Adana BAM, 2. HD., E. 2018/730 K. 2020/1261 T. 22.9.2020

İlgili TBK madde: TBK Madde 646

T.C.

ADANA
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: TARSUS 1. AİLE MAHKEMESİ
TARİHİ
: 28/12/2017
NUMARASI
: 2015/204 E 2017/907K
DAVACI
:K1-TC.NO:N1 A1
VEKİLLERİ
: Av. K2 A2
Av. K3 A3
Av. K4 A4
Av. K5 A5
DAVALI
:K6-TC.NO:N2 A6
VEKİLLERİ
: Av. K7
Av. K8
DAVA KONUSU
: Mal Rejiminden Kaynaklanan Davalar (Katılma Alacağı)

KARAR TARİHİ
: 23/09/2020
KARAR YAZMA TARİHİ
: 23/09/2020
Yukarıda tarihi, konusu ve tarafları gösterilen mahkemenin kararına karşı, davacı tarafından istinaf başvurusunda bulunulduğu, dosyanın istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiği ve istinaf isteminin süresi içerisinde yapıldığı anlaşılmakla dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

TALEP
:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;taraflar arasında Tarsus 2. Aile Mahkemesi’nin 2015/37 esas sayılı dosyası ile boşanma davası açıldığını, tarafların 1973 yılında evlendiklerini, davacı kadının evlilik birliğinin devamı süresince devamlı olarak çalıştığını, davalının işçi olarak 3 yıl boyunca Almanya’ya gittiğini, davalının para göndermemesi nedeniyle davacı kadının başkalarının tarlasında çalışarak çocukların bakımını sağladığını, davalı Almanya’dan geldikten sonra davacının yaptığı süt ürünlerini satmak için küçük bir bakkal dükkanı açtığını, dükkan açıldıktan kısa bir süre sonra davalının cezaevine girdiğini, davacının hem bakkal dükkanına ürünler yaparak hem de dükkanını işletmesinin başına küçük çocukları ile geçerek kendinin ve çocuklarını geçimini sağladığını, davalının cezaevinden çıktıktan sonra da dükkanla ilgilenmediğini, bakkal dükkanındaki ticarete davacının yaptığı süt ürünleri ile satılarak başlanmış olup daha sonrasında bu gelirlerle beraber diğer ürünlerin satımına başlandığını, davalının dükkandan elde edilen parayı aile fertlerinin elinden aldığını, ancak geçimlerine yetecek kadar para bıraktığını, bu dükkandan kazanılan parayla davalının marangoz ve biriket dükkanları açtığını, ancak davalının bu dükkanların başında durmaması nedeniyle battığını, daha sonra davalının yeniden dükkandan para almaya başladığını, evlilik birliğinin devamı süresince alınan menkul ve gayrimenkullerin davalının üzerine yapıldığını, davalının aile bireylerini korkutarak ve baskı altına alarak bakkal dükkanından ve diğer işletmelerden gelen parayı kendi hakimiyeti altına alarak kullandığını, gayri resmi olarak yaşadığı ilişkilerle bu parayı harcadığını, davalının açılan boşanma davası ile birlikte davacının hakkı olan malları davacıya bırakmamak için muvazaalı işlemler ile devir yaptığını, bu nedenlerle davalının üzerine kayıtlı 1875 ada 1 parsel, 3614 ada 2 parselde bulunan taşınmaz ile başkaca taşınmazların, araçların ve banka hesaplarının tespit edilerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100.000,00TL edinilmiş mallara katılma alacağı, değer artış payı alacağı ve katkı alacağına hükmedilerek dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

SAVUNMA :

Davalı vekili süresinde verdiği cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın dava dilekçesinde belirttikleri hiçbir hususu kabul etmediklerini, davalının tüm gayrimenkullerine, banka hesaplarına tedbir konulduğunu, davacı tarafından açılan davada talep edilen miktar 100.000,00TL olmasına rağmen mahkemece ihtiyati tedbir konulan gayrimenkullerin toplam değerinin yaklaşık 1.000.000,00TL olduğunu, davacı tarafın talep ettiği alacak miktarı ile ihtiyati tedbir konulan gayrimenkullerin toplam değeri arasında çok ciddi bir fark olduğunu, davalının sahip olduğu gayrimenkullerden tekinin bile davacının alacak miktarını karşılamaya yeterli olduğunu, bu kararın Anayasaya ve diğer yasalara aykırı olduğunu, bu nedenlerle ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasını aksi kanaatte ise davacı tarafın iddia ettiği alacağını karşılamaya yeterli olacak şekilde tedbir konulmasını talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:

Tarsus 1. Aile Mahkemesi’nin 2015/204 esas, 2017/907 karar sayılı ilamında özetle; A-Katılma alacağı yönünden; davanın kabulü ile, 475.331,60TL katılma alacağının karar tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, B-Katkı payı alacağı yönünden; 209.361,72TL katkı payı alacağının, 50.000TL sinin dava tarihinden 159.361,72TL sinin ıslah tarihi olan 11/12/2017 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, C-Değer artış payı alacağı yönünden; 1- Davacı vekilinin değer artış payı alacağı yönünden açılmış usulüne uygun bir davası bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına hükmedilerek davalı aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedildiği anlaşılmıştır.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:

Davalı erkek vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece verilen kararın hukuka aykırı olduğunu davalının malvarlıklarını fiili ayrılıktan sonra elde ettiğini, bilirkişi raporunda bulunan bu yöndeki tespitin hatalı olduğunu, itiraza rağmen yeni bir rapor alınmadığını, davacının 100.000,00TL’yi üç farklı alacak kalemi için talep ettiğini, ancak davacı vekilinin bilirkişi raporu dosyaya sunulduktan sonra hesaplanmayan değer artış payı alacağını yok sayarak tüm alacağını iki alacak kalemine hasrettiğini, dava dilekçesinde talep edilen 100.000,00TL alacak içinde değer artış payı alacağının da bulunduğunu talep artırım dilekçesine bu yönüyle de itiraz ettiklerini ancak mahkemece bu itirazların dikkate alınmadığını, mahkemece “davacı vekilinin değer artış payı alacağı yönünden açılmış usulüne uygun bir davası bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına” şeklinde karar verildiğini davacının bu yönde talebi olduğunu, bu konuda davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek istinaf kanun yoluna başvurduğu anlaşılmıştır.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE

GEREKÇE :

HMK 355 maddesine göre, resen gözetilecek kamu düzenine aykırı haller dışında istinaf incelemesi, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır.

Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir (6100 sayılı HMK mad. 33). İddianın ileri sürülüş şekline göre dava, artık değere katılma alacağı, değer artış payı alacağı ve katkı payı alacağı isteğine ilişkindir.

Mal rejiminin devamı süresince, bir eşin sahip olduğu edinilmiş malda, diğer eşin artık değerin yarısı oranında katılma alacağı hakkı vardır. Artık değere katılma alacağı; eklenecek değerlerden (TMK mad.229) ve denkleştirmeden (TMK mad.230) elde edilen miktarlar da dahil olmak üzere, eşin edinilmiş mallarının (TMK mad.219) toplam değerinden, bu mallara ilişkin borçlar çıktıktan sonra kalan artık değerin (TMK mad.231) yarısı üzerindeki diğer eşin alacak hakkıdır (TMK mad.236/1). Katılma alacağı, Yasa’dan kaynaklanan bir hak olup, bu hakkı talep eden eşin gelirinin olmasına veya söz konusu mal varlığının edinilmesine, iyileştirilmesine ya da korunmasına katkıda bulunulmasına gerek yoktur.

Değer artış payı alacağı; eşlerden birinin diğerine ait malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç ya da uygun karşılık almaksızın esaslı katkıda bulunması durumunda, tasfiye sırasında bu malda meydana gelebilecek değer artışı için katkısı oranında sahip olduğu alacak hakkıdır (4721 Sayılı TMK mad.227). Denkleştirme (TMK mad.230) hariç, tasfiyeye konu mal varlığında katkı tarihine göre değer kaybı söz konusu ise, katkının başlangıçtaki değeri esas alınır (TMK mad.227/1). Böyle bir malın daha önceden elden çıkarılmış olması halinde hakim, diğer eşe ödenecek alacağı hakkaniyete uygun olarak belirler (TMK mad.227/2). Değer artış payı alacağı talep edebilmek için, parasal ya da para ile ölçülebilen maddi veya hizmet değeriyle katkıda bulunulmalıdır.

Artık değere katılma alacağı ve değer artış payı miktarı hesaplanırken, mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan malların, bu tarihteki durumlarına göre, ancak tasfiye tarihindeki sürüm (rayiç) değerleri esas alınır (TMK mad.227/1, 228/1, 232 ve 235/1). Yargıtay uygulamalarına göre, tasfiye tarihi karar tarihidir.

Belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden kimse, iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. Eşlerden hangisine ait olduğu ispat edilemeyen mallar onların paylı mülkiyetinde sayılır. Bir eşin bütün malları, aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal olarak kabul edilir (TMK mad.222).

Katkı payı alacağı ise; 01.01.2002 tarihinden önce 743 Sayılı Türk Kanunu Medenisi’nin (TKM) yürürlükte olduğu dönemde, eşler arasında yasal mal ayrılığı rejimi geçerliydi (TKM mad.170). TKM’de, mal rejiminin tasfiyesine ilişkin düzenleme mevcut olmadığından, eşlerin bu dönemde edindikleri mal varlığının tasfiyesine ilişkin uyuşmazlık, aynı kanunun 5.maddesi yollamasıyla Borçlar Kanunu’nun genel hükümleri göz önünde bulundurularak “katkı payı alacağı” hesaplama yöntemi kurallarına göre çözüme kavuşturulmalıdır. Zira Borçlar Kanunu, Medeni Kanun’un tamamlayıcısı olarak kabul edilmiştir (EBK mad.544, TBK mad.646).

Mal ayrılığı rejiminde; eşler kendi malları üzerinde tasarruf yetkisine ve intifa hakkına sahiptir ve mallarının idaresi kendisine aittir (TKM mad.186/1). Her birinin malları, geliri ve kendi kazançları yine kendilerine ait kişisel mallarıdır (TKM mad.189). Kadın veya kocanın, mal rejiminin devamı sırasında diğerinin edindiği mal varlığına katkısı nedeniyle katkı payı alacağı isteğinde bulunabilmesi için mutlaka para ya da para ile ölçülebilen maddi veya hizmet değeriyle katkıda bulunması gerekir.

Mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu dönemde satın alınan tasfiyeye konu mala çalışma karşılığı elde edilen gelirlerle (maaş, gündelik, kar payı vb.) katkıda bulunulduğunun ileri sürüldüğü durumlarda; çalışarak, düzenli ve sürekli gelire sahip eşin, aksi kanıtlanmadıkça, yapabileceği tasarruf oranında katkıda bulunduğunun kabulü gerekir.

Taraflarca sunulan, İlk Derece Mahkemesince toplanan tüm delillere ve davalı erkek vekili tarafından gösterilen istinaf nedenlerine göre yapılan incelemede; tarafların 06/11/1973 tarihinde evlendikleri, Tarsus 2. Aile Mahkemesi’nin 2015/37 esas 2016/203 karar sayılı ilamı ile boşandıkları, boşanma dava tarihinin 19/01/2015, boşanmanın kesinleşme tarihinin 16/05/2016 tarihi olduğu, taraflar arasında evlenme tarihi olan 06/11/1973 tarihinden 01/01/2002 tarihine kadar mal ayrılığı, 01/01/2002 tarihinden boşanma dava tarihi olan 19/01/2015 tarihinde kadar ise başkaca mal rejimini seçmediklerinden edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu, davaya konu Mersin İli, Tarsus İlçesi, A10 Mah., A7 Mevkii, 1875 ada 1 parselde kayıtlı tarla vasıflı taşınmazın 11/20 hissesinin davalı tarafından 07/12/2004 tarihinde satın alındığı, bu taşınmazla ilgili olarak 04/02/2015 tarihinde kat irtifakı tesisi talep edildiği, aynı tarihli kat irtifakı tesisine dair resmi senede göre, 1875 ada 1 parselde kain, A Blok 1. Kat, 1 nolu bağımsız bölüm, A Blok 2. Kat 2 nolu bağımsız bölüm, A Blok 3. Kat 3 nolu bağımsız bölüm, A blok 4. Kat 4 nolu bağımsız bölüm, A blok zemin 5 nolu işyerinin davalı adına kat irtifakı yoluyla tescil edildiği, 1875 ada 1 parselde bulunan A Blok 1. Kat 1 nolu bağımsız bölüm, 2. Kat 2 nolu bağımsız bölüm, zemin kat 5 nolu bağımsız bölümün davalı adına kayıtlı olduğu, 1875 ada 3. kat 3 nolu bağımsız bölümün 23/02/2015 tarihinde 100.000,00TL bedelle, 4. Kat 4 nolu bağımsız bölümün ise 120.000TL bedelle 01/04/2015 tarihinde 3. kişilere satılmış olduğu, Mersin, Çamlıyayla, A8 Mah., 5039 parselde bulunan taşınmazın davalı adına kayıtlı olduğu ve edinme tarihinin 16/05/2012 tarihi olduğu, A9 mah, 3614 ada 2 parselde bulunan taşınmazın, 301/490 hissesinin davalı adına kayıtlı olduğu ve edinme tarihinin 11/05/1999 olduğu, hukukçu bilirkişi tarafından düzenlenen 29/11/2017 tarihli raporda davacının A10 mah, 1875 ada 1 parselde bulunan taşınmazlar ve Çamlıyayla İlçesi A8 Mahallesi 5039 parsel sayılı taşınmaz sebebiyle 575.331,60 TL katılma alacağının, A9 mahallesi, 3614 ada 2 parsel sayılı taşınmaz sebebiyle 209.361,72TL katkı payı alacağının bulunduğunun, ancak davacının dava konusu taşınmazlardan değer artış payı alacağının bulunmadığının belirtildiği, davacının 11/12/2017 tarihli talep artırım dilekçesi ile katılma alacaklarını 425.331,65TL, katkı payı alacaklarını 159.361,32 TL olarak artırdıklarını belirttikleri ve artırılan miktar üzerinden harcı yatırdıkları, ilk derece mahkemesince artırılan miktarlar üzerinden davanın kabulüne, değer artış payı alacağı yönünden ise usulüne uygun olarak açılmış bir davası bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği,davalı vekilinin katılma alacağının talebinin kabulüne karar verilen 1875 ada 1 parsel 1,2,3,4 ve 5 nolu bağımsız bölümlerdeki taşınmazlarla ilgili olarak bu taşınmazların tarafların fiili ayrılığı sonrasında yapıldığı, davacının bir katkısının bulunmadığına yönelik olarak istinaf başvurusu ile ilgili olarak; edinilmiş mallara katılma rejiminde davacının taşınmazların alımına, yapılmasına bir katkısının bulunup bulunmadığının önemli olmadığı, taşınmazların tarafların fiili ayrılığı döneminde yapılmasının sonuca etkili olmadığı, taraflar arasındaki mal rejiminin boşanma dava tarihi itibariyle sona erdiği, fiili ayrılık döneminde edinilen mallarda da diğer eşin artık değere katılma alacağının bulunduğu anlaşıldığından davalının bu taşınmaza yönelik istinaf başvurusunun reddine,yine davalı vekilinin A9 mahallesi, 3614 ada 2 parsele ilişkin olarak davacının katkısının bulunmadığına yönelik olarak istinaf başvurusunun incelemesinde, dinlenen davacı tanıklarından davacı kadının tarafların evlendikleri tarihten itibaren aktif olarak çeşitli işlerde çalıştığının ve yaptığı süt ürünlerini satmak için bir bakkal dükkanı açtıklarının sabit olduğu, bu dükkanda daha sonra başka ürünlerin de satılmaya başlandığı, davacı kadının devamlı olarak müşterek çocuklar ile bakkal dükkanının başında durduğu, davalı erkeğin buradan elde edilen gelir ile taşınmazları aldığı, davalı erkeğin düzenli bir şekilde çalışmadığı gözetildiğinde mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu,davalı vekilinin, mahkemece “davacı vekilinin değer artış payı alacağı yönünden açılmış usulüne uygun bir davası bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına” şeklinde verdiği kararın usul ve yasaya aykırı olduğu, davacının bu yönde talebi olduğuna yönelik istinaf başvurusun incelemesinde,davacı vekili tarafından ibraz edilen dava dilekçesinden gösterilen 100.000TL değer üzerinden katkı, katılma ve değer artış payı alacağı talebinde bulunulduğu, bu talep üzerinden harcın yatırıldığı, dolayısıyla değer artış payı alacağı talebi konusunda usulüne uygun olarak açılmış bir davanın bulunduğu, Yargıtay içtihatlarına göre tasfiyeye tabi mallar açığa kavuşturulduktan sonra mahkemece hangi maldan hangi alacak kalemi için talepte bulunduğunun bildirilmesi için davacıya süre verilmesi gerektiği, mahkeme tarafından süre verilmemiş ya da davacı tarafından verilen süre içesinde beyanda bulunulmaması halinde davacının tüm mallardan ve alacak kalemlerinden eşit olarak talepte bulunmuş olarak varsayılacağı (Yargıtay 8.HD’nin 01/06/2015 tarih 2014/2082 esas 2015/12168 karar sayılı kararı) somut olayda ilk derece mahkemesi tarafından davacıya talebini açıklatması için süre verilmediği, bu durumda davacının her üç alacak türü için eşit olarak talepte bulunduğunun (katkı payı alacağı için: 33.333TL, katılma alacağı için:33.333TL, değer artış payı için: 33.333TL) kabul edilmesinin gerekeceği, kabule göre de de ıslah ile artırılan miktarlarda değişiklik olacağı, bu durumda davacının ıslah ile katılma alacağı olarak 458.664,60TL, katkı payı alacağı olarak 192.694,72TL talep etmiş sayılmasının gerektiği anlaşıldığından bu miktarlar üzerinden davacının katkı ve katılma alacaklarının kabulüne, Yargıtay uygulamalarına göre katılma alacaklarında faize tasfiye tarihi olan ilk derece mahkemesinin karar tarihinden itibaren hükmedilmesinin gerektiği (Yargıtay 8. H.D’nin 11.12.2019 tarih 2019/5851 esas 2019/11251 karar) gözetilerek 18/12/2017 tarihinden itibaren faize hükmedilmiş olup belirtilen nedenler yönünden ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin bu kısma yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen kararın tüm sonuçları ile birlikte ortadan kaldırılarak, davacının katkı, katılma ve değer artış payı alacakları ile ilgili HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince yeniden hüküm kurulmasına oy birliği ile karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM :

Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-
Davalı vekilinin katılma alacağının talebinin kabulüne karar verilen 1875 ada 1 parsel 1, 2 ve 5 nolu bağımsız bölümlerdeki taşınmazlarla ilgili olarak bu taşınmazların tarafların fiili ayrılığı sonrasında yapıldığı, davacının bir katkısının bulunmadığına yönelik olarak istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK’nun 353/1-b-1 maddesi gereğince
ESASTAN REDDİNE,

2-
Davalı vekilinin A9 mahallesi, 3614 ada 2 parsele ilişkin olarak davacının katkısının bulunmadığına yönelik olarak istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK’nun 353/1-b-1 maddesi gereğince
ESASTAN REDDİNE,

3-
Davalı erkek vekilinin; Tarsus 1. Aile Mahkemesi’nin 28/12/2017 tarih, 2015/204 Esas ve 2017/907 Karar sayılı ilamına ilişkin, davacının değer artış payı davasının bulunduğuna yönelik istinaf başvurusunun
KABULÜ ile; İlk Derece Mahkemesince verilen kararın tüm sonuçları ile birlikte
ORTADAN KALDIRILMASINA,
6100 sayılı HMK.’nun 353/1-b-2 maddesi gereğince bu konuda ve eksik kalan yönden yeniden düzenleme yapılması gerektiğinden,

a)

Davacının davalı adına kayıtlı olan 1875 ada 1 parsel 1,2,3,4 ve 5 nolu bağımsız bölümlerdeki taşınmazlar ile Çamlıyayla İlçesi A8 Mahallesi 5039 parsel sayılı taşınmazdan kaynaklanan 475.331,60TL katılma alacağının bulunduğunun tespitine, ancak talepten fazlaya hüküm verilemeyeceğinden, 458.664,60TL katılma alacağının ilk derece mahkemesinin karar tarihi olan 18/12/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

b)

Davacının A9 mahallesi, 3614 ada 2 parsel sayılı taşınmazdan kaynaklanan 209.361,72TL katkı payı alacağının olduğunun tespitine; ancak talepten fazlaya hüküm verilemeyeceğinden 192.694,72TL katkı payı alacağının 33.333TL’sinin dava tarihinden itibaren, 159.361,72TL’sinin ıslah tarihi olan 11/12/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

c)

Davacının değer artış payı alacağı talebinin reddine,

d)

Alınması gereken 44.494,35TL harçtan peşin alınan 11.707.75TL harcın mahsubu ile bakiye 32.786.60TL daha harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,

c)

Davacı tarafından yapılan 27,70TL başvuru harcı, 1.707,75TL peşin harç, 10.000,00TL ıslah harcı, 168,50TL tebligat gideri, 63,15 TL müzekkere gideri, 128,00TL talimat gideri, 1.530,00TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 13.625,10TL yargılama giderinden kabul ve red oranına göre hesaplanan 12.927,85 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 697,25TL yargılama giderinin davacı kadın üzerine bırakılmasına.

d)

Davacı kadın kendisini bir vekil ile temsil ettirmiş olduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 49.617,97TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,

e)

Davalı erkek kendisini bir vekil ile temsil ettirmiş olduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca reddedilen miktar üzerinden hesaplanan 5.000.00TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,

f)

Taraflarca İlk Derece Mahkemesi yargılaması için yatırılan avanstan kullanılmayan kısmının ilgilisine ödenmesine,

4-
Davalı erkek tarafından, istinaf başvurusu nedeni ile yatırılan 11.691,08TL istinaf karar ilam harcının, davalı tarafın istinaf başvurusunun kabulüne karar verildiğinden, karar kesinleştiğinde kendisine iadesine,

5-
Davalının, istinaf nedeni ile yapmış olduğu 98,10.TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 14,00TL tebligat gideri ve 39,00TL dosya gidiş-dönüş masrafı olmak üzere toplam 151,10TL istinaf yargılama giderinin, davacıdan alınarak, davalıya ödenmesine,

6-
Davalının istinaf nedeniyle yatırmış olduğu gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde kendisine iadesine,

7-
İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından takdiren davalı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

8-
Kararın, HMK 359-(4) maddesi gereği taraflara tebliğe çıkarılmasına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı HMK.’nun m. 353/1-b-2 bendiyle, aynı kanunun 361-(1) maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere
OY BİRLİĞİYLE karar verildi. 22/09/2020

  • İlk yayınlanma tarihi: 30 Temmuz 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!