DAVACI : K1 – N1
DAVALI : K2 – N2
DAVANIN KONUSU : Şikayet (İcra Memur Muamelesi)
Silifke İcra Hukuk Mahkemesi’nin 20/03/2019 tarih ve 2019/59 Esas 2019/39 Karar sayılı mahkeme kararının süresi içinde istinaf yolu ile tetkiki davacı K1 Vekili tarafından istenmesi üzerine dosya dairemize gönderilmekle dava dosyası için düzenlenen inceleme raporu dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
DAVA:Davacı
K1
Vekili dava dilekçesinde özetle;
Davalının müvekkilinin borçlu bulunduğu Mersin 7.İcra Müdürlüğü 2010/10686 E. Sayılı dosyasını temlik aldığını, bu dosyadan rehin açığı belgesi alındığını, akabinde de rehin açığı belgesine dayalı Silifke icra Müdürlüğünün 2015/1060 E. Sayılı dosyası ile takibe geçildiğini, alacağın temelinde davalı K2’nın kefalet ilişkisi olmaksızın dava dışı F1 Bankasından dosya alacağını temlik alması olduğunu, yapılan bu temlik işleminin hukuken geçersiz olduğunu, davalının alacaklı sıfatı olmadığını ve dolayısıyla husumet ehliyetinin de olmadığını, davalının icra dosyasında alacaklı sıfatı bulunmadığının tespiti ile takibin iptaline karar verilmesini talep ettiklerini, alacaklı sıfatı bulunmayan davalının hukuken geçersiz temlikname ile yapmış olduğu icra dosyasındaki tüm işlemlerin yok hükmünde olduğunu, davalı ile müvekkili arasında kefalet ilişkisi olmadığını, kefalet ilişkisi olmaksızın borcun ödenmesinin ancak 3.kişi yararına ödeme olarak değerlendirilebileceğini, yüksek oranda faiz işletildiğini dosya hesabı yapılmasını istediklerini beyan ederek satışın durdurulmasına, takibin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI;
Mahkemece, davalının geçerli bir temlik sözleşmesine dayandığı, rehin açığı belgesi alarak takipte alacaklı olarak yer aldığı, davacının bu hususa ilişkin şikayetinde haksız olduğu, söz konusu alacağın temliki sözleşmesinin Mersin 7. İcra Müdürlüğünün 2010/10686 Esas sayılı dosyasında 04/06/2013 tarihinde davacıya tebliğ edildiği, bu tebliğe rağmen davacı tarafın şikayette bulunmadığı, davalının alacaklı sıfatıyla söz konusu takibe devam ettiği, davalının rehin açığı belgesi aldığı ve bu belge ile davacı hakkında Silifke İcra Müdürlüğünün 2015/1060 Esas sayılı dosyasında takip başlattığı, davacının takip tarihinden çok sonra satış aşamasında bu davayı açtığı ancak, talebin satışı durdurmaya ve takibi sürüncemede bırakmaya yönelik ve TMK’nın 2. maddesine aykırı olduğu, yine davacı tarafın davalının Silifke İcra Müdürlüğünün 2015/1060 Esas sayılı dosyasında yüksek oranda temerrüt faizi işlettiğini iddia ettiği, ancak yasal faiz işletilebileceğini ileri sürdüğü, incelenen ödeme emrinde davalının yasal faiz talep ettiği, faiz oranını %9 olarak belirtildiği, faizin bu oran üzerinden hesaplandığı belirtilerek, davacının bu yöndeki itirazında da haksız olduğu açıklanarak şikayetin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı
K1
Vekili dilekçesinde özetle; bilirkişi raporu alınmadan davanın reddedilmesinin, eksik inceleme sonucu karar verilmesinin bozma nedeni olduğunu, davanın hukuken geçersiz temliknameye dayalı takibin davalının alacaklı sıfatının bulunmaması nedeniyle şikayet yolu ile iptali talebine ilişkin olduğunu, davalının müvekkilinin borçlu bulunduğu Mersin 7. İcra Müdürlüğü’nün 2010/10686 esas sayılı dosyasını temlik aldığını, bu dosyadan rehin açığı belgesi alındığını, akabinde rehin açığı belgesine dayalı Silifke İcra Müdürlüğünde 2015/1060 esas sayılı dosya ile takibe geçildiğini, bu dosya ile talimat yazılarak müvekkiline ait taşınmazların satışa çıkartıldığını, ihale gününün 20.03.2019 tarihi olduğunu, bu dosyalarda alacağın hukuki temelinin olmadığını, alacağın temelinde davalı K2’nın kefalet ilişkisi olmaksızın dava dışı F1 Bankasından dosya alacağını temlik alması olduğunu, yapılan bu temlik işleminin hukuken geçersiz olduğunu, davalının husumet ehliyetinin olmadığını, alacaklı sıfatı bulunmayan davalının hukuken geçersiz temlikname ile yaptığı icra dosyasındaki tüm işlemlerin yok hükmünde olduğunu, düzenlenen temlik sözleşmesinin hukuken geçersiz olduğunu, davalı ile müvekkili arasında kefalet ilişkisi olmadığını, kefalet ilişkisi olmaksızın borcun ödenmesinin ancak 3. Kişi yararına ödeme olarak değerlendirilebileceğini, takibe dayanak temliknamenin geçersiz olması nedeniyle takibin iptalinin gerekmekte olduğunu, davalının banka nezdinde ödemiş olduğu bedelin 62.271,02 TL olduğunu, davalının ev hanımı olup tacir sıfatı da olmadığını, takipte ancak yasal faiz işletilebileceğini, hukuken yapılan işlemin hatalı olduğunu beyan ederek, yerel mahkemenin kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı K2 Vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, taraflar arasında yapılan temlik sözleşmesinin geçerli olduğunu, müvekkilinin alacaklı sıfatının mevcut olduğunu, davacı tarafça emsal olarak sunulan bilirkişi raporunun dava konusu olayla tamamen farklı olduğunu, emsal olarak sunulan raporda borç ödendikten sonra temlik yapıldığını, davacı tarafın taraflar arasında kefalet ilişkisi olmadığını beyan ettiğini ancak, kanunun aradığı şartlarda temlik alanın kefil olması şartının bulunmadığını, davacı tarafın arada kefalet ilişkisi olmaksızın borcun ödenmesinin 3. Kişi yararına ödeme olarak değerlendirilmesi gerektiği ve arada kefalet ilişkisi olmadığından yapılan temlik işleminin hukuken geçersiz olduğu yönündeki iddiasının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, kabulünün mümkün olmadığını, yine faize ilişkin davacı itirazlarının hukuki dayanaktan yoksun olduğunun yargılama sırasında da açıklığa kavuştuğunu, talep edilen faiz oranının yasaya aykırı olmadığını beyan ederek, davacı tarafın istinaf taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE:
İpoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı takipte verilen kesin rehin açığı belgesine dayalı olarak başlatılan ilamlı takipte borçlu vekili takip alacaklısının temlik alan olduğunu, kefalet ilişkisi olmadan alacağı temlik aldığı için alacaklı sıfatının olmadığını, borcu ödemesinin 3. kişi yararına ödeme olarak değerlendirilmesi gerektiğini dolayısıyla husumet ehliyetinin olmadığını, bu konuda emsal nitelikte uzman bilirkişi raporu olduğunu, takipte temerrüt faizinin yüksek oranda işletildiğini, alacaklının ev hanımı olduğunu tacir olmadığını bu nedenle yasal faiz işletilebileceğini, dosya borcunun hesaplanmasını talep ettiklerini belirterek satışın durdurulmasını ve takibin iptalini talep etmiş olup ilk derece mahkemesince şikayetin reddine karar verilmesi üzerine şikayetçi borçlu vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
Borçlu vekili , dosyaya hukuk profesöründen alınmış emsal bilirkişi raporunu sunduklarını somut olayda bilirkişi raporu alınmadan karar verilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüş ise de, HMK.nun 266. maddesi gereğince hakimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamayacağından söz konusu istinaf sebebi yerinde değildir.
Y.12. HD.nin 2018/15177E. 2019/2289 K. sayılı emsal içtihadında “ Borç ilişkisinin tarafları alacaklı ve borçlu olmak üzere iki kişiden ibaret olup bazı hallerde mevcut alacağın alacaklı tarafının değiştirilmesi mümkündür. Alacağın temliki ile ilgili hükümler, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 183. ve 184. maddelerinde yer almış olmakla birlikte bu konuda bir tanıma yer verilmemiştir. Mevcut borç ilişkisinde alacaklı tarafın değişerek 3. bir kişi olması hususu alacağın temliki ile mümkün olmaktadır. Bu bağlamda alacağın temliki, alacaklı ve 3. kişinin ortak iradeleri ile ivazlı ya da ivazsız şekilde,yazılı şekil şartına bağlı,tek taraflı kazandırıcı nitelikte, borç ilişkisine taraf olan borçlunun iradesine ve rızasına ihtiyaç duyulmadan yapılması mümkün bir devir işlemidir.Alacağın temliki işleminin geçerli sayılması bakımından kanun koyucu bir takım şartlar aramıştır. Buna göre temlik işlemi yukarıda da belirtildiği gibi, adi yazılı şekilde, temlik edenin imzası alınmak koşuluyla ve yasa, ilgili sözleşmeler yahut işin niteliği gereğince taraflar arasında yasaklı olmayan hallerde yapıldığında geçerlilik kazanacaktır.”
Emsal içtihattan da anlaşıldığı üzere , alacağın temliki işleminin geçerli olabilmesi için temlik alanın kefil olması şart değildir.
Temlik alanın temlik edene yaptığı ödeme ise temliğin ivaz bedeli olup borcun ödemesi olarak kabul edilemez.Nitekim Silifke 1. Noterliğinin 15.05.2013 tarih ve 5944 yevmiye nolu “Alacak Temlik Sözleşmesi”nin 2. maddesinde ivaz bedeli belirtilmiştir.
Dolayısıyla anılan hususlara ilişkin istinaf sebebine itibar edilmemiştir.
Borçlu vekili ,takipte temerrüt faizinin yüksek oranda işletildiğini, alacaklının tacir olmadığını bu nedenle yasal faiz işletilebileceğini, dosyanın konusunda uzman bilirkişiye tevdii edilerek dosya borcunun hesaplanmasını istediklerini beyan etmiş ise de takip talebinde ve icra emrinde işlemiş ve işleyecek faiz oranı olarak %9 yasal faiz oranının belirtildiği, 01.03.2017 tarihli dosya hesabında da %9 yasal faiz oranının esas alındığı anlaşıldığından söz konusu istinaf sebebine itibar edilmemiştir.
Yeniden dosya hesabı yapılmasının ise icra müdürlüğünden talep edilmesi gerekir.
Diğer taraftan şikayet tarihinden sonra 20.03.2019 tarihinde yapılan dosya hesabı ancak ayrı bir şikayete konu olabilir.
Bu durumda satışın durdurulması talebinin reddine ilişkin kararın Y.12.HD.nin 2019/549 E. 2020/549 K. sayılı emsal içtihadı gereğince kesin olduğu anlaşıldığından satışın durdurulması talebinin reddine dair ilk derece mahkemesinin kararına yönelik istinaf dilekçesinin İİK.’nın 363 ve 365. maddeleri gereğince
REDDİNE,
Takibin iptali talebinin reddine dair yerel mahkeme kararı bakımından yapılan incelemede , HMK.nın 355.maddesine göre istinaf incelemesinin dilekçede belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılabileceği, ancak kamu düzenine aykırılık görülmesi halinde bu hususun resen nazara alınabileceği, somut olayda dosya kapsamı, mevcut delil durumu dikkate alındığında, mahkemenin takibin iptali isteminin reddine dair kararında vaka ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, hükümde kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediği anlaşıldığından, borçlu vekilinin takibin iptali talebinin reddine dair karara yönelik istinaf başvurusunun HMK.nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,
1- Borçlu vekilinin satışın durdurulması talebinin reddine dair ilk derece mahkemesinin kararına yönelik istinaf dilekçesinin İİK.’nın 363 ve 365. maddeleri gereğince
REDDİNE,
2- Borçlu vekilinin takibin iptali talebinin reddine dair
Silifke İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2019/59 E. 2019/39 K. sayılı kararına yönelik istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b.1 maddesi gereğince
ESASTAN REDDİNE,
3-Alınması gereken 54,40 TL istinaf karar harcından peşin alınan 44,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 10,00TL’nin davacıdan alınarak hazineye GELİR KAYDINA,
4-İstinaf kanun yolu yargılama giderlerinin, istinaf eden üzerinde BIRAKILMASINA,
5-Kararın taraflara TEBLİĞİNE,
6-HMK.nun 333. maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra kullanılmayan gider avansının talep halinde yatırana İADESİNE,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK’nın 361 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere 08/07/2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe