Adana BAM, 6. HD., E. 2022/1092 K. 2022/1127 T. 14.10.2022

İlgili TBK madde: TBK Madde 506

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İSTİNAF K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: NİĞDE 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
NUMARASI
: 2021/36 esas, 2021/300karar
DAVACI
: K1 -N1
VEKİLİ
: Av. K2 A1
DAVALI
: K3 -N2 A2
DAVANIN KONUSU
:Vekalet İlişkisinden Kaynaklanan Alacak
İSTİNAF TALEP TARİHİ
:05/04/2022
İSTİNAF KARAR TARİH

İ :14/10/2022

KARAR YAZIM TARİHİ
:14/10/2022
Niğde 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 23/11/2021 tarihli, 2021/36 Esas, 2021/300 Kararsayılı kararı ile kurulan hüküm nedeniyle davacı vekilinin istinaf başvurusu ile ilgili yapılanincelemede;

DAVACI VEKİLİ DAVA DİLEKÇESİNDE ÖZETLE:

Müvekkili davacının avukat olduğunu, davalı ile aralarında 17/02/2012 tarihli avukatlık ücret sözleşmesi yapıldığını, anılan sözleşme gereğince Niğde 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/562 Esas sayılı dosyasında görülmekte olan iş kazası kaynaklı tazminat davasının açıldığını, davacının görevini ifa ederken Niğde 3. Noterliğinin 28/8/2014 tarihli, 10786 yevmiye sayılı azilnamesi ile haksız olarak azledildiğini, Avukatlık Kanununda haksız azil halinde vekalet ücretinin tamamının avukata verileceği kuralının bulunduğunu, taraflar arasında mevcut sözleşme gereğince davalının 1.200,00 TL vekalet ücreti yanında hükmedilecek tazminatın %20’sini ödemek zorunda olduğunu, tazminat davası sonuçlanmadığından yalnızca 1.200,00 TL’nin tahsili amacıyla icra takibi başlatıldığını, işbu davada ise tazminatın %20’si oranında kararlaştırılan vekalet ücretinin tahsilinin istendiğini, Niğde 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/562 Esas, 2016/365 Karar sayılı kararında hüküm altına alınan maddi ve manevi tazminat ve anılan alacak kalemlerine işleyecek faiz bedeli toplamının %20’sinin vekalet ücreti olarak davacıya ödenmesi gerektiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL’nin, Niğde 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/562 Esas, 2016/365 Karar sayılı kararı tarihi olan 01/11/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

DAVALI CELSEDE:

Parayı ödeyecek gücünün olmadığını, avukat hatası yüzünden geç emekli olduğunu, kaldırılan karar sonrasında icra dosyasına ödeme yaptığını beyan ederek davanın reddini savunmuştur.

Mahkemenin Tüketici Mahkemesi sıfatı ile verdiği 14/01/2019 tarihli, 2017/36 Esas, 2019/21 Karar sayılı kararında:
“Davalı tarafın davacıyı haklı nedenle azlettiği iddiasını ispatlayamadığı, 1136 Sayılı Avukatlık Kanunu madde 174 gereğince davacı avukatın ücretin tamamına hak kazandığı, Mahkemeye sunulan 12/12/2018 tarihli bilirkişi raporunda davacının davayı avukatın açmış olduğu dava değeri üzerinden vekalet ücret alacağının 8.400,00TL olarak hesaplandığı, raporun usul ve yasaya uygun olduğu” gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 8.400,00 TL vekalet ücreti alacağının dava tarihi olan 30/01/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

Karar karşı davacı istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Dairemizin 25/01/2021 tarihli, 2019/1349 Esas, 2021/38 Karar sayılı kararında:

Vekalet ilişkisinden kaynaklanan alacak istenildiği, davalı iş kazasına dayalı olarak tazminat davası açtığından tüketici konumunda olmadığından Tüketici Mahkemesi sıfatı ile değil Asliye Hukuk Mahkemesi sıfatı ile karar verilmesi gerektiği, Niğde 3. Noterliğinin 15.02.2017 tarih ve 02009 yevmiye sayılı vekaletnamesi ile K3 tarafından avukat K4’a vekaletname verildiği, Niğde 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/562 E.-2016/365 K.sayılı kararı UYAP üzerinden incelenmesine rağmen K3 tarafından davacı avukat K1’a ait vekaletname verildiğine dair vekaletnameye veya yetki belgesine rastlanmadığı, dava dilekçesinde de vekaletnamenin varlığından bahsedilmediği, eksik inceleme ile karar verildiği gerekçesi ile kararın kaldırılarak ilk derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

Dairemizin kaldırma kararı üzerine, Niğde İş Mahkemesinin 2013/562 Esas, 2016/365 Karar sayılı dosyası fiziken dosya içine alınmış, Niğde 4. Noterliğinin 16/02/2012 tarihli 1570 yevmiye sayılı vekaletnamesinin anılan dosya içerisinde bulunduğu, bahsi geçen vekaletnamede davalı K3’ın Av. K1′ ı vekil tayin ettiği görülmüştür.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI:

Niğde 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin istinaf konusu 23/11/2021 tarihli, 2021/36 Esas, 2021/300 Karar sayılı kararında; davalının iş kazasına dayalı olarak tazminat davası açtığı, tüketici konumunda olmadığından bahisle Asliye Hukuk Mahkemesi sıfatı ile yargılamaya devam olunduğu belirtilmiş, iş dosyasının 21.000 TL bedelle açıldığı, azil tarihinin 28/08/2014 olduğu, davacı avukatın azlinin haksız bulunduğu, iş dosyasında ıslahın 03/06/2016 tarihinde yapılarak dava değerinin 178.690,96 TL’ye yükseltildiği, azlin ıslahtan önce yapıldığı dikkate alındığında davacı avukatın hak ettiği vekalet ücretinin ilk dava tarihinde belirtilen 21.000,00 TL üzerinden hesaplanması ve dosyada bulunan 12/12/2018 havale tarihli bilirkişi raporuna itibar edilmesi gerektiği gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile 8.400,00 TL’nin dava tarihi olan 30/01/2017 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:

Davacı vekili 05/04/2022 tarihli istinaf dilekçesinde: davalının azlinin haksız olduğunun tespit edildiğini, eksik ücret tayininin doğru olmadığını, hükmedilen miktar üzerinden ücret takdiri gerektiğini, bilirkişi raporuna yaptıkları itirazların dikkate alınmadığını, aralarında mevcut sözleşmede kazanılan tazminatın %20’sinin vekalet ücreti olarak kararlaştırıldığını, kararda yerleşik Yargıtay içtihatları ve taraflar arasında yazılı sözleşme hükümlerinin dikkate alınmadığını, iş mahkemesinde açılan davada dava değerinin ilk aşamada düşük gösterilmesinin nedeninin anılan davada davacının menfaatini korumak olduğunu, azlin ıslahtan önce veya sonra yapıldığına bakılmaksızın davanın tam kabulünün gerektiğini, faiz başlangıç tarihinin de hatalı belirlendiğini, Niğde 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin iş mahkemesi sıfatıyla verdiği 2013/562 Esas, 2016/365 Karar sayılı kararın tarihi olan 01/11/2016 tarihinden itibaren faiz uygulanması gerektiğini, kaldırma kararından sonra yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılmaksızın, davada fazlaya ilişkin hakların saklı tutulduğu gözetilmeksizin davanın ıslahı için süre verilmemesinin doğru olmadığını, kararın hatalı olduğunu, vekalet ücretinin eksik hesaplandığını, dosyanın başka bir bilirkişiye verilerek kendilerine ıslah için süre verilmesi gerektiğini ileri sürerek istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davalı istinaf başvurusuna karşı beyanda bulunmamıştır.

DELİLLER :

İstinaf incelemesine esas;

Yerel mahkemenin dosyası içerisinde bulunan belge ve kayıtlar.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:

Dava, vekalet ücreti kaynaklı alacak istemine ilişkindir.

Davacı, avukat olarak davalının iş mahkemesinde görülmekte olan davasını takip ettiğini, aralarında bulunan yazılı sözleşme gereğince 1.200,00 TL ile toplam tazminat miktarının %20’sinin kendine vekalet ücreti olarak ödenmesi gerektiğini, ancak haksız olarak azledildiğini, haksız azil nedeniyle vekalet ücretinin tamamına hak kazandığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, iş mahkemesinde görülmekte olan davanın karar tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte 10.000,00 TL’nin davalıdan tahsilini istemiş, davalı davanın reddini savunmuştur.
17.02.2012 tarihli avukatlık ücret sözleşmesi ve Niğde 4. Noterliğinin 16/02/2012 tarihli, 1570 yevmiye sayılı vekaletnamesi ile Niğde 3. Noterliğinin 28.08.2014 tarihli, 10786 yevmiye sayılı azilnamesinin dosyada bulunduğu,
Niğde 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2013/562 Esas, 2016/365 Karar sayılı kararında; davacının K3, davalının F1 Kasit Sanayi Ti.Ltd.Şti olduğu, yapılan yargılama sonunda davanın maddi tazminat yönünden kabulü ile 178.690,96 TL maddi tazminatın olay tarihi olan 28/07/2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davanın manevi tazminat yönünden kısmen kabulü ile 4.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 28/07/2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde geçerli AAÜT hükümleri gereğince (maddi tazminat üzerinden hesaplanan 16.671,46 TL vekalet ücreti + manevi tazminat üzerinden hesaplanan 1.800,00 TL vekalet ücreti) toplam 18.471,46 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verildiği, Ankara BAM 9. Hukuk Dairesinin 21.03.2017 tarih ve 2017/44 E.-631 K.sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, kararın 25.04.2017 tarihinde kesinleştiği,
Hukukçu Bilirkişi tarafından sunulan 06.12.2018 tarihli raporda,
17.02.2012 tarihli avukatlık ücret sözleşmesinin bulunduğu, Niğde 3. Noterliğinin 28.08.2014 tarih ve 10786 yevmiye sayılı azilnamesi ile davacının azledildiği, Niğde 1. İcra Müdürlüğünün 2014/6168 E. sayılı icra takibi ile davacı avukatın 17.02.2012 tarihli avukatlık ücret sözleşmesinden kaynaklı alacağı için 1.200,00 TL asıl alacak, 26,04 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 1.226,04 TL üzerinden ilamsız takip yapıldığını ve 1.509,69 TL tahsilat yapılarak dosyanın kapatıldığını, 17.02.2012 tarihli avukatlık ücret sözleşmesine göre 1.200,00 TL vekalet ücreti, kazanılan tazminatın % 20’lik kısmısın dava sonunda avukata verileceği, feragat ve anlaşma halinde 10.000,00 TL’lik avukatlık ücretinin avukata verileceğinin kararlaştırıldığını, avukatlık ücret sözleşmesinde yargılamanın 1 yıl sonunda tamamlanacağına dair bir hüküm olmadığından azlin haklı olmadığını, Niğde 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2013/562 E.-2016/365 K.sayılı kararındaki manevi tazminat nedeniyle 1.500,00 TL, maddi tazminat nedeniyle 35.738,19 TL, karşı vekalet ücreti için 1.500,00 TL, maddi tazminat yönünden 16.671,46 TL olduğunu belirlediği, davacı vekilinin bilirkişi raporuna karşı 28/12/2018 tarihli dilekçesi ile itiraz ettiği,
Mahkemenin Tüketici Mahkemesi sıfatı ile verdiği 14/01/2019 tarihli, 2017/36 Esas, 2019/21 Karar sayılı kararıyla davanın kısmen kabulü ile 8.400,00 TL’nin dava tarihi olan 30/01/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verildiği, anılan kararın Asliye Hukuk Mahkemesi sıfatıyla verilmesi, uyuşmazlığa esas vekaletname veya yetki belgesini dosya içine alınması gerektiği gerekçesi ile kaldırılarak ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, kaldırma kararı sonrası Niğde 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin (İş Mahkemesi sıfatıyla) 2013/562 Esas, 2016/365 Karar sayılı dosyasının fiziken dosya içine alındığı, dosyada Niğde 4. Noterliğinin 16/02/2012 tarihli, 1570 yevmiye sayılı vekaletnamesinin bulunduğu anlaşılmaktadır.

Bilindiği üzere avukatın, vekil olarak borçları Türk Borçlar Kanunu’nun 505 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup, vekil, adı geçen Kanun’un 506. maddesine göre müvekkiline karşı vekaleti sadakat ve özenle ifa etmekle yükümlüdür. Vekil, sadakat borcu gereği olarak müvekkilinin yararına olacak davranışlarda bulunmak, ona zarar verecek davranışlardan kaçınmak zorundadır. “Özen borcu” ile ilgili Avukatlık Kanunu’nun 34. maddesinde mevcut olan,
“Avukatlar, yüklendikleri görevleri, bu görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek ve avukatlık unvanının gerektirdiği saygı ve güvene yakışır bir şekilde hareket etmekle yükümlüdürler.” şeklindeki hüküm ise, avukatlık mesleğinin bir kamu hizmeti olması nedeniyle, Türk Borçlar Kanunu’nun 506. maddesinde düzenlenen vekilin özen borcuna göre çok daha kapsamlı ve özel bir düzenlemedir. Buna göre avukat, üzerine aldığı işi özenle ve müvekkili yararına yürütüp sonuçlandırmakla görevli olduğu gibi, müvekkilinin kendisi hakkındaki güveninin sarsılmasına neden olacak tutum ve davranışlardan da titizlikle kaçınmak zorundadır. Aksi halde avukatına güveni kalmayan müvekkilin avukatını azletmesi halinde azlin haklı olduğunun kabulü gerekir. Gerçekten de avukat, görevini yerine getirirken gerekli özen ve dikkati göstermemiş, sadakatle vekaleti ifa etmemiş ise, müvekkilinin vekili azli haklıdır.

Avukatlık Kanunu’nun 174. maddesinde,
“Avukatın azli halinde ücretin tamamı verilir. Şu kadar ki, avukat kusur veya ihmalinden dolayı azledilmiş ise ücretin ödenmesi gerekmez.” hükmü mevcut olup, bu hükme göre azil işleminin haklı nedene dayandığının kanıtlanması halinde müvekkil avukata vekalet ücreti ödemekle yükümlü değildir. Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi’nin kökleşmiş içtihatlarına göre haklı azil halinde ancak azil tarihi itibariyle sonuçlanıp kesinleşen işlerden dolayı vekalet ücreti talep edilebilir. Zira vekalet ilişkisi bir bütün olup azil, taraflar arasındaki tüm dava ve takiplere sirayet edeceğinden, azlin haklı olduğunun kabul edilmesi halinde, davacının azil tarihi itibariyle sonuçlanıp kesinleşmeyen işlerden dolayı vekalet ücreti talep edebilmesi mümkün değildir. Buna karşılık haksız azil halinde ise avukat, hangi aşamada olursa olsun, üstlendiği işin tüm vekalet ücretini talep etme hakkına sahiptir.

Somut olaya gelince; davalının davacı avukatı Niğde 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin (İş Mahkemesi sıfatıyla) 2013/562 Esas sayılı dosyasında Niğde 4. Noterliğinin 16/02/2012 tarihli, 1570 yevmiye sayılı vekaletnamesi ile vekil olarak tayin ettiği, devamında davalının Niğde 3. Noterliğinin 28/08/2014 tarihli, 10786 yevmiye sayılı azilnamesi ile “davanın 1 yıl içerisinde çözüme kavuşturulmadığı” gerekçesi ile azlettiği, davacının davayı takipte ve vekillik görevini yerine getirmede herhangi bir kusurunun bulunmadığı, azlin haklı olduğunu gösterir herhangi bir bilgi ve belgenin yer almadığı anlaşılmakta olup, “azlin haksız olduğu” kabul edilmelidir.

Haksız azil halinde davacı avukat akdi vekalet ücreti ile birlikte mahrum kaldığı karşı taraf vekalet ücretinin de tahsilini isteyebilir. (Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 14/05/2013 tarihli 2013/11715 Esas 2013/12413 Karar sayılı ilamı)

Taraflar arasında 17/02/2012 tarihli “Avukatlık Hizmet Sözleşmesi” imzalandığı dosya kapsamından anlaşılmakta olup bu husus tarafların da kabulündedir. Anılan sözleşme ile davacının davalı adına iş kazası nedeniyle açılacak tazminat davasında davalıyı vekil olarak temsil edeceği, dava sonunda davalı taraftan tahsil edilen tazminatın %20’si ile 1.200,00 TL’nin vekalet ücreti olarak avukata ödeyeceği, anılan sözleşmenin 7. Maddesinde haklı nedene dayanmayan azil halinde vekilin ücretin tamamını tahsil etme hakkına sahip olduğu kararlaştırılmıştır.

Davacı tarafından davalının vekil olarak temsil edildiği Niğde 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/562 Esas sayılı dosyasında, fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak, 1.000,00 maddi, 20.000,00 TL manevi tazminat istekli dava 17/12/2012 tarihinde açılmış, 01/11/2016 tarihinde bedel arttırım dilekçesi gözetilerek kısmen kabul edilerek, 178.690,96 TL maddi, 4.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmiş, anılan karara yönelik istinaf başvurusunun Ankara BAM 9. Hukuk Dairesinin 21.03.2017 tarih ve 2017/44 E.-631 K.sayılı kararı ile esastan reddi yönünde hüküm kurulmuş, devamında Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 20/11/2018 tarihli, 2017/3005 Esas, 2018/8481 Karar sayılı onama kararı ile kararın 20.11.2018 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.

Mahkemece, davacının yalnızca dava açılırken harca esas değer üzerinden avukatlık ücretine hak kazandığına yönelik gerekçesi yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda isabetli değildir. Haksız azil nedeniyle davacının lehine sözleşmede belirtildiği şekilde hükmedilen tazminat miktarı gözetilerek akdi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken davanın yazılı gerekçeyle kısmen kabulüne karar verilmesi yerinde görülmemiştir.

Bu durumda Mahkemece yapılması gereken, yukarıda belirtilen açıklamalar doğrultusunda yeniden bilirkişi raporu aldırmak, taraflara tebliğ ederek varsa itirazlarını karşılamak, diğer usuli işlemlerin tamamlanması için taraflara süre vermek, talep edilen faiz başlangıç tarihinin aksine karar verilmesi halinde kararda bu yönde açıklamada bulunmak suretiyle karar verilmesinden ibarettir.

Eksik inceleme sonucu karar verilmiş olması yerinde değildir. Davacı vekilinin istinafbaşvurusu yerindedir.

Öte yandan kaldırma kararında davanın Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerektiği karara bağlanmış olup, gerekçeli karar içeriğinde davaya Asliye Hukuk Mahkemesi sıfatıyla bakıldığı belirtilmesine karşın, duruşma tutanaklarında ve gerekçeli karar başlığında (birinci sayfa hariç) Tüketici Mahkemesi sıfatıyla ibaresinin bulunması mahallinde düzeltilebilecek maddi hata olarak değerlendirilmiş, bu yönde bir karar verilmemiştir.

Sonuç olarak:

Davacı vekilinin istinaf başvurusun kabulü ile 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine kararverilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM
:Yukarıda gerekçeleri açıklandığı üzere,

1-
Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile 6100 sayılı HMK’nin 353/1-a-6 maddesi gereğince Niğde 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 23/11/2021 tarihli, 2021/36 Esas, 2021/300 Karar sayılı kararın
KALDIRILMASINA,

2-
Davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine
GÖNDERİLMESİNE,

3-
Davacı tarafından yatırılan 80,70-TL maktu istinaf karar harcının talep halinde yerel mahkemece davacıya
İADESİNE
,

4-
Davacı tarafından yatırılan 220,70- TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye irad
KAYDINA,
6

İstinaf aşamasında davacı tarafından yatırılan 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve 82,00TL PTT gideri toplamı 302,70-TL yargılama giderlerinin davalıdan alınıp davacıya
VERİLMESİNE,

7-
İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından, davacı lehine istinaf vekalet ücreti takdirine
YER OLMADIĞINA,

8-
Kararın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 359/4. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından
TARAFLARA TEBLİĞİNE,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.

  • İlk yayınlanma tarihi: 29 Temmuz 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!