T.C.
ADANA
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :
DÖRTYOL 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVACI:
TÜRKİYE F1 BANKASI TAO GENEL MÜDÜRLÜĞÜ –
VEKİLLERİ:
Av. K1
Av. K2 – A2
DAVALI:
K3
– N1 – A3
VEKİLLERİ:
Av. K4 – A4
Av. K5 – A5
DAVANIN KONUSU :
Elatmanın Önlenmesi (Yıkım Ve Ecrimisil)
DAVA TARİHİ :
09/01/2017
DAİRE KARAR TARİHİ :
18/02/2020
KARAR YAZIM TARİHİ :
18/02/2020
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK’nun 352 ve devamı maddeleri uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili ilk derece mahkemesine vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; mülkiyeti müvekkili bankaya ait olan Hatay İli, Dörtyol İlçesi, A6 Mah. 327 ada, 4 parsel nolu tapuda kayıtlı taşınmazın zemin kat 2 nolu bağımsız bölümünün müvekkili bankaca teferrüz edilmiş olduğunu, banka mülkiyetine geçen söz konusu taşınmazın davalı tarafından haklı sebebe dayanılmaksızın işgal edildiğini ifade ederek fuzuli şagil olan davalıdan 21/02/2014-21/12/2016 tarihleri arasında 18.700,00 TL ecrimisil bedelinin ve 21/02/2016 tarihinden sonraki döneme ilişkin ecrimisil bedelinin aylık 550,00 TL üzerinden hesaplanarak yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ilk derece mahkemesine vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; haksız olarak dava konusu yeri işgal etmediğini, dava konusu meskende 15/01/2013 tarihinden bu yana kiracı olarak oturduğunu, o tarihte meskenin sahibi olan K6 ile yazılı kira sözleşmesi imzaladıklarını, söz konusu sözleşmenin 5 yıl süreli olup 15/01/2018 tarihine kadar olan bedelin tamamının K6’a ödendiğini ifade ederek haksız olarak açılan davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda;
TMK’nın 683/1. Maddesine göre malik, aktif yetki kapsamında mülkiyet hakkına konu olan eşya üzerinde kanuni sınırları içinde dilediği gibi tasarrufta bulunma; hem de pasif yetki kapsamında mülkiyet hakkına konu olan eşyayı üçüncü kişilerce yapılacak saldırılara karşı koruma haklarına sahiptir.
Öte yandan ecrimisil, malikinin rızası dışında taşınmazının gerçek veya tüzel kişilerce işgal veya tasarruf edilmesi sebebiyle ödenen tazminattır. Malikinin rızası dışında taşınmazı eline geçiren, elinde tutan veya her ne şekilde olursa olsun bu malı kullanan veya tasarrufunda bulunduran gerçek veya tüzel kişiler de fuzuli şagil (işgalci) denir. TMK’nın 995. maddesine göre kötüniyetli zilyet, geri vermekle yükümlü olduğu şeyi haksız olarak alıkoymuş olmasından doğan tazminatı karşılamak zorundadır. Davalı iyiniyetli ise, tazminatla yükümlü olmayacak, suiniyetli ise sorumlu kılınacaktır. Rızaya dayalı kullanımda kötü niyet söz konusu olamaz. Ayrıca, taşınmazı kullanan kişi, haklı bir sebebe dayandığına inanarak veya bir edim karşılığı ya da davacının rızası dahilinde kullandığından bahisle yararlanmayı sürdürüyorsa (harici satış, fiili taksim, kira sözleşmesi vs.), rızanın ortadan kalkması veya tarafların aldıklarını iade etmesine kadar taşınmazı elinde bulundurma haksız ve kötü niyetli kullanım olarak kabul edilemez. Kişinin bu kullanımı haksız ve kötü niyetli bulunmadığından tazminat ile de sorumlu tutulamaz. 25.05.1938 tarih ve 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve Yargıtay’ın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup, bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar.
Davacı vekilinin dava tarihi olan 09/07/2017 tarihinden sonraki ecrimisil talebinin yukarıdaki nedenlerle reddine karar veilerek davalının davacıdan önceki malikle arasında kira sözleşmesi bulunması taşınmazı kullanan davalının, haklı bir sebebe dayandığına inanarak veya bir edim karşılığı ya da davacının rızası dahilinde kullandığından bahisle yararlanmayı sürdürüyorsa (harici satış, fiili taksim, kira sözleşmesi vs.), rızanın ortadan kalkması veya tarafların aldıklarını iade etmesine kadar taşınmazı elinde bulundurma haksız ve kötü niyetli kullanım olarak kabul edilemeyeceğinden tahliye ihtarnamesine kadar olan ecrimisil talebinin reddine karar verilerek hükme esas alınan bilirkişi raporu uyarıncada tahliye ihtarnamesi ve dava tarihi arasında bulunan ecrimisil bedeli olan 1.527,03 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte devalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilerek tahliye talebinin konusuz kalması nedeniyle bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, yönelik karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
İstinaf yoluna başvuran d avacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;
– Gerekçeli kararda, dava tarihi 09/07/2017 olarak belirtilmiş ise de dava tarihinin 09/01/2017 olduğunu, davalının haksız olarak dava konusu yeri kullandığını, ecrimisilin reddine karar verilmesinin Yargıtay içtihatlarına aykırı olduğunu, davalı tarafın savunmalarının ve cevap dilekçesinin kabulünün mümkün olmadığını, davalının dosyaya sunduğu kira sözleşmesinin hukuki geçerliliği bulunmadığını,
– Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 2012/27605Es. 2013/3420K. sayılı ilamı gereği “Anılan hükme göre alıcıya ihale edilen taşınmaz bir üçüncü kişi tarafından işgal edilmekte ise, ihalenin kesinleşmesi üzerine alıcı, icra dairesinden, üçüncü kişinin taşınmazdan çıkarılmasını isteyebilir. Üçüncü kişi icra mahkemesinde, taşınmazı hacizden (ya da ipotekten) önceki bir tarihte yapıldığı resmi bir belge ile belgelenmiş bir akde dayanarak işgal etmekte olduğunu ispat etmekle yükümlüdür (m.135,Il c.1). Üçüncü kişi, taşınmazı işgal etmekte haklı bulunduğunu, hacizden (ya da ipotekten) önce yapılmış resmi bir belge ile örneğin; kiracı olduğunu hacizden (ya da ipotekten) önce tapuya şerh verilmiş bir kira sözleşmesi ya da hacizden (ya da ipotekten) önce noterde düzenlenmiş veya onaylanmış bir kira sözleşmesi ile ispat ederse, icra mahkemesi, tahliye emrinin iptaline karar verir”. hükmü yer aldığını,
– Somut olayda, taşınmaz üzerinde alacaklı lehine olan ipoteğin 23/01/2013 tarihinde verilmiş olduğu ve takibin dayanağının da söz konusu ipotek olduğu, tahliyesi istenen taşınmaza ilişkin kira sözleşmesinin ise 15/01/2013 tarihinde taşınmaz maliki- kiralayan arasında yapıldığının söz konusu olduğunu, davalı (kiracı)’nın kira sözleşmesini resmi olarak yapmamış olduğunu ve resmi belgeyle ispatlayamadığını, davalının sunduğu sözleşmenin resmi niteliği olmayan bir sözleşme olduğunu, durum böyle olunca ecrimisil talebinin reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu,
– Yine davalı taraf lehine vekalet ücreti verilmesinin de usul ve yasaya aykırı olduğunu,
– HMK madde 331/1 maddesi uyarınca dava tarihi itibariyle haklılık durumuna göre konusuz kalan dava yönünden yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini,
Bu nedenlerle; İstinaf Taleplerinin kabulü ile, istinaf incelemesinin duruşmalı yapılarak usul ve kanuna aykırı yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi neticesinde ‘kaldırılmasını’ ve yeniden yargılama yapılarak talepleri doğrultusunda ‘davanın kabulüne’ karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER ve GEREKÇE:
Taraflar arasındaki dava, elatmanın önlenmesi ve ecrimisil istemine ilişkindir.
Bilindiği üzere, kira sözleşmesinin geçerliliği herhangi bir şekil koşuluna bağlı tutulmamış, sözlü olarak da yapılabileceği kanun koyucu tarafından kabul edilmiştir. Öte yandan kira ilişkisi, kişisel borç doğuran bir sözleşme türü olup, taşınmazın mülkiyetinin el değiştirmesi ile ilgili değildir. TBK’nın 310. maddesi hükmüne göre kiralananın mülkiyetinin kiralayan malik tarafından üçüncü kişiye devri ile birlikte, kiralayan ve kiracı arasındaki kira sözleşmesi tüm hak ve borçları ile birlikte yasa gereği kendiliğinden yeni malike geçer. Taşınmazın başkasına satılması, kiracının kişisel hakkını ortadan kaldırmaz. Davacının mülkiyet hakkına dayalı olarak elatmanın önlenmesi ve ecrimisil davası değil, 6570 sayılı Yasa hükümleri uyarınca kiralananın tahliyesi ve kira alacağı davası açması gerekmektedir.
(Bknz.
Yargıtay
8.
Hukuk
Dairesi
‘nin
2018/8930
Esas,
2018/12108
Karar sayılı ilamı)
Somut olayda; davacı vekilinin, 21/02/2014 tarihinde müvekkili banka mülkiyetine geçen dava konusu A6 Mah. 327 ada, 4 parsel, zemin kat 2 nolu bağımsız bölümünün taşınmazın davalı tarafından haklı bir sebebe dayanılmaksızın işgal edildiğini belirterek ecrimisil ve tahliye talebinde bulunduğu, yerel mahkemece yapılan yargılama sonunda ecrimisil bedeli olan 1.527,03 TL’nin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, tahliye talebinin konusuz kalması nedeniyle bu hususta karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği, verilen kararın davacı vekili tarafından istinafa taşındığı görülmüştür.
Dava konusu taşınmaz dava dışı K6 adına kayıtlı iken 21/02/2014 tarihinde davacı Türkiye F1 Bankası T.A.O.’ya satış suretiyle devir edildiği, davacı banka tarafından dava açıldıktan sonra yargılama devam ettiği sırada 28/09/2017 tarihinde dava dışı K7 isimli kişiye satış suretiyle temlik edildiği anlaşılmıştır.
Yukarıdaki Yargıtay kararı içeriğinde de belirttiği şekilde TBK’nın 310. maddesi hükmüne göre kiralananın mülkiyetinin kiralayan malik tarafından üçüncü kişiye devri ile birlikte, kiralayan ve kiracı arasındaki kira sözleşmesi, tüm hak ve borçları ile birlikte yasa gereği kendiliğinden yeni malike geçer. Taşınmazın başkasına satılması, kiracının kişisel hakkını ortadan kaldırmaz. Davacının mülkiyet hakkına dayalı olarak elatmanın önlenmesi ve ecrimisil davası değil, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu hükümleri uyarınca kiralananın tahliyesi ve kira alacağı davası açması gerekmektedir.
6100 sayalı HMK.’nın “Dava Konusunun Devri” başlıklı 125.md.de;
“(1) Davanın açılmasından sonra, davalı taraf, dava konusunu üçüncü bir kişiye devrederse, davacı aşağıdaki yetkilerden birini kullanabilir:
a)
İsterse, devreden tarafla olan davasından vazgeçerek, dava konusunu devralmış olan kişiye karşı davaya devam eder. Bu takdirde davacı davayı kazanırsa, dava konusunu devreden ve devralan yargılama giderlerinden müteselsilen sorumlu olur.
b)
İsterse, davasını devreden taraf hakkında tazminat davasına dönüştürür.
(2) Davanın açılmasından sonra, dava konusu davacı tarafından devredilecek olursa, devralmış olan kişi, görülmekte olan davada davacı yerine geçer ve dava kaldığı yerden itibaren devam eder.” düzenlemesi mevcuttur.
Bu açıklamalardan sonra tekrar s omut olaya gelince;
Elatmanın önlenmesi ve ecrimisil davasının konusunu oluşturan meskenin dava sırasında davacı tarafından dava dışı 3. kişiye satışının gerçekleştirildiği, HMK’nın 125/2 maddesi uyarınca davaya yeni malikin devam edip etmeyeceğinin açıklığa kavuşturulması gerekirken açıklığa kavuşturulmadığı anlaşılmıştır.
Bilindiği gibi; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin “Davanın konusuz kalması, feragat, kabul ve sulhte ücret” başlıklı 6. maddesinde de “Anlaşmazlık, davanın konusuz kalması, feragat, kabul, sulh veya herhangi bir nedenle; ön inceleme tutanağı imzalanıncaya kadar giderilirse, tarife hükümleriyle belirlenen ücretlerin yarısına, ön inceleme tutanağı imzalandıktan sonra giderilirse tamamına hükmolunur.” düzenlemesi yer almaktadır.
Öncelikle belirtmek gerekir ki; her dava açıldığı tarihteki koşullara göre değerlendirilir. Bir taraf, dava açıldığı andaki mevzuata ve içtihat durumuna göre davasında haklı olup da, dava açıldıktan sonra davanın konusuz kalması durumunda harç ve yargılama giderlerinden sorumlu tutulamaz. Mahkemece konusuz kalan davada yargılama gideri ve vekalet ücretine davanın açıldığı tarihteki davacı ve davalının haklılık durumları gözetilerek karar verilmesi gerekir.Kabulü göre de; Konusuz kalan müdahalenin men’i davasının açılmasına belirtilen nedenlerle davalı sebep olduğundan davacı lehine vekalet ücreti takdir edilmemesi usule aykırıdır.
Hâl böyle olunca
, öncelikle açıklanan nedenlerle dava konusu taşınmaz dava sırasında satılmış olduğu anlaşıldığından HMK’nın 125/2 maddesi uyarınca davayı takip edip etmeyeceği husususun açıklığa kavuşturulması için yeni malike duruşma gününün bildirir ihtaratlı-meşruhatlı davetiye tebliğ edilmeli, davaya katılması, yada katılmamasına göre yeniden değerlendirme yapılması, yine kira ilişkisi de gözönüne alınarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekir.
Bu nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun, 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a-4 bendi uyarınca, kabul edilerek kararın kaldırılması gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M :
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-
Dörtyol 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 08/07/2019 tarih ve 2017/6 Esas, 2019/309 Karar sayılı kararına karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun, 6100 Sayılı HMK’nın 353/1-a-4 bendi uyarınca
KABULÜNE,
2-
İlk derece mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının
ORTADAN KALDIRILMASINA,
3-
Davanın yeniden görülmesi için
DOSYANIN MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,
4-
Davacı vekili tarafındanyatırılan istinaf peşin karar harcının talebi halinde iadesine,
5-
Davacı vekili tarafındanyapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda değerlendirilmesine,
6-
Kararın, yerel mahkemesince taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, 6100 Sayılı HMK’nın 353/1-a maddesi uyarınca,
KESİN olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.18/02/2020
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe