T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: MERSİN 3. AİLE MAHKEMESİ
TARİHİ
: 11/09/2018
NUMARASI
: 2016/814 E 2018/631K
DAVACI
:K1-TC: -N1-A1
VEKİLLERİ
: Av. K2A2
Av. K3
DAVALI
:K4-TC: -N2-A3
VEKİLİ
: Av. K5-A4
DAVANIN KONUSU
: Katkı PayıAlacağı
KARAR TARİHİ
: 31/12/2020
KARAR YAZMA TARİHİ
: 31/12/2020
Yukarıda tarihi, konusu ve tarafları gösterilen mahkemenin kararına karşı, davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulduğu, dosyanın istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiği ve istinaf isteminin süresi içerisinde yapıldığı anlaşılmakla dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA:
Davacı vekili dilekçesinde özetle; tarafların 1993 tarihinde evlendiklerini, Mersin 2. Aile Mahkemesinin 2015/654 esas sayılı dosyası ile boşandıklarını, dosyanın temyiz aşamasında olduğunu, mal rejimi tasfiyesi davasının görülebilmesi için boşanma konusunda karar verilip kararın kesinleşmesinin ön şart olması gerekmekte ise de, davayı açmakta hukuki yarar bulunduğunu, davalı tarafından malların başkalarına devrinin söz konusu olduğunu, bunun engellenmesi için öncelikle taşınmazlar tapu kayıtları üzerine öncelikle ihtiyati tedbir konulmasını, tarafların birlikte mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu dönemde 1997 yılında A5 mevkii 213 cilt, 21138 sayfada bulunan ev ile 2001 yılında A6 mevkii 10 pafta, 167 ada 289 parselde kayıtlı 30/610 arsa paylı zemin kat 13 nolu dükkanı edindiklerini, taşınmazların edinilmesinde müvekkilinin katkısı olmasına rağmen taşınmazların davalı adına yapıldığını, o dönemde her ikisininde kuaför olarak çalıştığını ancak ruhsatın davalı adına yapıldığını, katkı payı alacaklarının gerçek miktarının hesaplanması için dava konusu taşınmazların değerlerinin belirlenmesine, bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmesini ve ortaya çıkacak gerçek alacak miktarını talep etme hakkı saklı tutularak harca esas değer olarak gösterilen 20.000 TL alacağın dava tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taşınmazların müvekkili adına kayıtlı olduğunu, müvekkilinin Mezitli’de bulunan daireyi 28/01/1997 tarihinde, dükkanı da 04/09/2001 tarihinde satın aldığını, 01/01/2002 tarihinde yürürlüğe giren 4721 sayılı yeni MK nun mal birliği rejimini kabul ettiğini ancak bu yasanın yürürlüğe girdiği tarihten sonra edinilen malların birlikte edinilmiş mallar olarak kabul edildiğini, müvekkilinin Ankara Çankaya 2.bölge 6914 ada 11 parselde kayıtlı babasından kalma daireyi 1996 yılı Temmuz ayında sattığını ve eline geçen para ile 5 ay sonra Mezitli’deki evi satın aldığını yani bu taşınmazın babasından kalan mirastan elde edilen para ile satın alındığını, 2008 yılında F1bank’dan davacının kendi adına kredi çektiğini bu para ile kendisine araba satın aldığını, müvekkilinin bu kredi için kefil olduğunu ve davacının krediyi ödememesi nedeniyle bu kredi borcunu da müvekkilinin ödediğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
Mersin 3. Aile Mahkemesinin 11/09/2018 tarih 2016/814 Esas 2018/631 Karar sayılı ilamında özetle;
Davacının katkı payı alacağı talebinin kabulü ile, Mersin ili Mezitli ilçesi, A5 mevkii 22 pafta, 902 numaralı parseldeki 3 nolu bağımsız bölüm ile Mersin ili Erdemli ilçesi 167 ada 289 parseldeki binanın zemin katındaki dükkandan kaynaklı olarak 112.071,49 TL katkı payı alacağının 20.000 TL sinin dava tarihinden, bakiyesinin ıslah tarihi olan 14/05/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verildiği, davalı aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedildiği anlaşılmıştır.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ:
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının açmış olduğu davada evlilik birliği içinde edinilen iki taşınmazdan katkı payı alacağını talep ettiğini, davalının Mezitli’de bulunan daireyi 28/01/1997 tarihinde 900TL ye, dükkanı da 04/09/2001 tarihinde 2.500TL ye satın aldığını, taşınmazların edinildiği tarihte taraflar arasında mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğunu, davalının Ankara Çankaya 2. Bölge 6914 ada 11 parselde kayıtlı babasından kalma daireyi 1996 Temmuz ayında 1600TL’ye sattığını ve eline geçen para ile 5 ay sonra Mezitlideki evi 900TL’ ye satın aldığını, bu taşınmazı babasından miras kalan para ile satın aldığını, Erdemli’deki iş yerini de bu paradan artan ve kazandığı para ile satın aldığını, 2008 yılında F1bank’tan davacının kendi adına kredi çektiğini, bu para ile otomobil aldığını, davalının da bu işleme kefil olduğunu, ancak kendisinin kredi borcunu ödememesi nedeniyle davacının ödememek zorunda kaldığını ve halen ödediğini, davacının otomobili sattığını, hesap bilirkişisi tarafından hazırlanan raporun usul ve yasaya uygun olmadığını, bilirkişi tarafından taşınmazların mal ayrılığı döneminde satın alındığına ilişkin tespitte bir sorun olmadığını, ancak davalıya iki ayrı zamanda para geldiğini, ilk gelen paranın Ankara Çankaya 2. Bölge 6914 ada 11 parselde kayıtlı babasından kalma dairenin 1996 Temmuzunda satışından geldiğini, bu para ile 5 ay sonra Mezitli’deki evin satın alındığını, davalıya ikinci defa gelen paranın ise Çankaya İlçesi, A7 Mahallesi, 7228 ada 22 parselde kayıtlı taşınmazın hisse satışından elde edilen 11.000TL’lik bir para olduğunu, 10/09/2018 tarihinde dilekçe ile sunduğu 08/05/2014 tarihinde PTT havalesi ile gönderilmiş paraya ilişkin olduğunu, bu para ile evde bir takım tadilatlar yapıldığını, bilirkişinin bu iki para gönderme olayını birbirine karıştırarak maddi hata yaptığını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesi için istinaf kanun yoluna başvurduğu anlaşılmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
HMK 355. maddesine göre, resen gözetilecek kamu düzenine aykırı haller dışında istinaf incelemesi, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır.
Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir (6100 sayılı HMK mad. 33). İddianın ileri sürülüş şekline göre dava, katkı payı alacağı isteğine ilişkindir.
Katkı payı alacağı; 01.01.2002 tarihinden önce 743 Sayılı Türk Kanunu Medenisi’nin (TKM) yürürlükte olduğu dönemde, eşler arasında yasal mal ayrılığı rejimi geçerliydi (TKM mad.170). TKM’de, mal rejiminin tasfiyesine ilişkin düzenleme mevcut olmadığından, eşlerin bu dönemde edindikleri mal varlığının tasfiyesine ilişkin uyuşmazlık, aynı kanunun 5.maddesi yollamasıyla Borçlar Kanunu’nun genel hükümleri göz önünde bulundurularak “katkı payı alacağı” hesaplama yöntemi kurallarına göre çözüme kavuşturulmalıdır. Zira Borçlar Kanunu, Medeni Kanun’un tamamlayıcısı olarak kabul edilmiştir (EBK mad.544, TBK mad.646).
Mal ayrılığı rejiminde; eşler kendi malları üzerinde tasarruf yetkisine ve intifa hakkına sahiptir ve mallarının idaresi kendisine aittir (TKM mad.186/1). Her birinin malları, geliri ve kendi kazançları yine kendilerine ait kişisel mallarıdır (TKM mad.189). Kadın veya kocanın, mal rejiminin devamı sırasında diğerinin edindiği mal varlığına katkısı nedeniyle katkı payı alacağı isteğinde bulunabilmesi için mutlaka para ya da para ile ölçülebilen maddi veya hizmet değeriyle katkıda bulunması gerekir.
Mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu dönemde satın alınan tasfiyeye konu mala çalışma karşılığı elde edilen gelirlerle (maaş, gündelik, kar payı vb.) katkıda bulunulduğunun ileri sürüldüğü durumlarda; çalışarak, düzenli ve sürekli gelire sahip eşin, aksi kanıtlanmadıkça, yapabileceği tasarruf oranında katkıda bulunduğunun kabulü gerekir.
Taraflarca sunulan, İlk Derece Mahkemesince toplanan tüm delillere ve davalı vekili tarafından gösterilen istinaf nedenlerine göre yapılan incelemede; tarafların 19/10/1993 (davacı kadının nüfus kaydına göre 19/12/1993) tarihinde evlendikleri, Mersin 2. Aile Mahkemesinin 2015/654 Esas 2016/492 Karar sayılı ilamı ile boşandıkları, boşanma dava tarihinin 26/10/2015 (asıl boşanma dava tarihinin 01/10/2015 tarihi olduğu ancak davanın reddine karar verildiği), boşanmanın kesinleşme tarihinin 08/09/2016 olduğu, taraflar arasında evlendikleri tarih olan 19/10/1993 tarihinden 01/01/2002 tarihine kadar mal ayrılığı 01/01/2002 tarihinden boşanma dava tarihi olan 26/10/2015 tarihine kadar başkaca mal rejimini seçmediklerinden edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu, dava konusu Mersin İli, Mezitli İlçesi, A8, 902 parsel, A3 Blok, 2. Kat, 3 nolu bağımsız bölümün davalı tarafından 28/01/1997 tarihinde satış sebebiyle edinildiği, diğer dava konusu Mersin İli, Erdemli İlçesi, A9 Mahallesi, 167 ada 289 parsel, Zemin Kat, 13 nolu bağımsız bölümde kayıtlı taşınmazın davalı tarafından 04/09/2001 tarihinde satış sebebiyle edinildiği, ilk derece mahkemesi tarafından keşif yapıldığı, bilirkişi raporlarının aldırıldığı, dosyanın hesap bilirkişisine gönderilerek bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kabulüne karar verildiği, celp edilen tapu kayıtlarına göre, davalı K4 ve kardeşi K6’a Ankara İli, Çankaya İlçesi, A10 Mahallesi, 6914 ada,11 parsel Zemin Kat, 4 nolu bağımsız bölümün, babaları K7 tarafından 12/03/1996 tarihinde 1/2 hisseli olarak devredildiği, davalı K4 ve dava dışı K6’ın bu taşınmazı 25/10/1996 tarihinde satış senedine göre, 200.000.000ETL bedelle üçüncü kişiye devrettikleri, dolayısıyla bu taşınmazın satımından elde edilen, davalının kişisel malı niteliğindeki paranın dava konusu Mersin İli, Mezitli İlçesi, A8, 902 parsel, A3 Blok, 2. Kat, 3 nolu bağımsız bölümün 28/01/1997 tarihinde satın alınmasında kullanıldığı iddiasının hayatın olağan akışına uygun olduğu, zaten bu hususun davacı tanıkları tarafından da doğrulandığı, davalı tarafça bu taşınmazın satışından elde edilen paranın tamamı ile dava konusu taşınmazın satın alındığı iddia edildiğinden, satış senedindeki miktarın düşük gösterilmiş alabileceği göz önüne alındığında davalının 1/2 hissesine sahip olduğu Ankara Çankaya’da bulunan taşınmazın satım tarihi olan 25/10/1996 tarihindeki değerinin tespitinin ve dava konusu taşınmazın edinim tarihindeki değerinin karşılaştırılmasının gerektiği, bu taşınmazın değerinin tespitinden sonra davacının katkı alacağı talebi konusunda karar vermek gerektiğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi mahkemesi kararının HMK 353/1-a-6. Maddesi gereğince tüm sonuçları ile birlikte ortadan kaldırılması gerekti karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı erkek vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; Mersin 3. Aile Mahkemesinin 11/09/2018 tarih, 2016/814 Esas 2018/631 Karar sayılı kararının tüm sonuçları ile birlikte
ORTADAN KALDIRILMASINA;
2-
Davanın yeniden görülmesi için dava dosyasının
İlk Derece Mahkemesine
GÖNDERİLMESİNE,
3-
Davalı erkek tarafından yatırılan 1.913,90TL istinaf karar harcının davacının istinaf başvurusunun usulden kabulüne karar verildiğinden, talep halinde kendisine iadesine,
4-
Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
5-
İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından davalı lehine vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
6-
Kararın HMK 359-(4) maddesi gereği İlk Derece Mahkemesince taraflara tebliğe çıkarılmasına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı HMK nun 353/1-a-6 maddesi uyarınca
KESİN olmak üzere
OY BİRLİĞİYLE karar verildi. 31/12/2020
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe