T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: ADANA 1. AİLE MAHKEMESİ
TARİHİ
: 29/05/2018
DAVACI
:K1-TC.NO: -N1-A1
VEKİLİ
: Av. K2-A2
DAVALI
:K3-TC.NO: -N2-A3
VEKİLLERİ
: Av. K4, Av. K5 – A4
DAVANIN KONUSU
: Katılma Alacağı
KARAR TARİHİ
: 16/11/2020
KARAR YAZMA TARİHİ
: 16/11/2020
Yukarıda tarihi, konusu ve tarafları gösterilen mahkemenin kararına karşı, davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulduğu, dosyanın istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiği ve istinaf isteminin süresi içerisinde yapıldığı anlaşılmakla dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Dosyanın bütün halinde tetkikinden; davacı vekili dava dilekçesinde özetle; tarafların Adana 7.Aile Mahkemesinin 2012/927-2013/192 E.K.sayılı ilamı ile boşandıklarını, davalı adına Adana İli, A6, A5 9238 ada, 9 parsel sayılı taşınmaz ve bu parsel sayılı taşınmaz muhtesatı ev-mesken bulunduğunu, davalı tarafın adına kayıtlı N3 ve N4 plaka sayılı araçları boşanma davasında satılmaması için şerh koyulma talebinden 2 gün sonra satarak elden çıkarttığını, tarafların evlilikleri içerisinde, müvekkilinin çeşitli işlerde ücret karşılığı çalıştığını, aldığı ücretin tamamı ile bütün ziynet ve takıları eşine verdiğini, alınan ve tapuda davalı adına kayıtlı olan taşınmazın ve yine davalıya ait araçların edinilmesine çalışarak kazancını davalıya vermek suretiyle katkıda bulunduğunu belirterek mal rejiminin tasfiyesi ile (davanın gerçek değerinin belirlenmesinden sonra yapacakları ıslahla belirleyecekleri fazlaya ilişkin haklarının saklı kalmak kaydıyla) 10.000.TL katılma alacağı/katkı payı alacağı ve ziynet alacaklarının tasfiyenin sona ermesinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, davalı cevap dilekçesinde özetle; davacının evlilik birliği içerisinde 6 ay gibi bir süre çalıştığını, ayrıca evliliklerinin son bir yılında tarlada birlikte işçi olarak çalıştıklarını, onun haricinde davacının herhangi bir yerde çalışmadığını, gelir elde etmediğini, ziynet eşyalarının düğün borçlarını ödemek için sattıklarını, bunun haricinde ziynet eşyasının bulunmadığını, yüzük ve küpeyi giderken yanında götürdüğünü, 1996 yılında abasından kalan miras payına karşılık kardeşlerince ödenen para ile dava konusu taşınmazı satın aldığını, dolayısıyla kişisel malı olduğunu beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiş,
Adana 1. Aile Mahkemesinin 29/05/2018 tarih 2013/370 Esas 2018/459 karar sayılı ilamında özetle;
Davacının katkı ve katılma alacağına ilişkin davasının KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile; Adana İli, A6, 9238 ada 9 parselde kayıtlı bulunan taşınmaza ilişkin 3.517,5TL katkı payı ayacağı ve 31.741,25TL katılma alacağının, N4 plakalı araca ilişkin 5500TL ve N3 plakalı araca ilişkin 2000TL katılma alacağının karar tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 1 çift 22 ayar çeyrek cumhuriyetten oluşan 8,00 gram ağırlığında 10.620 TL değerindeki altın küpe ile 1 adet 22 ayar 4,00 gram ağırlığında 5,310 TL altın yüzüğe ilişkin katkı payı alacağı talebi ile katılma alacağına ilişkin fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verildiği, davalı aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedildiği anlaşılmış, davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; y erel mahkeme tarafından eksik inceleme ve araştırma neticesinde delillerin takdirinde hataya düşülerek karar verildiği, 16/08/2016 tarihli bilirkişi raporu ile alacaklarının belirlendiğini ve bu rapor doğrultusunda dava konusu müddeabihin artırıldığını, bu bilirkişi raporunun hükme esas alınması gerekirken hatalı bir şekilde ve tarafların talebi olmamasına rağmen başka bir bilirkişiden rapor alındığın, son bilirkişi raporlarına itirazlarının değerlendirilmediğini, yerel mahkeme tarafından katkı, katılma ve ziynet alacağı yönünden yapılan hesaplamaların hatalı olduğunu, davacının dava konusu taşınmazın arsanın alımına ve 1. Katın yapılmasına çalışarak maddi destek sağladığını, 1. Katın yapılmasında çalışarak emeği ile katkı sağladığını, yine ziynet eşyası ile katkıda bulunduğunu, yine dava konusu taşınmazın 2. Katının yapılmasında çalışarak maddi destek sağladığını, ayrıca ziynet eşyası ile katkıda bulunduğunu, tüm ziynet alacağına ilişkin ziynetlerin varlığının, davacıda bulunmadığının, taşınmazda kullanıldığının veya davalı tarafından harcandığının sabit olduğunu, davacının 2002 yılından önce alınmış olmasına rağmen dava konusu taşınmazın arsasının alınmasına öe 1.katın yapılmasına katkısının olduğunun ispatlanmış olmasına rağmen yazılı şekilde hüküm tesisinini hatalı olduğunu, ayrıca faiz yönünden da hata yapılarak tasfiye tarihi olan son bilirkişi raporu tarihinden itibaren faize karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisinin hatalı olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın talepleri doğrultusunda tam kabulüne karar verilmesi için istinaf kanun yoluna başvurduğu anlaşılmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
HMK 355. maddesine göre, resen gözetilecek kamu düzenine aykırı haller dışında istinaf incelemesi, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır.
Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir (6100 sayılı HMK mad. 33). İddianın ileri sürülüş şekline göre dava, katkı payı, katılma alacağı ve ziynet alacağı isteğine ilişkindir.
Mal rejiminin devamı süresince, bir eşin sahip olduğu edinilmiş malda, diğer eşin artık değerin yarısı oranında katılma alacağı hakkı vardır. Artık değere katılma alacağı; eklenecek değerlerden (TMK mad.229) ve denkleştirmeden (TMK mad.230) elde edilen miktarlar da dahil olmak üzere, eşin edinilmiş mallarının (TMK mad.219) toplam değerinden, bu mallara ilişkin borçlar çıktıktan sonra kalan artık değerin (TMK mad.231) yarısı üzerindeki diğer eşin alacak hakkıdır (TMK mad.236/1). Katılma alacağı, Yasa’dan kaynaklanan bir hak olup, bu hakkı talep eden eşin gelirinin olmasına veya söz konusu mal varlığının edinilmesine, iyileştirilmesine ya da korunmasına katkıda bulunulmasına gerek yoktur.
Artık değere katılma alacağı hesaplanırken, mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan malların, bu tarihteki durumlarına göre, ancak tasfiye tarihindeki sürüm (rayiç) değerleri esas alınır (TMK mad.227/1, 228/1, 232 ve 235/1). Yargıtay uygulamalarına göre, tasfiye tarihi karar tarihidir.
Belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden kimse, iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. Eşlerden hangisine ait olduğu ispat edilemeyen mallar onların paylı mülkiyetinde sayılır. Bir eşin bütün malları, aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal olarak kabul edilir (TMK mad.222).
Katkı payı alacağı ise; 01.01.2002 tarihinden önce 743 Sayılı Türk Kanunu Medenisi’nin (TKM) yürürlükte olduğu dönemde, eşler arasında yasal mal ayrılığı rejimi geçerliydi (TKM mad.170). TKM’de, mal rejiminin tasfiyesine ilişkin düzenleme mevcut olmadığından, eşlerin bu dönemde edindikleri mal varlığının tasfiyesine ilişkin uyuşmazlık, aynı kanunun 5.maddesi yollamasıyla Borçlar Kanunu’nun genel hükümleri göz önünde bulundurularak “katkı payı alacağı” hesaplama yöntemi kurallarına göre çözüme kavuşturulmalıdır. Zira Borçlar Kanunu, Medeni Kanun’un tamamlayıcısı olarak kabul edilmiştir (EBK mad.544, TBK mad.646).
Mal ayrılığı rejiminde; eşler kendi malları üzerinde tasarruf yetkisine ve intifa hakkına sahiptir ve mallarının idaresi kendisine aittir (TKM mad.186/1). Her birinin malları, geliri ve kendi kazançları yine kendilerine ait kişisel mallarıdır (TKM mad.189). Kadın veya kocanın, mal rejiminin devamı sırasında diğerinin edindiği mal varlığına katkısı nedeniyle katkı payı alacağı isteğinde bulunabilmesi için mutlaka para ya da para ile ölçülebilen maddi veya hizmet değeriyle katkıda bulunması gerekir.
Mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu dönemde satın alınan tasfiyeye konu mala çalışma karşılığı elde edilen gelirlerle (maaş, gündelik, kar payı vb.) katkıda bulunulduğunun ileri sürüldüğü durumlarda; çalışarak, düzenli ve sürekli gelire sahip eşin, aksi kanıtlanmadıkça, yapabileceği tasarruf oranında katkıda bulunduğunun kabulü gerekir.
Ziynet eşyası alacağı bakımından, Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesi hükmü uyarınca; Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatlamakla yükümlüdür. Gerek doktrinde, gerek Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere ispat yükü hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kimseye düşer. Öte yandan ileri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkarmak isteyen kimsenin iddia ettiği olayları ispatlaması gerekir.
Kural olarak, düğün sırasında takılan kadına özgü ziynet eşyaları kim tarafından takılırsa takılsın, aksine bir anlaşma bulunmadıkça kadına bağışlanmış sayılır ve artık onun kişisel malı niteliğini kazanır. Bu eşyaların iade edilmemek üzere kocaya verildiği, kadının isteği ve onayı ile bozdurulup müşterek ihtiyaçlar için harcandığı hususu davalı tarafça kanıtlandığı takdirde, koca bu eşyaları iadeden kurtulur.
Taraflarca sunulan, İlk Derece Mahkemesince toplanan tüm delillere ve davacı vekili tarafından gösterilen istinaf nedenlerine göre yapılan incelemede; tarafların 31/10/1996 tarihinde evlendikleri, Adana 7. Aile Mahkemesinin 2013/778 Esas 2014/114 Karar sayılı ilamı ile boşandıkları, boşanma dava tarihinin 12/07/2012, boşanmanın kesinleşme tarihinin 24/03/2014 tarihi olduğu, taraflar arasında evlendikleri tarih olan 31/10/1996 tarihinden 01/01/2002 tarihine kadar mal ayrılığı, 01/01/2002 tarihinden boşanma dava tarihi olan 12/07/2012 tarihine kadar başkaca mal rejimini seçmediklerinden edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu, dava konusu Adana İli, A6, A5. 9238 ada, 9 parsel sayılı taşınmazın davalı tarafından mal ayrılığı döneminde, 13/02/1997 tarihinde edinildiği, edinildiği tarihte dava konusu taşınmazın 1. Katının 2 oda ve mutfaktan ibaret yarım daire şeklinde olduğu, zamanla 1. katın tamamlandığı, 2006-2007 yılları gibi ise 2. Katın inşaatının tamamlandığı, bu konuda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı, dava konusu N3 plakalı aracın 12/02/2009 tarihinde davalı tarafından edinildiği, boşanma dava tarihinden sonra 21/10/2013 tarihinde üçüncü kişiye devredildiği, N4 plakalı aracın ise 07/06/2012 tarihinde davalı tarafından edinildiği ve yine boşanma dava tarihinden sonra 05/09/2012 tarihinde üçüncü kişiye devredildiği, dava konusu taşınmazın (arsa ve 1. katın) edinilmesinde davacı tarafça ziynet eşyalarının bozdurulduğunun ve emek ile katkıda bulunulduğunun iddia edildiği, katkı iddiasında bulunan eşin taşınmaz alınırken ziynet eşyalarının bozdurulduğunu somut delillerle ispatlamasının gerektiği, davacı tanıkların beyanlarının soyut nitelikte olup görgüye dayalı bulunmadığı, davacı kadının bu kısımlar üzerinde katkı payı alacağı bulunmadığı, katılma ve değer artış payı alacağı bakımından ise davacı ve davalı tanıklarının dava konusu taşınmazın ikinci katının yapımında davacı kadının 2 adet bileziğinin ve paralı gerdanlığının kullanıldığını ifade ettikleri, yine davalı vekili tarafından 23/10/2014 tarihli bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde davacı kadın tarafından iki adet bileziğinin ve paralı gerdanlığının katkı amacıyla davalıya verildiği olgusunun kabul edildiği, bu durumda davacının katkısının 2. katın yapımına olduğunun kabul edilmesinin gerekeceği, ikinci katın edinilmiş mallara katılma rejimi döneminde yapıldığı göz önününe alındığında davacı kadının davalıdan değer artış payı ve katılma alacağının bulunacağı, yine Yargıtay uygulamalarına göre değer artış payı ve katılma alacaklarına tasfiye tarihi olan karar tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerekeceği, HMK 282/3. Maddesi gereğince mahkemenin gerçeğin ortaya çıkması için gerekli görürse, yeni görevlendireceği bilirkişi aracılığıyla, tekrar inceleme yaptırabileceğinin düzenlenmiş olması karşısında ilk derece mahkemesince dosyanın yeni bir bilirkişiye gönderilmiş olmasında hukuka aykırı bir yön bulunmadığı, davacı tarafın dava konusu olan 1 çift küpe ve 1 adet altın yüzüğün davalı tarafça zorla elinden alındığı, evden ayrılırken almasına engel olunduğunu veya rızası dışında bozdurulduğunu ispat edemediği, bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya, hakkaniyet ilkesine uygun bulunduğu anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine oybirliği ile karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-
Davacı vekilinin Adana 1. Aile Mahkemesi’nin 29/05/2018 tarih 2013/370 Esas 2018/459 Karar sayılı ilamına yönelik istinaf başvurusunun
ESASTAN REDDİNE,
2-
Davacının istinaf başvurusunun reddine karar verildiğinden alınması gereken 54,40TL istinaf karar-ilam harcından peşin alınan 35,90TL’nin mahsubu ile bakiye 18,50TL daha harcın davacı taraftan alınarak hazineye irad kaydına,
3-
İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafın yaptığı giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,
4
-Davacı tarafın istinaf nedeniyle yatırmış olduğu gider avansından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,
5-
Kararın 359/4. Maddesi gereğince ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğe çıkarılmasına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-1 ve 362/1-a maddeleri gereğince
KESİN olmak üzere
OY BİRLİĞİYLE karar verildi.
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe