İ S T İ N A F K A R A R I
DAVA :
Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
Ceyhan 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 18/03/2019 tarih ve 2018/237 Esas, 2019/128 Kararsayılı kararına yönelik olarak istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla Dairemize gönderilen dosyanın yapılan incelemesinde;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili K1’ın Ceyhan ilçesi, A1 Mahallesi 245 sayılı taşınmazı K2’ten kiraladığını ve bu taşınmaza mısır ektiğini, davalı K3 ile K2’in üvey kardeşi olup, bu taşınmaz nedeni ile daha önce birbirlerine karşı dava açtıklarıı, K2 ilgili taşınmazı Ceyhan 2. Noterliği’nin 08/02/2015 tarih ve 1025 yevmiye numaralı gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ile K4’dan satın alındığını, bu tarihten beri K2’in bu taşınmazı kiraya vererek, gerekse kendisi ekerek kullandığını, bu süreç içerisinde davalı K3’nun taşınmaz sahibi K2’e karşı davalar açtığını ve Kaymakamlık başvuruları yaptığını, anca hepsinin reddedildiğini, tüm bunlaar rağmen davalı K3’nun ilgili taşınmazı kiralayarak mısır eken müvekkilim K1’a karşı Ceyhan Kaymakamlığı’nın 3091 sayılı yasa gereği taşınmaz mal zilliyetliğine yapılan tecavüzlerin önlenmesi hakkında başvuruda bulundğunu ve bu başvurunun da ilgili kurum tarafından 26/03/2018 tarih ve 35 sayılı kararı ile reddedildiğini, ancak tüm bunlara rağmen davalının müvekkilimin ekmiş oludğu mahsulü traktörle sürmek sureti ile zarar verdiğini, bu olay ardından Ceyhan SHM’nin 2018/11 D.iş sayılı dosyası ile zarar tespiti yaptırdıklarını, bu tespitte müvekkilinin zararının 11.670,79 TL olduğunun belirlendiğini, tüm bu nedenlerle davalının hukuki sorumluluğunnun kabulü ile müvekkilimin uğramış olduğu 11.670,79 TL zararın yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı cevap dilekçesinde özetle; hakkında açılan tazminat davasının haksız ve yersiz olduğunu, davacının bu yerle bir ilgisinin ve alakasının bulunmadığını, babasından kalan 27 dönümü mirasçılardan K2’den kiraya tuttuğunu iddia ederek, zilyetliği kendisine ait olan yeri ekmeye kalktığını, kendisinin buun kabul etmeyerek kendi tarlasını sürdüğünü, kendisinin kimsenin mahsülüne zarar vermediğini, kendisi hakkında başka kişiler tarafından açılan davaların bulunduğunu, bu davalardan kendisinin haklı çıktığını ve davaları kazandığını, dava konusu yerin 40 yıldan beri kendisinin zilyetliğinde ve tasarrufu altında olduğunu, mirasçılar arasıda rızai taksim neticesinde kendisine verilen 27 dönümlük yere sürekli bahane ederek, satın aldım diyerek, 15 dönümlük yere tecavüz ettiklerini, taşınmazın tapusunun olmadğıını ve satışında olmadığını, sadece bu taşınmazda zilyetlik olduğunu ve zilyetliğin kendisine ait olduğunu belirterek, hakkında açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
Mahkemece, davacının üstün hakkı olan mülkiyet hakkının kullanılması niteliğindeki eylemi hukuka uygun olduğundan davanın esastan reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davacı vekili;
Ceyhan Sulh Hukuk Mahkemesinin dilekçeleri ekinde sunmuş oldukları 2014/424 Esas, 2015/22 Karar sayılı kararı ile K3’nun müvekkili aleyhine açtığı zilyetliğin korunması davasının red kararının da eklendiğini, bu karar ekinde sunulan Yargıtay 8.Hukuk Dairesinin 2015/7807 Esas, 2017/1147 Karar sayılı kararıyla da K2 lehine onandığını, davalı müvekkilinin ekili arazisine zarar verdiğinden ve zarar vermeden önce Kaymakamlıkça bu yerden men edildiğinden davanın kabul edilmesi gerekirken reddedilmesinin bozma sebebi olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, 6098 Sayılı TBK 49 vd. maddelerine göre açılmış haksız fiilden kaynaklı tazminat davasıdır.
Davalı davanın reddini istemiştir.
Mahkemece toplanan delillere göre; davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Davacı vekili davalının davacının ekili arazisine zarar verdiğinden ve zarar vermeden önce Kaymakamlıkça bu yerden men edildiğini, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek kararı istinaf etmiştir.
Davacı ve davalı taraflar dava ve cevap dilekçelerinde mülkiyet/kullanım hakkı iddiasına dayanmışlar ve her ikisi de dava konusu zarar verildiği iddia edilen ürünlerin üzerinde bulunduğu A1 Mahallesi 245 nolu parselde hak sahibi olduklarını iddia etmişlerdir. Bunun üzerine Mahkemece taşınmaza ait tapu kayıtları getirtilerek incelenmiş ve tapu kayıtlarının incelenmesinden bu yerin davalı olduğu, tapu kaydında buna dair şerhin bulunduğu tespit edilmiştir. Bu defa bu kayıtlardan yola çıkılarak Ceyhan Kadastro Mahkemesine müzekkere yazılarak adı geçen taşınmaza ilişkin 1979/798 E, 2000/7 K Sayılı gerekçeli kararı dosya içerisine alınmıştır. Kadastro Mahkemesinin üst yazısından kararın henüz kesinleşmemiş olduğu ve temyiz aşamasında bulunduğu, taşınmazda davalının babası adına hissenin tesciline karar verildiği tespit edilmiştir.
Mahkemece; Gerek A1 Sulama Birliği ve Ceyhan İlçe Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğünün ÇKS kayıtları gerekse tanık beyanları ve tüm dosya kapsamından davalı K3’nun (her ne kadar Kadastro Mahkemesi kararı kesinleşmediğinden mülkiyet hakkına dayanmasa da) taşınmazın çok uzun süreden beri zilyedi olması sebebiyle 2016 yılında söz konusu tarla üzerinde gerçekleştirmiş olduğu fiilinin kanunun verdiği yetkiye dayanan ve bu yetkinin sınırları içinde kalan bir fiil olduğu, davalının davacıya göre üstün nitelikte özel yararının (zilyetlik hakkından kaynaklı) bulunduğu tespit edilmekle; davalının haksız fiil neticesinde vermiş olduğu zarardan sorumlu tutulamayacağı, nitekim eyleminin hukuka uygun bir eylem olduğu, başka bir deyişle meydana gelen haksız fiilde hukuka uygunluk sebebinin var olduğu tespit edildiğinden TBK’nın 63. Maddesinde düzenlenen; ”
Kanunun verdiği yetkiye dayanan ve bu yetkinin sınırları içinde kalan bir fiil, zarara yol açsa bile, hukuka aykırı sayılmaz.” hükmü gereğincedavanın esastan reddine karar verilmiştir.
Kadastro Mahkemesi ile taşınmazın bir kısım hissesinin davalının babası adına kayıt edildiği, esasen davacının malik (paydaş) olduğu hususunda taraflar arasında ihtilaf bulunmadığı, ancak davacının taşınmazda hisse/hak sahipliği henüz belli olmayan dava dışı K2’den kiraladığını belan ettiği, davalının mülkiyet hakkının şahsi hak olan kira hakkından üstün tutulması gerektiği, davalının davacının ektiği ürüne zarar verdiğinin kesin olarak ispatlanamadığı, davacının zararını kendi akidinden talep edebileceği, bu hususlar dikkate alındığında Mahkemece yapılan tespitlerin ve verilen kararın dosya kapsamına, usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmıştır. Bu nedenle davacı vekilinin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.
HMK’nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;
İlk Derece Mahkemesince açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve delillerin taktirinde ve değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş olmasında, usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-
İlk Derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olduğundan, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince
ESASTAN REDDİNE,
2-
Harçlar Kanunu gereğince davacıdan alınması gereken 54,40 TL istinaf karar harcının, peşin yatırılan 44,40 TL istinaf karar ve ilam harcından mahsubuyla, bakiye 10,00 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
3-
Davacı tarafından yapılan istinaf giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-
Artan gider avansının bulunması halinde, karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine,
5-
İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-
Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği, avans iade ve harç tahsil işlemlerinin HMK’nın 359/3. maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi gereğince; miktar veya değeri yetmiş iki bin yetmiş (72.070,00) Türk Lirasını geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından (11.670,79 TL) miktar itibari ile KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi.06/10/2020
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe