T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
DAVACI : K1 -N1
VEKİLLERİ : Av. K2- A1
Av. K3- A2
DAVALI : F1 MAKİNA VE ÇELİK SANAYİ AŞ A3
VEKİLİ : Av. K4-A4
İLİŞKİLİ KİŞİ : K5 -N2- A5
DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARARININ
YAZIM TARİHİ : 29/09/2020
Dörtyol 2.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 15/11/2018 tarih ve 2016/1042 Esas, 2018/571 Karar sayılı kararı aleyhine davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, istinaf taleplerinin süresi içinde yapıldığı, başvuru şartlarının yerine getirilmiş olduğu ve istinafa başvuru koşullarının mevcut olduğu dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonucu anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonucunda:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :
Davacı vekili İskenderun Asliye Ticaret Mahkemesi’ne verdiği dava dilekçesinde özetle; müvekkilin sahibi olduğu N3, N4 plakalı tırlar ile nakliye işi yaptığını, sahibi olduğu tırlar ile F2 F5 Kons. Makine Projie Müh. İn. Hırd. San. Tic. Ltd. Şti, F3 Grup Makine İnş. Elek. Lektr. Danış. Ve Projecilik İth. İhr. San. Ltd. Şti. ile F4 Metal Ahşap Dek. İnş. Taah. San. Tic. Ltd. Şti.’den davalı adına taşıma işlemlerini gerçekleştirdiğini, toplamda 21.381,60.TL tutarında 5 adet faturayı davalıya teslim ettiğini, davalının itirazda bulunmadığını ancak bedellerini ödemediğini, alacağın tahsili için Dörtyol İcra Müdürlüğü’nün 2015/2056 esas sayılı dosyasında başlatılan takibe kötü niyetli olarak itiraz edildiğini, borçlunun alacağın tahsilini geciktirmek amacıyla kötü niyetli olarak itirazda bulunduğunu belirterek, itirazın iptaline, takibin devamına, davalı aleyhine alacağın %20′ sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı yetkisiz mahkemede dava açtığını, Bozüyük Mahkemeleri’nin yetkili olduğunu, müvekkili şirketin davacı ile ticari ilişkisi olduğunu, söz konusu alacağa ilişkin her hangi bir borcu bulunmadığını, davacı tarafın faturaya konu malı teslim ettiğini ispat etme yükümlülüğü altında olduğunu, cari hesap mutabakatı sağlanmadığı, bu nedenle alacağın likit olmadığını, müvekkilinin temerrüde düşürülmediğini belirterek davanın reddine, %20 oranından az olmamak üzere inkar tazminatına karar verilmesini talep ve beyan etmiş, 2. cevap dilekçesinde ise ticari ilişkiyi inkar etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ
:
Dörtyol 2.AHM’nin 15/11/2018 tarih ve 2016/1042 esas, 2018/571 karar sayılı kararı ile; davacının defterlerinin usulüne uygun olarak tutulmadığı, lehine delil teşkil etmediği, incelenen defterlerin usule uygun olarak tutulduğu düşünülse dahi 31/11/2014 tarihi itibariyle davacının davalıdan 2.666,80.TL alacağı göründüğününden davanın kısmen kabulü ile Dörtyol İcra Müdürlüğü’nün 2015/2056 esas sayılı dosyasındaki 21.381,60.TL üzerinden devam eden takibin 18.714,80. TL’lik kısmının iptali ile takibin 2.666,80 TL üzerinden devamına, alacak likid olmadığından icra inkar tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı aleyhine Bozüyük 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2017/176 esas sayılı dosyasında iflas davası açıldığını, mahkemenin 2018/875 k. sy. kararıyla davalının iflasına karar verildiğini, Bozüyük İcra Dairesi’nin 2018/1 iflas nolu dosyasından tasfiye işlemlerine başlandığını, davalının vekilinin vekalet görevinin sona erdiğini, bu nedenle davalı lehine vekalet ücretine hükmedilemeyeceğini, davaya iflas masasına karşı devam edilerek 2. alacaklılar toplantısının beklenmesi gerektiğini, defterlerin usulüne uygun tutulmamasının muhasebecinin hatası olduğunu, talep etmelerine rağmen davalının defterlerinin incelenmediğini, vergi dairesinden takip dayanağı faturaların beyan edilip edilmediğinin sorulmadığını, ödeme konusunda yemin teklif ettiklerini, ancak gerekçede yeminden söz edilmediğini, davalı şirket yetkilisinin yemine icabet etmediğini, bu durumda faturuların ödenmediğinin ispatlandığını, alacağın likit olmasına rağmen inkar tazminatına hükmedilmediğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve beyan etmiştir.
DELİLLER:
Dörtyol 2.Asliye Hukuk ( Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) Mahkemesi’nin 15/11/2018 tarih 2016/1042 Esas , 2018/571 Karar sayılı dosyası, Dörtyol İcra Dairesi’nin 2015/2056 esas sayılı takip dosyası, taraf vekillerinin beyan ve dilekçeleri ile tüm dosya kapsamı,
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE :
.
Dava; faturaya dayanan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.
HMK’nın 355. Md. Gereğince istinaf incelemesi davacının istinaf sebepleri ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılmıştır.
Dörtyol İcra Müdürlüğü’nün 2015/2056 esas sayılı takip dosyasında; alacaklı K1 tarafından borçlu F1 Makina ve F5 San. A.Ş. aleyhine 5 adet faturadan dolayı 21.381,60.TL asıl alacak, 348,92.TL işlemiş faizi olmak üzere 21.730,52.TL üzerinden 06/06/2015 tarihinde genel haciz yolu ile ilamsız icra takibi başlatıldığı,borçlunun itirazı üzerine takibin durdurulduğu görülmüştür. Davacının davalı adına düzenlediği nakliye bedeline ilişkin 5 adet fatura takip talebinin ekindedir.
Dava ilk olarak İskenderun Asliye Ticaret Mahkemesi’nde açılmış, mahkemenin 2015/114 E. 2016/520 K. Sayılı kararı ile; HSK’nın 09/09/2015 tarihli 786 kararı ile Dörtyol ilçesinin ticari davalar yönünden İskenderun Asliye Ticaret Mahkemesi’nin yetki alanına alındığı, ancak HSK’nın 09/12/2015 tarih 999 sy. kararı ile yetki düzenlemesinin iptal edildiğinden bahisle yetkisizlik kararı verilerek dosya Dötyol 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’ne gönderilmiş, 2016/1042 esas üzerinden yargılamaya devam edilmiştir. Davalının yetki itirazı konusunda açık bir karar verilmemiş, İskenderun ATM’nin ön incelemeye davet tutanağında mahkemenin yetkili olduğu belirtilmiştir. Ayrıca davalı cevap dilekçesinde ticari ilişkiyi kabul etmiştir. TBK’nın 89 ve HMK’nın 10. Maddeleri uyarınca Dörtyol Asliye Hukuk Mahkemesi’nin de yetkili olduğu görülmüştür. Diğer taraftan yetki hususu istinaf sebebi olarak getirilmemiştir.
İİK 191. madde ”Borçlunun iflas açıldıktan sonra masaya ait mallar üzerinde her türlü tasarrufu alacaklılara karşı hükümsüzdür.” hükmü uyarınca, iflasın açılmasından sonra iflasına karar verilen şirketin iflas masasına ait mallar üzerinde tasarruf ehliyeti bulunmamaktadır. Diğer taraftan TBK 513/1 (BK 397/1) hükmü gereğince iflasın açılmasıyla vekalet ilişkisi kendiliğinden sona erdiğinden ve İİK 226. maddesi hükmüne göre iflas edeni iflas idaresi temsil edeceğinden iflasla birlikte vekillik görevi de sona erer.(Yargıtay 11.HD 2018/809 E. 2018/1686 K.)
Müflisin tasarruf yetkisinin kısıtlanmış olması (İİK.md.191), müflisin iflâs masasına giren mal ve haklarına ilişkin davaları takip etme yetkisini de etkiler. Müflis, iflâsın açılması ile hak ve dava ehliyetini de kaybetmez. Ancak müflisin masa malları üzerindeki tasarruf yetkisi kısıtlandığından, masa ile ilgili davalar hakkındaki dava takip yetkisi (ve taraf sıfatı), artık müflise değil, iflâs idaresine geçer. İflâs idaresinin bu dava takip yetkisini kullanıp kullanmayacağını (yani davalara devam edip etmeyeceğini) tespit edebilmek için, ilk önce iflâs organlarının oluşması ve her dava hakkında esaslı bilgi sahibi olunması gerekir. Bu nedenle, Kanun, müflisin taraf bulunduğu hukuk davalarının, iflâsın açılması ile 2. alacaklılar toplantısından 10 gün sonrasına kadar durmasını kabul etmiştir. (md. 194). Bu hüküm, istinaf aşamasında gerçekleşen iflas halinde de uygulanır.
İflâsın açılması ile duracak olan davalar, iflâstan önce açılmış olup da halen derdest bulunan (görülmekte olan) ve iflâs masasına giren mal, alacak ve haklara ilişkin hukuk davalarıdır. Bunlar, (davacı olarak) müflisin açmış olduğu davalar ile müflise karşı (davalı olarak) açılmış olan davalardır.
İflâs kararının kesinleşmesi ile düşen icra takipleri (md. 193/1 ve 3) ile ilgili hukuk davaları, bu arada itirazın iptali davaları düşmez, bu davalara ikinci alacaklılar toplantısından on gün sonra devam edilir. (md. 194)
Müflisin davalı olduğu davalarda: İflâs idaresi, alacakları tahkik ederken, ( md. 230 vd) müflise karşı dava açan alacaklının alacağının mevcut olup olmadığı hakkında bir karar vermez; sadece, bu alacağı davalı (çekişmeli) alacak olarak sıra cetveline geçirir. Bu alacağın, dolayısıyla davanın kabul edilip edilmeyeceği hakkındaki kararı, ikinci alacaklılar toplantısında verilir. İkinci alacaklılar toplantısında davaya devam edilmesine karar verilirse, iflâs idaresi, ikinci alacaklılar toplantısından on gün sonra (müflis yerine) davayı takip eder veya tayin edeceği bir avukat vasıtasıyla davayı takip ettirir. Bir hukuk davasının kayıt-kabul davasına dönüşmesi için davalının iflas etmesi, iflas idaresinin de dava konusu alacağı iflas masasına kabul etmemesi gerekir. Davalı tarafı dava sırasında iflas eden aleyhine iflastan önce açılan ve İİK’nın 194. madde hükmünde sayılan istisnalardan olmayan bir davaya bakan mahkemece asıl dava konusu alacağın, ikinci alacaklılar toplanmasında, iflas masasına kaydedilip, alacağın masaca kesin olarak kabul edilip edilmediğinin araştırılması ve şayet kesin suretle kayıt ve kabul edilmiş ise, konusu kalmayan davada hüküm tesisine yer olmadığına kararı verilmesi; masaya kayıt edilmek istenip de alacak kısmen veya tamamen reddedilmiş ise ve kayıt-kabul davası ayrıca açılmamışsa, davaya alacağın iflas masasına kayıt ve kabulü davası olarak devam edilmesi gerekir.(Yargıtay 23. HD 2015/7698 E. 2016/1883 K.)
Bu durumda, mahkemece borçlunun iflasına karar verilip verilmediği, tasfiyenin hangi usulde yapıldığı, ikinci alacaklılar toplantısının yapılıp yapılmadığının, alacağın masaya kabul edilip edilmediğinin araştırılması ve yukarıda açıklanan hususlara göre değerlendirme yapılması, bu arada davalı vekilinin vekalet görevinin devam edip etmediğinin de belirlenmesi gerekmektedir.
Davanın esası bakımından ise; her iki tarafında delil olarak ticari defterlere dayandığı, Dörtyol Asliye Hukuk Mahkemesi’nde yapılan yargılamanın 08/06/2017 tarihli celsesinde, davacı vekilinin talebi üzerine “dosyanın mali müşavir bilirkişiye tevdine” karar verildiği, davacının defterlerinin incelendiği, kapanış tasdiklerinin bulunmadığı, davacının defterlerine göre; 2.666,80.TL alacaklı görüldüğü anlaşılmıştır. Mahkemece bu miktar üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Faturalara konu mal ve hizmetlerin teslim yada ifa edildiğini ispatlama yükümlülüğü bu faturaları düzenleyen alacaklıya aittir. Usulüne uygun şekilde tutulmayan ve kapanış tasdikleri yapılmayan defterler davacı lehine delil teşkil etmediği için tek başına teslimi ispat için yeterli değildir. Faturalara konu edilen mal ve hizmetin teslim ve ifası ispatlanmadan bedellerinin ödenip ödenmediği konusunda yemin teklif edilmiştir. Faturaların hangi hizmet için düzenlendiği konusunda taraflardan açıklama istenmemiştir. Takip dayanağı olan faturaların altında imzalar bulunmaktadır. Diğer taraftan dosyaya ibraz edilen sevk irsaliyelerinin altında da teslim alan ve teslim eden kısımları da imzalanmıştır. Bu imzaların kime ait olduğu üzerinde durulmamıştır. İmzalayan kişinin davacı ya da davalının çalışanı veya yetkilisi olup olmadığı, imzanın bu kişiye ait olup olmadığı sorulmamıştır. İmza konusunda gerekirse isticvap davetiyesi gönderilerek sonucuna göre işlem yapılması lazımdır. Diğer taraftan davacının faturaların düzenlendiği döneme ait mal ve hizmet satışlarına ilişkin BS formlarının, davalının ise aynı döneme ait mal ve hizmet alımlarına ilişkin BA formalarının kayıtlı oldukları vergi dairelerinden istenerek bu faturaların beyan edilip edilmediği ve KDV indirimlerinde kullanıp kullanılmadıklarının belirlenmesi gerekir. Delil olarak dayanılmasına rağmen davalının ticari defterleri incelenmemiştir. İİK’nın 67/2. maddesi gereğince itirazın haksızlığına karar verilmesi halinde ve alacağın likit olması durumunda inkar tazminatına hükmedilmesi gerekir. Davaya konu edilen alacağın faturaya dayanan likit bir alacak olduğu gözetilerek davanın kabulü halinde inkar tazminatına hükmedilmelidir. Her ne kadar fatura bedellerinin ödenip ödenmediği konusunda yemin teklif edilmiş ve davalı şirket yetkilisi yemine icabet etmemiş ise de, davacının öncelikle teslim ve ifayı ispatlaması gerekmektedir.
Yukarıda açıklanan tüm bu nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren Dörtyol 2.Asliye Hukuk Mahkemesi’ne gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere :
1
– Davacı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun
KABULÜNE,
2-
Dörtyol 2.Asliye Hukuk ( Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) Mahkemesi’nin 15/11/2018 tarih 2016/1042 Esas , 2018/571 Karar sayılı kararının
KALDIRILMASINA,
3
-İlk derece mahkemesince yukarıda belirtilen eksikliklerin tamamlanıp, taraf delilleri toplanıp değerlendirilmesinden sonra esas hakkında karar verilmek üzere dosyanın 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a-6 maddesi gereğince
Dörtyol 2.
Asliye
Hukuk
Mahkemesi
‘ ne GÖNDERİLMESİNE,
4
-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin alınan 44,40.TL istinaf karar harcının istinaf eden davacıya İADESİNE,
5-
6100 Sayılı HMK’nın 326/1 maddesi gereğince istinaf eden davacı tarafından istinaf için yapılan yargılama giderinin esas hüküm ile birlikte ilk derece mahkemesince karara
BAĞLANMASINA
,
6-
6100 Sayılı HMK’nın 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan gider avansının İlk Derece Mahkemesine
İADESİNE
,
7
–
6100 Sayılı HMK’nın 330. maddesi gereğince inceleme dosya üzerinden yapıldığından vekalet ücreti takdirine
YER OLMADIĞINA,
8-
6100 sayılı HMK’nın 7035 sayılı yasanın 30. maddesiyle değişik 359/3 maddesi gereğince kararın kesin olması nedeniyle ilk derece mahkemesince taraf vekillerine TEBLİĞİNE,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda 6100 Sayılı HMK’nın 353/1-a-6 maddesi gereğince
KESİN olmak üzere
29/09/2020 tarihindeoybirliğiyle karar verildi.
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe