Adana BAM, 1. HD., E. 2018/1095 K. 2018/1151 T. 6.11.2018

İlgili TBK madde: TBK Madde 36

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

DAVANIN KONUSU :

Tapu İptali Ve Tescil (Zilyetliğe Dayalı)

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK’nun 352 ve devamı maddeleri uyarınca dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:

Davacı vekili ilk derece mahkemesine vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle;

Adana ili, Pozantı ilçesi, A1 Mahallesi 254 ada 1 parsel sayılı taşınmazı satmak istediğini, akrabası olan davalı K1’ye bir müşteri bulmasını istediğini, K1’nin diğer davalı K2 ile birlikte geldiklerini, K2’in arsayı satın almak istediğini, 24.000,00 TL bedel ile anlaştıklarını, hesabına 9.000,00 TL yatırıldığını, geri kalan miktarı 10 gün içerisinde yatıracaklarını, kendisininde güvendiği için taşınmazı devrettiğini, daha sonra geri kalan miktarı yatırmadıklarını ve bu nedenle dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile kendi adına tescil edilmesini talep etmişir.

Davalı
K2 duruşmada; ”
…Ben davacının tahsil edemediği 14.000,00 TL’yi davacının yeğeni olan diğer davalı K1’ye vermiştim. KEndisi ile yaptığım görüşmelerde de ” Ben dayım K3 ile bu işi halledecem. Parayı dayıma vereceğim” dedi. Davanın reddine karar verilmesini talep ediyorum…” şeklinde beyanda bulunmuştur.

Davalı K1 duruşmada;

Beyanında dayımın gayrimenkulünü K2’in aldığı doğrudur bunun karşılığında ilk başta 10.000,00 TL’yi ödedi. Daha sonra kalan 14.000,00 TL’yi de K2 benim hesabıma yatırdı. Ancak benim devam eden davalarım ve icra takiplerim sebebi ile hesabımda bloke olması sebebi ile buradaki 14.000,00 TL’yi alıp verme ihtimalim yoktur ” şeklinde beyanda bulunmuştur.

Mahkeme kararı
; Dava konusu taşınmazın tapu kayıtları celp edilmiş ve incelenmesinde dava konusu taşınmazın davacıya ait olduğu anlaşıldığından davacıya doğru ada ve parsel numarasının bildirilmesi için süre verilmiş davacı dava konusu taşınmazın 255 ada 6 parsel sayılı taşınmaz olduğunu bildirmiş, A1 Mahallesi 255 ada 6 parsel sayılı taşınmazın da davacı adına kayıtlı olduğu anlaşılmıştır. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Dava konusu taşınmazın davacı adına kayıtlı olduğu, davacıya dava konusu taşınmazın ada ve parsel numarasının bildirilmesi için verilen süre içerisinde ada ve parsel numarası bildirilen taşınmazın da davacı adına kayıtlı olduğundan husumet yokluğu nedeniyle davacının davasının reddi şeklinde hüküm kurulmuştur.

İSTİNAF YOLUNA BAŞVURAN:

İstinaf yoluna davacı 10.08.2018 tarihinde başvurmuştur.

İSTİNAF SEBEBLERİ VE DEĞERLENDİRME:

İstinaf yoluna başvuran davacı dilekçesinde özetle;

Mahkemece dava konusu taşınmazın parsel numurasını yanlış bildirdiğinden red kararının yasaya aykırı olduğunu, yaşlı olup birçok taşınmazının bulunduğunu, süre verilseydi satılan taşınmazın fotokopisini sunabileceğini, yada keşifte tespit edilebileceğini, olmadı tapuya sorularak davacının davalıya satılan taşınmazın tespit edilebileceğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER ve GEREKÇE:

Dava, satış bedelinin tamamının ödenmemesi nedeniyle satış sözleşmesinin feshi nedeniyle tescil talebine ilişkindir.

Dilekçe ve iddianın içeriği ve ileri sürülen biçimine göre davada dayanılan sebebin hile olduğu anlaşılmaktadır.

Bilindiği üzere; hile, genel olarak bir kimseyi iradebeyanında bulunmaya, özellikle sözleşme yapmaya sevketmek için onda kasten hatalı bir kanı uyandırmak veya esasen var olan hatalı bir kanıyı koruma yahut devamını sağlamak şeklinde tanımlanır. Hata da yanılma hilede yanıltma sözkonusudur. T.B.K’nun 36/1 maddesinde açıklandığı üzere taraflardan biri diğer tarafın kasıtlı aldatmasıyla sözleşme yapmaya yöneltilmişse hata esaslı olmasa bile aldatılan taraf için sözleşme bağlayıcı sayılamaz. Değinilen koşulların varlığı halinde aldatılan taraf hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili (makable şamil) olarak ortadan kaldırabilir ve verdiği şeyi geri isteyebilir. Öte yandan, hile her türlü delille ispat edilebileceği gibi iptal hakkının kullanılması hiç bir şekle bağlı değildir. Anılan husus resmi belgeler yönünden de Türk Medeni Kanununun 7/2 maddesinde dile getirilmiştir. Hilenin öğrenildiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde karşı tarafa yöneltilecek bir irade açıklaması, defi yahut davayoluyla da kullanılabilir. Sözleşme iptal edilmekle yapıldığı andan itibaren ortadan kalkacağı için yerine getirilen edim, ayni bir istihkak davası (tapulu taşınmazlarda iptal ve tescil davası), bunun mümkün olmadığı hallerde de sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak davası yoluyla geri istenebilir.

Hemen belirtilmelidir ki, satış bedeli (semen) satışın asli unsurlarından birisidir. Semen ödeneceği düşüncesi uyandırılarak taşınmazın mülkiyetinin naklinin sağlanması ve ondan sonra semenin ödenmemiş olması yukarıda değinilen ilkeler gözetildiğinde iradeyi fesada uğratan sebeplerin gerçekleştiğinin kabulünü gerektirir. Bir başka ifade ile, elbette ki taraflarca bedelin yani semenin sonra ödeneceği kararlaştırılabilir. Böylesi bir durumda TürkMedeni Kanununun 893. maddesi hükmü uyarınca satış bedeli üzerinden ipotek yaptırılması mümkün bulunduğu gibi, Borçlar Kanununun (246) 217. maddesi delaletiyle (234-235) 211. maddesi hükmü gereğince bedel ödenmediği takdirde taşınmazın mülkiyetinin iade edileceğine dair ihtirazi kayıt konulabilir. Böylesi bir olgu tapunun iptali ile eski malike intikaline olanak sağlar ise de, koşulsuz olarak bedelin sonradan ödenmesi taraflarca kararlaştırılmış ise de satıcının hakkı bedel olup, ödenmemesi halinde yasal yollara müracaat ederek tahsili sağlanabileceğinden ödememe, tapu iptal ve tescilin hukuki nedenini teşkil etmez.

Davacı dava dilekçesinde, 254 ada 1 nolu parseli davalı K2’e sattığını 14.000 TL satış bedelinin ödenmediğini belirterek dava açtığı, tapu kaydına göre taşınmazın davacı adına olup satılmadığı, mahkemece dava konusu parseli bildirmesi için 29.11.2017 tarihli 3. celsede dava konusu taşınmazı bildirmesi için sonraki duruşma gününe kadar süre verildiği, sonraki velsede 255 ada 6 parselin bildirildiği, tapudan gelen yazıda davacı adına olduğundan davanın husumetten reddine kaarar verildiği anlaşılmaktadır.Bilindiği gibi HMK 119 maddesi uyarınca dava dilekçesinde davanın konusu ve talep sonucunun açık olarak belirtilmesi gerektiği HMK 119/2 fıkrasına göre de eksikliği mümkün olan hallerde tamamlanması için 1 haftalık süre verileceği tamamlanmazsa davanın açılmamaış sayılmasına karar verileceği anlaşılmaktadır.

Dosya içeriğinden davacının dava açarken Adana ili Pozantı ilçesi A1 Mahallesi 254 ada 1 parsel sayılı taşınmazı satmak istediğini, akrabası olan davalı K1’ye bir müşteri bulmasını istediğini, K1’nin diğer davalı K2 ile birlikte geldiklerini, K2’in arsayı satın almak istediğini, 24.000,00 TL bedel ile anlaştıklarını, hesabına 9.000,00 TL yatırıldığını, kalan bedelin yatırılmadığından tescil talep ettiği, taşınmazın davacıya ait olduğu anlaşıldığından davacıya doğru ada ve parsel numarasının bildirilmesi için süre verildiği davacı dava konusu taşınmazın 255 ada 6 parsel sayılı taşınmaz olduğunu bildirdiği, A1 Mahallesi 255 ada 6 parsel sayılı taşınmazın da davacı adına kayıtlı olduğu anlaşılmakla davanın husumet yokluğundan reddine karar verildiği, davacının istinaf dilekçesinde de dava konusu parseli bildirmediği anlaşılmakla, HMK 114/h maddesi uyarınca hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmesi gerekir iken husumetten ret kararı verilmiş hatalı ise de netice olarak ret kararı usule uygun olmakla davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK.nun 353/1-b-1 bendi uyarınca reddi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M :

Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-
Pozantı Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 09/05/2018 tarih ve 2017/21 Esas, 2018/75 Karar sayılı kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, davacı vekilinin istinaf başvurusunun,
6100 Sayılı HMK’nın
353/1- b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

2-
Harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,

3-
Talep eden tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4-
Dairemizce celse açılmadan gerekli inceleme yapıldığından taraflar leh ve aleyhine vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,

5-
Kararın mahkemesince taraflara tebliğine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.nın 362/1-a maddesi uyarınca,
KESİN olarak oy birliği ile karar verildi.06/11/2018

  • İlk yayınlanma tarihi: 30 Temmuz 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!