İ S T İ N A F K A R A R I
DAVANIN KONUSU : Alacak
Silifke 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 11/04/2019 tarih ve 2018/29 Esas – 2019/192 Karar sayılı kararı ile kurulan hüküm nedeniyle davacı vekilinin istinaf başvurusu ile ilgili yapılan istinaf karar incelemesinde;
DAVACI VEKİLİ DAVA DİLEKÇESİNDE ÖZETLE:
Davacıların, davalıların murisi K11’ndan intikal eden Mersin ili, Silifke ilçesi, A1 Mahallesi A2 mevkii 24 ada 40 parsel sayılı taşınmazdaki hissenin tamamını 1998 yılında toplam 1.800.000.000,00 ETL bedelli yazılı sözleşme ile satın aldıklarını, satış sözleşmesinde hissedar K2’nın hissesinin bedelini vekaleten davalı K3 aldığını ve dava dışı K2 için ödenen bedelden davalı K3’ın sorumlu olduğunu, satışı yapılan taşınmazdaki hisselerin devrini davacıların beklediğini ancak davalıların 2017 yılı sonlarında umursamaz tutumlarının gözlendiğini, bu sebeple Silifke 3. Noterliğinin 20/12/2017 tarih ve 10715 yevmiye sayıda kayıtlı ihtarnamenin davalılara gönderildiğini, ihtarname ile yazılı sözleşmede üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmesi için davalılara tebliğden itibaren 7 günlük süre verildiğini ancak davalıların ihtarnameyi 21/12/2017 tarihinde tebliğ almalarına rağmen yedi günlük süre içerisinde sözlü ve yazılı girişimde bulunmadıklarını, davalıların sözleşmeden doğan edimini yerine getirmeyeceklerinin anlaşıldığını, her ne kadar taraflar arasında yazılı sözleşme yapılmışsa da sözleşmenin resmi biçimde yapılmaması nedeniyle hukuken geçersiz sayıldığını, bu haliyle davacıların davalılara karşı tapu iptali ve tescil davası açması ve satın aldıkları kısmın tapu devrini sağlamasının mümkün olmadığını, geçersiz sözleşme sonucunda tarafların verdikleri edimi haksız iktisap kuralları gereğince geri isteme hakkına sahip olduklarını beyan ederek öncelikle tedbiren dava konusu taşınmazın tapu kaydı üzerinde ihtiyati tedbir konulmasına, geçersiz sözleşme bedelinin ödendiği 10/10/1998 tarihinde ödenen miktarın 29/12/2017 tarihi itibariyle denkleştirilmiş olan güncel değerinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalılardan aldıkları hisse oranında alınarak davacılara ödenmesine, yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVALI VEKİLİ CEVAP DİLEKÇESİNDE ÖZETLE:
Haricen düzenlenen taşınmaz satışlarının geçerli olmadığını, satın alana ancak sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanarak ödediği bedeli geri isteme hakkına sahip olduğunu, sebepsiz zenginleşme hükümlerinde zamanaşımı düzenlemesinin mevcut olduğunu, 10 yıllık zamanaşımı olduğunu, davacıların açmış oldukları dava ile sözleşmenin düzenlendiği tarih arasında 20 yıl geçtiğini, davanın zamanaşımına uğradığını, bu nedenle zamanaşımı yönünden davanın reddinin gerektiğini, davacılardan K4’in sözleşme yapıldıktan sonra sözleşme bedeli kadar davalı K5ndan çek aldığını, çekin taşınmaz devri yapıldıktan sonra iade edilecek şekilde anlaştıklarını ancak davacı K4’in çeki iade etmediğinden taşınmaz devrinin yapılamadığını, K4’in çeki iade etmemesi ve davalıların maddi anlamda zorlanması nedeniyle davalıların taşınmazı sattıklarını, sattıkları tarihten itibaren de kullanımlarında olmadığını beyan ederek davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmişlerdir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI:
18,75 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek, 24.650,16 TL’nin ıslah tarihi 28/11/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı K5’ndan alınarak davacıya verilmesine,
18,75 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek, 24.650,16 TL’nin ıslah tarihi 28/11/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı K6’den alınarak davacıya verilmesine,
37,50 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek, 49.300,32 TL’nin ıslah tarihi 28/11/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı K3’ndan alınarak davacıya verilmesine,
25,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek, 32.866,88 TL’nin ıslah tarihi 28/11/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı K7’ndan alınarak davacıya verilmesine, şeklinde karar verildiği anlaşılmıştır.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davalılar vekili 27/05/2019 tarihli istinaf dilekçesinde;
1-Dava konusu taşınmaz için adi satış sözleşmesi yapıldıktan sonra, müvekkillerden K5′ nın davacılara satış bedelini kapsayan bir çek verdiğini, söz konusu çekin müvekkile iadesiyle tapu devri yapılacağının söylendiğini, ancak çekin iade edilmediğini, müvekkilin de satış bedeli çek ile ödendiğinden taşınmazı başkasına sattığını,
2-Davacıların satış sözleşmesi yapıldığı tarihten itibaren taşınmazı hiç kullanmadıklarını, kullanmadıklarının ispatı için yerel mahkemece keşif icra edilmesi istenilmişse de keşif talepleri hususunda bir karar verilmediğini,
3-Davacıların dava konusu alacağın doğduğunu iddia ettiği satış sözleşmesi 1998 yılında düzenlediğini, davanın açıldığı tarihin 19.01.2018 olduğu, sözleşmenin düzenlendiği tarihle, davanın açıldığı tarih arasında 20 yıl geçtiğini,
Sonuç itibariyle; Yerel mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olarak verildiğinden mahkemenin kararının kaldırılmasını talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir.
DELİLLER :
İstinaf incelemesine esas;
Yerel mahkemenin dosyası içerisinde bulunan belge ve kayıtlar.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Dava;
Satım
Sözleşmesinden
Kaynaklanan
Alacakdavasıdır.
“SÖZLEŞME” başlıklı belgenin incelenmesinde; “A1 Mahallesi üç yol civarında köprü başı mevkiinde 24 ada,41 pafta, 40 parselde kayıtlı olan tarladan varisi bulunan K11’nın varislerinin haklarını ve hisselerinin tamamını aşağıda yazılı bedelle alıcı K9 ve K4’e tamamını aldım. Tarladan olan hisselerini 1800.000.000 TL bedelle-1000.000.000 TL’sini nakit olarak, 800.000.000 TL’sini 10.10.1998 tarihli K8n Çeki ile- satın aldım. Bu bedelleri ödediğimiz için K11’nın varisi olduğundan K11’nın vefatından sonra onun varislerinin toplam 16 pay olan 4 payın karısı K7’na, 3 payın oğlu K5’na, 3 payın kızı K2’na, 3 payın kızı K6’e, 3 payının kızı K3’na. Tarla ile ilgili payların tamamını bütün kardeşlerin rızası ile yukarıda belirtilen bedelle satın aldım. Satanlar : K7- okudum bedelini aldım. K5- okudum bedelini aldım. K2( adına vekaleten K3 okudum- bedelini aldım. K6- okudum bedelini aldım. Alıcılar K4 ve K9” olduğu ve tüm taraflarca imzalandığı anlaşılmıştır.
Tapu kaydına göre;Mersin İli, Silifke İlçesi, A1 Mahallesi, 24 ada, 40 parsel sayılı taşınmazın 6.987,00 m2 yüzölçümüyle ve tarla niteliği ile kayıtlı olduğu, K7, K2, K5, K10 ve K6’in hisselerini satış suretiyle pay temliki ile 19/11/2015 tarih ve 15225 yevmeyi ile sattıkları anlaşılmıştır.
Bilirkişi incelemesi yapılmıştır.
Silifke 3. Noterliği’nin 20/12/2017 tarih ve 10715 yevmiye nolu ihtarnamesinin incelenmesinde; ihtar edenlerin K9 ve K4, muhatapların K7, K5, K12 ve K3 olduğu, ihtar konusunun Mersin İli, Silifke İlçesi, A1 Mahallesi, 24 ada, 40 parsel sayılı taşınmazın 1998 yılındaki satış sözleşmesi gereğince tapunun, ihtarnamenin tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde devrinin yapılmasının istendiği, aksi takdirde sözleşmenin güncel bedelinin ödenmesi, olmadığı takdirde yasal yollara başvurulacağının ihtaren istendiği, ihtarnamenin muhataplara 21/12/2017 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmıştır.
Mali Müşavir Bağımsız Denetçi
K1
‘ın 21/09/2018 tarihli raporuna göre;
Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre denkleştirici adalet ilkesi gereğince hesaplamamın enflasyon, tüfe, üfe, altın fiyatları, döviz kurları, memur maaş artışları, işçi maaş artışları ve mevduat faiz oranları olmak üzere 8 adet kritere esas alınarak yapıldığı, 10/10/1998 tarihinde 1.800.000.000 TL(eski TL)’nin 27/12/2017 tarihi itibariyle enflasyona göre 37.020,00 TL, tüfeye göre 37.984,82 TL, üfeye göre 36.031.88 TL, altın fiyatlarına göre 106.328,09 TL, döviz kurlarına göre 24.578,69 TL, memur maaş artışlarına göre 78.990,63 TL, işçi maaş (asgari ücret) artışlarına göre 74.752,15 TL, mevduat faz oranlarına göre 656.854,00 TL olmak üzere 1.052.540,26 TL olduğu, hesaplanan tutarların ortalamasının 131.567,53 TL olduğunun belirtildiği anlaşılmıştır.
Dava hukuki niteliği itibariyle sebepsiz zenginleşmeden kaynaklanan alacak davasıdır.
Davacının talebi taraflar arasında 1998 yılında yapılan sözleşme yerine getirilmediğinden bahisle tazminat olup davadaki talep akde dayandığından açılan davada sözleşme zamanaşımı süresinin uygulanması gerekir.
(Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 21.06.2017 tarih ve 2016/5083 E.-2017/3980 K. sayılı kararı)
10 yıllık zamanaşımı süresinin başlangıç tarihi, satış bedeline ilişkin paranın verildiği tarihi değil, sözleşme geçersiz olsa da satıcının rıza ve ihtiyarıyla taahhüdünü her zaman yerine getirebileceği göz önüne alınarak bunun ifasını beklemek durumunda bulunan alıcılar için, ancak davaya konu taşınmazın tapuda ferağ ümidinin ortadan kalktığı ve ifanın imkansız hale geldiği tarihtir.
Davacılar yönünden sözleşmenin ifa imkansızlığı, davalıların Mersin İli, Silifke İlçesi, A1 Mahallesi, 24 ada, 40 parseldeki hisselerini 19/11/2015 tarihinde satmaları ile başlamıştır. Davacılar davalılara ferağın verilmesi için Silifke 3. Noterliği’nin 20/12/2017 tarih ve 10715 yevmiye nolu ihtarname çekmiş, ferağın verilmesi için tebliğden itirabaren 7 günlük süre verilmiş, ihtarnamenin 21/12/2017 tarihinde tebliğ edildiği dikkate alındığında davacıların ferağ ümidi 29/12/2017 tarihinde ortadan kalkmıştır. Davacı için TBK.82. Maddesindeki 2 yıllık süre öğrenme süresi bu tarihte başlamıştır. Dava 19/01/2018 tarihinde açıklamakla süresindedir. Davalılar vekilinin zamanaşımı itirazı yerinde değildir.
Sebepsiz zenginleşmeye konu alacağın iadesine karar verilirken, taşınmazın satış bedelinin alım gücünün ilk ödeme günündeki alım gücüne ulaştırılması ve bu şekilde iadeye karar verilmesi gerekir. Güncelleme yapılırken güncellemeye esas alınan somut veriler tek uygulanarak, ödeme tarihinden ifanın imkansız hale geldiği tarihe kadar paranın ulaştığı değer her bir dönem için hesaplanmalı, sonra ortalaması alınmalıdır. Denkleştirici adalet kuralı gereğince iadeye karar verilirken, satış bedeli olarak verilen paranın alım gücünün ifanın imkansız hale geldiği tarihteki alım gücüne uyarlanması gerekir.
Davalılar satışa konu taşınmazdaki hisselerini 19/11/2015 tarihinde satmışlardır. İfanın imkansız hale geldiği tarih bu tarihtir. Satış bedelinin 17/11/2015 tarihindeki alım gücüne uyarlanması gerekir. Mahkemenin kararı yerinde değildir.
SONUÇ İTİBARİYLE;
Davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-a-6 maddesi gereğince kararın kaldırılmasına, yargılamanın yeniden yapılması için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-
Davalılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca
KABULÜ ile,
2-
Silifke 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 11/04/2019 tarih ve 2018/29 Esas – 2019/192 Karar sayılı kararının 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a-6 maddesi gereğince
KALDIRILMASINA,
3-
Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine
GÖNDERİLMESİNE,
4-
İstinaf talebinde bulunan davalılar tarafından yatırılan 2.246,84 TL istinaf karar harcının (nispi) istek halinde, İlk Derece Mahkemesinceistinaf talebinde bulunan davalılara
İADESİNE.
5-
İstinaf talebinde bulunan davalılardan alınan 121,30 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye
İRAD KAYDINA,
6-
İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından davalılar lehine vekalet ücreti takdirine
YER OLMADIĞINA,
7-
Kararın 6100 sayılı HMK’nın 353/3 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi tarafından
TARAFLARA TEBLİĞİNE,
Dair dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a-6 bendi gereğince
KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 06/10/2020
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe