T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :
TARSUS 4. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ :
01/11/2018
NUMARASI :
2017/477 Esas, 2018/287Karar
DAVACI:
K1 – N1
VEKİLLERİ:
Av. K2 – A1
Av. K3 – A2
DAVALI:
1 -K4 – N2 – A3
VEKİLLERİ:
Av. K5 – A4
Av. K6 – A5
DAVALI:
2 -K7 – N3 – A6
VEKİLLERİ:
Av. K8 – A7
Av. K9 – A7
DAVANIN KONUSU :
Tapu İptali Ve Tescil (Satın Almaya Dayalı)
DAVA TARİHİ :
29/12/2017
DAİRE KARAR TARİHİ :
20/02/2019
KARAR YAZIM TARİHİ :
20/02/2019
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK’nun 352 ve devamı maddeleri uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili ilk derece mahkemesine vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle;
Mersin İli, Tarsus İlçesi, A8 Köyü nüfusuna kayıtlı 10/10/2000 doğumlu K10’nün müvekkilinin ölü kardeşi K11 ile davalı K7’nün müşterek çocuğu olduğunu, davalı anne K7’nün velayet hakkını kötüye kullanması nedeni ile müvekkili tarafından açılan Tarsus 1. Aile Mahkemesi’nin 04/11/2015 tarih 2014/505 esas, 2015/551 karar sayılı kararı ile davalı K7’nün, yaşı küçük K10 üzerindeki kanunu velayet hakkının kaldırıldığını, kararın kesinleştiğini, Tarsus 1. Aile Mahkemesinin 05/10/2015 tarih, 2015/302 esas ve 2015/467 karar sayılı kararı ile K10 adına kayıtlı çocuk mallarının torunmasına karar verildiğini, bu kararın davalı K7’ye tebliğ edilerek kesinleştiğini, velayeti anneden kaldırılan K10’ye, Tarsus 2. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 24/03/2017 tarih ve 2017/129 esas, 2017/276 karar sayılı kararı ile halası olan müvekkili K1’in vasi olarak atandığını, kararın kesinleştiğini, davalı K7’nün üzerinde kanuni velayet yetkisi bulunmamasına rağmen, K10 adına 3/4’ü kayıtlı tapunun Tarsus, A8 Köyü A9 Mevkiinde kain 126 ada, 7 parsel sayılı tarla vasfında 762,73m2 miktarlı taşınmazın tamamını diğer davalı K4’e satarak devir ve temlik ettiğini, yetkisiz temsilcinin yaptığı bu işlemin butlan ile hükümsüz olduğunu, butlan ile hükümsüz kayda dayanarak alınan tescil hakkının korunamayacağını, bu nedenbe tapu iptal ve tescil davası açma zaruretinin doğduğunu, tapu iptal talepleri yerinde görülmez ise yaşı küçük K10’nün taşınmazdaki 3/4 payının reel piyasa sürüm değerinin davalılardan tazminini talep ettiklerini belirterek Tarsus İlçesi, A8 Mahallesi, A9 Mevkiinde kain 126 ada, 7 parsel sayılı taşınmazdaki K4 adına olan kaydın, 3/4 payın iptali ile yaşı küçük K10 adına tapuya tescilini, taşınmaz değeri keşfen belirleneceğinden eksik harç tamamlama ve fazlaya ilişkin hakları saklı tutulması, şayet tapu iptal talebi yerinde görülmez ise taşınmazdaki 3/4 payın reel piyasa sürüm değerinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tazminini, talebe dava tarihinden itibaren yasal faizin uygulanmasına karar verilmesini, ayrıca yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı K4 vekili ilk derece mahkemesine vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; müvekkiline yöneltilmiş bulunan davayı kabul etmediklerini, davacının da belirttiği üzere Tarsus ilçesi A8 köyü nüfusuna kayıtlı 10.10.2000 doğumlu K10’nün velayeti, baba K11’nün vefatı üzere ve TMK md. 336 gereği sağ kalan eş, anne K7’ye kaldığını ve bu noktada ek olarak TMK md. 352; “…velayetleri devam ettiği sürece çocuğun mallarını yönetme hakkına sahip ve bununla yükümlüdürler; kural olarak hesap ve güvence vermezler. …” hükmü gereği de veli çocuğun mallarını yönetme hakkı ve yetkisine sahip kılındığını, davacının dava dilekçesinde belirtmiş olduğu mahkeme kararlarıyla (Tarsus 1.Aile Hukuk Mahkemesinin 2014/505 Esas, 2015/551 Karar; Tarsus 1.Aile Hukuk Mahkemesinin 2015/302 Esas, 2015/467 Karar; Tarsus 2.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2017/129 Esas, 2017/276 Karar) birlikte her ne kadar veli K7’nün K10 üzerindeki kanuni velayet hakkı kaldırılmış, K10 adına kayıtlı çocuk mallarının korunmasına karar verilmiş ve hala K1, K10’ye vasi olarak atanmış olsa da bütün bu kesinleşmiş kararlar üzeri zamanında müzekkere yazılarak tapu sicil kaydına şerh düşülmediğini, söz konusu dava dosyaları incelendiğinde de yalnızca Tarsus 2.Sulh Hukuk Mahkemesi nezdindeki dosya bünyesinde Tapu Müdürlüğü’ne bir müzekkere yazılmış olup bu müzekkere de davalı K7 ile müvekkili arasındaki satım sözleşmesinden aylar sonra yazıldığını, müvekkilinin söz konusu satım sözleşmesini diğer davalı K7 ile tanzim ederken tapuda K7’nün yetkisiz olduğuna dair en ufak bir kayıt bulunmadığını, yani K7’nün tapu kaydı ve yukarıda belirtildiği üzere TMK md. 352 hükmü gereği dava konusu satım sözleşmesi sırasında tam yetkili konumda olduğunu, hayatın olağan akışına göre de velayetin anne K7’de bulunuyor olmasının göz önünde bulundurulduğunda davacı tarafın ileri sürdüğü butlan iddiasının kesinlikle yersiz ve mesnetsiz olduğunu, zira TMK md. 1023; “Tapu kütüğündeki tescile iyiniyetle dayanarak mülkiyet veya bir başka ayni hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı korunur.” hükmü gereği müvekkilinin yalnızca tapudaki kayıtlara bakmakla yükümlü kılındığını, bu kayıtlara güvenerek iyiniyetle iktisap etmiş olduğu mülkiyet hakkı korunduğunu, yani tapu sicil kaydına zamanında müzekkere yazılmaması sonucu müvekkilinin iyiniyetle kazanmış olduğu mülkiyet hakkının korunmakta olduğunu, davacının tapu iptali ve tescil talebinin kesinlikle yersiz ve mesnetsiz hale geldiğini, konu ile ilgili olarak davacının ileri sürmesi ihtimal olan iyiniyetin bulunmadığı yönündeki iddiaları davacının ispatlaması gerektiğini, müvekkilinin söz konusu taşınmazın satımını aracılar vasıtası ile öğrendiğini ve diğer davalı ile hiçbir akrabalık, arkadaşlık, tanışıklık gibi bir ilişki içerisinde bulunmadığını, davacının tazminat talebinin de tamamen hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinni yalnızca tapu kaydına güvenerek iyiniyetle bir ayni hak iktisap ettiğini ve davacı tarafa bir zararının bulunmadığını, zararın ancak ve ancak diğer davalı K7 ve/veya Tapu Müdürlüğüne müzekkerenin geç yazılmasına sebebiyet veren Tarsus 2.Sulh Hukuk Mahkemesi dolayısıyla Devletten tazmin edilebileceğini belirterek açılan davanın reddi ile taşınmaz üzerindeki tüm mülkiyetin müvekkili aidiyetinde olduğunun tespiti, tazminat talebinin reddini, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı K7 vekili duruşmadaki beyanında açılan davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda;
Dava, yetkisiz temsile dayalı tapu iptal ve tescil olmadığı takdirde tazminat talebine ilişkin terditli davadır.
Davanın, asıl talep olan tapu iptal ve tescil yönünden değerlendirilmesi; Ana ve baba veya velayet bunlardan yalnızca birinde ise, velayet hakkına sahip olan ebeveyn, velayet hakkı kapsamında kural olarak çocuk malları üzerinde hakimden izin almaksızın tasarrufta bulunabilirler. Eş deyişle, velayet hakkına sahip olanın, bu hak çerçevesinde çocuğun yasal temsilcisi sıfatıyla çocuk malları üzerinde tasarrufta bulunabilmesi için kural olarak hakimin iznine ihtiyacı yoktur (4721 sayılı TMK. m. 342/3). Ancak, çocuğun bakımı, yetiştirilmesi ve eğitimi için zorunluluk varsa,hakim ana ve babaya, ilerde sorumluluk davasıyla karşılaşmamaları için belirlediği miktarlarda çocuğun mallarına başvurma yetkisi tanıyabilir (4721 sayılı TMK. m. 356/2). Dolayısıyla Türk Medeni Kanunu velayeti üstlenen kişileri (veli) velayet altındaki küçüğün mallarını satarken hakim iznine tabi tutmamıştır.
Dava konusu olayda, dava konusu Mersin İli, Tarsus İlçesi, A8 Köyü 126 Ada, 7 Parsel sayılı taşınmazın 26/09/2017 satış tarihi itibarı ile Tarsus 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2017/129 esas ve 2017/276 K sayılı vesayet kararı doğrultusunda tapu müdürlüğüne bildirim yapılmadığı, Tarsus 2. Sulh Hukuk Mahkemesince dava tarihinden sonra 04/01/2018 tarihinde Tapu Müdürlüğüne bildirimde bulunulduğu, dolayısıyla satış esnasında K7’nün K10’nün görünürdeki tek yasal temsilcisi olduğu, satışa engel herhangi bir durumla karşılaşılmadığı anlaşılmakla dosya kapsamındaki diğer deliller ile de davacı tarafça TBK’nun 42.maddesi uyarınca davalı K4’ün diğer davalı K7’nün temsil yetkisine haiz olmadığını bildiği, dolayısıyla kötüniyetli olduğu hususu ispatlanamadığından tapu iptal ve tescile ilişkin asıl talep yerinde görülmemiştir. Ferri talep olan tazminat yönünden ise velayet hakkı kaldırıldığı halde yetkisiz temsilci olarak işlem yapan K7 sorumlu tutularak davalı K7 yönünden açılan davanın kabulüne, davalı K4 yönünden açılan davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ VE DEĞERLENDİRME:
İstinaf yoluna başvuran davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;
Müvekkilim 10.10.2018 tarihinde reşit olmuş ve öğrenci olduğunu , doğmadan önce babasını kaybetmiş, davalı annesi K7 ise kendisini terk ederek nikahsız yaşam sürmeye başlamış olduğunu, bu nedenle halası K1 tarafından bugüne kadar bakıldığını dedesinden ve babasından intikal eden bir kısım taşınmazlar adına kayıtlı ise de, nakit bir varlığı veya geliri bulunmadığını mecburen dava açılmak zorunda kalınmış ve yaklaşık 3.500 TL masraf edilmiş hiçbir geliri yok iken, sırf velayeti kaldırılan annenin sattığı yer yüzünden müvekkilimin bu masraflara katlanmak zorunda kalmasının en başta çocuk haklarının korunması kuralının bir ihlali olduğunu, hiçbir yerden geliri bulunmadığından hatta üniversite öğrencisi olması nedeniyle aylık zorunlu giderini dahi vasisi/halası ödediğinden istinaf başvurusu için gerekli harç ve masraflar yönünden Adli yardım talebi olduğunu davalı K4 yönünden açılan davanın reddinin hatalı olduğunu, tapu kayıtlarına Mahkemelerce birçok kez yazı yazılmış, tedbir/şerh konulmuş, bazıları kaldırılmış ise de, tapu kaydında şerh bulunmadığından bahisle bedelinden çok düşük bir değere satın alan davalı K4 yönünden davamızın reddi yerinde olmayıp, taraflar A8 köyünün A9 mahallesinde hemen bitişik kapı komşusu müvekkili ve yanında kaldığı halası zaman zaman bu mahalledeki evlerine gelip gitmekte ve davalı K4 ile konuşmakta olduklarını, yani, davalı K4, müvekkilimin küçük yaşta babasının öldüğünü, annesi K7’nün kendisine terk ettiğini, bu nedenle halası K1 tarafından bakıldığını çok iyi bilmekte olup bu hususu tanıkların söylediğini, geçmişten gelen komşuluk ilişkisinin mevcut olup herkes davalı K4 ve tanınmış tüccar olan eşini çok iyi tanır. Bu civarda ucuz, kelepir taşınmaz ne varsa bu kişi haberdar edilir ve satın alır bu durumu herkesin bildiğini, Sayın Mahkeme, yasa koyucunun özenle bezenle çıkartmış olduğu Çocuk Mallarının korunması hakları biryana , müvekkilim olan henüz reşit olmuş çocuğu korumamış, adeta anne-kız arasında tahsilat süreci gibi yeni bir ihtilaf meydana getirmiş olduğunu, Noterde vekalet vermek için başvurduğunda, Noterlik kendisine bu işlemi yapamayacağı zira “sistemde kısıtlı” olarak gözüktüğünü söylemiş, bu nedenle Tarsus 2.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2017/129 Esasında kayıtlı dosyadan kısıtlılık durumunu kaldırdığını, taşınmazın bedelinin düşük tespit edildiğini, mahkeme hükmündeki paranın davalı anneden tahsili bizce mümkün olmadığından, kanun koyucunun özenle çıkartmış olduğu “Çocuk malları” böylece korunmadığını, davalı K4 kötü niyetli alıcı yönünden tapu iptal ve tescil kararı verilmiş olsa idi, bunun sonuçlarına müvekkilim katlanmayacak, zaten haksız yere satılan malına kavuşacağını reddi vekalet ücreti” yönünden de tapu maliki zorunlu olarak davalı gösterildiğinden tapuyu temlik alan K4 yönünden reddi vekalet ücretinin maktu vekalet ücreti yerine nisbi oranla belirlenmesi bizce yerinde olmadığını, Adli Yardım talebimizin öncelikle kabulü ile istinaf başvuru harcı, istinaf karar harcı, vs. istinaf yolları masrafının ilerde haksız çıkan taraftan alınmak üzere suç üstü ödenediğinden karşılanmasına, İstinaf başvurumuzun duruşmalı olarak kabulü ile, Tarsus 4. Asliye Hukuk Mahkemesi kararının kaldırılarak, Tarsus İlçesi A8 mahallesi A9 mevkiinde kain 126 ada 7 parsel sayılı taşınmazda K4 adına olan kaydın; ¾ payın iptali ile davacı adına tapuya tesciline, olmazsa tazminatın azlığı yönünden Taşınmaz değerinin yeniden belirlenmek üzere yerel mahkemeye iadesine veya Dosyanın bizzat ele alınarak değerin talimat yoluyla belirlenerek, gerçek güncel piyasa değerinin davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İstinaf yoluna başvuran davalı
K7 vekili istinaf dilekçesinde özetle
; Davacı K10’nın 18 yaşını bitirdiğini beyanının alınmadığını, tanıkların tek taraflı dinlendiğini, halası K1’nin kızını etkilediğini, yetkili velisinin tek kendisi olduğunu taşınmazın değerinin yüksek gösterildiğini, davanın usulune uygun ıslah edilmediğini, taşınmazın masrafını kendisinin yaptığını, vergilerini ödediğini belirterek kararın kaldırılmasını ve reddini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER ve GEREKÇE:
Davada, 6100 sayılı HMK’nun 355. maddesi uyarınca “İnceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış ,ancak, Bölge Adliye Mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bu husularda resen inceleme yapılmış olup, HMK’nun 357. maddesi uyarınca da “İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz.” hükmü uyarınca istinaf talepleri sınırlı olarak incelenmiştir.
Tapu İptali Ve Tescil (Satın Almaya Dayalı)talebine ilişkindir.
Dava konusu Mersin İli, Tarsus İlçesi, A8 Köyü 126 Ada, 7 Parsel sayılı taşınmazın 1/4 hissesinin K7, 3/4 hissesi K10 adına kayıtlı iken K7 bizzat hissesinin tamamını 45.000,00TL bedelle, K10’ye velayeten K7 hissesinin tamamını 135.000,00TL bedelle 26/09/2017 tarih 23553 yevmiye nolu satış senedi ile davalı K4’e devrettiği, taşınmazın tamamının davalı K4 adına kayıtlı olduğu anlaşılmıştır.
Tarsus 1. Aile Mahkemesi’nin 2014/505 esas sayılı dosyasının incelenmesinden; davacısının K1, davalısının K7, dava konusunun velayet(velayetin değiştirilmesi) olduğu, davanın yapılan yargılamasında Mersin İli, Tarsus İlçesi, A8 Köyü, C.183, HN.27, TC No:N4’de nüfusa kayıtlı K11 ve K7’den olma 10/10/2000 doğumlu K10’nün velayetinin aynı hanede nüfusa kayıtlı N3 T.C Nolu 12/04/1981 doğumlu, davalı K7’den kaldırılmasına, karar kesinleştiği taktirde Tarsus Nöbetçi Sulh hukuk Mahkemesine ihbarda bulunulmasına karar verilmiş, verilen kararın Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 21/12/2016 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. Kararın davalı anne K7’ye 26.04.2016 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmaktadır.
Tarsus 1. Aile Mahkemesi’nin 2015/302 esas 2015/467 K sayılı ilamının incelenmesinden; kararın velayeti K7’ye bırakılan K10’nün mallarının korunmasına ilişkin koruma kararı verildiği, anneye tebligat yapıldığı, hesap verilmesi istenildiği anlaşılmıştır.
Tarsus 2. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2017/129 esas ve 2017/276 K sayılı dosyasının incelenmesinden; Mersin İli, Tarsus İlçesi, A8 Köyü 37 hanede nüfusa kayıtlı N4 TC Nolu K10’nün 18 yaşını ikmal edinceye kadar TMK 404 madde uyarınca kısıtlanmasına, kısıtlıya N1 TC Kimlik numaralı K1’in vasi olarak atanmasına, kararın nüfusa kayıtlı olduğu ve oturduğu yerde 15 günlük süre ile ilanına, Tarsus Tapu Müdürlüğüne müzekkere yazılarak kısıtlı adayı adına bulunan taşınmazların üzerine vesayet şerhi konulmasına karar verildiği, kararın 24/04/2017 tarihinde kesinleştiği, verilen karar doğrultusunda vasi atama kararının kısıtlı çocuk K10’nün nüfusa kayıtlı olduğu A8 Mahalle Muhtarlığında 07/05/2017 tarihli ilan tutanağı ile ilan edildiği, ikamet ettiği Yenimahalle Muhtarlığında ise 08/05/2017-23/05/2017 tarihleri arasında ilan edildiği, Tarsus 2. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 04/01/2018 tarihli müzekkeresi ile Tarsus Tapu Müdürlüğüne bilgi verildiği anlaşılmıştır.
Dava konusu olayda; Tarsus 1. Aile Mahkemesi’nin 2014/505 esas 2015/551 karar sayılı dosyasında 10.10.2010 doğumlu K10’nün halasıK1, davalı K7’nün, çocuğuna bakmadığı, terk ettiği, baba K11’nün 09.05.2000 tarihinde öldüğü belirtilerek velayetin kaldırılması talep edilmiş, davanın yapılan yargılamasında Mersin İli, Tarsus İlçesi, A8 Köyü, C.183, HN.27, TC No:N4’de nüfusa kayıtlı K11 ve K7’den olma 10/10/2000 doğumlu K10’nün velayetinin aynı hanede nüfusa kayıtlı N3 TC Nolu 12/04/1981 doğumlu davalı K7’den kaldırılmasına,kendisine halası K1’nin vasi olarak atanmasına karar verilmiş, karar 2. Hukuk Dairesi’nin 21/12/2016 tarihinde kesinleştiği, kararın davalı anne K7’ye 26.04.2016 tarihinde tebliğ edildiği, Tarsus İlçesi, A8 Köyü, 126 Ada, 7 Parsel sayılı taşınmazın 1/4 hissesinin K7, 3/4 hissesi K10 adına kayıtlı iken K7 bizzat hissesinin tamamını 45.000,00TL bedelle, K10’ye velayeten K7 hissesinin tamamını 135.000,00TL bedelle 26/09/2017 tarih 23553 yevmiye nolu satış senedi ile davalı K4’e devrettiği anlaşılmaktadır.
Türk Medenî Kanunu’nun Velayet, Vesayet ve Miras Hükümlerinin Uygulanmasına İlişkin Tüzüğün 4/1. maddesinde “Ana ve babadan birinin ölümü halinde nüfus memuru veya evliliğin mahkeme kararı ile sona ermesi halinde kararı veren mahkeme, sağ kalan veya velayet kendisine verilen eşin yerleşim yeri aile mahkemesine, yoksa Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun belirlediği mahkemeye durumu derhal bildirir. Mahkeme, belirleyeceği süre içinde, sağ kalan veya velayet kendisine verilen eşten çocuğun varsa, mal varlığının dökümünü gösteren bir defter vermesini ve bu mal varlığında veya yapılan yatırımlarda gerçekleşecek önemli değişiklikleri de bildirmesini ister.” hükmüne yer verilmiştir.
Türk Medeni Kanunu’nun 336/3. maddesine göre “Velâyet, ana ve babadan birinin ölümü hâlinde sağ kalana, boşanmada ise çocuk kendisine bırakılan tarafa aittir.” 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usûllerine Dair Kanunun 6/2-c maddesinde, aile mahkemesi “Çocuk mallarının yönetimi ve korunmasına ilişkin önlemleri almaya karar verebilir.” hükmüne yer verilmiştir.
4721 sayılı TMK’nın Aile Hukuku ile ilgili ve Çocuk Mallarına ilişkin 2. kitabın, 2. kısmı, 1. bölümü ve 7. ayrımında yer aldığı anlaşılan, küçüğün mallarının korunması istemine ilişkin uyuşmazlığın, 6100 sayılı TMK’nın 383 ve Türk Medenî Kanununun 336/3, 352 ve devamı maddeleri ile 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine dair Kanunun 6/2-c maddesi ile geçici 2. maddesi uyarınca aile mahkemesince görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir.
(
YARGITAY 20. Hukuk Dairesi ESAS NO: 2017/6955 KARAR NO: 2017/5363)
Bu nedenlerle çocuk mallarının korunmasına ilişkin olarak açılan tapu iptali ve tesçil olmazsa alacak davasında Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olmamasına rağmen davaya bakılmış ve karar verilmiş olası nedeniyle, tarafların istinaf dilekçesi ve resen görev hususu gözetilmek suretiyle kabulü ile, 6100 sayılı HMK.nun 353/1-a-3 maddesi uyarınca davanın Aile Mahkemesinde görülmesi gerektiği anlaşılmakla esasın incelenmeksizin kararın kaldırılmasına davanın yeniden görülmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H
Ü
K
Ü
M
:
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-
Tarsus 4. Asliye Mahkemesi’nin 01/11/2018 tarih 2017/477 Esas, 2018/287 Karar sayılı kararına karşı tarafların istinaf başvurusunun, 6100 sayılı HMK.nun 353/1-a-3 bendi uyarınca, esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin KABULÜNE,
2-
İlk derece mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararın
KALDIRILMASINA, DOSYANIN MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,
3-
İstinaf eden taraflarca yatırılan istinaf peşin karar harcının talepleri halinde iadesine,
4-
İstinaf eden taraflarca yapılan istinaf yargılama giderinin görevli ve yetkili ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda değerlendirilmesine,
5-
İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından istinaf vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-
Kararın yerel mahkemesince taraflara tebliğine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, HMK’nın 353/1-a maddesi uyarınca, oybirliği ile KESİN olarak karar verildi.20/02/2019
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe