Adana BAM, 6. HD., E. 2019/458 K. 2020/511 T. 21.9.2020

İlgili TBK madde: TBK Madde 477

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: TARSUS 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
NUMARASI
: 2016/64- 2018/343
VEKİLİ
: Av. K3 A2
DAVALI
: F1 MAĞAZACILIK BİL.TEKST.DAY.TÜK.MAL. A3
VEKİLİ
: Av. K4 A4
DAVANIN KONUSU
: Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)

İSTİNAF TALEP TARİHİ
:25/02/2019
İSTİNAF KARAR TARİHİ
:18/09/2020
KARAR YAZIM TARİHİ
:18/09/2020
Tarsus 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 20/12/2018 tarih ve 2016/64 Esas – 2018/343 Karar sayılı kararı ile kurulan hüküm nedeniyle davalı vekilinin istinaf başvurusu ile ilgili yapılan incelemede;

DAVACI VEKİLİ DAVA DİLEKÇESİNDE ÖZETLE:

Mülkiyeti F2 Vakfı adına olan A5 mahalle 4442 ada 3 ve 10 nolu parseller ile 4443 ada 1, 2, 7, 8 ve 9 nolu parsellerde davalı ile kat karşılığı inşaat sözleşmesi yapılmasına rağmen, şehitler tepesi 3686 ve 3689 sokakta bulunan 1 ve 2 nolu vakıf binalarının çatılarında yağmur suyundan kaynaklanan deformasyonlar olduğunu, her iki blokta kullanılan malzemeden kaynaklanan kabarmalar ve nemlenmeler oluştuğunu, binaların ayıplı olduğunu, davalının bu ayıbın kullanıcı hatasından kaynaklandığını savunduğunu, özellikle 4443 ada 10 nolu parselde yer alan 1 nolu vakıf binasının çatısının su aldığını, özellikle bina içerisindeki baca boyunca hemen her katta nemlenme olduğu, ayrıca çatıdan inen yağmur suyu tahliye borularının işçilik hatasından kaynaklı sızıntılar oluşturabileceği, aynı binanın zemin katında bulunan çıkmanın çatısında ciddi boyuttaki sızıntı nedeniyle tavanda ve alçı kartonpiyerde büyük çaplı bozulmalar meydana geldiğini, yine aynı binanın zemin katında ön girişin solunda yer alan dükkanın tavanının bir bölümünde üst kattaki dairenin pis su tesisatındaki, sızmalar nedeniyle bozulmalar meydana geldiği, bu arızaların davalı tarafından kullanıcı hatası olduğundan bahisle onarılmadığı, davacı tarafından söz konusu binanın tamiri ve onarımı için malzeme ve işçilik bedeli dahil 81.424,45 TL harcama yapıldığı iddia edilerek bu bedelin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesi talep ve dava edilmiştir.

DAVALI VEKİLİ CEVAP DİLEKÇESİNDE ÖZETLE:

İnşaatın 25/10/2013 tarihinde kesin kabulünün yapıldığını, davacının, zararın oluştuğunu bildirdiği tarihin ise 13/11/2014 olduğunu, yani aradan uzun bir süre geçtikten sonra bildirim yapıldığını, TBK’nun 474. Maddesi uyarınca iş sahibinin, eserin tesliminden sonra imkan bulur bulmaz eseri gözden geçirmek ve ayıpları varsa, bunu uygun bir süre içerisinde yükleniciye bildirmek zorunda olduğunu, TBK’nun 477. Maddeye göre iş sahibinin gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal etmesi halinde eseri kabul etmiş sayılayacağını belirterek davanın reddini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI:

Davacının davasının kısmen kabulü ile, 80.785,66 TL’nin dava tarihi olan 25/02/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, şeklinde karar verildiği anlaşılmıştır.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:

Davalı vekili 25/02/2019 tarihli istinaf dilekçesinde;

1-Müvekkili şirketin davacı kurum ile imzaladığı 14/07/2010 tarihli kat karşılığı inşaat sözleşmesi ile Mersin İli, Tarsus İlçesi, A5 Mahalle A6 Tepesi mevkii 4442 ada 3 ve 10 parsel ile 4443 ada 1,2,7,8 ve 9 parselde muhtelif özelliklere sahip zemin+4 kattan oluşan 7 bloğun kat karşılığı müvekkili şirketçe inşası konusunda anlaşıldığını, eksik kusur listesinde bulunan noksanlılıkların müvekkili şirketçe tamamlanması ile 25/10/2013 tarihinde dava konusu inşaatın kesin kabulünün yapıldığını, yapılan işin davacı tarafından alanında uzman kişilerce yaptırılan incelemeler neticesinde sorunsuz olarak teslim alınmış olması, davacının dava dilekçesinde belirtmiş olduğu sorunların genel olarak yağmur suyundan kaynaklandığını ifade etmesi ile dava tarihinin 25/02/2016, inşaatın teslim tarihinin 25/10/2013 olması durumları ile TBK’nun 474 ve 477 maddeleri gereğince davacı tarafından zararın mutat süre içerisinde bildirilmemiş olması nedeniyle davacının, müvekkili şirketten zarar bedelini talep etme hakkının kalmadığını, keşif anında tespit olunan ve kullanıcıdan kaynaklanan aksaklıkların göz önüne alınmadığını, keşfe dayalı raporlarda kullanıcı hatasından kaynaklanan ve zarar arttırıcı durumlar açıkça tespit edilmişken hesaplanan tazminattan indirime gidilmediğini,

2-Alınan son bilirkişi raporunda dava konusu binaların dış cephe tamir ve onarımına ilişkin olarak 3 rapor arasındaki çelişkinin giderilmeden fazla miktarda zarar hesaplanmasının hukuka uygun olmadığını,

3-Dava konusu 2 nolu Vakıf binasının 4 nolu dairesinin, davacı tarafın dava dilekçesi ekinde sunmuş olduğu sözleşmelerden de görüleceği üzere davacı tarafa ait olmadığını, bu daire için tespit edilen zararın davacı tarafça talep edilemeyeceğini, bu daire için yapılan zarar hesaplamasının açıkça belirlenerek sözü edilen zarar hesaplamasından mahsubu için bu hususta ek bilirkişi raporunun aldırılması gerektiğini,
Sonuç itibariyle;Yerel mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olarak verildiğinden mahkemenin kararının kaldırılmasını talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir.

Davacı vekilinin 20/03/2019 tarihli istinafa cevap dilekçesinde özetle;

1-Fen ve sanat kurallarına uygun yapılmayan ya da hileli malzeme kullanımı neticesindeki gizli ayıbın ortadan kaldırılması için ayıplı çatının kaldırılarak yeniden fen ve sanat kurallarına uygun çatı imalatının gerçekleşmesi gerektiğini, dosya içerisindeki bilirkişi kurulunca verilen 16/11/2018 tarihli bilirkişi raporunda belirtildiği üzere kusurlu imalatın yeniden yapımı ve bağımsız bölümlerde oluşan küflenme, kabarma gibi sorunların giderilmesi için 80.785,66-TL hasar bedelinin tespit edildiğini,

2-Davalı tarafın idarenin müdahale etmemesi nedeni ile zararın arttığına dair iddiasının yerinde olmadığını,

3-İlk iki bilirkişi raporuna itibar edilmesi gerektiği iddiasının yerinde olmadığını, ilk iki raporda herhangi bir ölçüme dayanmayan afaki piyasa fiyatlarından bir değerlendirme yapıldığını, ancak bu raporlar denetime elverişli olmayan metraj değerlendirilmesi yapılmadan hazırlanmış raporlar olması nedeniyle itibar edilmemesinin gerektiğini,

4-Davalı tarafça 2 nolu Vakıf binasının 4 nolu dairesinin davacı tarafa ait olmadığından bu bağımsız bölüm için tazminat talebinde bulunamayacağı iddiasının yerinde olmadığını, nitekim müvekkili idareye ait olmayan bağımsız bölümün, 1 nolu apartmanın 1. Kat 1 nolu bağımsız bölümü olup, bu dairede bilirkişilerce herhangi bir kusurun gözlemlenmediğini, belirterek davalı tarafın istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLER :

İstinaf incelemesine esas;

Yerel mahkemenin dosyası içerisinde bulunan belge ve kayıtlar.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRLEMESİ VE GEREKÇE;

Dava;

Alacak (
Eser
Sözleşmesinden
Kaynaklanan
)davasıdır.

Davacı ile davalı F1 Mağ.Bil.Tek.Day. Tük.Mal.İnş. San ve Tic. Ltd.Şti arasında yapılan, Adana 11. Noterliğince 14/07/2010 tarih ve 15559 yevmiye numaralı işlemiyle tasdik edilen Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesine göre ;Mersin İli, Tarsus İlçesi, A7 de bulunan 4442 ada 3 ve 10 nolu parseller ile 4443 ada 1,2,7,8,9 nolu parsellerde (mazbut) F2 Vakfı adına tapuda kayıtlı taşınmazlar üzerinde 7 bloklu inşaat yapılması konusunda anlaşmaya varmıştır. Kat karşılığı inşaat sözleşmesi kapsamında yüklenici tarafından inşaat tamamlanarak 25/10/2013 tarihinde kesin kabul tutanağı ile davacıya teslim edilmiştir.

Davacı tarafça 13/11/2014 tarihli ve 2653 sayılı yazı ile muhtelif imalat hataları konulu yazı davalı tarafa gönderilmiştir. Davalı tarafça davacıya verilen cevapta ise muhtelif imalat hataları olarak belirtilen hususların kullanıcı hatası ve bir kısım yerlerin bakımının yapılmamasından kaynaklı olacağının bildirilerek hataları kabul etmediği, bunun üzerine davacı tarafça teknik elemanlarına yaptırılan araştırma ve inceleme sonucu söz konusu 1 ve 2 nolu vakıf binalarının tamiri ve onarımı için malzeme ve işçilik bedeli dahil olmak üzere 81.424,45-TL harcama gerektiğinin tespit edildiği ve bu bedelin tahsili için davacı tarafça bu davanın açıldığı görülmüştür.

Yapılan yargılama sırasında yapılan keşif ve alınan bilirkişi raporları sonucu; Dava konusu 4442 ada 3 ve 10 nolu parseller ile 4443 ada 1,2,7,8,9 nolu parseller üzerinde bulunan davacıya ait 1 ve 2 nolu apartmanlarda oluşan hasar bedelinin dava tarihi itibariyle 80.785,66-TL olduğu tespit edilmiştir.

Dosya kapsamından ayıbın 2014 yılında ortaya çıktığı anlaşılmaktadır. Borçlar Kanunu ve Yerleşik Yargıtay uygulamalarına göre iş sahibi, teslimden sonra ortaya çıkan gizli ayıpların giderilme bedelini ayıbın ortaya çıktığı tarihteki rayiç fiyatlarla isteyebilir.(Yargıtay 15. Hukuk Dairesi 2014/6512 esas-2015/202 karar)

Yanlar arasındaki uyuşmazlık kesin kabulden sonra ortaya çıkan gizli ayıplardan davalı yüklenicinin sorumlu olup olmadığı, sorumlu ise de ne miktarda sorumlu olduğu, kullanıcı hatası bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.

Taraflar arasındaki kat karşılığı inşaat sözleşmesinin 15. Maddesinde yüklenicinin, kesin kabul tarihinden itibaren 5 yıl içinde malzemenin hileli olmasından veya yapılan teknik şartlara uygun yapılmasından ortaya çıkan zarar ve ziyanı Borçlar Kanununun ilgili maddeleri gereğince tazmin etmeyi kabul ettiği düzenlenmiştir. Geçici ve kesin kabullerin yapılmış olması ancak açık ayıplar yönünden sorumluluğu sona erdirir. Eksik işler ve sonradan ortaya çıkan gizli ayıplar yönünden yüklenicinin sorumluluğu zamanaşımı süresinin sonuna kadar devam eder.

Mahkemece alınan bilirkişi raporlarında 2015 yılına ait poz numaraları kullanılarak hesaplama yapılmış ve dava tarihi itibariyle hasar bedeli hesaplanmıştır.

Mahkemece yapılması gereken, binalarda tespit edilen hasar ve eksik işlerle ilgili olarak yapılan tespitte kullanıcı hatasından kaynaklı zararın bulunup bulunmadığı, eksik işler ve sonradan ortaya çıkan gizli ayıpların tespit edilerek buna göre davacı tarafça hasarın ortaya çıktığının tespit edildiği ve davalı tarafa bildirildiği 2014 yılı piyasa rayiç fiyatlarıyla eksik ve ayıplı iş bedelinin tespit edilerek buna göre hüküm kurulması gerekirken eksik incelemeyle karar verilmesi yerinde değildir.

Sonuç itibariyle; Davalının istinaf başvurusunun kabulü ile HMK’nun 353/1-a-6 maddesi uyarınca kararın kaldırılmasına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda gerekçeleri açıklandığı üzere;

1-
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-a-6 maddesi uyarınca davalının
İSTİNAF BAŞVURUSUNUN KABULÜNE,

2-
Tarsus 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 20/12/2018 tarih ve 2016/64 Esas – 2018/343 Karar Karar sayılı kararının
KALDIRILMASINA,

3-
Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren yerel mahkemeye
GÖNDERİLMESİNE,
4
-Davalıdan peşin alınan 1.380,00-TL nispi harcın talep halinde ilk derece mahkemesince davalıya
İADESİNE,
5
-Davalıdan alınan 121,30 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye
İRAD KAYDEDİLMESİNE,
6

İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından, davalı lehine istinaf vekalet ücreti takdirine
YER OLMADIĞINA,

7-
Kararın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 359/3.maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından
TARAFLARA TEBLİĞİNE,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.21/09/2020

  • İlk yayınlanma tarihi: 30 Temmuz 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!