Adana BAM, 6. HD., E. 2019/455 K. 2020/164 T. 19.2.2020

İlgili TBK madde: TBK Madde 481

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
DAVACI
: K1- N1

VEKİLİ : Av. K2

DAVALI
:

MEZİTLİBELEDİYESİBAŞKANLIĞI
– A1

VEKİLİ : Av. K3-Mezitli Belediyesi Hukuk İşleri Müd.-MERSİN

DAVANIN KONUSU : Alacak (Fikir Ve Sanat Eseri İle İlgili Sözleşmeden Kaynaklanan)

İSTİNAF TALEP TARİHİ : 22/01/2019

İSTİNAF KARAR TARİHİ : 19/02/2020

KARARIN YAZIM TARİHİ : 19/02/2020

Mersin 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 18/12/2018 tarih ve 2017/223 Esas – 2018/857 Karar sayılı kararı ile kurulan hüküm nedeniyle davalı vekilinin istinaf başvurusu ile ilgili yapılan istinaf karar incelemesinde;

DAVACI VEKİLİ DAVA DİLEKÇESİNDE ÖZETLE:

Müvekkilinin Mersin Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Heykel bölümünde Yrd. Doç. Dr. Ünvanı ile öğretim görevlisi olduğunu, davalı kurumun talebi üzerine müvekkilince tasarlanarak yapımına 13/09/2015 tarihinde başlanan heykelin günde 10 saatlik bir çalışma ile 20/10/2015 tarihinde bitirilerek davalı tarafa teslim edildiğini”kadın, Güneş ve Barış” temalı heykelin 16-18 ton gri sert Muğla taşının yontularak yapıldığını, müvekkilinin dava konusu heykelin yapım aşamasında davacı asilin yanında çalışan elemanlar için 8.000,00 TL bedel ödediğini ve yapım aşamasında kendisine ait olan heykel yapımında kullanılan kesici, delici, yontucu, koruyucu gibi malzemelerin müvekkili tarafından karşılandığını, dava konusu heykel ile ilgili bedelin taraflar arasında sözlü olarak 150.000,00 TL olarak belirlendiğini ancak yazılı bir sözleşmenin bulunmadığını, davalının heykel bedelinin tespiti için 07/12/2015 tarihinde Mersin Ünv. Rektörlüğünden bedel tespiti talep ettiğini, müvekkiline ödeme yapılmadığını, Adana 4. Noterliğinin 27/07/2017 tarihli 5360 yevmiye numaralı ihtarnamesinin keşide edilerek tebliğ edilmiş ise de ödemenin yapılmadığını, bu nedenlerle şimdilik 1.000,00 TL heykel yapımına ait bedelin ihtarname gereği 01/04/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ve Adana 4. Noterliğinin ihtar gideri olan 116,91 TL’nin de dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi davalıdan alınarak davacıya verilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.

DAVALI VEKİLİ CEVAP DİLEKÇESİNDE ÖZETLE:

Açılan davanın haksız ve yersiz olup reddinin gerektiğini, öncelikle davanın Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde açılmasının hatalı olduğunu çünkü dava konusu heykelin sanat eseri olarak kayıt edildiğine dair bir belgenin olmadığını, ayrıca davacının kısmi alacak davası açtığını bu konuda hukuki yararı olmadığı için davanın hukuki yarar yokluğundan da reddinin gerektiğini, müvekkilini belediyenin ihtiyaç durumunda Kamu İhale Kanunun doğrudan temine ilişkin 22. Maddesi gereği davacı ile görüşüldüğünü, pazarlık aşaması sürerken de heykelin yapımına başlandığını belediyenin 53.261,00 TL olarak sunduğu miktarı davacı tarafın düşük bularak fahiş bir tutar olan 150.000,00 TL talep ettiğini bu nedenle anlaşmanın sağlanamadığını, bu süreçte de davacının heykeli tamamladığını bu nedenlerle davanın reddi ile yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI:

Davanın
KISMEN KABULÜ ile, 90.000,00 TL’nin 1.000,00 TL’si yönünden 01/04/2017 tarihinden kalanı yönünden ıslah tarihi olan 24/10/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Fazlaya ilişkin talebin reddine
, şeklinde karar verildiği anlaşılmıştır.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:

Davalı vekili 22/01/2019 tarihli istinaf dilekçesinde;

1-Davacı tarafça yapıldığı belirtilen davaya konu heykelin sanat eseri olarak kayıt ve tescil edildiğine dair bir belge olmadığını, davanın Fikri ve Sınai Haklar mahkemesinde görülemeyeceğini ve görev yönünden de reddi gerektiğini,

2-Yerel mahkemece uzmanlık alanı olmayan bilirkişilerden rapor alındığını, alınan raporun yalnızca bilirkişinin iddiaları dikkate alınarak hazırlandığını ve denetime elverişli bir rapor olmadığını,

3-Ayrıca kabul edilmemek kaydıyla yerel mahkeme kararının gerekçe kısmında başlangıç tarihi olarak ihtarname tarihinin baz alındığını bu durumun hukuka aykırı olduğunu, tarih olarak yerel mahkemenin karar tarihi itibariyle belirlenmesi gerektiğini,
Sonuç itibariyle;Yerel mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olarak verildiğinden mahkemenin kararının kaldırılmasını talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir.

DELİLLER :

İstinaf incelemesine esas;

Yerel mahkemenin dosyası içerisinde bulunan belge ve kayıtlar.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;

Dava;

Fikir
Ve Sanat
Eseri
İle
İlgili
Sözleşmeden
Kaynaklanandavasıdır.

Adana 4. Noterliği’nin 27/03/207 tarih ve 5360 yevmiye nolu ihtarnamesinin incelenmesinde;İhtar edenin K1, ihtar edilenin Mezitli Belediye Başkanlığı olduğu, ihtar konusunun davacı tarafından yapıldığı iddia edilen ” Kadın, Güneş ve Barış” temalı heykelin bedeli 150.000,00 TL’nin ihtarnamenin tebliğinden itibaren 3 iş günü içinde ödenmesi ihtarı olduğu, tebliğ şerhinden ihtarnamenin ihtar edilene 28/03/2017 tarihinde tebliğ edildiği,
Davcı vekilinin delil listesi sunduğu ve tanık bildirdiği,
Davalı vekilinin delil listesi sunduğu ve tanık bildirdiği,
Mahallinde 03/012018 tarihinde keşif yapıldığı, davacı tanıkları ve davalı tanığının keşif mahallinde dinlendiği,
Mimar K4’ın 06/02/2018 tarihli raporuna göre;Dava konusu heykelin 250 cm-250 cm ebatlarında 300 cm yüksekliğinde Muğla gri mermer malzemenin yontulması ile yapıldığı, davacı tarafından yapıldığı, malzemenin davalı belediye tarafından temin edildiği, taraflar arasında herhangi bir sözleşme imzalanmadığı, Mezitli Belediyesi tarafından heykelin malzemesi olan sert Muğla gri malzeme temin edilerek heykelin tamamlanıp Kerim Afşar Parkına yerleştirildiği, dava konusu heykelin sanat eseri niteliğinde olması nedeni ile esere ait herhangi bir değer belirlenemediğinin belirtildiği,
Taraf vekilleri bilirkişi raporuna karşı itiraz dilekçesi sunmuşlardır.

Dosyanın heykelin değeriyle ilgili rapor alınmak üzere Ankara Nöbetçi Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesine gönderildiği,
Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 13/03/2018 tarihinde ” Ankara Bilirkişilik Bölge Kurulu tarafından oluşturulan 2018 yılı Ankara Bilirkişilik Listesinde dava konusu hususta bilirkişilik yapabilecek nitelikte Temel Uzmanlık Alanı Helkeltraş olan herhangi bir bilirkişi olmadığından” dosyanın mahkemesine bila ikmal gönderilmesine karar verildiği anlaşılmıştır.

Dosyanın yeniden rapor alınmak üzere İstanbul Nöbetçi Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesine gönderildiği,
Arkeolog ve Sanat Tarihçisi K5, Arkeolog K6 ve K7 vekili K8’ın 07/05/2018 tarihli raporlarına göre;Eserlerin değerinin yerel ve uluslararası piyasa koşulları altında belirlendiğini, bu sistemde müzayedeler, fuarlar, galeriler, sergilerin sanat eserlerinin belirlendiği yerler olduğunu, en belirleyicinin müzayedeler olduğu, sanatçının müzayedede satılan eseri yoksa, benzer sanatçıların eserlerinden bir kıyslama yapmak suretiyle bir sonuca ulaşılmaya çalışıldığını, ölçü olarak büyük olan eserlerin müzayedelere girmese bile sanatçının yaptığı diğer işlerle birlikte eserlerinin değerleri hakkında ip ucu verdiğini, müzayedelerde Heykeltraş K1 adına rastlanmadığını, dava konusu çalışma olan “heykel” “güzel sanat eseri” olup 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında olduğu, davacıya ait “Kadın, Güneş ve Barış” isimli eserine 65.000,00 TL değer belirlendiğinin belirtildiği anlaşılmıştır.

Taraf vekillerinin rapora itiraz etmeleri üzerine dosyanın yeniden bilirkişiye gönderildiği,
Heykeltraş K9, Öğr.Gör. Fikir Sınayi Uzmanı K10 ve Marka ve Patent vekili K11’in tarihsiz raporlarına göre; Davacının dava konusu “Kadın, Güneş ve Barış” adlı heykelinin FSEK kapsamında ” sahibinin hususiyetini taşıma” ve “estetik değere sahip olma” kriterlerini karşılayan bir “güzel sanat eseri” olarak değerlendirildiğini, heykelin Kültür ve Turizm Bakanlığı nezdinde kayıt ve tescil ettirilmemiş olmasının FSEK kapsamında eser vasfını ortadan kaldıran bir eksiklik olmadığını, dava konusu heykelin, davalının, davacının öz geçmişine ekli olarak davalı belediye başkanlığına sunduğu katalogdaki önceki çalışma örnekleri arasında yer aldığını savunduğu, bir sanatçının kendisine ait eserin aynısını veya benzerini üretmesi, ikinci çalışmanın eser niteliğini ortadan kaldıracak bir durum olmadığını, yumuşak taş ile sert taş yontu arasında zaman ve emek emeğin farklı olduğunu, Muğla’da çıkartılan “Muğla Traverteni” denilen mermerin sertlik derecesine göre daha yumuşak bir cins kireç taşı olduğu, bu cins taşların yontulması ve şekil verilmesinin granite nazaran daha kolay olduğunu, granitin daima travertenden daha pahalı olduğunu, bu açıklamalar ışığında davacının çalışmasının sanat eseri niteliği dikkate alındığında, dava konusu “Kadın, Güneş ve Barış” adlı esere 90.000,00 TL değer tespiti yapılabileceğinin Taraflar arasında 6098 sayılı TBK’nın 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi ilişkisinin kurulduğu çekişmesizdir. Eser sözleşmelerinde, kural olarak yapılan işin miktar ve değerini ispat yükü yüklenicide, iş bedelinin ödendiğini ispat yükü ise iş sahibindedir. Bir başka deyişle yüklenici yaptığı işin tutarını, iş sahibi de iş bedelini ödediğini kanıtlamak zorundadır. Sözleşme ve dava tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 481. maddesinde; “Eserin bedeli önceden belirlenmemiş veya yaklaşık olarak belirlenmişse bedel, yapıldığı yer ve zamanda eserin değerine ve yüklenicinin giderine bakılarak belirlenir.” düzenlemesine yer verilmiştir. Taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmayıp, iş bedeli konusunda taraflar da anlaşmamışlarsa, iş bedelinin, yasanın sözü edilen bu hükmü uyarınca, yapıldığı yıl mahalli piyasa rayiç fiyatlarına göre belirlenmesi gerekmektedir. Bu genel açıklamalar ışığında somut olaya gelince, taraflar arasında çekişme konusu olan husus; iş bedelinin hesaplanmasından kaynaklanmaktadır. Taraflar arasında yazılı sözleşme bulunmasa da sözlü eser sözleşmesi ilişkisinin kurulduğu konusunda bir ihtilaf yoktur. İhtilaf, iş bedelinde toplanmaktadır. Bu sebeple, taraflar arasında yazılı sözleşme bulunmadığından ve işin bedeli önceden kararlaştırılmayıp iş bedeli taraflar arasında çekişme konusu olduğuna göre dava tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 481. maddesi uyarınca iş bedelinin yapıldığı yılın mahalli piyasa rayiçlerine göre belirlenmesi ve belirlenen bu iş bedelinden de iş sahibi tarafından yasal delillerle ispatlanan ödemelerin düşülerek sonuca gidilmesi gerekir.

O halde mahkemece yapılması gereken iş; bilirkişi heyetinden ek rapor alınmak suretiyle davacı yüklenici tarafından yapılan işin bedelinin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 481. maddesine göre işin yapıldığı yıl piyasa fiyatlarıyla hesaplatmak, hesaplanan iş bedelinden ödemeleri ve malzeme bedelini mahsup etmek ve bakiyesine göre itirazın iptâli talebi konusunda hüküm kurmaktan ibaret olmalıdır. (Yargıtay 15.HD. 02/11/2017 2016/5060 E., 2017/3793 K.sayılı kararı).

SOMUT OLAYDA;

Davacı vekili davalı kurumun talebi üzerine müvekkilince tasarlanarak yapımına 13/09/2015 tarihinde başlanan heykelin günde 10 saatlik bir çalışma ile 20/10/2015 tarihinde bitirilerek davalı tarafa teslim edildiğini “Kadın, Güneş ve Barış” temalı heykelin 16-18 ton gri sert Muğla taşının yontularak yapıldığını, dava konusu heykel ile ilgili bedelin taraflar arasında sözlü olarak 150.000,00 TL olarak belirlendiğini ancak yazılı bir sözleşmenin bulunmadığını, 1.000,00 TL heykel yapımına ait bedelin ihtarname gereği 01/04/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi davalıdan alınmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili, davanın haksız ve yersiz olduğu, davanın Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesi sıfatıyla bakılmaması gerektiği, müvekkili tarafından heykel için 53.261,00 TL teklifte bulunulduğu, davacının bu bedeli kabul etmediği, 150.000,00 TL bedel talep etmesi üzerine fiyatta anlaşma sağlanamadığı, heykelin davacı tarafından tamamlanarak teslim edildiği, haksız davanın reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.

Bilirkişi raporlarından davaya konu heykelin Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında ” güzel sanat eseri” olduğu sabittir. Heykelin Kültür ve Turizm Bakanlığı nezdinde kayıt ve tescil ettirilmemiş olmasının FSEK kapsamında eser vasfını ortadan kaldırmamaktadır. Bu nedenle davalı vekilinin mahkemenin görevsiz olduğuna ilişkin istinafı yerinde değildir.
07/05/2018 tarihli raporda eserin değeri 65.000,00 TL, bila tarihli ve hükme esas alınan raporda eserin değeri 90.000,00 TL belirlenmiştir. Değer konusunda iki rapor arasında çelişki bulunmaktadır. Davalı vekilinin bu hususa ilişkin istinafı yerindedir.

Taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmamaktadır. Taraflarda iş bedeli konusunda anlaşmamışlardır. Bu nedenle iş bedelinin 6089 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 481. Maddesi gereğince “eserin yapıldığı yıl mahalli piyasa rayiç fiyatlarına göre” belirlenmesi gerekir.

Mahkemece yapılacak iş,yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınmak suretiyle raporlar arasındaki çelişki giderilerek ve taraflar arasında iş bedelinin çekişme konusu olması dikkate alınarak eserin bedelinin yapıldığı yıl (2015) mahalli piyasa rayiç fiyatlarına göre belirlenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekir.

Sonuç itibariyle;

Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-a-6 maddesi gereğince kararın kaldırılması, davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM:

Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-
Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca
KABULÜ ile,

2-
Mersin 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 18/12/2018 tarih ve 2017/223 Esas – 2018/857 Karar sayılı kararının 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a-6 maddesi gereğince
KALDIRILMASINA,

3-
Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine
GÖNDERİLMESİNE,

4-
İstinaf talebinde bulunan davalı tarafından yatırılan 1.536,98 TL nispi istinaf karar harcının istek halinde, İlk Derece Mahkemesinceistinaf talebinde bulunan
DAVALIYA İADESİNE.

5-
İstinaf talebinde bulunan davalıdan alınan 121,30 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye
İRAD KAYDINA,

6-
İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından davalı lehine vekalet ücreti takdirine
YER OLMADIĞINA,

7-
Kararın 6100 sayılı HMK’nın 353/3 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi tarafından
TARAFLARA TEBLİĞİNE,
Dair dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a-6 bendi gereğince
KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 19/02/2020

  • İlk yayınlanma tarihi: 29 Temmuz 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!