annesinin 2017 yılında vefat ettiğini 2018 yılında kira borcunun olamayacağını, davacı tarafın elinde kira sözleşmesi bulunmadığını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı K3’ın cevap dilekçesinde özetle; annesinin ölümünden sonra Niğde Vergi dairesine başvuru yapılarak annesinin ilişiğinin kesildiğini, dava konusu taşınmazda mevcut ticaretin devamı amacı ile davacı tarafça kendisine kiraya verildiğini, yıllık kira bedeli olarak 60.000,00TL üzerinden anlaşıldığını ve ödeme konusunda 17.000,00TL bedelli çek ve kira yılının sonunda 43.000,00 TL nakit ödeme suretiyle mutabakat sağlandığını, 17.000,00TL bedelli çekin ciro edilerek verildiğini, kalan borcunda ödeme gününün gelmediğini beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:

Mahkemece; davalı kiracı tarafından kabul edilen kira ilişkisi ve kira sözleşmesinde borcu ödediği iddiası karşısında; ispat yükünün davalılarda olduğu ve davalıların ödemeyi kanıtlayan bir belge dosyaya sunmadığı, iddiasını ispatlayamadığı, mirasçı olmaları sebebiyle (mirası ret ettiklerine dair de her hangi bir iddiaları olmadığından) müteveffanın tüm hak ve borçlarının mirasçılarına geçtiği ve davalıların süresi içerisinde taşınmazı tahliye etmediği -kira borcunu da ödemediği anlaşıldığından; davacının davasının kabulü ile; itirazların kaldırılması ile davalıların taşınmazdan tahliyesine, asıl alacak miktarının %20’si oranında icra inkar tazminatının davalılardan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı K3 istinaf dilekçesinde özetle; dayanak belgenin İİK.68.maddedesinde yer alan belgelerden olmadığını, kira sözleşmesine itiraz ettiklerini, kira akdine itiraz sonucu nedeniyle kiralayanın kira akdini ve kira alacağını Sulh Hukuk Mahkemesi’nde ispat etmek zorunda olduğunu, annesinin ölümünden sonra Niğde Vergi Dairesi’ne başvurularak annesinin ilişiğinin kesildiğini, daha sonra dava konusu taşınmazda ticaretin devamı amacıyla davacı taraf ile görüşerek şifahi olarak yeni bir anlaşma yaptığını ve davacı tarafça kendisine kiralandığını, yıllık kira bedeli olarak 60.000,00 TL üzerinden anlaşıldığını ve ödeme konusunda ise 17.000,00 TL bedelli çek ve kira yılının sonunda 05/02/2019 tarihinde 43.000,00 tL nakit ödenmek sureti ile mutabakat sağlandığını, 17.000,00 TL bedelli çekin ciro edilerek davacıya verildiğini, kalan bakiyenin ise ödeme günü henüz gelmediğinden kira yılının sonunda aralarındaki şifahi anlaşma gereğince ödeneceğini, şifai akit gereği 2018 yılı kira bedelinin 134.000,00 değil 60.000,00 TL olduğunu ve muaccel hale gelmediğini, TBK 314.maddesi gereğince kiracının kira bedelini en geç kira süresinin bitiminde ödemek zorunda olduğunu beyan ederek yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderlerinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı
K4 vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının kira akdine itirazları nedeniyle kira akdini ve kira alacağını Sulh Hukuk Mahkemesinde ispat etmek zorunda olduğunu, murisin davacı tarafa hiçbir borcu bulunmadığını, davacı/alacaklı tarafın takip talebinde 05/02/2018 tarihli 134.000 TL bedelli 2018 yılı kira bedelini talep ettiğini, Niğde Vergi Dairesinden ilişik kesme belgesinin celp edilmesi gerektiğini, alacaklı olduğunu iddia eden tarafın elinde bir kira sözleşmesi dahi bulunmadığını, diğer davalı K3’ın yerel mahkemeye sunmuş bulunduğu cevap dilekçesinde; annesi öldükten sonra davacı taraf ile şifahi akit yaparak dükkanı kendisinin kiraladığını, bu sebeple muris K6 ile davacı tarafın kira ilişkisinin 21/09/2017 tarihi itibari ile sona erdiğini beyan ettiğini, kısacası 2018 yılı kira bedelinden murisin sorumluluğu olmadığı gibi davalı K4’ın da hiçbir sorumluluğu olmadığını, ayrıca yerel mahkemenin davalı müvekkilin 2018 yılı kira ilişkisinde taraf sıfatı olmadığı hususunu da atladığını, davaya konu taşınmazda diğer davalı K3 vergi levhası ile ticarete devam ettiğini, Yerel mahkemenin, diğer davalı tarafça sunulan kira taksidi olan çek sanki hiç dosyaya sunulmamış gibi mahkeme gerekçesinde dosyaya ödemeye ilişkin belge sunulmadığını gösterdiğini, davacı tarafın elinde hiçbir delil olmaksızın 2018 yılı kira bedeli 134.000,00 TL’dir beyanı esas alınarak takibin bu miktar üzerinden devamına ve yine bu miktar üzerinden icra inkar tazminatına hükmedildiğini, alacak konusu miktarın likit olmayıp yargılamayı gerektirdiğini beyan ederek Niğde İcra Hukuk Mahkemesinin 2018/255 E.- 2018/334 K. Sayılı dosyasından verilen davanın kabulü kararının tüm ferileri ile birlikte kaldırılması ile davanın reddine karar verilmesi, Yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE:

Uyuşmazlık İİK m. 269/c bendi gereğince kira alacağına ilişkin takipte takibe itirazın kaldırılması ile kiralayanların taşınmazdan tahliyesine ilişkindir.

Niğde 1. İcra Müdürlüğünün 2018/2283 esas sayılı takip dosyasında, davacı vekilinin; yazılı kira sözleşmesine istinaden kiracının 134.000,00 TL kira alacağını ödenmediğini, kiracının 21/09/2017 tarihinde ölmüş olması sebebiyle mirasçıları hakkında takibe davam edildiğini, mirasçıların hukuki dayanaktan yoksun olarak takibe itiraz ettiklerini, kira borcunun ödenmemesi nedeniyle itirazlarının kaldırılması ile tahliyelerine, % 20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi talebinde bulunduğu; ilk derece mahkemesince; mirası reddetmeyen mirasçıların borçtan sorumlu oldukları, kira borcunu ödediklerine ilişkin herhangi bir belge sunmadıkları anlaşılmakla davanın kabulü ile itirazların kaldırılması, taşınmazdan tahliyeleri ve % 20 icra inkar tazminatına mahkum edilmeleri yönünde hüküm kurulmuş, davalı
Davalı K3 davacının dayanak belgesinin İİK.68.maddedesinde yer alan belgelerden olmadığı, kira sözleşmesine itiraz ettikleri, kiralayanın kira akdini ve kira alacağını Sulh Hukuk Mahkemesi’nde ispat etmek zorunda olduğu, davacı taraf ile görüşerek şifahi olarak yıllık kira bedeli olarak 60.000,00 TL üzerinden anlaştığını ve ödeme için 17.000,00 TL bedelli çek ve kira yılı sonunda 05/02/2019 tarihinde 43.000,00 TL nakit ödeme konusunda anlaşıldığını, 17.000,00 TL bedelli çekin ciro edilerek davacıya verildiğini, kalan bakiyenin ise ödeme günü henüz gelmediğini, TBK 314.maddesi gereğince kiracının kira bedelini en geç kira süresinin bitiminde ödemek zorunda olduğunu beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması, davanın reddine karar verilmesi;

Davalı K4 vekilinin; davacının kira akdini ve kira alacağını Sulh Hukuk Mahkemesinde ispat etmek zorunda olduğunu, murisin davacı tarafa hiçbir borcu bulunmadığını, davacı/alacaklı tarafın takip talebinde 05/02/2018 tarihli 134.000 TL bedelli 2018 yılı kira bedelini talep ettiğini, Niğde Vergi Dairesinden ilişik kesme belgesinin celp edilmesi gerektiğini, alacaklı olduğunu iddia eden tarafın elinde bir kira sözleşmesi dahi bulunmadığını, diğer davalı K3’ın yerel mahkemeye sunmuş bulunduğu cevap dilekçesinde; annesi öldükten sonra davacı taraf ile şifahi akit yaparak dükkanı kendisinin kiraladığını, bu sebeple muris K6 ile davacı tarafın kira ilişkisinin 21/09/2017 tarihi itibari ile sona erdiğini beyan ettiğini, kısacası 2018 yılı kira bedelinden murisin sorumluluğu olmadığı gibi davalı K4’ın da hiçbir sorumluluğu olmadığını, ayrıca yerel mahkemenin davalı müvekkilin 2018 yılı kira ilişkisinde taraf sıfatı olmadığı hususunu da atladığını, ödemeye ilişkin sunulan çekin dikkate alınmadığını, davacı tarafın elinde hiçbir delil olmaksızın 2018 yılı kira bedeli 134.000,00 TL’dir beyanı esas alınarak takibin bu miktar üzerinden devamına ve yine bu miktar üzerinden icra inkar tazminatına hükmedildiğini, alacak konusu miktarın likit olmayıp yargılamayı gerektirdiğini beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması ile davanın reddine karar verilmesi talebinde bulunduğu anlaşılmıştır.

Dosya kapsamına göre davalıların süresinde itirazda bulundukları ve bu itiraz sırasında borca, faize ve kira sözleşmesine itirazda bulunarak kira sözleşmesinin annelerinin ölümüyle sona erdiğini beyan ettikleri anlaşılmaktadır. Bu durumda kira sözleşmesinin varlığı ve külli halefiyet ilkesi gereğince davalılar yönünden de devam ettiği; davalıların ödeme ve kira ilişkisinin sona erdiği iddialarını İİK m. 269/c bendinde belirtilen belgelerle ispatlayamadıkları gibi iddialarının karşı tarafça da kabul edilmediği anlaşılmaktadır.
12.HD’nin yerleşik içtihatlarına göre de, ödeme iddiasının kabul edilebilmesi için, söz konusu ödeme belgelerinde takibin dayanağına açıkça atıfta bulunulması zorunludur (12.HD. 19/03/2018 gün, 2016/30638 Esas, 2018/2728). Bu nedenle Rasim’in ödemeye ilişkin sunmuş olduğu belgede açıkça kira sözleşmesine herhangi bir atıf bulunmadığı bu nedenle ödemenin kira sözleşmesi için olup olmadığı anlaşılmamaktadır. Bu nedenle Rasim’in 17.000,00 TL’lik bedelin ödendiği iddiasının da ispatlanamadığı anlaşılmaktadır. Bütün bu nedenlerle davalı istinaflarının HMK m. 353/1-b-1 bendi gereğince reddi yönünde aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.

Somut olayda, dava dilekçesinde yer alan hususların HMK m. 297/2 fıkrası gereğince ayrı ayrı karşılandığı, dava dilekçesinde belirtilmeyen hususların istinaf aşamasında değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, HMK.nın 355.maddesine göre istinaf incelemesinin dilekçede belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılabileceği, ancak kamu düzenine aykırılık görülmesi halinde bu hususun resen nazara alınabileceği, somut olayda dosya kapsamı, mevcut delil durumu dikkate alındığında, mahkemenin vaka ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, hükümde kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediği anlaşıldığından davalıların istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1- Niğde İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2018/255 Esas 2018/334 Karar sayılı kararına karşı davalıların istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 maddesi gereğince
ESASTAN REDDİNE,

2-Alınması gereken 44,40 TL harçtan peşin alınan 35,90 TL’nin mahsubu ile bakiye 8,50 TL’nin davalılardan ayrı ayrı tahsili ile hazineye irad
KAYDINA,

3-İstinaf kanun yolu yargılama giderlerinin, istinaf eden üzerinde
BIRAKILMASINA,

4-HMK 333. madde gereğince kararın kesinleşmesinden sonra kullanılmayan gider avansının yatırana
İADESİNE,

5- Kararın taraflara
TEBLİĞİNE,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı HMK ‘nun 361 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere 24/10/2019 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

  • İlk yayınlanma tarihi: 01 Ağustos 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!