Adana BAM, 5. HD., E. 2020/849 K. 2022/993 T. 7.4.2022

İlgili TBK maddeleri: TBK Madde 39, TBK Madde 352

T.C.

ADANA
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ :

İSKENDERUN 2. SULH HUKUK MAHKEMESİ

DAVACI:

F1
ÇELİK ANONİM ŞİRKETİ

VEKİLİ:

Av. K1
[N1] UETS

DAVALI:

K2
– N2

VEKİLİ:

Av. K3
[N3] UETS

DAVANIN KONUSU :

İtirazın İptali
İSTİNAF YOLUNA
BAŞVURAN
DAVALI
:

K2 – N2
VEKİLİ
:

Av. K3
[N4] UETS

TALEP KONUSU :

Mahkeme Kararının Kaldırılması

İSTİNAF KARAR TARİHİ :

07/04/2022
İskenderun 2. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 09/01/2020 tarih ve 2019/853 Esas 2020/15sayılı kararı ile kurulan hüküm nedeniyle davalı vekilinin istinaf başvurusu ile ilgili yapılan esas incelemesinde;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

DAVA DİLEKÇESİNDE ÖZETLE :

Kiracı olan K2’in mülkiyeti davacıya ait olan Hatay İli, İskenderun ilçesi, A2 adresinde bulunan dairede kiracı olarak oturduğunu, kiracıdan alınan tahliye taahhüdüne dayalı olarak İskenderun İcra Müdürlüğünün 2019/24106 esas sayılı takip dosyasından tahliye emri gönderildiğini, davalının kanuni süresi içerisinde tahliye emrine itiraz ettiğini, itiraz sonucuda takibin durduğunu, yapılan takibin tahliye taahhüdüne dayalı bir icra takibi olduğunu, davalı tarafından tahliye taahhüdüne yönelik hiçbir itiraz ileri sürülmediğinden sırf tahliyeyi geciktirmeye yönelik haksız ve yersiz yapılmış olan itirazın kaldırılmasını, davalının tahliyesini, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP DİLEKÇESİNDE ÖZETLE:

Davalı ile davacı tarafından imza altına alınan 01/12/2018 tarihli kira sözleşmesinin bir yıllık olduğunu, kiracının bir yıl gibi kısa bir süreliğine kiralamış olduğu taşınmazı 8 ay sonra tahliye edeceğini taahhüt edeceğinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, kabul anlamına gelmemekle beraber bir an için tahliye taahhüdünün geçerli olduğu düşünülse dahi davalının kiralamış olduğu gayri menkulü kira sözleşmesinin sonunda tahliye edeceğinin kabul edilmesi gerektiğini, davalının o günün şartlarına göre dava konusu taşınmazı kiralamak için tamamen iyi niyetli bir şekilde sadece kendi bilgilerini doldurmak suretiyle davacı tarafa teslim ettiğini, daha sonra icra takip dosyasına itiraz dilekçesinde de belirtildiği üzere davacı tarafla davaya konu gayri menkulün bir yıl daha kiralanacağı hususunda anlaştıklarını, bunun üzerine davalının tahliye taahhüdünün geçersiz olduğunu ve kendisine teslim edilmesi gerektiğini talep ettiğini, davacı tarafın tahliye taahhüdünü teslim edeceğini bildirdiğini, daha sonra davacı tarafın kötü niyetli bir şekilde davaya konu icra takibini başlattığını, davalı ile davacı arasında devam eden belirsiz süreli iş akdinin bulunduğunu, davalının davacı yanında 2002 yılından bu yana çalıştığını, taşınmazı bir nevi lojman mahiyetinde kullandığını, kira kontratında kiralanan yerin lojman mahiyetinde olduğunun belirtildiğini, davacı kurumun yalnızca davalıya değil tüm personellere tahsis aşamasında kanuna aykırı bir şekilde boş tarihli matbu tahliye taahhütnameleri düzenleyip imzalattığını, lojman kaygısı güden çalışanlarca bu evrakların tahsis tarihinde imzalanmak zorunda kaldığını, bu hususun mahkemece dinlenecek tanık beyanları ile ortaya çıkarılacağını, kabul etmemekle birlikte söz konusu tahliye taahhütnamesinin davalı tarafından imzalandığı düşünüldüğünde bir yıllık sözleşmesi olmasına rağmen bu süre dolmadan söz konusu taşınmazı tahliye edeceği yönünde bir taahhütte bulunmasının yersiz ve gerçek anlatımdan uzak olacağını, ayrıca söz konusu taahhütnamenin yasanın aradığı şartları taşımadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI :

DAVANIN KABULÜ ile İskenderun İcra Müdürlüğü’nün 2019/24106 esas sayılı takip dosyasına yapılan itirazın İPTALİNE, takibin kaldığı yerden DEVAMINA,
Davalının Hatay ili İskenderun İlçesi A2 adresinde bulunan taşınmazdan TAHLİYESİNE,
“şeklinde karar verildiği görülmüştür.

DAVALI VEKİLİ TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:

Davalı müvekkili ile davacı şirket arasında imzalanmış olan 01.12.2018 başlangıç tarihli kira kontratı, 1 yıl süreli kiralamaya ilişkin olduğunu, hal böyle iken, 1 yıl için yapılan bir kira sözleşmesinde kiracı olan müvekkilinin, gayrimenkulü 8 ay sonra tahliye edeceğini taahhüt etmesi hayatın olağan akışına ters bir durum olup, davacı tarafın ileri sürdüğü taahhütnamenin dikkate alınmaması gerektiğini, söz konusu olaydada müvekkili K2’in kira sözleşmesini imzalarken, davacı tarafından alınan tahliye taahhütnamesinin geçersiz kabul edilmesi bu sebeple, Yerel Mahkeme’nin geçersiz tahliye taahhüdüne dayalı işbu davasını kabul etmesi kanuna ve Yargıtay İçtihatlarına aykırılık doğurmakta olduğunu,Yerel Mahkemenin eksik inceleme ile karara vardığını dolayısıyla müvekkilininde imzasının yer aldığı belgeye dayanarak, icra takibi başlatılması haksız olup, müvekkilini zor duruma düşürmekte olduğunu, davacı şirketin kanuna aykırı bu uygulamasıyla çalışanlarını mağdur etmesi şirketin kötüniyetinide ortaya koymakta olduğunu,Yerel Mahkeme’nin görev alanında olan bu davada da, taahhütnamenin geçersizliği taraflarınca ileri sürüldüğünden Yerel Mahkeme’nin eksik inceleme ile vermiş olduğu kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLER :

Yazılı beyanlar ve tüm dosya kapsamı.

DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE:

Dava, davacı tarafından tahliye taahhütnamesine dayalı olarak davalı aleyhine başlatılanİ İskenderun İcra Müdürlüğünün 2019/24106 sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali isteminden ibarettir.

İstinaf incelemesi HMK 355. Madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve re’sen kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmış olup,
İlk derece mahkemesince; davalının tahliye taahhütnamesi ile dava konusu taşınmazı 02/08/2019 tarihinde tahliye etmeyi taahhüt ettiği ancak süresinde kiralanan taşınmazı tahliye etmediğigerekçesiyle davalının dava konusu taşınmazdan tahliyesine karar verilmiş, davalı vekili tarafından karar istinaf edilmiştir.

Taraflar arasında 01/12/2018 bailangıç tarihli kira sözleşmesi imzalandığı ve davalının 03/06/2019 tarihli Tahliye Taahhütnamesi başlıklı belge içeriğine göre, halen oturduğu ve mülkiyeti davacıya B-16/4 numaralı meskeni mal sahibinin hiçbir ihtarına ve ihbarına gerek kalmaksızın 02/08/2019 tarihinde boş olarak teslim etmeyi kabul ve taahhüt ettiği, bu tarihte meskeni boş olarak tahliye etmediği taktirde icraen tahliyeye peşinen muvafakat ettiği hususunun yazılı bulunduğu görülmüştür.
6098 sayılı TBK.’nun 352. maddesine göre; taahhüt nedenine dayalı tahliye davasının mutlaka kiraya veren tarafındantaahhüt edilen tarihi izleyen bir (1) ay içinde açılması veya bu süre içinde taahhüde dayalı olarak icra takibi yapılmış olması gerekir. Daha önce kiracıya bildirilen tahliye iradesinin süre koruyucu niteliği yoktur. Ancak yapılan icra takibi süreyi koruyacağından bir ay geçtikten sonra da dava açılabilir.

Somut uyuşmazlıkta, taraflar arasında kira ilişkisi kurulduktan sonra davalı tarafın serbest iradesi ile halen oturduğum ibaresi yazılmak sureti ile kiralanan 02/08/2019 tarihinde tahliye etmeyi taahhüt ettiği, kira sözleşmesinin herhangi bir zamanda sona erdirilmesi amacı ile taahhütname verilmesine yasal engel bulunmadığı, icra takibine dayanak tarihli tahliye taahhütnamesinde “halen oturduğum” ibaresinin bulunması nedeni ile icra takibine dayanak taahhütnamenin kira ilişkisinin devamı sırasında verildiğinin kabulü gerektiği, davalı kiracı tarafından tahliye taahhütnamesinin boş olarak verildiği savunulmuş ise de, davada dayanılan ve hükme esas alınan taahhütname başlıklı belge davalının imzasını taşıdığına göre geçerli olup tarafları bağlar, kiracı tahliye taahhüdü amacıyla boş kağıda imza attığını üzerinin sonradan doldurulduğunu savunmuş ise de, yapılan bu savunmaya itibar edilemez. Boş kağıda imza atan kimsenin bunun sonucuna katlanması gerekir, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 12.12.1990 gün ve 1990/6 E-1990/628 K. sayılı kararı ile 1.7.1992 gün ve E.357-K.422 sayılı kararı ve 17.1.1999 gün ve 1999/6-28-10 sayılı kararları da bu doğrultudadır. Davalı 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 39.maddesinde öngörülen yasal hakkını da kullanmadığına göre boş olarak imzalanan tahliye taahhütnamesinin geçerli olduğunun kabulü gerekir ve dinlenen tanık beyanlarına da itibar edilemez, bu nedenledavalının itirazı yerinde olmadığı gerekçeleri ile verilen ilk derece mahkemesi kararında yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır.

İlk Derece Mahkemesince mevcut delillere göre verilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından istinaf talebinde bulunan davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1-b (1) maddeleri uyarınca esastan reddi gerektiğine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM :

Yukarıda belirtilen nedenlerle;

1-Davalı vekilinin tarafın İstinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1-b(1) maddesi gereğince
ESASTAN REDDİNE,

2-Alınması gereken istinaf karar harcı olan 446,74 TL nispi harçtan, peşin alınan 54,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 392,34 TL harcın davalıdan alınmasına,

3-İstinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına,

4-Kararın tebliği, harç vb. işlemlerin 6100 Sayılı HMK’nın 302/5 ve 359/3 md. uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.’nın 362/1-a maddesi gereğince
KESİN olarak oybirliği ile karar verildi.
07/04/2022

  • İlk yayınlanma tarihi: 29 Temmuz 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!