Adana BAM, 2. HD., E. 2018/1461 K. 2020/1518 T. 19.10.2020

İlgili TBK madde: TBK Madde 646

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: ERZİN 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ
: 16/01/2018
NUMARASI
: 2014/1660 E 2018/59K
DAVACI
:K1-TC.NO:N1 -A1
VEKİLLERİ
: Av. K2- A2
Av. K3
A3
DAVALI
:K4-TC.NO:N2-:A4
VEKİLLERİ
: Av. K5- A5
Av. K6- A6
DAVANIN KONUSU
:Katkı Payı Alacağı
KARAR TARİHİ
: 19/10/2020
KARAR YAZMA TARİHİ
: 19/10/2020
Yukarıda tarihi, konusu ve tarafları gösterilen mahkemenin kararına karşı, davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulduğu, dosyanın istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiği ve istinaf isteminin süresi içerisinde yapıldığı anlaşılmakla dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Dosyanın bütün halinde tetkikinden; davacı vekili dava dilekçesinde özetle; tarafların 09/02/1990 tarihinde evlendiğini, Erzin Asliye Hukuk (Aile) mahkemesinin 2013/1047 esas 2014-55 karar sayılı ilamı ile boşandıklarını, davalının evlilik birliği içinde eşlerin müşterek kazanımlarıyla alınmış ve yapılmış olan Hatay İli, Erzin İlçesi, A7 Köyü, Bahçelievler mevkiinde üzerinde iki katlı ev bulunan 208 ada 2 ve 6 parsel sayılı taşınmazı bulunduğunu, 1996 yılında davacı ve davalının ortak katkılarıyla bir taşınmaz alındığını, bu taşınmazın satılarak yerine dava konusu taşınmazın satın alındığını ve üzerine iki katlı ev inşa edildiğini, davacının dava konusu taşınmaz ve üzerindeki ev için kişisel malı olan altın ve bileziklerini, portakal bahçelerinde portakal toplayarak kazandığı paraları evin altında çalıştırmış olduğu işyerindeki kazanımlarını ve yine fabrikalarda çalışarak almış olduğu aylıklarını ortaya koyduğunu, bu nedenlerle taşınmazın hükmen belirlenecek rayiç bedelinin ½ sinin dava tarihinden itibaren işlemiş ve işleyecek yasal faizi ile birlikte davadan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiş, davalı cevap dilekçesinde özetle; davacının dava konusu taşınmaza hiçbir katkısının bulunmadığını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiş,
Erzin 1. Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesinin 16/01/2018 tarih 2014/1660 esas 2018/59 karar sayılı kararında özetle; davanın kabulüne, 125.854,00TL katkı payı alacağının dava tarihi olan 09/12/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verildiği, davalı aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedildiği anlaşılmış, davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava dilekçesinde katkı alacağı talep edildiğini, davacı tarafından 09/01/2017 tarihli ıslah dilekçesinde bilirkişi tarafından belirlenen katılma alacağına göre sadece değer artışı yaptığını, davacının ıslah dilekçesinde katkı payı alacağı talebini, katılma alacağı olarak değiştirmediğini, alacağın türünü de ıslah etmediğini, ancak mahkemece katılma alacağına hükmedildiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak delillerin yeniden değerlendirilmesi ile davanın istinaf mahkemesinde görülmesi, yeniden görülmesi mümkün değil ise hükmün bozulmasına ve dosyanın yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemeye gönderilmesi için istinaf kanun yoluna başvurduğu anlaşılmıştır.

DELLİLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:

HMK 355. maddesine göre, resen gözetilecek kamu düzenine aykırı haller dışında istinaf incelemesi, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır.

Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir (6100 sayılı HMK mad. 33). İddianın ileri sürülüş şekline göre dava, katkı payı alacağı isteğine ilişkindir.

Katkı payı alacağı; 01.01.2002 tarihinden önce 743 Sayılı Türk Kanunu Medenisi’nin (TKM) yürürlükte olduğu dönemde, eşler arasında yasal mal ayrılığı rejiminin geçerli (TKM mad.170) olduğu dönemde talep edilebilen bir alacak olup, TKM’de, mal rejiminin tasfiyesine ilişkin düzenleme mevcut olmadığından, eşlerin bu dönemde edindikleri mal varlığının tasfiyesine ilişkin uyuşmazlık, aynı kanunun 5.maddesi yollamasıyla Borçlar Kanunu’nun genel hükümleri göz önünde bulundurularak “katkı payı alacağı” hesaplama yöntemi kurallarına göre çözüme kavuşturulmalıdır. Zira Borçlar Kanunu, Medeni Kanun’un tamamlayıcısı olarak kabul edilmiştir (EBK mad.544, TBK mad.646).

Mal ayrılığı rejiminde; eşler kendi malları üzerinde tasarruf yetkisine ve intifa hakkına sahiptir ve mallarının idaresi kendisine aittir (TKM mad.186/1). Her birinin malları, geliri ve kendi kazançları yine kendilerine ait kişisel mallarıdır (TKM mad.189). Kadın veya kocanın, mal rejiminin devamı sırasında diğerinin edindiği mal varlığına katkısı nedeniyle katkı payı alacağı isteğinde bulunabilmesi için mutlaka para ya da para ile ölçülebilen maddi veya hizmet değeriyle katkıda bulunması gerekir.

Mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu dönemde satın alınan tasfiyeye konu mala çalışma karşılığı elde edilen gelirlerle (maaş, gündelik, kar payı vb.) katkıda bulunulduğunun ileri sürüldüğü durumlarda; çalışarak, düzenli ve sürekli gelire sahip eşin, aksi kanıtlanmadıkça, yapabileceği tasarruf oranında katkıda bulunduğunun kabulü gerekir.

Katkı payı alacağının hesabında, emek ile katkı iddiasında emeğin karşılığının belirlenmesindeki güçlükler nedeni ile katkı miktarının tam olarak hesaplanamamasına halinde katkı miktarının hakim tarafından hakkaniyete uygun olarak takdir edilmesi gerekmektedir.

Taraflarca sunulan, İlk Derece Mahkemesince toplanan tüm delillere ve davalı vekili tarafından gösterilen istinaf nedenlerine göre yapılan incelemede; tarafların 09/02/1996 tarihinde evlendikleri, Erzin Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi’nin 2013/1047 Esas 2014/55 karar sayılı ilamı ile boşandıkları, boşanma dava tarihinin 26/12/2013, boşanmanın kesinleşme tarihinin 10/09/2014 olduğu, taraflar arasında evlendikleri tarih olan 09/02/1996 tarihinden 01/01/2002 tarihine kadar mal ayrılığı, 01/01/2002 tarihinden boşanma dava tarihi olan 26/12/2013 tarihine kadar başkaca mal rejimini seçmediklerinden edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu, dava konusu Hatay İli, Erzin İlçesi, A7 Mah., 208 ada 2 ve 6 nolu parsellerin davalı erkek tarafından 14/03/2001 tarihinde edinildiği, 05/07/2010 tarihinde ifrazen taksim gördüğü, mahkemece dava konusu taşınmazların başında keşfin yapıldığı, bilirkişi raporlarının aldırıldığı, hesap bilirkişisi tarafından raporun tanzim edildiği, hesap bilirkişisi tarafından taşınmazın edinme tarihi olarak, sehven ifrazen taksim gördüğü tarihin esas alınması nedeniyle davacı lehine katılma alacağı hesabının yapıldığı, davacı vekili tarafından 09/01/2017 tarihli dilekçe ile, davanın ıslah edilerek dava değerinin 125.854,00TL’ye çıkarıldığı, mahkemece bu rapora itibar edilmeyip davacı kadının %50 katkısının bulunduğu kabul edilerek hakkaniyet ve fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi gereğince davanın kabulüne karar verildiği, davalı vekilinin davacının katkı payı alacağı talep etmesine rağmen mahkemece katılma alacağına hükmedildiğine ilişkin istinaf başvurusu ile ilgili olarak; davacı vekili tarafından açılan davanın katkı payı alacağı davası olduğu, ilk derece mahkemesince taşınmazların 14/03/2001 tarihinde davalı tarafından edinilmesi, davacı kadının da mutat ev işleri dışında bağ, bahçe ve tarla işlerinde çalıştığının sabit olması nedeniyle taşınmazların alımına katkıda bulunduğunun kabul edildiği, ancak davacı kadının ne kadar katkıda bulunduğunun belirlenmesinin mümkün olmaması nedeniyle hakkaniyet ve fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi gereğince % 50 katkıda bulunmuş olacağı varsayarak belirlediği miktar üzerinden davanın kabulüne karar verildiği, kabul edilen miktarın katılma alacağı olmayıp katkı payı alacağı olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş, kabule göre de katkı payı alacağı davalarında taşınmazlar bakımından esas alınacak değerin öncelikle taşınmazın katkının yapıldığı tarihteki değeri daha sonra katkı payı alacağı davasının açıldığı tarihteki değeri olup taşınmazın sürüm değerinin esas alınamayacağı, katkı miktarının belirli olmaması nedeniyle hakkaniyet ve fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi gereğince tazminata hükmedilecek ise taşınmazın katkı payı davasının açılığı tarihteki değerinin esas alınması gerektiği, mahkemece taşınmazın sürüm değerinin esas alınması hatalı olmuş ise bu konuda istinaf bulunmadığından hataya değinilmekle yetinilmiş, yine davacının davasını öncelikle 10.000TL değer üzerinden açtığı daha sonra 09/01/2017 tarihli dilekçe ile davasını ıslah ettiği, ıslah edilen miktar üzerinden harcını yatırdığı, dava dilekçesiyle talep edilen 10.000,00TL’ye dava tarihinden kalan 115.854,00TL’ye ıslah tarihi olan 09/01/2017 tarihinden faiz yürütülmesi gerekirken ilk derece mahkemesince tüm alacağı faiz başlangıcı olarak dava tarihinin esas alınması usul ve yasaya aykırı olmuş ise de, bu konuda istinaf bulunmadığından hataya değinilmekle yetinilmiş, ayrıca katkı payı ve katılma alacağı davalarında tarafların kusur durumlarının (katılma alacağı davalarında zina ve hayata kast hali hariç) katkı alacağına hükmedilmesinde belirleyici bir unsur olmamasına rağmen mahkemece bu hususa gerekçede yer verilmiş olması hatalı olmuş ise de bu konularda istinaf bulunmadığından hataya değinilmekle yetinilmiş, bu nedenlerle davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine oybirliği ile karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM
:

Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-
Davalı vekilinin Erzin 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 16/01/2018 tarih 2014/1660 Esas 2018/59 Karar sayılı ilamına yönelik istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK’nun 353/1-b-1 maddesi gereğince
ESASTAN REDDİNE,

2-
Alınması gereken 8.597,08TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 2.114,00TL’nin mahsubu ile kalan 6.483,08TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,

3-
İstinaf başvurusu nedeniyle davalının yaptığı giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,

4-
Davalı tarafın istinaf nedeniyle yatırmış olduğu gider avansından kullanılmayan kısmının davalı tarafa iadesine,

5-
Kararın 359/4. Maddesi gereğince taraflara tebliğe çıkarılmasına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı HMK nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere
OY BİRLİĞİYLE karar verildi 19/10/2020

  • İlk yayınlanma tarihi: 30 Temmuz 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!