İ S T İ N A F K A R A R I
DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit (Simsarlık Sözleşmesine Dayanan)
Mersin 2. Tüketici Mahkemesi’nin 12/07/2018 tarih ve 2017/25 Esas, 2018/386 Karar sayılı kararına karşı istinaf başvurusu üzerine dosyanın Adana Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi’ne tevzi edildiği, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi’nin 12/10/2018 tarih ve 2018/392 Esas, 2018/346 Karar sayılı ilamı ile dairenin görevsizliğine karar verilerek dosya Dairemize gönderilmiş olmakla, dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.
Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ :
Davacı vekili, müvvekkilinin evli ve 2 çocuk babası olup Cam Sanayi’den emekli olduğunu, yaptığı birikimler ile yeni bir ev satın almak ve mevcut evini satmak için internet sitesine ilan koyduğunu, davalı şirket ile müvekilinin görüşmelerinin bu şekilde başladığını, müvekkilinin bu esnada evine müşteri çıkması üzerine şirket elemanlarından ismi K2 olan şahsın üzerinde F1 Emlak yazan bir araç ile satılık daire göstermek amacıyla müvekkilini evinin önünden aldıklarını ve arabaya bindiklerini, daire göstereceği için bu belgeyi imzalaman gerekiyor diyerek kendisine iki sayfadan oluşan bir belge imzalattığını, daha sonra müvekklinin şu anda oturduğu adresine ilamsız ödeme emri geldiğini ve ödeme emrine eklenmiş olan belgenin de ev göstermek amacıyla imzalatılan belge olduğunu, belgenin boş kısımlarının doldurularak ve hatta soyisminin de K1 olarak yanlış yazıldığını, müvekkilinin ödeme emri eline ulaşana kadar davalıdan kendisine borcu olduğuna ve ödeme yapması gerektiğine dair herhangi bir telefon dahi gelmediğini ileri sürerek müvekkilinin davalı şirkete herhangi bir borcu olmadığının tespiti ile; açılmış olan haksız ve kötüniyetli takip sebebi ile İİK. 72/5 gereği davalının takip konusu alacağın % 20′ si oranında tazminat ödemeye mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ :
Davalı vekili, davacı tarafın iddialarının doğru olmadığını, zira davacının boş bir senede veya boş bir belgeye imza atmadığını, taraflar tarafından karşılıklı edinimleri içeren taraflara hak ve yükümlülükler yükleyen bir belge imzalandığını, sözleşmenin üzerinin müvekkili firma tarafından sonradan doldurulmadığını, davacının borçtan kurtulmak için uydurduğu bir senaryo olduğunu, davacı ile müvekkili arasında düzenlenen gayrimenkul gösterme tutanağı ve komisyon sözleşmesinin Mersin Tüm Emlakçılar Meslek Esnaf Odası tarafından düzenlenen maktu bir sözleşme olduğunu, söz konusu sözleşmenin müvekkil şirket tarafından gösterilen gayrimenkullere ilişkin düzenlenerek müşteriye imzalattırıldığını savunarak davacının müvekkiline vermiş olduğu mağduriyetin giderilmesi için davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ :
Yerel mahkemece verilen karar ile; davacının boş sözleşmeye imza atan sözleşmenin anlaşmaya aykırı doldurulduğu iddia edemeyeceğinden davalıya yemin teklifinde bulunduğu, davalı şirket yetkilisi K4’ın yeminli beyanında; davacı tarafından satın alınan dava konusu X1 2. Sitesi 3. Kat 5 nolu dairenin şirket çalışanları K2 ve K3 isimli şahıslar tarafından davacıya gösterildiğini beyan ettiği, bu nedenle davalı şirketin sözleşmede belirtilen % 3 komisyon bedeli olan 3.600,00.TL’yi davacıdan talep edebileceği, her ne kadar sözleşmede % 3 cezai şart kararlaştırılmışsa da mahkemece bu oranın B.K nun 182/son maddesi gereğince fahiş olarak kabul edilerek davalının % 1 oranında 1.200,00.TL cezai şart talep edebileceği kanaatine varılarak davanın kısmen kabul ve kısmen reddine, Mersin 2. İcra Müdürlüğü’nün 2016/2398 Esas sayılı dosyasında takip tarihi itibarıyla davacının davalıya 3.600,00.TL Emlak Komisyon bedeli alacağı, 1.200,00.TL cezai şart bedeli olmak üzere toplam 4.800,00.TL dışında borcunun bulunmadığının tespitinekarar verildiği anlaşılmıştır.
DAVACI VE DAVALI TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı vekili tarafından verilen istinaf dilekçesi ile; dava konusu daireyi davalının hiç göstermediğini, kendisinin bulduğunu, davalının hile yaptığını, tanık dinlenebileceğini, sözleşmenin tek başına yeterli olmadığını, edimini ifa ettiğini ispat yükünün davalıya ait olduğunu, yemin hatırlatılmasının doğru olmadığını, geçersiz olduğunu, cezai şarta hükmedilmesinin doğru olmadığını, faize hükmedilemeyeceğini, Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2018/33759 sayılı dosyasının celp edilmediğini istinaf sebepleri olarak belirtmiştir.
Davalı vekili tarafından verilen istinaf dilekçesi ile; % 3 komisyon, % 3 cezai şartın sözleşme serbestisi kapsamında belirtilmediğini, cezai şart indiriminin doğru olmadığını, sözleşmede yer alan miktar üzerinden değil de tapu da gösterilen bedel üzerinden hesap yapılmasının doğru olmadığını istinaf sebepleri olarak belirtmiştir.
UYUŞMAZLIK KONUSU :
Mahkemece verilen kararın doğru olup olmadığı uyuşmazlık konusudur.
DELİLLER :
Taraf vekillerinin beyan ve dilekçeleri, Mersin 2. İcra Müdürlüğü’nün 2016/2398 esas sayılı dosyası, Mersin Tüm Emlakçılar Meslek Esnaf Odası’na ait sözleşme, Tapu kaydı, Resmi Satış Sözleşmesi, Senet Suretleri, Ticaret Sicil Müdürlüğü’nün cevabi yazısı, Tanık Beyanları ve tüm dosya kapsamı.
GEREKÇE :
Dava “Simsarlık Sözleşmesine Dayanan Menfi Tespit” talebine ilişkindir.
Davacı taraf, davacının öncelikle evini satarak ve ayrıca yaptığı birikimler ile aldığı emekli ikramiyesini de eklemek suretiyle yeni bir ev almak için internet sitesine ilan koyduğunu, davalı şirket ile görüşmelerinin bu şekilde başladığını, bu esnada davacının evine müşteri çıkması üzerine davalı şirket çalışanlarının yeni bir ev alıp almak istemediğini dilerse onu evinden alıp daireleri gezdirebileceklerini söylemeleri ile davalı şirket çalışanlarından isminin K2 olan şahsın onu araç ile evinden aldığını, arabaya bindiklerinde gösterecekleri daire için bu belgeyi imzalaman gerekiyor diyerek kendisine 2 sayfadan ibaret belge imzalatıldığını, davalı şirket çalışanının gösterdiği dairelerin hiçbirinde anlaşma sağlanmadığını, davalı çalışanının X2 Çiftlik Köy civarındaki daireleri gezdirdiğini, A2 mah. Civarındaki evlere hiç gidilmediğini, davacının evini sattığı K6 Hanım’ın tapuda afet evlerinde X3 sitesinde bir dairenin olduğunu, kendisinin daireyi çok beğendiğini, ancak çalıştığı okula uzak olması ve fiyatı nedeniyle evi alamadığını söylemesi üzerine daireyi görmeye gittiğini, balkonda “sahibinden satılık daireler” ilanını gördüğünü, apartman görevlisi K7’a daireyi sorduklarını, dairenin müteahhite ait olduğunu söylemesi üzerine, müteahhit K5 ile görüştüklerini ve anlaşıp evi satın aldıklarını, davalının bu dairenin bulunmasına aracılık etmediğini, kötü niyetli olarak daha önceden imzaladığı belgeleri doldurduğunu ve takibe koyduğunu ileri sürerek menfi tespit talebinde bulunmuş, davalı taraf ise, davacı iddialarının doğru olmadığını, davacının borçtan kurtulmak için böyle bir senaryo uydurduğunu, imzayı inkar etmediğini, dava konusu daireyi gösterdiklerini, taleplerinin doğru olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiş, mahkemece yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karara karşı davacı ve davalı vekilleri ayrı ayrı istinaf kanun yoluna başvurmuşlardır.
Davacının istinaf sebepleri bakımından çözümlenmesi gereken sorun davacının, davalı şirketten emlak aracılık hizmeti alıp almadığı almış ise sorumlu olduğu borç miktarının belirlenmesine ilişkindir.
Davacı ve davalı arasında 14.01.2015 tarihli komisyon sözleşmesi imzalandığı anlaşılmış olup, davacının bu sözleşmedeki imzaya bir itirazının bulunmadığı,iş bu sözleşmede dava konusu aracılık edildiği iddia edilen A1 Mahallesi X1 Sitesi’ndeki dairenin bulunduğu, bu dairenin davacı tarafından satın alındığının davacının kabulünde olduğu, davacı vekili iş bu sözleşmede davacıya gösterildiği iddia edilen X1 Sitesi’ndeki dairenin davacıya gösterilmediğini, davacının harici olarak bu daireyi öğrenip satın aldığı iddiasında bulunmuş olup, davacının imzanın bulunduğu komisyon sözleşmesinde yer alan dairenin gösterilmediğine dair iddianın davacı tarafından yazılı delil ile ispat edilmediği ve davacı vekilinin yemin teklifi üzerine davalı şirket yetkilisince dava konusu dairenin davalıya gösterildiğine dair yeminli beyan üzerine davacının dava konusu dairenin kendisine gösterilmediğine ilişkin iddiasını ispat edemediği anlaşılmış olup davacı vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
Davalı vekilinin istinaf sebepleri bakımından çözümlenmesi gereken sorun sözleşmeden kararlaştırılan cezai şart oranının ne olduğu ve davacının cezai şarttan dolayı sorumlu olup olmadığı ve ilk derece mahkemesince cezai şart oranında takdiren indirim yapılıp yapılamayacağı, komisyon bedeli ve cezai şart miktarının belirlenmesinde gayrimenkulün komisyon sözleşmesinde belirtilen bedelinin mi, yoksa tapu müdürlüğüne bildirilen satış bedelinin mi esas alınacağına ilişkindir.
Dava konusu sözleşmede %3 tellalık ücreti ve %3 cezai şart kararlaştırıldığı, davacının tüketici olduğu nazara alındığında TBK’nun 182. maddesi uyarınca cezai şartın fahiş olduğu ve tenkise tabi tutulması gerektiği anlaşılmıştır.
Davacının sorumlu olduğu komisyon miktarı nazara alınarak davacının sorumlu tutulabileceği cezai şart oranında takdiren indirim yapılmasında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı ve davalı vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davacı ve davalı vekillerinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurularının ayrı ayrı reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere :
1-
6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-1 maddesi gereğince davacı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun
ESASTAN REDDİNE,
2-
6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-1 maddesi gereğince davalı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun
ESASTAN REDDİNE,
3-a)-
6502 sayılı yasanın 73/2 maddesi gereğince davacı Tüketici olup harçtan muaf olduğundan harç alınmasına
YER OLMADIĞINA,
b)-
492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 327,88.TL nispi istinaf karar harcından peşin alınan 82,00.TL’nin mahsubu ile bakiye
245,88.TL nispi istinaf karar harcının davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAD KAYDINA,
4-
6100 sayılı HMK’nın 326/1 maddesi gereğince taraflar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerlerine
BIRAKILMASINA,
5-
6100 sayılı HMK’nın 330. maddesi gereğince inceleme duruşmasız yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine
YER OLMADIĞINA,
6-
6100 sayılı HMK’nın 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının İlk Derece Mahkemesince
İADESİNE
,
7-
6100 sayılı HMK’nın 7035 sayılı yasanın 30. maddesiyle değişik 359/3 maddesi gereğince kararın kesin olması nedeniyle ilk derece mahkemesince taraf vekillerine TEBLİĞİNE,
Dair, 6100 Sayılı HMK’nun 353/1-b-1 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda Hakim Serdar Devrim’in muhalefeti ile; 6100 Sayılı HMK’nun 362/1-a maddesi gereğince kabül ve red edilen karar tarihindeki dava değerlerinin 58.800,00.TL’nin altında olması nedeniyle kesin olmak üzerekarar verildi.05/11/2019
AZLIK
OYU
Davacı taraf, eski evini satarak elde ettiği para ile almış olduğu emekli ikramiyesi ve yaptığı birikimler ile yeni bir ev almak istediğini, eski evini satacağı zaman internet sitesine ilan verdiğini, bunun üzerine birçok emlak firmasının kendisini aradığını, davalı firma ile bu şekilde temas kurduğunu, davacının evini sattıktan sonra yine birçok emlakçının kendisini aradığını, aynı şekilde davalı firmanın da kendisini evden araba ile alıp, yeni evler gösterebileceklerini söylemesi üzerine kendisini davalı firma çalışanı olarak tanıtan K2 isimli şahsın davacının evine gelerek onu evinden aldığını, araba içerisinde “Abi biz mahalle arası emlakçısı değiliz, daire görmek için bu evrakı imzalaman gerekiyor” şeklinde söylemesi üzerine 2 sayfadan oluşan sözleşmeyi imzaladığını, davacının bir daha bu sözleşmeyi görmediğini, çiftlikköy civarında daire gösterildiğini ancak beğenmediğini, davalı firma ile başka bir işlem yapılmadığını ve davalı firmaya kendisine başka bir yer gösterilmediğini, davacının satın almış olduğu X4 sitesi, 3. Kat 5 numaralı dairenin davalı tarafından hiç gösterilmediğini, davacının K6’in önerisi ile ve balkonda “Sahibinden Satılık” yazan daireyi mülk sahibi K5’den satın aldığını, buna rağmen davalının kötü niyetli olarak boş olarak imzalattırdıkları sözleşmenin içeriğini anlaşmaya aykırı olarak doldurduklarını ve göstermedikleri halde davacının satın aldığı daire ile ilgili komisyon ücreti ve cezai şart tahsil etmeye çalıştıklarını ileri sürerek menfi tespit talebinde bulunmuş, davalı taraf ise, taraflar arasında sözleşme düzenlendiğini, dava konusu yerin davacıya gösterildiğini, emlak komisyon ücreti ödememek için davacının bu davayı açtığını savunarak davanın reddini talep etmiş, mahkemece yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemece ilk derece mahkemesince dinlenilen K6; dava konusu eve bakmalarını kendisinin söylediğini beyan ettiği, yine mahkemece dinlenilen ve davacıya evi satan K5 beyanında; davacıya evi kendisinin sattığını, davalı dahil hiçbir emlakçı ile evin satılması konusunda anlaşmadığını beyan ettiği anlaşılmıştır.
İlk derece mahkemesince dinlenilen davalı şirket yetkilisi K4 10/07/2018 tarihindeki beyanında; davaya konu yeri şirkette çalışan K2 ve K3 isimli şahısların gösterdiğini beyan etmiştir.
Davacının suç duyurusu üzerine Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2018/33759 Soruşturma, 2018/32478 Karar sayılı dosya içeriği incelendiğinde; davalı şirket çalışanları K2 ve K3 02/11/2018 tarihinde polise verdikleri ifadelerinde; dava konusu X1 2 sitesinde yer göstermeye gittiklerini, orada 3 adet dairelerinin olduğunu, bu dairelerin 2. , 6. ve 10. katlardaki boş olan daireleri gezdirdiklerini, kendilerine olumlu olumsuz bir dönüş yapacağını söylemesine rağmen kendilerini aramadığını, bunun üzerine kendilerinin davacıyı aradıklarını, davacının kendilerine “o bölge çok uzak, bu yüzden düşünmüyoruz” şeklinde beyanda bulunduğunu, daha sonra başka bir alıcı ile siteye gittiklerinde davacıyı göstermiş oldukları dairenin balkonunda gördüklerini beyan etmişlerdir.
Görüldüğü üzere davalı çalışanları dava konusu X1 2 sitesinde 2, 6 ve 10. katlardaki boş daireleri gezdirdiklerini iddia etmişlerdir.
Dosya içerisinde satış senedi ve tapu kaydı incelendiğinde; dava konusu taşınmazın 3. Kat 5 nolu daire olduğu anlaşılmıştır.
Buna göre, davalı çalışanlarının kendi beyanları ile sabit olduğu üzere, davacıya 3. katın 5 nolu dairesini göstermedikleri kuşkuya yer vermeyecek şekilde ortaya çıktığı ve davaya konu sözleşme içeriğinde; dava konusu taşınmazı davacıya gösterdikleri şeklindeki kaydın anlaşmaya aykırı doldurulduğu, davalı alacaklının takipte kötü niyetli olduğu ve davacının davalılara borçlu olmadığı anlaşıldığından davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği aşikardır.
Bu nedenle 6100 sayılı HMK.’nın 353/1-b-2 maddesi gereğince davacının ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne, Mersin 2. İcra Müdürlüğü’nün 2016/2398 esas sayılı dosyasında takibe dayanak 14/10/2015 tarihli sözleşme gereğince davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, davacının kötü niyet tazminat talebinin kabulüne ve dava değeri olan 15.741,40.TL’nin % 20’si olan 3.148,28.TL kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesi gerektiği kanaatinde olduğumdan, sayın çoğunluğun aksi yöndeki kararına katılmıyorum. 29/11/2019
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe