T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
DAVACI :
K1-T.C.N1-A1
VEKİLİ:Av.
K2- A2
DAVALI :
F1
ESNAFVESANATKARLARKREDİVEKEFALETKOOP
– A3
VEKİLİ:Av.
K3- A4
DAVA :
Alacak (Kefalet Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen)
İSTİNAF KARARININ
YAZIM TARİHİ : 26/10/2020
Düziçi Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 18/09/2018 tarih ve 2017/31 Esas, 2018/400 Kararsayılı kararı aleyhine istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, istinaf talebinin süresi içinde yapıldığı, başvuru şartlarının yerine getirilmiş olduğu ve istinafa başvuru koşullarının mevcut olduğu dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonucu anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonucunda;
İDDİALARIN ÖZETİ :
Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkili davacının, K4’nin davalı kooperatiften kullandığı 24/11/2009 tarihli 25.000,00.TL kredinin kefili olduğunu, K5’ın da aynı kredi sözleşmesinin kefili olduğunu, müvekkili adına Düziçi Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2011/471-2014/185 EK ve 03/04/2014 tarihli ilam içeriğinde görüleceği üzere borçlular K4 ve K5’a karşı açılan rücuan alacak davasının müvekkili lehine sonuçlandığını, Düziçi Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2011/471 Esas sayılı dosyasında dava dilekçesi içerisinde kredi sözleşmesinde üçüncü kişi K6 tarafından Osmaniye ili Düziçi ilçesi A5 Mevkii 90 parsel sayılı taşınmazın 46.000,00.TL bedelli 1. Derece, 1. Sıra 24/11/2009 tarihli taşınmaz ipoteği verilmiş olduğunu, halefiyet gereği bu taşınmazın üzerindeki teminatın müvekkile geçtiği bildirilerek hakkın korunması amacıyla alacaklı ve davalılara ihbar edilmesinin yine haciz şerhi konulan N2 plaka sayılı, N3 plaka sayılı, N4 plaka sayılı araçlar üzerine müvekkili alacaklıya halefiyeti sebebiyle tedbir şerhi konulmasının talep edildiğini, davalı kooperatifin Düziçi Noterliği 12 Aralık 2011 tarih ve 9585 yevmiye nolu ihtarname ile müvekkilinin 24/11/2009 tarihli sözleşme gereği yaptığı ödemeler sebebiyle rücu hakkını kullanmak istediğini, müvekkiline ödemiş olduğu, borç sebebiyle teminatların müvekkile devri için ihbar edilmesi zorunluluğu bulunduğu aksi durumda ipoteğin paraya çevrilmesi veya rücuan alacak davası açmak suretiyle kendilerine başvurulacağını ihtar ettiklerini ancak ihtara rağmen davalı kurumun 11/07/2013 tarih ve 2855 yevmiye nolu işlemi ile ihtara uymadan ipoteğin terki yoluna gidildiğini, davanın temelinin halefiyette alacaklıya sağlanan teminatların ödeme sonunda kefile geçmiş olmasından kaynaklandığını, halefiyete ilişkin düzenlemede alacaklının elindeki teminatların kefile geçmesi amaçlandığı, halefiyetin bu amacı gerçekleştiren bir kurgu olarak düşünüldüğünü, kefilin alacaklıya halef olacağından değil de alacaklının haklarına halef olacağından söz edilmesi, düzenlemenin temel vurgusunun alacaklının elindeki teminatlardan kefili yararlandırmak olduğunun ortaya konulduğunu, söz konusu teminatların azaltan veya elden çıkaran alacaklı, kefilin bu nedenle uğradığı zarardan sorumlu olacağını, alacaklının korumakla yükümlü olduğu teminatlarla halefiyet sonucu kefile geçecek teminatların çerçevesinin örtüştüğünü, Düziçi Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2011/471 Esas sayılı dosyasında görüleceği üzere borçlu ve müteselsil borçluya karşı rücuan alacak davası açıldığı ve davada talebin olumlu hükümle sonuçlandığını, ancak açılan davada alacaklıya karşı rücu haklarının bulunduğunun ihtar edildiği ayrıca noter ihtarnamesi ile de bu yola başvurulacağının davalıya ihtar edildiğini, buna rağmen davalı alacaklı teminatları müvekkiline devretmediğini, açılan bu davada kefile geçecek olan teminatların kapsamına ilişkin olarak TBK 596 maddesinde bir takım yenilikler getirildiğini, kanunun açık hükmünde kefalet anında var olan teminatlara olayda ise taşınmaz ipoteğine halefiyetin mümkün olabileceğinin düzenlendiğini, kredi sözleşmesinin 24/11/2009 tarihinde düzenlenmiş taşınmazı ipoteği de yine tapuda 24/11/2009 tarih ve N5 yevmiye no ile krediye teminat olarak verildiğini, yani kefalet anında veya kefaletle birlikte verilmiş bir taşınmaz ipoteği bulunduğunu, müvekkilinin mevcut kredi sözleşmesinde ödediği miktarın Düziçi Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2011/471-2014/185 EK sayılı ilamı ile hüküm altına alınmış olup bu miktarın 24.391,19.TL olduğunu bu şekilde müvekkilinin halefiyet miktarının mahkeme kararıyla belirlendiğini, borcu ödeyen müvekkilinin teminatların kendisine geçirilmesi için ihtarname ile teminatı devrini bildirdiğini, ilama bağlanan dava dosyasında da davanın ihbar edilesi ve teminatlar üzerinde tedbir konulmasının talep edildiğini ve Düziçi Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2011/471 Esas sayılı dosyası ile tedbir taleplerinin kabulüne karar verildiğini, TBK 596 f.5 hükmüne göre zamanaşımı düzenlemesi yapılmış olup “kefilin rücu hakkına ilişkin zamanaşımı, kefilin alacaklıya ifada bulunduğu anda işleme başlar” bu hükmün şu şekilde anlaşılması gerektiğini, esas borç hakkında işlemekte olan zamanaşımının, kefilin yaptığı ödemeyle birlikte kesilmiş olacağı, başka ifade ile kefil tarafından yapılan ödemenin ve bu ödeme ile birlikte gerçekleşen halefiyetin zamanaşımını kesen bir etkisi olduğunu, asıl alacakla ilgili zamanaşımı süresinin 10 yıl olup halefiyet yoluyla doğan talep hakkının da süresinin ödeme tarihinden itibaren 10 yıl olduğunu, müvekkilinin alacaklıya ödediği ve mahkeme ilamı ile sabit hale gelen 24.391,19.TL’nin önceki davada dava açma tarihi olan 12/12/2011 tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faizi ile birlikte davalıdan rücuan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesi ile; davacının, davalı kooperatiften kullanılan 24/11/2009 tarihli 25.000,00.TL kredi sözleşmesine kefil olduğunu, borç ödenmeyince davalı alacaklı kooperatif borlu ve kefiller hakkında Düziçi İcra Müdürlüğü’nün 2011/122 esas ve 2011/796 esas sayılı takipleri ile hem borçlu hem de kefiller hakkında icra işlemi başlatıldığını, icra işlemi soncunda davanın evine dahi haciz işlemi gerçekleştirildiği ve davacının taahhütte bulunduğu ve süresinde taahhüt yerine getirilmeyence hakkında Hapsen tazyik cezası çıktığını, davacıya hapis cezası çıkınca borcun bir kısmını ödediğini, davacının ödemiş olduğ tutar doğrultusunda kefil ve diğer asıl borçluya karşı Düziçi Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2011/471 esas sayılı dava dosyası ile dava açmış ve bu davayı kazandığını, kazanılan bu ilam Düziçi İcra Müdürlüğü’nün 2014/1216 esas sayılı takiple icra takibi başlatıldığını, davacı bu icra dosyasından alacağı tahsil edemeyince bu sefer halihazırdaki davayı davalı kooperatife ikame ettiğini, açılan bu davanın reddini talep ettiklerini, davacı yanın 12/12/2011 tarih ve 9585 yevmiye numaralı ihtarı ile rücu hakkını kullanmak istediğinden bahisle davalıya ihtar çektiğini ancak davalının 11/07/2013 tarih ve 2885 yevmiye numaralı ihtarı ile ipoteğin terkini yoluna gittiğini beyan ettiğini, borçlu borcunu ia edince kooperatif, borcu ödeyen yada teminatı veren üyelerin istemi üzerine, krediye teminat verilen menkul yada gayrimankul malı zorla cebren elinde tutamayacağını, borç bittiğinde borçlunun veya teminat sahibinin borç sona erdikten sonra istemi üzerine borcun bittiğine dair yazı ile ipoteğin fekki yazısı vermek zorunda olduğunu, aksi hareket kanun ve ana sözleşme ile kurulmuş kooperatifin tasfiyesi ve kuruluş amacına aykırılık teşkil edeceğini, borcun 2011 yılında ödemiş ve ipoteğin fekki istem üzerine borç bittikten 35 ay gibi bir süre beklenerek borçlunun kooperatife yazılı talebi ile 2013 yılı tümmuz ayında kalktığını, söz konusu kredi sözleşmesi 24/11/2009 tarihli olup eski borçlar kanunu hükümlerine tabi olduğunu, gerek önceki ve gerekse yeni borçlar kanununda; alacaklıya ifada bulunan üçüncü kişinin ona halef olacağı, borçlu tarafından ifaden önce alacaklıya bildirildiği takdirde alacaklının haklarına halef olacağı düzenlendiğini, ifadan önce gerek boçlu ve gerekse kefil tarafından kooperatife bildirim yapılmadığı, kanun koyucu ödemeden önce bildirim şartı aramaktadır. Bu bildirimde ödemeyi yapıp alacaklının haklarına halef olacağını açıkça bildirmesi gerektiğini, kefil ödemeyi aptıktan sonra yapılan bildirimin, alacaklıya rücu davacı imkanı vermediği kanun sarih ifadesi ile açık olup açılan davanın reddini talep ettiklerini, bu nedenlerle davanın reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ :
Düziçi Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 18/09/2018 tarih ve 2017/31 Esas, 2018/400 Karar sayılı kararı ile; davacı kefil tarafından, asıl borçlu ve diğer kefil aleyhine Düziçi İcra Müdürlüğü’nün 2014/1216 Esas sayılı dosyası üzerinden başlatmış olduğu ilamlı icra takip dosyası incelendiğinde, davacı/alacaklı tarafından önce borçlulardan K4 adına kayıtlı N4 plakalı ve borçlulardan K5 adına kayıtlı N2 plakalı araçlara haciz ve yakalama şerhi işlenmiş olduğu ancak sonra davacı tarafından işbu davanın ikame edildiği 23.01.2017 tarihinden yalnızca 7 gün sonrası olan 30.01.2017 tarihinde araçlar üzerindeki haczin fek edilerek yakalama avansının çekilmiş olduğu, borçlulardan K5’ın SGK kaydının aktif görünmesine rağmen maaş haczi talep edilmemiş olduğu, dosyada borçluların adreslerinde hiçbir şekilde fiili haciz uygulaması talebinde bulunulmamış olduğu ve bu haliyle ilgili icra dosyasında borçluların aczinin kanıtlanamadığı ve bu haliyle kefilin henüz gerçekleşen bir zararının bulunmadığından bahisle davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
DAVACI TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı vekili istinaf talebi ile; mahkemece davanın reddine karar verildiğini, dava dilekçesinde belirtildiği gibi TBK hükümlerine göre alacaklı borcu ödeyen kefile haklarını kullanmasına yarayabilecek borç senetlerini teslim etmek ve gerekli bilgileri vermekle yükümlü olduğunu, ancak kefalet sırasında var olan veya asıl borçlu tarafından alacak için sonradan sağlanan rehinleri ve diğer güvenceleri de kefile teslim etmek veya bunların devri için gerekli işlemleri yapmak zorunda olduklarını, kefil olarak müvekkilin ödediğinin geri verilmesini isteyebileceğini, mahkemece hükme gerekçe yapılan kefilin zarara uğraması koşuluna yer verilmeyip üstelik ek zarar varsa onu da talep edebileceğinin belirtildiğini, dosya kapsamında delil olarak bulunan Düziçi Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2011/471 Esas sayılı dosyasında üçüncü kişi tarafından 46.000,00.TL bedelli taşınmaz ipoteği verilmiş olduğu, halefiyet gereği bu taşınmaz üzerindeki teminatın müvekkile geçtiği bildirilerek hakkın korunması amacıyla alacaklı ve davalılara ihbar edilmesi, yine haciz şerhi konular araçlar üzerine müvekkilinin alacaklıya halefiyeti gereği tedbir şerhi konulması talep edildiğini, davalı rücu borçlusu kooperatife noterlik kanalıyla gönderilen ihtarname ile müvekkilinin 24/11/2009 tarihli sözleşme gereği yaptığı ödemeler sebebiyle rücu hakkını kullanmak istediğini, borç sebebiyle teminatların müvekkiline devri için ihbar edilmesi zorunluluğu bulunduğu aksi halde ipoteğin paraya çevrilmesi veya rücuan alacak davasını açmak suretiyle kendilerine başvurulacağını ihtar ettiklerini ancak ihtara rağmen davalı kurumun ihtara uymadan ipoteğin terkini yoluna gidildiğini, kefalet güvencesine bağlanmış alacak için rehin haklarının da kurulmuş olabileceğini, bu olayda da durumun bu şekilde olduğunu, müvekkilinin mevcut kredi sözleşmesindeki kefil olduğu borç için ödediği miktarın Düziçi Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2011/471 Esas sayılı dosyasında ilamla hüküm altına alınmış olup, bu miktarın 24.391,19.TL olduğunu, bunun yanında müvekkilce yapılan ödemenin hem borçlulara hem de alacaklıya bildirildiğini, tüm bu nedenlerle yasal dayanağı olmayan, eksik inceleme ile verilen kararın hatalı olduğu kanaati ile mahkemece verilen davanın reddine ilişkin verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLER :
Düziçi Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2017/31 Esas, 2018/400Karar sayılı dosyası.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
Dava hukuki niteliği itibarıyla “Alacak (Kefalet Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen)” davasıdır.
Davacı vekili dava dilekçesinde, davacının dava dışı K4’nin davalı kooperatiften çektiği krediye K5 ile birlikte kefil olduklarını, borç ödenmeyince davacının borcu ödediğini, alacağın tahsili için asıl borçlu K4 ve K5’a karşı Düziçi Asliye Hukuk Mahkemesi’nde açtığı davayı kazandığını, kredi borcunun ipotek ile teminat altına alındığını, davalı kooperatifin davacının zararına olacak şekilde ipoteği fek ettiğini, Düziçi Asliye Hukuk Mahkemesince hüküm altına alınan bedelin davalı kooperatiften tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verildiği ve iş bu karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
Davacının dava dışı K4’nin davalı kooperatiften çektiği krediye dava dışı K5 ile birlikte kefil olduğu, borcun davacı tarafından ödendiği, davacının dava dışı K5 ve K4’den alacağın tahsili için Düziçi Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açtığı, bu davanın davacı lehine sonuçlandığı ve davacının alacağını icra takibine koyduğu, dava konusu kredinin ipotekle teminat altına alındığı ve borç ödendikten sonra ipoteğin fek edildiği anlaşılmış olup, davacının borcu ödedikten sonra ipoteğe başvurma imkanı varken, borçtan sorumlu olan diğer kişilere karşı rücu hakkını kullandığı ve aldığı ilamı icraya koyduğu, alacağını diğer borçlulardan tahsil etme imkanı olduğu ve bu nedenlerle davacının ipoteğin fekki nedeniyle bir zararının bulunmadığı anlaşılarak ilk derece mahkemesince verilen davanın reddi kararının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek hüküm fıkrasının aşağıdaki şekilde oluşturulması uygun görülmüştür.
HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere :
1)-
Düziçi Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 18/09/2018 tarih ve 2017/31 Esas, 2018/400 Karar sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca
ESASTAN REDDİNE,
2)-
492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince karar tarihi itibarıyla alınması gereken 54,40.TL karar harcından peşin olarak alınan 44,40.TL istinaf karar harcının mahsubu ile bakiye 10,00.TL’nin davacıdan alınarak HAZİNEYE İRAD KAYDINA,
3)-
6100 sayılı HMK’nın 326/1 maddesi gereğince davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde
BIRAKILMASINA
,
4)-
6100 sayılı HMK’nın 330. maddesi gereğince inceleme duruşmasız yapıldığından davalı vekili lehine vekalet ücreti takdirine
YER OLMADIĞINA,
5)-
6100 sayılı HMK’nın 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının kararın kesinleşmesi halinde
İlk Derece Mahkemesince İADESİNE,
6)-
6100 sayılı HMK’nın 7035 sayılı yasanın 30. maddesiyle değişik 359/3 maddesi gereğince kararın kesin olması nedeniyle ilk derece mahkemesince taraf vekillerine TEBLİĞİNE,
Dair, 6100 Sayılı HMK’nun 353/1-b-1 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle; 6100 Sayılı HMK’nun 362/1-a maddesi gereğince karar tarihindeki dava değerinin 72.070,00.TL’nin altında olması nedeniyle kesin olmak üzere 26/10/2020 tarihinde karar verildi.
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe