T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
DAVACI : K1 – N1- A1
VEKİLİ : Av. K2- A2
DAVALI : K3 – N2
VEKİLİ : Av. K4- A4
DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali
İSTİNAF KARARININ
YAZIM TARİHİ : 15/09/2020
Adana 2.Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 24/10/2019 tarih ve 2018/612 Esas, 2019/986 Karar sayılı kararı aleyhine davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, istinaf taleplerinin süresi içinde yapıldığı, başvuru şartlarının yerine getirilmiş olduğu ve istinafa başvuru koşullarının mevcut olduğu dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonucu anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonucunda:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı K3 arasında 26.03.2014 tarihinde F1 Ağız Diş Sağlığı Polikliniği Özel Sağlık Hizmetleri Turizm Gıda İnş. Dayanıklı Tüketim Malları San ve Tic. Ltd. Şti’ne ait hisse devri sözleşmesi gereğince davalının, K1’na ait 1200 pay hissenin tamamını aktif ve pasifleri ile devraldığını, bu sözleşmenin Tarsus 1. Noterliği’nin 1662 nolu 26.03.2017 tarihli evrakı ile de tescillendiğini, sözleşme gereğince davalı K3’nun sözleşmenin 5. maddesiyle, ekte bulunan ödeme planında belirtilen ödemeleri şirket yetkilisinin bundan sonra kendisinin yapacağını, müvekkilinin hiçbir sorumluluğunun ve borcunun kalmadığını kabul ve beyan ettiğini, F2 Leasing Kiralama sözleşmesinden kaynaklanan taksitlerin ödenmemesi üzerine firma tarafından icra takibi başlatıldığını, müvekkilinin iş kariyerinin de etkilenmemesi için18.01.2017 tarihinde 26.000,00.TL ve 15.02.2017 tarihinde ise 672,92.TL olmak üzere toplam 26.672,92.TL ödeme yaptığını, yapılan bu ödemenin davalıdan tahsili için Adana 14.İcra Müdürlüğü’nün 2017/6912 esas sayılı dosyasında başlatılan takibe davalının haksız olarak itiraz ettiğini belirterek itirazın iptaline, takibin devamına,%20′ den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; husumet itirazında bulunduklarını, müvekkiline şahsi olarak dava yöneltilemeyeceğini, davacı tarafından ödendiği iddia edilen borç F1 Diş Sağlığı Polikinliği Ltd. Şt.’nin Leasing Borcu olduğunu, müvekkilini davalı olarak bağlamadığını, davacı keyfi ödediği borcu müvekkilinden haksız ve yasal dayanaktan yoksun olarak icra takibi yoluyla tahsil etmeye çalıştığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep ve beyan etimştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ :
Adana 2.Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 24/10/2019 tarih ve 2018/612 esas, 2019/986 karar sayılı kararı ile; davacının ödediği bu miktarı dava dışı şirketten talep etmesi gerekirken şirket hissedarından talep ettiği, taraflar arasındaki sözleşmede borcun şahsi olarak üstlenildiğine dair açık bir hükmün yer almadığı anlaşıldığından davanın pasif husumet yokluğundan HMK 114-d fıkrası gereğince reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin K1 ile davalı K3 arasında 26/03/2014 tarihinde çok detaylı şekilde şirket devir sözleşmesi yapıldığını, devir sözleşmesinin 2,3 ve 5.maddeleri incelendiğinde davalı açıkça şirket borçlarını ödeyeceğini kabul ettiğini, davalının devir sözleşmesi ile şirketin devir tarihinden önceki borçlarından dolayı kişisel olarak sorumluluk altına girdiğini, bilirkişi raporunun da müvekkilinin lehine olduğunu, haklı davalarının red ederek müvekkilinin mağduriyetine sebebiyet verdiklerini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve beyan etmiştir.
DELİLLER:
Adana 2.Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 24/10/2019 tarih 2018/612 Esas ,2019/986 Kararı,taraf vekillerinin beyan ve dilekçeleri ile tüm dosya kapsamı,
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE :
.
Dava; davacının ortağı olduğu şirketteki hisselerinin davalıya devredilmesi nedeniyle şirketin bu tarihten önceki borçlarından dolayı davalının, sözleşme gereğince şahsen sorumlu olduğundan bahisle, şirketin bir kısım borçlarını ödeyen davacının bu ödemeyi davalıdan rücuen tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali talebine ilişkindir.
İstinaf incelemesi, HMK’nın 355. Maddesi gereğince davacının istinaf sebepleri ve kamu düzeni ile sınırlı olmak üzere yapılmıştır.
Tarsus Ticaret Sicil’inin 8049 sırasında kayıtlı dava dışı F1 Ağız Diş Sağlığı Polikliniği Özel Sağlık Hizmetleri Turizm Gıda İnş. Dayanıklı Tüketim Malları San ve Tic. Ltd. Şti.’nin tek ortağı ve yetkilisi olan davacı K1 Tarsus 1.Noterliği’nde düzenlenen 26/03/2014 tarihli 1662 yevmiye numaralı hisse devir sözleşmesi ile, şirketteki 1200 payını 120.000,00.TL bedelle davalı K3’na devretmiştir. Taraflar bir gün sonra düzenledikleri 27/03/2014 tarihli ve adi yazılı sözleşme ile; K1’nun şirketteki 1200 payının tamamının 100.000,00 TL bedelle K3’na devredildiği belirtilmiştir. Bu sözleşmenin 5. Maddesinde “…şirketin F2 Leasing şirketi ile imzaladığı 58596/1 numaralı finansal kiralama sözleşmesinin devam ettiği, devralan K3’nun sözleşmenin ekindeki ödeme planını aynen kabul ettiği, finansal kiralama yoluyla alınan malların şirketin adresinde bulunduğu ve bu adreste kullanılmaya devam edileceği, bu işlemlerden dolayı K1’nun herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığı, F2 Leasing sözleşmesinde belirtilen ödemelerin, ödeme planı doğrultusunda şirket yetkilisi K3 tarafından yapılacağı, şirketi devreden K1’nun finansal kiralamaya dair hiçbir borcu ve sorumluluğunun kalmadığı …” hükmü bulunmaktadır.
Adana 14. İcra Müdürlüğü’nün 2017/6912 esas sayılı dosyasında; alacaklının K1, borçlunun K3 olduğu,takibin 26.672,92.TL alacağa dayandığı, borçlu K3’na 08.06.2017 tarihinde ödeme emrinin tebliğ edildiği, süresinde yapılan itiraz üzerine takibin durduğu görülmüştür.
Davacının ödediği 18/04/2014 tarihli 26.378,00.TL tutarındaki bonoda, F1 Ağız Diş Sağlığı … Ltd. Şti. Asıl borçlu, davacı K1 ve dava ışı K5 kefil, F2 Finansa Kiralama A.Ş. ise lehtardır.
F2 Finansal Kiralama A.Ş. her üç borçlu hakkında bu senette dahil olmak üzere her biri 26.378,00.TL tutarındaki 4 adet senetten dolayı İstanbul 36. İcra Müd.nün 2017/13167 E. sayılı dosyasında icra takibi başlatmış, davacı kefil olarak davaya konu ödemeyi gerçekleştirmiştir.
Davacının finansal kiralama borcundan dolayı toplam 26.672,92.TL ödeme yaptığı ibraz edilen ödeme dekontlarından anlaşılmaktadır. Esasen bu konuda taraflar arasında ihtilaf yoktur. Uyuşmazlık bu bedelden davalının sorumlu olup olmadığı noktasındadır.
İlk derece mahkemesince alınan ve Prof. Dr. K6 tarafından hazırlanan raporda; taraflar arasındaki hisse devir sözleşmesinde davalının, şirketin finansal kiralama borcunu ödeme taahhüdünde bulunduğu, davacının şirketin finansal kiralama borçlarına kefil olduğu, TTK’da davacıya şirket borçları için ortağa gitme imkanı veren bir hüküm bulunmadığı, ancak devir sözleşmesinin 5. Maddesi gereğince davacının ödediği parayı davalıdan talep edebileceği belirtilmiştir.
Limited şirket ortaklarının sorumluluğuna ilişkin TTK’nın 573/II. Maddesinde; “Ortaklar, şirket borçlarından sorumlu olmayıp, sadece taahhüt ettikleri esas sermaye paylarını ödemekle ve şirket sözleşmesinde öngörülen ek ödeme ve yan edim yükümlülüklerini yerine getirmekle yükümlüdürler.” denilmektedir. Sınırlı sorumluluk kuralı, ortağın şirketin özel hukuk borçlarından dolayı sorumluluğunu bertaraf etmektedir. Ortağın sorumluluğu sadece taahhüt ettiği sermaye tutarı kadardır. Kamu borçları dışında şirketin üçüncü kişilere olan borçlarından dolayı ve şirket alacaklılarına karşı ortağın, hiçbir surette sorumluluğu mevcut değildir ve bu borçları karşılamak gibi bir mükellefiyeti bulunmamaktadır. Bir başka ifadeyle, şirket alacaklıları, ortaktan doğrudan ya da dolaylı olarak kişisel herhangi bir talepte bulunamaz. Ortak, taahhüt etmiş olduğu sermaye payını şirkete ödemekle, ayrıca varsa ek ödeme ve yan edim yükümlülüklerini yerine getirmekle şirkete karşı sorumluluktan kurtulmuş olur.
Bunun yanında şirket borçlarından dolayı limited şirket tüzel kişiliğinin bizzat kendisi bütün malvarlığı ile sorumludur. Nitekim TTK’nın 602. maddesinde; “Şirket, borç ve yükümlülükleri dolayısıyla sadece malvarlığıyla sorumludur.” hükmüne yer verilmiştir. Limited şirket, şirket alacaklılarına karşı bütün malvarlığıyla sınırsız bir şekilde sorumludur. şirketin malvarlığı borçlarını karşılamadığı takdirde alacaklılar, yukarıda belirtildiği şekilde ortaklara başvurma hakkına sahip değildir.
Şu halde, TTK’nın 573 ve 602. maddeleri gereğince şirketin özel hukuktan kaynaklanan borçlarından dolayı davalı ortağın şahsen sorumluluğu yoktur. Hisse devir sözleşmesi ile davalının leasing borçlarını şahsen üstlenip üstlenmediğine bakmak gerekmektedir. Sözleşmenin 5. Md.de F2 Leasing sözleşmesinde belirtilen ödemelerin şirket yetkilisi K3 tarafından yapılacağı belirtilmiştir. Gerek bu maddenin bütünü gerekse sözleşmenin tamamı birarada yorumlandığında; davalının borcu şahsen üstlenmediği yada şahsi garanti vermediği anlaşılmaktadır. Keza devir bedelinin ödeme şeklinin düzenlendiği “ödeme Şekli” başlıklı bölümde, devir bedeli için şirketi temsilen kendisine asaleten senet verileceği kararlaştırılmıştır. 5. Maddede böyle bir düzenleme yöktur. Bu maddede davalının, şirket yetkilisi olarak ödeme yapacağı belirtilmiştir.
Sözleşmenin 5. Md.deki hüküm TBK’nın 128. Maddesinde düzenlenen garanti sözleşmesi niteliğinde de değildir. TBK 128’de; Üçüncü bir kişinin fiilini başkasına karşı üstlenen, bu fiilin gerçekleşmemesinden doğan zararı gidermekle yükümlüdür. Davalı, şirkete ait leasing borcunu F2 Leasin A.Ş. veya davacıya karşı şahsen üstlenmiş değildir.
Açıklanan tüm bu nedenlerle; davacının şirketteki tüm hisselerini davalıya devrettiği, devir bedelinin ödenmesi için davalının şirketi temsilen şahsına asaleten sorumluluğunun kararlaştırıldığı, ancak şirketin özel hukuktan kaynaklanan borçlarının davalı tarafından şahsen üstlenilmediği, yada davalının bu konuda TBK’nın 128. Md. anlamında şahsi bir garanti vermediği , bu borçlardan şirketin tüm varlığı ile sorumlu olduğu, davalı ortağa gidilemeyeceği, ilk derece mahkemesinin kararının usul ve yasaya uygun bulunduğu anlaşıldığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b-1 md. Gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki hüküm hukuka uygun bulunmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere :
1-
Davacı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurularının
ESASTAN REDDİNE,
2-
492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince Davacıdan alınması gerekli 54,40.TL istinaf karar harcından peşin alınan 44,40.TL peşin harcın mahsubu ile bakiye
10,00.TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak peşin alınan kısımla birlikte HAZİNEYE İRAD KAYDINA,
3-
İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan harcamaların davacı üzerinde bırakılmasına,
4-
Kullanılmayan gider avansının HMK.333 maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince
İADESİNE,
5-
İnceleme duruşmasız yapıldığından taraf vekilleri lehine vekalet ücreti takdirine
YER OLMADIĞINA,
6-
Kararın ilk derece mahkemesince taraflara
TEBLİĞİNE,
Dair, 6100 Sayılı HMK’nın 353/1-b-1 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle; 6100 Sayılı HMK’nın 362/1-a maddesi gereğince karar tarihindeki dava değerine göre kesin olmak üzere
15/09/2020 tarihinde karar verildi.
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe