Adana BAM, 5. HD., E. 2018/574 K. 2018/398 T. 30.3.2018

İlgili TBK madde: TBK Madde 139

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
Mersin 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 12/12/2017 tarih 2017/132 Esas 2017/797 Karar sayılı kararı ile kurulan hüküm nedeniyle davalı vekilinin istinaf başvurusu ile ilgili yapılan esas incelemesinde;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

DAVA DİLEKÇESİNDE ÖZETLE;Müvekkilinin, davalıdan N2 plaka sayılı aracı 150.000,00 TL bedelle satın almak üzere anlaştığını, davalının aracın üzerinde rehin olduğunu ve 90.000,00 TL nin peşin olarak satıştan önce kalan 60.000,00 TL’nin ise satış sırasında tahsil edebileceğini bildirdiğini, müvekkilinin 20/11/2015 tarihinde davalının F2 Bankasındaki hesabına 90.150,00 TL’yi havale ettiğini, noter satışı sırasında 60.000,00 TL yi ödemek ve aracın devrini almak üzere Mersin’e geldiğini, ancak davalının aracı satmaktan vazgeçtiğini ve müvekkilinin ödemiş olduğu 90.150,00 TL bedeli ödemeyeceğini bildirdiğini, müvekkilinin İstanbul 12. İcra Müdürlüğünün 2015/32930 esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, davalının yasal süresi içinde borca itiraz etmesi üzerine takibin durduğunu, İstanbul 12. İcra Müdürlüğünün dosyayı yetkisizlik ile Mersin 7. İcra Müdürlüğüne gönderdiğini ve Mersin 7. İcra Müdürlüğünün 2015/17663 esas sayılı numarasını aldığını, borçlunun Mersin 7. İcra Müdürlüğü dosyasının 05/01/2015 tarihindeki borca da itiraz ettiğini, bu nedenle borçlunun itirazının iptaline, takibin kaldığı yerden devamına, %20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiş, ilgili Mahkemece görevsizlik kararı verilerek dosya Mahkememize tevdii edilmiştir.

Davalı vekilleri ayrı ayrı cevap dilekçelerinde özetle;Alacaklı görülen şahsın ve suç ortaklarının müvekkiline ait iki adet aracı alarak dolandırmaya kalkıştıklarını, bununla ilgili Mersin Cumhuriyet Savcılığının 2015/49926 Soruşturma numarası ile şikayetçi olduklarını, alacaklı görülen şahıs ve suç ortakları hakkında soruşturmanın devam ettiğini, müvekkilini dolandırmaya kalkan alacaklı görülen şahsa ve suç ortaklarına daha önce satılmış olan N1 plakalı araçtan kalan borçları olduğundan ikinci araç için ödenen peşinatın birinci araçtan kalan borca mahsup edildiğini, N1 plakalı araç için verilen 20.12.2015 tarihli F1 Bankası Suadiye İstanbul şubesine ait 7988084 çek nolu 85.000,00 TL bedelli çekin de karşılığının çıkmadığını, bu nedenle müvekkilinin alacaklı olduğunu iddia eden şahsa her hangi bir borcunun olmadığını beyanla davanın reddini talep etmişlerdir.

MAHKEME KARARINDA ÖZETLE;Davalı tarafın ileri sürdüğü N1 plakalı aracın davacı tarafından satın alındığına veya satışın davacıyla bir şekilde ilgili olduğuna dair de davalının soyut iddiasından başka delil bulunamamış olup, bu haliyle davalının itirazında haksız olduğuna kanaat getirilerek davanın reddine karar vermek gerekmiş, takibe konu alacak likit olduğundan alacağın %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilerek davanın kabulü ile, Mersin 7. İcra Müdürlüğünün 2015/17663 esas sayılı dosyasında yürütülen icra takibinin davalının yapmış olduğu itirazın iptaline, alacak tutarı olan 90.150,00 TL’nin %20’si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verildiği anlaşılmıştır.

İSTİNAF TALEBİNDE ÖZETLE;Yerel mahkemenin yeterli delil olmaksızın karar verdiğini, bu nedenle yerel mahkemenin vermiş olduğu kararın hem usulen hemde esasen eksik tetkikat neticesinde usule ve hukuka aykırı olarak verildiğinden, yerel mahkemenin vermiş olduğu kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAF TALEBİNE KARŞI VERİLEN CEVAP DİLEKÇESİNDE ÖZETLE;Karşı tarafın istinaf talebinin reddi ile, yerel mahkemenin vermiş olduğu kararın onanmasına karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLER; Dava dilekçesi, cevap dilekçesi, davalı F3 Mobilya … Şti’nin 10 Ekim 1997 tarih ve 4395 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlanan ana sözleşme örneği, Mersin 7.İcra Müdürlüğü’nün 2015/17663 sayılı takip dosyası, Mersin 6. İcra Müdürlüğü’ne ait 2016/1459 Esas sayılı icra takip dosyası, Mersin C. Başsavclığının 2016/48895 soruşturma sayılı ve 2015/49926 soruşturma sayılı dosyaları ve tüm dosya kapsamı,

DEĞERLENDİRME – GEREKÇE :

DAVA;İtirazın iptali davasıdır.

İstinaf incelemesi HMK 355. Madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve resen de kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmış olup,
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının davalının hesabına gönderdiği 90.150,00 TL’nin geri istenip istenemeyeceği hususuna ilişkindir.

Davacı vekili dava dilekçesinde, davalı şirketten araç alımı konusunda anlaştıklarını, bu sebeple davalının hesabına 90.150,00 TL gönderdiğini, bakiye araç bedeli olan 60.000,00 TL’nin ise aracın teslimi sırasında ödeneceğini ancak davalının anlaşmaya konu aracın satışını vermediği gibi, ödenen miktarı iade etmediğini bu nedenle başlatılan icra takibine itiraz ettiğini iddia ederek davalının Mersin 7.İcra Müdürlüğünün 2015/17663 Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptalini ve davalının % 20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının, davalı şirkete ait iki aracı almak suretiyle birden fazla kişiyi devreye sokarak adeta dolandırdığını, davacı ile birlikte hareket eden şahısların müvekkili şirkete ait N1 Plakalı aracın bakiye satış bedeline ilişkin olarak verilen 85.000,00 TL meblağlı çekin karşılıksız çıkması nedeniyle diğer araç için ödenen peşinatın birinci araçtan kalan borca mahsup edildiğini, davalının herhangi bir borcunun bulunmadığını bu nedenle davanın reddi ile % 40’tan aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

Davalı bu savunmasına ilişkin olarak Mersin 7.İcra Müdürlüğünün 2015/17763 esas sayılı dosyasını, Mersin Cumhuriyet Başsavcılığının 2015/49926 soruşturma numaralı dosyasını, ticari defterleri delil olarak göstermiş, ayrıca tanık listesi bildirmiştir.

Taraflar arasındaki uyuşmazlık harici araç satış sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Karayolları Trafik Kanununun 20/d maddesi uyarınca trafikte tescilli araçların mülkiyetini nakledici nitelikte sözleşmelerin noterde yapılması zorunludur. Bu hükme aykırı olarak yapılan sözleşmeler hukuken geçersizdir. (Yargıtay 3.H.D. 2014/352 Esas, 2014/6531 Karar sayılı ilamı)

Taraflar arasında geçerli bir satış sözleşmesi bulunmadığına göre, taraflar aldıklarını haksız iktisap kurallarına göre aynı anda iade etmekle yükümlüdürler. (Yargıtay 3. H.D. 2013/17152 Esas, 2014/1196 Karar sayılı ilamı.)

Tarafların sorumluluğunun tespitinde sebepsiz zenginleşme hükümlerinin uygulanması gerektiğinden, sebepsiz zenginleşmenin şartlarını incelemek gerekir.

1-Sebepsiz zenginleşme için, bir taraf zenginleşirken diğerinin fakirleşmesi, zenginleşme ve fakirleşme arasında uygun nedensellik bağının bulunması ve zenginleşmenin hukuken geçerli bir nedene dayalı olmaması gerekir.
“Sebepsiz zenginleşmeden söz edilebilmesi için; bir taraf zenginleşirken diğerinin fakirleşmesi, zenginleşme ve fakirleşme arasında uygun nedensellik bağının bulunması ve zenginleşmenin hukuken geçerli bir nedene dayalı olmaması gerekir. Mülga 818 Sayılı Borçlar Kanunu ( 818 Sayılı B.K.’nun konuya dair 61 vd. maddelerindeki ( 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu ( Benzer hüküm 6098 Sayılı T.B.K.’nun m. 77 vd.yer almıştır.)düzenlemelere göre, sebepsiz zenginleşme; geçerli olmayan veya tahakkuk etmemiş yahut varlığı sona ermiş bir nedene ya da borçlu olunmayan şeyin hataen verilmesine dayalı olarak gerçekleşebilir.

Bu genel açıklamadan sonra sebepsiz zenginleşmenin gerçekleşmesi için aranan şartların açıklanmasında yarar görülmüştür.

Birinci şart; taraflardan birisinin malvarlığında bir eksilmenin vukubulmasına karşı, diğerinin malvarlığında bir çoğalmanın gerçekleşmiş olmasıdır. Bir malvarlığındaki eksilme, aktifin azalması ya da pasifin çoğalması şeklinde olabileceği gibi, aktifin çoğalmasına ya da pasifin azalmasına engel olma yoluyla da gerçekleşebilir.

İkinci şart; sözü edilen eksilmeyle çoğalma arasında bir illiyet bağının bulunmasıdır.

Üçüncü şart;yine sözü edilen azalmayla çoğalmanın haklı bir sebebe dayanmamasıdır. Taraflardan biri, diğerine hükümsüz bir sözleşme gereğince misli mahiyette bir şey vermişse muteber olmayan sebebe dayanan bir iktisap söz konusudur. Sözleşmedeki şekil noksanlığı, fiil ehliyetsizliği, imkansızlık, hukuka veya ahlaka aykırılık, muvazaa gibi sebepler, butlan sebebiyle kazandırmayı geçersiz kılan sebepler olduğundan bu durumlarda kazandırma geçerli hukuki sebebe dayanmamaktadır.

Dördüncü şart; vukubulan iktisabın ( çoğalmanın ) sebepsiz iktisap kuralları dışında, özel bir hukuk kuralına dayanılarak iadesi mümkün olmamalıdır. Zira böyle bir imkan varsa artık sebepsiz iktisap kuralları değil, sözü edilen özel kurallar uygulanır. İadenin; istihkak davası, haksız inşaat sebebiyle tazminat davası, sözleşmenin ifası davası, sözleşmeden dönme sebebiyle iade davası, vekaletsiz iş görmeye dayanan iade davası gibi yollarla gerçekleştirilmesi mümkünse, artık sebepsiz iktisap kurallarına başvurulamaz ( Tekinay/Akman/Burcuoğlu/Altop, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 7. Baskı, İstanbul 1993, s. 734-738 ).
Bu tür işlemlerde amaç; davalının edindiği çoğalma sonucu, tüm malvarlığında meydana gelen artışın iadesinden ibarettir.” (HUKUK GENEL KURULU E. 2013/13-1018 K. 2014/508 T. 9.4.2014)

2) Sebepsiz zenginleşmenin borç doğurmasının nedeni, kişinin iradesi dışında mal varlığında bir eksilmenin meydana gelmesidir.
“Bir hukuki işlemin borç doğurmasının nedeni irade açıklamasıdır. Sebepsiz zenginleşmenin borç doğurmasının nedeni ise kişinin iradesi dışında malvarlığında bir eksilmenin meydana gelmesidir. Taraflar arasında malvarlıklarının değişimi bir sözleşmeye dayanır ise sebepsiz zenginleşmeden sözedilemez. Hukuki işlemlerden ve bunun en yaygın türü olan sözleşmeden doğan borçlarda borçlunun borcunu anlaşmaya uygun bir şekilde yerine getirmesi gerekir. Borçlu anlaşmaya uygun davranmazsa alacaklı borca aykırılık hükümlerini işletir ve mümkün ise borcun aynen ifasını, değilse doğan zararının giderilmesini talep eder.” (T.C. YARGITAY 3. HUKUK DAİRESİ E. 2013/16221 K. 2014/608 T. 20.1.2014 )

Aynı yönde “Sebepsiz zenginleşmeden söz edilebilmesi için; bir taraf zenginleşirken diğerinin fakirleşmesi, zenginleşme ve fakirleşme arasında uygun nedensellik bağının bulunması ve zenginleşmenin hukuken geçerli bir nedene dayalı olmaması gerekir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun konuya ilişkin 77 ve devamı maddelerindeki düzenlemelere göre, sebepsiz zenginleşme; geçerli olmayan veya tahakkuk etmemiş yahut varlığı sona ermiş bir nedene ya da borçlu olunmayan şeyin hataen verilmesine dayalı olarak gerçekleşebilir.

Sebepsiz zenginleşme bunlardan hangisi yoluyla gerçekleşmiş olursa olsun, sebepsiz zenginleşen, aleyhine zenginleştiği tarafa karşı, geri verme borcu altındadır. Öte yandan, hukuki işlemin borç doğurmasının nedeni irade açıklamasıdır. Sebepsiz zenginleşmenin borç doğurmasının nedeni ise, tam aksine, kişinin iradesi dışında malvarlığında bir eksilmenin meydana gelmesidir.

Bunun sonucu olarak, taraflar arasında malvarlıkları arasındaki değişim bir sözleşmeye, yani tarafların açıkladıkları iradeye dayanırsa, sebepsizlikten ve dolayısıyla sebepsiz zenginleşmeden söz edilemez. Hukuki işlemlerden ve bunun en yaygın türü olan sözleşmeden doğan borçlarda, borçlunun borcunu anlaşmaya uygun olarak yerine getirmesi gerekir. Borçlu anlaşmaya uygun hareket etmezse, alacaklı borca aykırılık hükümlerini işletir ve mümkün ise borcun aynen ifasını, değilse doğan zararının giderilmesini talep eder.

Sebepsiz zenginleşmede ise, sadece malvarlığındaki eksilmenin giderilmesinin talep edilmesi söz konusudur. Bütün bu açıklamalara göre, sebepsiz zenginleşme alacaklıya, ikinci derecede ( tali nitelikte ) bir dava hakkı temin eder. Malvarlığındaki azalmanın başka asli nitelikteki davalarla önlenmesi mümkün ise, sebepsiz zenginleşme davası gündeme gelemez. (3. HUKUK DAİRESİ E. 2013/5979 K. 2013/7868 T. 13.5.2013)

3) Zenginleşme; mal varlığındaki artış, zenginleşmedir. Zilyetliğin devralınması, sınırlı ayni hak tesisi malvarlığının aktif artışına örnektir. Buna müspet zenginleşme denir. Masraftan kurtarma, yapılacak giderin yapılmaması şeklinde olursa menfi zenginleşme söz edilir. Zenginleşme kural olarak olağan koşullarda herkesin elde edebileceği soyut piyasa değeri ile belirlenir. Buna objektif zenginleşme denir. Eğer özel bir beceri ek kar elde edilmişse buna subjektif zenginleşme denir ve bu kar, gerçek olmayan vekaletsiz iş görme hükümleri uyarınca talep edilebilir.
“Sebepsiz zenginleşme davasının konusu, bir başkasının mal varlığından veya emeğinden zenginleşen kimsenin, bu zenginleşmeyi hak sahibine geri vermesidir. Müspet zenginleşme, kendi içinde aktifin artması ve pasifin azalması şeklinde gerçekleşir. Borcu ortadan kaldıran her işlemde zenginleşenin malvarlığının pasif kısmı azaltılmış ve bu oranda da davalı zenginleşmiş olur.” ((3. HUKUK DAİRESİ E. 2013/1715 K. 2013/2939 T. 25.2.2013 )
4.İlliyet Bağı; zenginleşme ile fakirleşme arasında illiyet bağı olmalıdır. Burada zorunlu şart teorisi yeterli olup ayrıca uygun illiyet bağı bulunmaktadır. Sebepsiz zenginleşmeye ilişkin illiyet bağının diğer özelliği dolaysız olmasıdır.
“Sebepsiz zenginleşmede bir tarafın mal varlığının diğer tarafın malvarlığı aleyhinde çoğalması gerekir. Yani zenginleşme fakirleşmenin karşılığı olmalıdır. Başka bir anlatımla aralarında illiyet bağı bulunmalıdır. İade borcunun kapsamını belirlemede öncelikle fakirleşme ve zenginleşme zamanının tesbit edilmesi gerekir. Ekonomik yönden zenginleşmenin ve fakirleşmenin, taşınmazın suyunun satış ücretiyle giderildiği anda gerçekleştiğinin kabulü gerekir.” (3. HUKUK DAİRESİ E. 2013/1241 K. 2013/2768 T. 21.2.2013 )

Zenginin fakirleşmesi, zenginleşme ve fakirleşme arasında uygun nedensellik bağının bulunması ve zenginleşmenin hukuken geçerli bir nedene dayalı olmaması gerekir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun konuya ilişkin 77 ve devamı maddelerindeki düzenlemelere göre, sebepsiz zenginleşme; geçerli olmayan veya tahakkuk etmemiş yahut varlığı sona ermiş bir nedene ya da borçlu olunmayan şeyin hataen verilmesine dayalı olarak gerçekleşebilir.

Sebepsiz zenginleşme bunlardan hangisi yoluyla gerçekleşmiş olursa olsun, sebepsiz zenginleşen, aleyhine zenginleştiği tarafa karşı, geri verme borcu altındadır. Öte yandan, hukuki işlemin borç doğurmasının nedeni irade açıklamasıdır. Sebepsiz zenginleşmenin borç doğurmasının nedeni ise, tam aksine, kişinin iradesi dışında malvarlığında bir eksilmenin meydana gelmesidir.

Bunun sonucu olarak, taraflar arasında malvarlıkları arasındaki değişim bir sözleşmeye, yani tarafların açıkladıkları iradeye dayanırsa, sebepsizlikten ve dolayısıyla sebepsiz zenginleşmeden söz edilemez. Hukuki işlemlerden ve bunun en yaygın türü olan sözleşmeden doğan borçlarda, borçlunun borcunu anlaşmaya uygun olarak yerine getirmesi gerekir. Borçlu anlaşmaya uygun hareket etmezse, alacaklı borca aykırılık hükümlerini işletir ve mümkün ise borcun aynen ifasını, değilse doğan zararının giderilmesini talep eder. Sebepsiz zenginleşmede ise, sadece malvarlığındaki eksilmenin giderilmesinin talep edilmesi söz konusudur. Bütün bu açıklamalara göre, sebepsiz zenginleşme alacaklıya, ikinci derecede ( tali nitelikte ) bir dava hakkı temin eder.

Malvarlığındaki azalmanın başka asli nitelikteki davalarla önlenmesi mümkün ise, sebepsiz zenginleşme davası gündeme gelemez. (3. HUKUK DAİRESİ E. 2013/5979 K. 2013/7868 T. 13.5.2013)

Henüz geçerli bir hukuki ilişki kurulmadan ileride hukuki ilişki kurulacak umuduyla ödenenlerin geri iadesi istemi, sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre mümkündür.

Bu açıklamalardan sonra somut olay incelendiğinde; Mersin 7. İcra Müdürlüğü’ne ait 2015/17663 Esas sayılı icra takip dosyasının tetkikinden; Davacı alacaklı K2 tarafından, 25/11/2015 tarihinde satışı yapılmayan N2 plaka sayılı araç bedeli karşılığı F3 Mobilya Teks. … Şti aleyhine 90.150,00 TL asıl alacak üzerinden ilamsız icra takibine başlandığı, takip talebine, F2 Bankasına ait 20/11/2015 tarihli, 90.150,00 TL’nin N2 plakalı araç alımı sebebiyle F3 Mobilya … Tic. Ltd. Şti’ne, K2 tarafından gönderildiğine dair havale dekontunun eklendiği, borçlunun itirazı üzerine takibin durduğu.

Mersin 6. İcra Müdürlüğü’ne ait 2016/1459 Esas sayılı icra takip dosyasının tetkikinden; Davacı alacaklı F3 Mobilya Ltd. Şti vekili tarafından, 20/12/2015 tanzim tarihli 85.000,00 TL’lik çeke istinaden F4 Kimyasal Ltd. Şti ve F5 Group Ltd. Şti aleyhine kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla asıl alacak, işlemiş faiz, %10,00 tazminat ve %0,30 komsiyon olmak üzere toplam 94.635,27 TL alacak üzerinden icra takibi yapıldığı;

Mersin C. Başsavclığının 2016/48895 soruşturma sayılı ve 2015/49926 soruşturma sayılı dosyalarının incelenmesinde, şikayetçinin K1, şüphelilerin K2, K3, K4 olduğu, şüpheliler hakkında resmi belgede sahtecilik ve tacir veya şirket yöneticileri ile kooperatif yöneticilerinin dolandırıcılığına ilişkin atılı suçlardan kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği görülmüştür.

Dava dilekçesi, cevap dilekçesi ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacının, davalı şirket adına kayıtlı N2 plaka sayılı aracı satın almak kastıyla 90.150,00 TL’yi adı geçen şirket adına F2 Bankasının 20/11/2015 tarihli havale makbuzuyla gönderdiği, akabinde aracın geriye kalan bedelini ödeyip satın almak istediğinde davalı tarafça, daha önce satılmış olan N1 plakalı araçtan kalan borçları olduğundan ikinci araç için ödenen peşinatın birinci araçtan kalan borca mahsup edildiği belirtilerek aracın satışının davacıya yapılmadığı, araç için gönderilen 90.150,00 TL’nin de davacıya iade edilmediği, davacının, paranın tahsili amacıyla yapmış olduğu icra takibine de aynı gerekçelerle itiraz edildiği ve takibin durduğu anlaşılmaktadır.

Davalının, N1 plakalı aracın satışıyla ilgili bedelin ödenmediğini ileri sürdüğü 85.000,00 TL’lik çekin davacıyla ilgisinin bulunduğu davalı tarafça ispatlanamamış, bu yönde Cumhuriyet savcılığınca yürütülen soruşturma dosyaları da, kovuşturmaya yer olmadığına dair verilen kararla sonuçlanmıştır. Dolayısıyla davalı tarafın ileri sürdüğü N1 plakalı aracın davacı tarafından satın alındığına veya satışın davacıyla bir şekilde ilgili olduğu mevcut dosya kapsamında ispat edilememeştir.

Davalının, davacı tarafından ödenen davaya konu meblağın önceki borca karşılık takas yoluyla mahsup edildiği iddiası, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 139. V.d. Maddelerinde düzenlenen takas şartlarını taşımaması nedeniyle yerinde değildir. Zira TBK’nın 139. Maddesine iki kişinin karşılıklı alacaklarının takasa konu olabileceği düzenlenmiştir. Somut olayda, N1 plakalı aracın satışının davacıya yapıldığı, bu kapsamda ödenmeyen çek bedeli nedeniyle davacının borçlu olduğunun ispat edilmesi gerekmektedir. Oysa, incelenen soruşturma dosyası ile icra dosyasına göre davacının söz konusu araç alım satımında taraf olduğu ve davalıya borçlu olduğu ispat edilememiştir. Bu haliyle davalının yukarıda detaylı olarak açıklandığı gibi davacı aleyhine sebepsiz zenginleştiği ve sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre aldığını geri iade etmekle yükümlü olduğu, Davalı tarafın icra takibine yönelik itirazının haksız olduğu, Yerel Mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu anlalışmakla;

Davalı tarafın istinaf başvurusunun HMK’nun 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM :

1-Davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

2-Alınması gereken 6.158,14 TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 1.540.00 TL nin mahsubu ile 4.618,14 TL nin davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,

3-Yapılan istinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına,

4-Kararın, 6100 Sayılı HMK’nın 359/3 maddesi gereğince dairemiz tarafından taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı HMK’nın 361/1 maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde yargıtayın ilgili hukuk dairesine temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.30/03/2018

  • İlk yayınlanma tarihi: 30 Temmuz 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!