T.C. ADANA BAM 6. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2021/1019 – 2025/283
T.C.
ADANA
6. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2021/1019
KARAR NO : 2025/283
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN :
ÜYE :
ÜYE :
KATİP :
MAHKEMESİ : …. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 25/02/2021
NUMARASI : … Esas – … Karar
DAVACI : … –
VEKİLİ : Av.
DAVALI : … İnşaat Turizm Taah. İth. İhr. Tic. ve San. Ltd. Şti
VEKİLİ : Av.
DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Ticari Mal Satışı ve Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 14/11/2019
İSTİNAF TALEP TARİHİ : 31/03/2021
İSTİNAF KARAR TARİHİ : 03/03/2025
KARARIN YAZIM TARİHİ : 03/03/2025
…. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 25/02/2021 tarih ve … Esas – … Karar sayılı kararı ile kurulan hüküm nedeniyle davalı vekilinin istinaf başvurusu ile ilgili yapılan incelemede:
DAVACI VEKİLİ DAVA DİLEKÇESİNDE ÖZETLE: Müvekkilinin, alacağının tahsili amacıyla …. İcra Müdürlüğü’nün … Esas sayılı dosyası ile borçlu hakkında icra takibi yaptığını, borçlunun süresi içerisinde itiraz ettiğinden takibin durdurulduğunu, borçlunun itirazının haksız ve yersiz olduğunu, borçlunun beyanlarının gerçeği yansıtmadığını, müvekkilinin aralarındaki ticari alışverişten kaynaklanan alacak borç ilişkisi gereği borç doğduğunu belirterek itirazın iptali ile takibin takip talebi doğrultusunda takip tarihinden itibaren işleyecek faizi ile devamına, borçlunun haksız ve kötü niyetli itirazından dolayı %20 icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DAVALI VEKİLİ CEVAP DİLEKÇESİNDE ÖZETLE: Arabuluculuk sürecinde müvekkili şirkete tebligat yapılmadığını, arabuluculuk sürecinin mevzuata uygun olmadığı ve usulsüz olduğunu, bir başka deyişle arabuluculuk sürecinin tamamlanmadığını, bu nedenle davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddinin gerektiğini, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, yetkili icra müdürlüğü ve mahkemelerin, davalının ikametinin bulunduğu … Mahkemeleri ve İcra Daireleri olduğunu, ortada itirazın iptali davasına konu olabilecek geçerli bir icra takibinin bulunmadığını, müvekkili şirketin davacı tarafa hiçbir borcu bulunmadığını, faturanın tek başına alacağın mevcudiyetini ispatlamadığını, davacının müvekkili şirketin İstanbul B.Çekmece’de davam etmekte olan projesinin izolasyon ve yalıtım işlerini yapmak için müvekkili şirkete teklif sunmuşsa da, izolasyon, yalıtım ve benzeri hiçbir iş, işlem ve imalat yapmadığını, davacı tarafın 12.12.2019 tarihli dilekçe ekinde dosyaya sunduğu ve fakat okunaklı olmayan faturaların içeriğine bakıldığında, “Yalıtım hizmetleri, otopark işleri, bahçe izolasyonu” yazılı olduğunun görüldüğünü, ancak belirttikleri gibi gibi davacı tarafın hiçbir şekilde bu iş ve imalatları yapmadığını, müvekkili şirketin projesinde hiçbir çalışmasının olmadığını, müvekkili şirketin İstanbul B.Çekmece’deki projesinin izolasyon ve yalıtım işini almak için teklif veren davacının işe başlamadığını, bunun üzerine müvekkili şirketin projenin izolasyon ve yalıtım işini bir başka taşerona verdiğini, söz konusu taşeronun halihazırda projenin yalıtım ve izolasyon işini yapmaya devam ettiğini, davacı tarafın ticari kayıtları incelendiği takdirde hiçbir şekilde müvekkili şirkete herhangi bir izolasyon ya da yalıtım malzemesi çıktısı, irsaliyesi olmadığının görüleceğini, yargılama sırasına dinletecekleri tanık anlatımlarıyla ve yerinde yapılacak keşifle de davacının müvekkili şirketin devam etmekte olan projesinde izolasyon, yalıtım ve benzeri hiçbir iş, işlem ve imalat yapmadığının anlaşılacağını belirterek davanın reddini, davacının icra takip miktarı üzerinden %20’den az olmamak üzere tazminat ödemeye mahkum edilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: “Davaya konu icra takibine konu edilen faturalar toplamının 212.483,90 TL bedelli olduğu, davalı tarafın icra takibine konu faturaları ticari kayıtlarına işlediği ve davacı ile davalı arasındaki cari hesap ekstresine göre davalı tarafından 70.000,00 TL ödeme yapıldığı, davalı defter ve kayıtlarına göre davalının davacıya bakiye 142.483,90 TL borçlu olduğu, davalı ticari defter ve kayıtlarında davaya konu faturaların işlenmiş olmasının faturalardaki malın/hizmetin davalı tarafından alındığını gösterdiği anlaşılmakla takip dosyasına konu edilen faturalara konu mal/hizmet davalıya teslim edilmesine rağmen davalı tarafından davacıya yapılan 70.000,00 TL’lik ödemenin düşülmesi ile davacının takip tarihi itibariyle davalıdan 142.483,90 TL asıl alacağının bulunduğu, taraflar arasında vadeyi belirleyen bir sözleşme bulunmadığı gibi davalının temerrüde düşürülmediğini bu nedenle davacının takipten önce işlemiş faiz alacağının bulunmadığı sonucuna varılmış ve davanın kısmen kabulüne, …. İcra Müdürlüğü’nün … Esas sayılı dosyasında yapılan itirazın kısmen iptali ile; takibin 142.483,90 TL asıl alacak yönünden devamına, haksız yere takibe itiraz ederek, takibin durmasına neden olan davalının, alacağın faturadan kaynaklanan likit alacak olduğu,” gerekçesiyle,
Davanın Kısmen Kabulüne,
…. İcra Müdürlüğü’nün … Esas sayılı dosyasında yapılan itirazın Kısmen İptali ile, takibin 142.483,90 TL asıl alacak yönünden devamına,
Hükmolunana alacağın %20’si oranında 28.496,78 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine” şeklinde karar verildiği anlaşılmıştır.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davalı vekili 31/03/2021 tarihli istinaf dilekçesinde:
Cevap dilekçesinde beyan ettiği hususları tekrarla, dava şartı olan arabuluculuk sürecinin usulsüz olup arabuluculuk şartının gerçekleşmediğini, bu nedenle 6102 sayılı TTK uyarınca iş bu davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerektiğini,
İİK 50. maddesi uyarınca da yetkili icra dairesinin borçlunun ikametgahının olduğu icra dairesi olduğunu, müvekkili şirketin ticari ikametgahının; … … N.149/2 … … adresi olduğunu, dolayısıyla yetkili icra Müdürlüğünün … İcra Müdürlüğü ve yine yetkili mahkemenin de … Ticaret Mahkemeleri olduğunu, dava konusu takibin yetkisiz icra dairesinde yapılması ve geçerli bir icra takibi olmaması, davanın yetkisiz mahkemede açılmış olması nedeniyle koşulları oluşmayan itirazın iptali davasının reddine karar verilmesi gereken mahkemece, yetkiye dair beyan ve savunmalarının yasaya aykırı olarak reddedildiğini, kararın bu yönüyle de yanılgılı olduğunu,
Keşif taleplerinin yasaya aykırı olarak reddedildiğini,
Sonuç itibariyle: İlk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesine karşı beyanda bulunmamıştır.
DELİLLER : İstinaf incelemesine esas:
Yerel mahkemenin dosyası içerisinde bulunan belge ve kayıtlar.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Dava; ticari mal satışı ve eser sözleşmesi nedeniyle düzenlenen faturadan kaynaklı alacağın tahsili amacıyla yapılan icra takibine yönelik itirazın iptali davasıdır.
…. İcra Müdürlüğünün … Esas sayılı dosyasında; alacaklı davacı tarafından borçlu davalı aleyhine 19/06/2019 tarihinde, 12/08/2018 ve 15/05/2018 tarihli fatura bedellerinin tahsili amacıyla 142.483,90 TL asıl alacak ve 10.926,37 TL işlemiş faiz alacağı toplamı 153.410,27 TL üzerinden ilamsız icra takibi başlatılmış, süresinde borca, faize ve icra dairesinin yetkisine yapılan itiraz üzerine takip durmuştur. Borçlu yetki itirazında, … İcra Müdürlüğünün yetkili olduğunu ileri sürmüştür.
İlk derece mahkemesince tarafların ticari defterleri üzerinde mali müşavir marifetiyle bilirkişi incelemesi yapılmıştır.
Mali Müşavir bilirkişi … tarafından düzenlenen 16/12/2020 tarihli bilirkişi raporunda: Davacıya ait işletme defterinde 2018 yılı kayıtlarına göre davalı adına düzenlenen toplamı 212.483,90 TL olan iki faturanın kayıtlı olduğu, işletme hesabı defterinde cari hesap takip edilmesi mümkün olmadığından cari hesap bakiyesinin ne kadar olduğunun tespit edilemediği, davalıya ait 2018 yılı ticari defterlerinin TTK hükümlerine göre kendi lehine delil olma özelliğine sahip olduğu, davalıya ait defter kayıtlarında davacı adına cari hesap kodu ile kayıtlı işlemlerin bulunduğu, davalının davacı adına takip ettiği cari hesabın ekstresine bakıldığında davacı tarafça davalı adına düzenlenen 51.281,86 TL (15/05/2018 tarih ve … numaralı fatura) ve 161.202,04 TL’lik (12/08/2018 tarih ve … numaralı fatura) iki adet faturanın defterlerde kayıtlı olduğu, karşılığında 70.000,00 TL’lik ödeme yapıldığı, 31.12.2018 tarihli … yevmiye numaralı kapanış fişinde cari hesap bakiyesinin 142.483,90 TL olduğu, bu doğrultuda davalının davacıya 142.483,90 TL borcunun bulunduğu, davacının icra takibinde belirtmiş olduğu alacağı ile davalı borçlunun ticari defter ve kayıtlarının birbiri ile örtüştüğü belirtilmiştir.
Somut olayda davacı, davacı tarafından davalı şirket adına düzenlenen 15/05/2018 tarih ve … seri numaralı ve 12/08/2018 tarih ve … seri numaralı fatura bedelleri karşılığında davalıdan 142.483,90 TL asıl alacak ve 10.926,37 TL işlemiş faiz alacağı olmak üzere toplam 153.410,27 TL’nin tahsili amacıyla davalı şirket hakkında ilamsız icra takibi başlatmıştır.
Davalı taraf ise, icra dosyasında borca, faize ve icra dairesinin yetkisine itiraz etmiş, yetki itirazında, davalının ikameti olan … İcra Müdürlüğünün yetkili olduğunu ileri sürmüştür. Dava açıldıktan sonra da icra dairesinin ve mahkemenin yetkisine itiraz etmiştir.
Davalı vekili istinaf sebepleri arasında arabuluculuk davetiyesinin elektronik posta yoluyla gönderilmesi suretiyle arabuluculuk sürecinin mevzuata uygun gerçekleştirilmediğini ve bu sebeple dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüşse de; 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun uygulanmasına ilişkin Yönetmeliğin 10. Maddesinde belirtilen “Arabulucu, tarafların her biri ile ayrı ayrı veya birlikte görüşebilir. Bu amaçla her türlü iletişim aracını kullanabilir.” hükmüne göre, davalı tarafa davetiyenin elektronik posta yoluyla gönderilmesinde usule aykırılık yoktur. Davalı tarafın bu yöndeki istinaf sebepleri yerinde değildir.
Dava, hukuki niteliği itibariyle ticari mal satışı ve eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak iddiasına dayalı itirazın iptali davasıdır.
Takibe konu faturalarda, yapılan iş yalıtım işi olarak belirtilmiştir. Taraflar arasında yazılı bir sözleşme yoktur. Davaya konu faturalar ile davalı vekilinin beyanlarından uyuşmazlığın, davacı tarafça davalının inşaatına yalıtım işi yapılıp yapılmadığı ve bedelinin tahsil edilip edilmediği noktasında toplandığı anlaşılmıştır.
“Taraflar arasındaki ihtilâf, eser sözleşmesi ilişkisinden kaynaklandığından, bu türden uyuşmazlıklardan kaynaklanan icra takiplerinin kural olarak İİK’nın 50. maddesi uyarınca HUMK’nın (HMK) hükümleri kıyas yoluyla uygulanacağından davalının yerleşim yeri, sözleşmenin ifa edileceği yer veya yetki sözleşmesi ile belirlenen yer icra dairelerinden birinde açılması gerekir. Bu türden sözleşmelerde para alacakları yönünden yetkili mahkemeyi alacaklının yerleşim yeri mahkemesi olarak belirleyen ve sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 73. maddesinin uygulama imkânı yoktur. Gerek 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 73, gerekse 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 89. maddesi hükümlerinin sadece karz akdinden doğan borçlarla sınırlı olduğunun kabulü gerekir. Aksi halde, bütün para borcu ilişkilerinden doğan ihtilâflarda yetkili mahkemenin bu maddeye göre tayini gerekeceğinden, para borçlarıyla ilgili tüm ihtilâfların davacının yerleşim yerinde takip ve davaya konu olması sonucunu doğurur ki bu da; Hukuk Muhakemesi Kanunu’nda yer alan yetkiyle ilgili kuralları adeta istisna haline getirmiş olur. Oysa, gerek mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 355 ve gerekse 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmeleri, niteliği itibariyle iki tarafa borç yükleyen sözleşmeler olup, karşılıklı edimleri içerir. Bu nedenle, eser sözleşmelerinden kaynaklanan bir alacakta yetkili mahkemenin tayininde 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 73 ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 89. maddesi hükümlerinin uygulanması mümkün değildir”. (Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 16.10.2019 tarih ve 2019/2763 E.-3958 K. sayılı kararı)
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 17.maddesi,”Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır.”
Taraflar arasında, yetkili mahkemenin ve icra dairelerinin belirlenmesine yönelik herhangi bir sözleşme yapılmamıştır.
Eser sözleşmelerinde, para alacakları yönünden yetkili mahkemeyi alacaklının yerleşim yeri mahkemesi olarak belirleyen 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 89. maddesinin uygulama imkânı yoktur.
“Taraflar arasındaki ilişki eser sözleşmesine dayanmaktadır. Uyuşmazlık davacı yüklenicinin eser sözleşmesi gereğince yaptığı iş bedelini alıp almadığı ve yapılan işin bedeli konusundadır. Uyuşmazlığın çözümü yargılama yapılmasını gerektirmektedir.
Genel Kural icra takibinin davalının ikametgahı icra müdürlüğünde başlatılması ve davanın da o yer mahkemesinde açılmasıdır (İİK: md 50, HMK. Md. 6). Ayrıca HMK’nın 10. maddesi uyarınca akdin icra yeri icra müdürlüğü ile mahkemesi de yetkili kabul edilmiştir. Davalı iş sahibinin yerleşim yeri adresi Aydın ili, Kuşadası ilçesindedir. Eser sözleşmesine konu asansör işi Aydın ili bozdoğan ilçesinde yapılmıştır. Bu durumda davalının ikametgahı Kuşadası ve akdin icra yeri Bozdoğan ilçesi olduğuna göre icra takibinin Nazilli İcra Müdürlüğü’nde başlatılması doğru olmamıştır. Davalı vekilinin icra dosyasına yaptığı yetki itirazı süresinde ve yerinde olup, kabulü zorunludur. Yetkili icra müdürlüğünde icra takibinin başlatılmaması durumunda, mahkemenin işin esasını incelemeden, yetkili icra müdürlüğünde başlatılmış icra takibi bulunmadığından itirazın iptâli davasının reddine karar vermesi gerekir.” ( Yargıtay 15.H.D. 2016/5196 E.-2017/3751K)
Yukarıda değinilen Yargıtay kararında da belirtildiği üzere; taraflar arasındaki ilişki eser sözleşmesine dayanmaktadır. Uyuşmazlık, davacı yüklenicinin eser sözleşmesi gereğince yaptığı iş bedelini alıp almadığı konusundadır. Genel Kural, icra takibinin davalının ikametgahı icra müdürlüğünde başlatılması ve davanın da o yer mahkemesinde açılmasıdır (İİK: md 50, HMK. Md. 6). Ayrıca HMK’nın 10. maddesi uyarınca akdin ifa yeri icra Müdürlüğü ile Mahkemesi de yetkili kabul edilmiştir.
Davalının yerleşim yeri adresi … ilidir. Eser sözleşmesine konu iş de İstanbul’da yapılmıştır. Buna göre icra takibinin Adana İcra Müdürlüğü’nde başlatılması doğru olmamıştır.
Mahkemenin yetkisi ile birlikte icra dairesinin yetkisine de itiraz edilmiş olmakla öncelikle icra dairesinin yetkili olup olmadığı yönünde inceleme yapılması gerekir. Davalı vekilinin icra dosyasına yaptığı yetki itirazı yerinde olup, kabulü zorunludur. Yetkili icra Müdürlüğünde icra takibinin başlatılmaması durumunda, mahkemenin işin esasını incelemeden, yetkili icra Müdürlüğünde başlatılmış icra takibi bulunmadığından itirazın iptâli davasının usulden reddine karar vermesi gerekirken davalının yetki itirazının reddine karar verilerek esastan karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır.
Davalı vekilinin istinaf talebi bu yönüyle yerindedir.
Sonuç itibariyle: 6100 sayılı HMK. 353/1-b.2 maddesi gereğince davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından düzeltilmek suretiyle yeniden hüküm kurulmasına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜNE,
2- HMK’nun 352/1-b-2 maddesi uyarınca …. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 25/02/2021 tarih ve … Esas – … Karar sayılı kararının KALDIRILIRAK yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç bulunmadığından DÜZELTİLEREK YENİDEN HÜKÜM KURULMASINA,
3-Yetkili icra dairesinde usulüne uygun olarak yapılmış bir icra takibi bulunmadığından davanın USULDEN REDDİNE,
4-Karar tarihi itibariyle alınması gereken 615,40-TL karar harcının, peşin alınan 2.451,50 TL’den mahsubu ile bakiye 1.836,10 TL’nin talebi halinde davacıya iadesine,
5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,
6-Davalı kendini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT’ne göre hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7-Kullanılmayan gider ve delil avansının karar kesinleştiğinde HMK’nun 333. Maddesi gereğince yatıran tarafa iadesine,
İstinaf incelenmesi yönünden:
1-İstinaf başvurusu sırasında davalı tarafından yatırılan 2.433,27 TL istinaf karar harcının talebi halinde DAVALIYA İADESİNE,
2-İstinaf talep eden davalıdan peşin alınan 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının HAZİNEYE GELİR KAYDEDİLMESİNE,
3-İstinaf talep eden davalı tarafından yatırılan 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 43,00 TL posta masrafı toplamı 205,10 TL’nin DAVACIDAN ALINARAK DAVALIYA VERİLMESİNE,
4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
5-İstinaf aşamasında kullanılmayan gider avansının ilk derece mahkemesince istinaf talebinde bulunan tarafa İADESİNE,
6-Kararın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 359/4. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından TARAFLARA TEBLİĞİNE,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.2 ve 362/1-a bendi gereğince KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 03/03/2025
Başkan e-imzalıdır
Üye e-imzalıdır
Üye e-imzalıdır
Katip e-imzalıdır
” Bu Belge 5070 Sayılı Elektronik İmza Kanununa Göre Elektronik Olarak İmzalanmıştır.”
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe