Adana BAM, 9. HD., E. 2018/1283 K. 2020/557 T. 7.7.2020

İlgili TBK madde: TBK Madde 102

DAVACI :

F1LTD.

ŞTİ.-
A1

DAVALI :

F2LTD.

ŞTİ.
– A2

DAVA :

İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Sözleşmesinden Kaynaklanan)

Niğde 1. Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)’nin 01/03/2018 tarih, 2014/233 Esas, 2018/144 Karar sayılı kararı aleyhine istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, istinaf talebinin süresi içinde yapıldığı, başvuru şartlarının yerine getirilmiş olduğu ve istinafa başvuru koşullarının mevcut olduğu dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonucu anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonucunda;

İDDİA VE SAVUNMANIN ÖZETİ :

Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkili davacı ile davalı arasında ticari alım ve satıma dayalı bir Çiftçilik anlaşmasının yapıldığını, yapılan sözlü anlaşma gereğince müvekkili davacının davalıya sebze tohumu sattığını, davalıdan da tohumlardan üretilen sebzeleri satın aldığını, yapılan bu alışveriş sonucunda davalıdan 68.137,59.TL tutarında alacağının kaldığını, davalının borcunu ödememesi üzerine davalı hakkında Niğde 2. İcra Müdürlüğü’nün 2014/140 Esas sayılı takip dosyası ile icra takibine başlandığını, icra takibinin davalının itirazıyla durduğunu, bu nedenlerle itirazın iptali ile takibin devamına, davalının %20 icra inkâr tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesi ile; müvekkili davalının davacıya hiçbir borcunun bulunmadığını, davacının kötü niyetli olduğunu, bu nedenlerle haksız ve yersiz açılan davanın reddi ile davacının asıl alacak miktarının %20’sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ :

Niğde 1. Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)’nin 01/03/2018 tarih, 2014/233 Esas, 2018/144 Kararı sayılı ile; tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde alınan bilirkişi raporunda, taraflar arasında 2014 yılında herhangi bir ticari alışverişin olmadığı, davacı alacaklının 2011 – 2012 – 2013 ve 2014 takvim yıllarına ait ticari defterlerinin incelendiği, davacının davalıdan “mal alımları, ödenen çekler ve yaptığı banka ödemeleri toplamının; 515.725,43.TL davalıya sattığı mal, nakit ödemeleri banka havaleleri ve ödenen çekler toplamının ise; 583.863,02.TL, buna göre davacının davalıdan 68.137,59.TL tutarında alacaklı olduğu” belirtildiği, hesap dökümüne göre 16.01.2013 işlem tarihi itibariyle davalının davacıya bakiye kalan 68.1353,59.TL tutarındaki borcunu tamamen ödediği, davacıya borcunun kalmadığı anlaşıldığından açılan davanın reddine, davacı alacaklının kötü niyetli olduğu anlaşıldığından asıl alacağın %20’si oranında kötü niyet tazminatının davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verildiği anlaşılmıştır.

DAVACI TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :

Davacı vekili istinaf talebi ile; açılan davanın mahkemece reddine karar verildiğini, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olup kaldırılması gerektiğini, aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilen müvekkilinin kötü niyetli olmadığını, alacağını alamayan müvekkilinin adı geçen davayı açmış olduğunu, müvekkili aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olup müvekkiline ait şirket defterinde müvekkilinin alacaklı olduğunun görüleceğini, davalının bu borcu ödediğini beyan ederek direk direk böyle bir borcun varlığını borcu kabul etmediğini, hal böyle olunca daha sonradan borcun ödendiği iddiasının kabul edilemeyeceğini, zira bu durumun iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağına aykırı olduğunu, davacı ile davalının defterlerinin birbiriyle çeliştiğini, müvekkili şirket defterlerinin incelenmesinde müvekkilinin alacaklı olduğunun sabit olduğunu, her ne kadar daha sonrasında davalı tarafından kabul edilmeyen borca istinaden ödeme yapıldığı beyan edilmiş ise de müvekkiline yapılmış herhangi bir borcun olmadığını, ödeme yapıldığına ilişkin müvekkili şirket defterinde de bu durumun mevcut olmadığını, yani müvekkili şirkete ödeme yapılmadığını, adı geçen ödemenin neye istinaden yapıldığının belli olmadığını, bu ödemenin açıklamasının dahi mevcut olmadığını, davalının davaya borç doğrultusunda karar verilecek olsa dahi davalı tarafın itirazının borcun ödendiği yönünde olmayıp borcun varlığına itiraz olduğunu, bu durumun davalının kötü niyetli olduğunu gösterdiğini, hal böyle olunca da aleyhe kötü niyet tazminatına hükmedilmesinin yerinde olmadığını, mahkemece davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmettiğini, lakin İİK 67 maddesinin 2. fıkrası uyarınca alacaklının kötü niyet tazminatına mahkum edilebilmesi için takibin haksız ve kötü niyetle yapılmış olmasının gerektiğini, bu borçlunun icra inkar tazminatı hakkının kanun maddesi uyarınca mevcut olmadığını, alacaklının icra takibini kötü niyetli olarak yaptığı hususunun borçlu tarafından kanıtlanması gerektiğini ayrıca borcun varlığına itiraz edildiği ve sonradan bilirkişi raporunda alacağın sabit olması nedeniyle daha sonra ödeme yapıldığının beyan edildiği ancak bu durumda dahi adı geçen ödemenin hangi borca istinaden yapıldığı belirtilmediğinden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olup mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

DELİLLER :

Niğde 1. Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)’nin 2014/233 Esas, 2018/144 Kararsayılı dosyası.

Niğde 2. İcra Müdürlüğü’nün 2014/140 Esas sayılı dosyası.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE :

Dava hukuki niteliği itibarıyla “Ticari Nitelikteki Sözleşmeden Kaynaklanan İtirazın İptali” davasıdır.

Davacı vekili dava dilekçesinde, taraflar arasındaki ticari alış veriş nedeniyle davacının davalıdan alacaklı olduğunu, borcun ödenmediğini ve bu nedenle icra takibi başlattıklarını, itiraz üzerine takibin durduğunu, itirazın iptaline karar verilmesini talep ettiği, davalı vekili davanın reddi savunmasında bulunmuş olup, ilk derece mahkemesince yapılan açık yargılama neticesinde davanın reddine karar verilerek davacının kötü niyet tazminatına mahkum edildiği, iş bu karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.

Niğde 2. İcra Müdürlüğü’nün 2014/140 Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinden takip tarihinin 06.01.2014 olduğu takip konusu asıl alacak miktarının 68.137,59.TL olduğu, itiraz üzerine takibin durduğu, iş bu itirazın iptali davasının 1 yıllık hak düşürücü süre içinde açıldığı anlaşılmıştır.

Her iki tarafın ticari defterleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen 28.06.2017-24.03.2017 havale tarihli bilirkişi raporlarında her iki tarafın ticari defterlerinin tasdiklerinin yapıldığı, dava konusu borcun davalı tarafından davacıya Bank F3 aracılığı ile ödendiği bu ödemenin davacı kayıtlarında olmadığı ve davacının davalıdan alacaklı olmadığı belirtilmiştir.

Davacı vekili 24.03.217 tarihli raporun akabinde sunulduğu 28.03.2017 tarihli dilekçesinde bilirkişi raporunda adı geçen ödemenin neye istinaden yapıldığının belli olmadığını belirtmiştir.

İlk derece mahkemesince bilirkişi raporuna itibar edilerek davanın reddi ile davacının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verildiği, davacı vekilinin istinaf incelemesi neticesinde davalının ticari defterlerinde yer alan ödemeye ilişkin banka kayıtlarının ilgili bankadan istenmesi için incelemenin duruşmalı olarak yapılmasına karar verilmiş olup, söz konusu ödemenin Tasarruf Mevduat Fonu’na devredilen Bank F3 aracılığı ile yapılmış olması nedeniyle ilgili kayıtlar TMSF’den sorulmuş ödemeye ilişkin dekontun gönderildiği anlaşılmıştır.

Davacı vekili itirazında bu ödemenin yapılmadığını savunmamış olduğu, TBK’nun 102. maddesi uyarınca ödeme konusunda bir açıklama yok ise muaccel borç için yapıldığının kabulü gerekip, davacı tarafın dava konusu borcun söz konusu ödemeden sonra doğduğu iddia ve ispat olunmadığı gibi bu ödemenin başka bir borca istinaden yapıldığı da iddia ve ispat olunmamıştır. Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen davanın reddi kararı usul ve yasaya uygundur.

Davacının takibinde haksız olduğu ve icra takibinden önce takibe konu asıl alacak miktarı kadar ödemenin banka aracılığı ile yapıldığı ve davalı vekilinin tazminat talebinde bulunduğu anlaşılarak İİK’nun 67/2 maddesinde düzenlenen kötü niyet tazminatı şartlarının oluştuğu, bu hususta da ilk derece mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmıştır.

Yukarıda açıklanan nedenlerle dairemizce ilk derece mahkemesinde yapılan yargılamada eksik inceleme ile karar verildiği, istinaf incelemesinin duruşmalı olarak yapıldığı anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak yeninden hüküm tesis edilerek davanın reddi ile davacının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilerek hüküm fıkrasının aşağıdaki şekilde kurulması uygun görülmüştür.

HÜKÜM; Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :

1-
Davacı vekilinin Niğde 1. Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)’nin 01/03/2018 tarih, 2014/233 Esas, 2018/144 Kararı sayılı kararına yönelik
İSTİNAF BAŞVURUSUNUN KABULÜNE,

2-
Niğde 1. Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)’nin 01/03/2018 tarih, 2014/233 Esas, 2018/144 Kararı sayılı kararının
KALDIRILMASINA
,

3-YENİDEN ESAS HAKKINDA HÜKÜM TESİSİNE,

4-DAVANIN REDDİNE,
Davalı tarafın tazminat taleplerinin kabulü ile dava konusu edilen alacağın %20’si oranında hesaplanan 13.627,52.TL kötü niyet tazminatının davacıdan alınarak davalıya verilmesine, a
)-
492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince karar tarihi itibariyle alınması gereken 54,40.TL karar ve ilam harcının peşin olarak alınan 1.163,65.TL harçtan mahsubu ile bakiye 1.109,25.TL’nin kararın kesinleşmesi ile talep halinde davacıya
İADESİNE
,

b)-
6100 Sayılı HMK’nın 330 maddesi gereğince davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre red edilen miktar üzerinden hesaplanan
9.657,88.TL nisbi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,

c)

Davalı tarafından yapılan 400,00.TL bilirkişi gideri ve 11,00.TL tebligat gideri olmak üzere toplam 411,00.TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya
VERİLMESİNE
,

d)

Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde
BIRAKILMASINA
,
İstinaf Yargılaması Yönünden;

1-
Davacı tarafça yatırılan 35,90.TL istinaf karar harcının kararın kesinleşmesi ile talep halinde davacıya
İADESİNE
,

2-
Davacı tarafça yapılan 98,10.TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 50,50.TL tebligat gideri, 16,80.TL müzekkere gideri ve 80,00.TL müzekkere gideri olmak üzere toplam 147,30.TL istinaf yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya
VERİLMESİNE,

3-
Davacı kendisini vekil ile temsil ettirildiğinden ve istinaf yargılaması duruşmalı yapıldığından, A.A.Ü.T İkinci Kısım İkinci Bölüm 17/b maddesi gereğince belirlenen 1.700,00.TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya
VERİLMESİNE
,

4-
6100 Sayılı HMK’nun 333. maddesi uyarınca peşin alınan ve kullanılmayan gider avansının kararın kesinleşmesi halinde
İADESİNE
,
Dair, davacı vekili Av. K1’nun yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda, istinaf duruşması sonucunda oybirliğiyle; 6100 Sayılı HMK’nun 362/1-a maddesi gereğince karar tarihindeki dava değerinin 72.070,00.TL’nin altında olması nedeniyle kesin olmak üzereverilen karar usulen okunup açıkça anlatıldı.07/07/2020

  • İlk yayınlanma tarihi: 30 Temmuz 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!