Adana BAM, 10. HD., E. 2019/2625 K. 2019/1935 T. 2.12.2019

İlgili TBK madde: TBK Madde 346

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN

DAVACI : K1 – N1

VEKİLİ : Av. K2;A1

DAVALI : F1 ORGANİZASYON REKLAM TURİZM GIDA İNŞAAT İTHALAT İHRACAT SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ –

VEKİLİ : Av. K3;A2

DAVANIN KONUSU : Kiralananın Tahliyesi(İcra)

Mersin 1. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2019/254 Esas 2019/396 Karar sayılı kararına karşı istinaf kanun yoluna davacı K1 vekili tarafından başvurulması üzerine dosya incelendi;

DAVA:Davacı

K1 vekili dava dilekçesinde özetle;

Davalı hakkında 25.02.2016 başlangıç tarihli yazılı kira akdine dayanarak 15.05.2019 tarihinde haciz ve tahliye talepli olarak başlattığı icra takibi ile aylık 6.040,00 TL’den ödenmeyen Mart 2019 ayı kira alacağı ile sözleşmenin 1.maddesi gereği muacceliyet kesbeden 2019 yılı Nisan, Mayıs, Haziran, Temmuz, Ağustos, Eylül, Ekim, Kasım, Aralık ayları ile 2020 yılı Ocak, Şubat aylarına ilişkin toplam 12 aylık kira alacağı 72.480,00 TL’nin tahsili ve tahliye istemi ile Mersin 3. İcra Müdürlüğü’nün 2019/6216 sayılı dosyası ile başlatılan ilamsız icra takibine karşı davalının haksız kısmi itirazı üzerine takibin durdurulmasına karar verildiğini, davalının kısmi itirazının kaldırılmasına, % 20 inkar tazminatına ve A3 adresindeki kiralanandan tahliyesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı
F1
Organizasyon Reklam turizm Gıda İnşaat İthalat İhracat Sanayi ve ticaret limited Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle;

Davacının davası haksız ve yersiz olduğunu, davacı taraf müvekkili aleyhine önce Mersin 3.İcra Müdürlüğü’nün 2019/5888 sayılı dosyası ile kira alacağına ilişkin icra takibinde bulunmuş, akabinde kısa bir süre sonra yine aynı kira alacağını kapsar şekilde Mersin 3.İcra Müdürlüğü’nün 2019/6216 sayılı dosyası ile icra takibinde bulunduğunu, kira konusunda Borçlar Kanununda yapılan düzenleme neticesi aynı yasanın 346 maddesinde kiracıya kira bedeli ve yan giderler dışında başka bir ödeme yükümlülüğü getirilemeyeceği özellikle kira bedelinin zamanında ödenmemesi halinde ceza koşulu ödeneceğine veya sonraki kira bedellerinin muaccel olacağına ilişkin anlaşmaların geçersiz olduğunun açıkça belirtildiğini, bu nedenle müvekkilimin temerrüde düştüğü iddiasının gerçek dışı olduğunu belirterek davanın reddine, mahkeme masrafları ile vekalet ücretinin de davacıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI;

Yapılan yargılama, taraf iddia ve savunmaları, icra dosya kapsamı ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; icra mahkemesinin dar yetkili mahkeme olduğu, tarafça takibe konu edilen alacakların talep edilebilir olup olmadığı ve alacağın miktarı hususunun genel mahkemelerde yargılamayı gerektirdiği, dolayısıyla davacı tarafça itirazın iptali yoluna başvurulması gerektiği, davalının dosyada itirazının bulunması ve davalının itirazı iptal edilmediği sürece tahliyesine de karar verilemeyeceği gerekçesi ile itirazın kaldırılması ve tahliyeyönündeki davanın reddine karar vermiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ:

Davacı K1 vekili istinaf dilekçesinde özetle;

Bir icra hukuk yargılamasında Hakimin öncelikle bakması gereken konunun 1.olarak geçerli bir icra takibinin bulunup bulunmadığı, 2. Olarak ise alacaklının yasal olarak alacaklı olup olmadığını, itirazın kaldırılması davasında, davalının 3 aydın kira bedelini ödemediğini, Ltd. ŞTi. Olması nedeni ile TTK uyarınca tacir olduğu,u TK madde 346 uygulamasının 6217 s.k.nun geçici 2.maddesi uyarınca 2020 yılına kadar tacirler bakımından ertelenmesi sebbi ile kira kontratında buluna muaccelliyet şartının geçerli olduğu muaccel hali gelen kira alacağı için takip yapıldığı, itirazın haksız olduğ u yönünde olduğunu, ancak yerel mahkemenin alacaklının yasal olarak alacaklı olup olmadığı noktasında karar vermesi gerekir iken “tarafça takibe konu edilen alacakların tamep edilebilir olu olmadığı yargılamayı gerektirdiği” ve Asliye hukuk Mahkemesinde itirazın iptali davası açılması gerektiği gerekçesi ile davayı reddettiğini, bu kararın hukuka aykırı olduğunu, icra hukuk Mahkemesinin TBK kapsamında alaaklı olup olmadıklarını konusunda karar vermesi gerektiğini, hukuki bir konunun yargılamayı gerektirdiği gerekçesinin bir garabet olduğunu, açıklana nedenlerle Yerel mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir.

GEREKÇE:Davacı alacaklı 25.02.2016 başlangıç tarihli yazılı kira akdine dayanarak 15.05.2019 tarihinde haciz ve tahliye talepli olarak başlattığı icra takibi ile aylık 6.040,00 TL’den ödenmeyen Mart 2019 ayı kira alacağı ile sözleşmenin 1.maddesi gereği muacceliyet kesbeden 2019 yılı Nisan, Mayıs, Haziran, Temmuz, Ağustos, Eylül, Ekim, Kasım, Aralık ayları ile 2020 yılı Ocak, Şubat aylarına ilişkin toplam 12 aylık kira alacağı 72.480,00 TL’nin faiziyle tahsilini talep etmiş, ödeme emri davalı borçluya 27.05.2019 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davalı borçlu vekili 29.05.2019 tarihli itiraz dilekçesinde, müvekkilinin alacaklıya ödeme emrinde belirtilen 2019 yılı Mayıs ayına ait 6.040,00 TL ödenmeyen kira borcu bulunduğunu, takibe konu 2019 yılı Mart ve Nisan aylarına ilişkin kira bedellerinin Mersin 3. İcra Müdürlüğü’nün 2019/5888 esas sayılı dosyası ile takibe konulduğunu, anılan aylara ilişkin kira bedellerinin 30 günlük ödeme süresi içerisinde ödeneceğini, dolayısı ile 2019 yılı Mart ve Nisan aylarına ilişkin kira bedellerinin mükerer olarak takibe konulduğunu, belirterek borca kısmi itirazda bulunmuştur. Bunun üzerine icra müdürlüğünce, takibin 66.440 TL yönünden durdurulmasına karar verilmiştir. Ödeme emrine davalı borçlu tarafından itiraz edilmesi üzerine, davacı alacaklı icra mahkemesine başvurarak, borçlu şirketin 2019 yılı Mart ve Nisan aylarına ilişkin kira bedellerinin Mersin 3. İcra Müdürlüğü’nün 2019/5888 esas sayılı dosyası ile takibe konulduğundan bu aylara ilişkin kira bedellerinin mükerrer istendiğinden, 2019 yılı Mayıs ayına ait 6.040,00 TL kira borcunun ise 30 günlük ödeme süresi içerisinde ödeneceğinden bahisle haksız surette borca kısmen itiraz ettiğini, oysa 2019 yılı Mart ve Nisan aylarına ilişkin kira bedellerinin tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile talep edildiğinden mükerrerliğin sözkonusu olamayacağını, ayrıca sözleşmenin 1. Maddesine göre de Mart 2019 ayına ait kira bedelinin ödenmemesi nedeniyle diğer aylara ait kira bedellerinin muaccel hale geldiğini, davalının ayrıca kesinleşen bakiye muaccel kira bedelini de yasal süresinde ödemediğini, bu şekilde temerrüde düştüğünü bildirerek bu nedenlerle haksız kısmı itirazın kaldırılmasına ve davalının mecurdan tahliyesine karar verilmesi isteminde bulunmuştur.

İlk Derece Mahkemesince, takip konusu edilen alacakların talep edilebilir olup olmadığı ve alacağın miktarı hususunun genel mahkemelerde yargılamayı gerektirdiği, davacının itirazın iptali yoluna başvurması gerektiği gerekçeleri ile itirazın kaldırılması ve tahliye isteminin reddine karar verildiği, bu karara karşı davacı vekili tarafından dava dilekçesinde belirtilen sebeplerle istinaf yoluna başvurulduğu görülmüştür.

Dava, kira alacağının tahsili için başlatılan takibe itirazın kaldırılması ve tahliye istemlerine ilişkindir.

Takipte dayanılan ve karara esas alınan 25.02.2016 başlangıç tarihli 1 yıl süreli kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Kira sözleşmesinde kiralanan işyeri olarak kullanılmak üzere davalı kiracı şirkete kiralanmıştır. Sözleşmenin özel şartlar bölümü 1. maddesinde, “ aylık kira bedelinin her ayın 5. gününe kadar kiraya veren adına açılacak banka hesabına peşin ve net olarak ödeneceği, kira bedelinden herhangi birinin zamanında ödenmemesi veya eksik ödenmesi durumunda o dönem sonuna kadar olan tüm aylara ait kira bedellerinin muaccel hale hale gelecek, tamamının talep ve tahsiline gidilecektir.” düzenlemesine yer verilmiştir. Davacı alacaklı 15.05.2019 tarihinde başlattığı icra takibi ile 2019 yılı Mart ayı kira alacağı ile sözleşmedeki muacceliyet şartı gereğince muaccel hale gelen sözleşme sonuna kadarki kira bedellerinin tahsilini istemiştir. Davaya dayanak takip 15.05.2019tarihinde başlatılmakla, takip tarihi itibariyle takibe konu 2019 yılı Mart, Nisan, Mayıs ayı kiraları muacceldir. 2019 yılı Mart ayı kira alacağı süresinde ödenmemekle, kira sözleşmesinin 1. maddesi uyarınca kira dönemi sonuna kadarki kira alacaklarının muaccel hale geldiğinin kabulü gerekir.

Ayrıca 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 346 maddesinin ikinci cümlesi, kira sözleşmelerine konulan muacceliyet şartlarını geçersiz kılmış ise de, kiralanan işyeri amaçlı kullanılmak üzere kiralanmış olup, davalı kiracı da Türk Ticaret Kanunu anlamında tacir sayılan Limited şirket olduğundan sözleşmede kararlaştırılan muacceliyet şartını geçersiz kılan yasa hükmü 6353 Sayılı Kanunun 53.maddesi ile değişik 6217 Sayılı Kanunun geçici 2.maddesi hükmü gereğince erteleme kapsamındadır. Bu durumda tacir kiracı şirket hakkında TBK’nin 346.maddesinin 01.07.2012 tarihinden itibaren 8 yıl süre ile uygulanamayacağı gözetilerek muacceliyet şartı gereğince istenen kiralar yönünden muacceliyet koşulunun geçerli olduğunun kabulü gerekir.

Buna göre; davacı alacaklının 15.05.2019tarihinde başlattığı takip talebi ile takip tarihi itibariyle istenebilir olan 2019 yılı Mart ayı kira alacağı ile birlikte sözleşmenin 1. maddesi uyarınca muaccel hale gelen sözleşme sonuna kadarki kira alacaklarının da tahsilini istemesinde bir sakınca bulunmamaktadır.

İİK’nun 269/c maddesi gereğince borçlu akdi reddetmeyip kiranın ödendiğini yada sair sebeple istenemeyeceğini bildirerek itiraz etmiş ise itiraz sebeplerini ve isteğini noterlikçe re’sen tanzim veya imzası tasdik edilmiş veya alacaklı tarafından ikrar olunmuş bir belge veya resmi dairelerin ve yetkili makamların yetkileri dahilinde ve usulüne göre verdikleri bir makbuz veya vesika ile ispat etmeye mecburdur. Davalı tarafça davanın dayandığı belge altındaki imzaya itiraz edilmemiş sadece borca itiraz edildiğine göre uyuşmazlık yargılamayı gerektirmez. İcra mahkemesi görevlidir. Bu nedenle mahkemece işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile uyuşmazlığın yargılamayı gerektirdiğinden bahisle davanın reddine karar verilmesi doğru olmadığından davacı vekilinin istinaf isteminin kabulüne, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, dosyanın yeniden bir karar verilmek üzere HMK’nun 353/1-a-4 maddesi gereğince mahkemesine yerel mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM:

Yukarıda açıklanan nedenlerle;

Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK’nın 353/1-a.4 maddesi gereğince, Mersin 1. İcra Hukuk Mahkemesi 2019/254 Esas-2019/396 sayılı kararının
KALDIRILMASINA,
Dosyanın yeniden karar verilmesi için mahkemesine gönderilmesine,
İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda değerlendirilmesine,
İstinaf peşin harcının istek halinde istinaf kanun yoluna başvuran davacıya iadesine,
HMK 27. maddesi gereğince tarafların hukuki dinlenilme hakkı nedeniyle ve 04/08/2017 tarihinde yürürlüğe giren 7035 sayılı Yasanın 27. maddesi ile HMK 302. maddesine eklenen 5.fıkrası uyarınca hükmün ilk derece mahkemesince taraflara tebliğ edilmesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda 02/12/2019 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi.

  • İlk yayınlanma tarihi: 30 Temmuz 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!