Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2024/2888 K.2025/2515

İlgili TBK madde: TBK Madde 348

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 49. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2020/3489 E., 2024/1100 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 16. Sulh Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2017/1013 E., 2019/892 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından duruşma talepli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyize konu edilen kararda dava değerinin duruşma sınırının altında olduğu anlaşılmakla davacı tarafın duruşma isteğinin reddine, temyiz dilekçesinin kabulü ile incelemenin dosya üzerinden yapılmasına karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacılar vekili; müvekkili … Üniversitesi ile davalı arasında imzalanan 01.01.2017 tarihli kira sözleşmesinin (9.) maddesi uyarınca, davacı kiracı tarafından davalı kiraya verene KDV dahil 826.000,00 TL tutarında kesin ve süresiz teminat mektubu verileceğinin hüküm altına alındığını, sözleşmenin kurulduğu tarihte yeni kurulmuş bir üniversite olmasından dolayı teminat mektubu verme imkanı bulunmadığından yerine iki adet teminat çeki verildiğini, çeklerin diğer davacı … tarafından keşide edildiğini, sözleşmenin (11.) maddesinde, Yükseköğretim Kurulu Başkanlığının (YÖK) 01.05.2017 tarihine kadar eğitim için gerekli izinleri vermemesi halinde sözleşmenin baştan itibaren hükümsüz olacağının kararlaştırıldığını, 04.05.2017 tarihli YÖK Genel Kurul kararının izin alma şartının yerine getirilmediğini gösterdiğini, bu nedenle sözleşmenin feshedileceğinin derhal davalı tarafa bildirilip 06.07.2017 tarihinde de Whatsapp üzerinden mesaj gönderildiğini, bundan sonra davalı tarafla mutabakata varılarak 25.08.2017 tarihinde 7. ve 8. aylara ait kira bedelleri ödenerek taşınmazın tahliye edildiğini, 28.08.2017 tarihli ihtar ile de sözleşmenin baştan itibaren geçersiz olduğu belirtilerek teminat çeklerinin iade edilmesi hususunun davalıya bildirildiğini, ancak teminat çeklerinin iade edilmeyerek sözleşmenin (10.) maddesi uyarınca haksız olarak iki aylık kira bedelinin ödenmesi halinde iade edileceğinin bildirildiğini, söz konusu talebin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek; müvekkili olan kiracının sözleşmeden kaynaklı davalıya borçlu olmadığının tespitine, teminat çeklerinin iptaline, davalının haksız ve kötüniyetli olması sebebiyle aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili; 01.01.2017 başlangıç tarihli ve on yıl süreli kira sözleşmesi uyarınca kira bedeli ödeme yükümlülüğünün 01.07.2017 tarihinden itibaren başlayacağını, buna istinaden de 7. ve 8. aylar kira bedellerinin ödenerek sözleşmenin yürürlüğe girdiğini, YÖK kararında da kiralananda eğitim yapılmayacağına dair net bir bilgi bulunmadığını, nitekim YÖK tarafından gerekli iznin verildiğini ve başka bir adreste faaliyete başlanıldığını, sözleşmenin geçerlilik kazanmasından sonra davacı kiracı tarafından kiralananın yerinin tek taraflı olarak değiştirilerek başka bir adreste faaliyete başlanıldığını ve kiralananın tahliye edildiğini, tahliye tarihi olan 25.08.2017 tarihine kadar sözleşmenin (14.) maddesine uygun bir fesih bildiriminde bulunulmadığını, bu nedenle sözleşmenin (10.) maddesi uyarınca iki aylık kira bedeli toplamı 330.440,00 TL’nin muaccel hale geldiğini, kötüniyet tazminatı talebinin yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiş; 22.10.2019 tarihli duruşmada, alacağa geç kavuşulması nedeniyle kötü niyet tazminatı talebinde bulunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının YÖK tarafından alınan kararı derhal davalıya ihbar etmediği, sözleşmenin 01.05.2017 tarihinden itibaren geçersiz kaldığını bildirmediği, aksine sözleşme gereğince ödemesi gereken Temmuz ve Ağustos ayları kira bedellerini de ödeyerek, kiraya verende kiraya konu taşınmazda eğitime izin başvurusunun kabul edildiği izlenimi doğmasına neden olduğu, bir sözleşmenin yapılmasından itibaren sözleşme gerekleri ifa edilmiş bulunuyorsa geçersizlik iddiasının 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesinde düzenlenen iyiniyet kuralları ile bağdaşmayacağı, bu itibarla sözleşmenin 01.05.2017 tarihinden itibaren kendiliğinden geçersiz hale gelmeyip tahliye tarihine kadar hükümlerini koruduğu, sözleşmenin (10.) maddesi ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 348. maddesinde belirtildiği şekilde feshe ilişkin yazılı bir bildirim bulunmadığı, makul sürenin sözleşmede iki ay olarak kararlaştırıldığı, tahliye tarihinden itibaren kiracının iki aylık makul süre kira bedelinden sorumluluğu bulunduğu, kira bedelinin (140.000,00 TL + KDV) = 162.200,00 TL x 2 = 330.400,00 TL olarak hesaplandığı, buna göre davacı kiracının davalı kiraya verene dava tarihi itibariyle 330.400,00 TL borcunun bulunduğu, sözleşmenin ”Teminat” başlıklı (9.) maddesinde yer alan düzenleme gereğince teminatların dava tarihi itibariyle iadesinin gerekmediği gerekçesiyle; davanın kısmen kabulü ile davacı kiracının iki aylık kira bedeli toplamı 330.400,00 TL borcunun bulunduğunun tespitine ve bu miktarla sınırlı olmak üzere menfi tespit davasının reddine, davalı yararına reddedilen miktarın %20’si oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yasal koşulları oluşmadığından davacı yararına kötü niyet tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına, teminat çeklerinin iptaline yönelik talebin reddine karar verilmiş; karara karşı, davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; somut olayda davalı (alacaklı) tarafından, davacı (borçlu) aleyhine dava konusu çekler nedeniyle icra takibi yapıldığına ilişkin bir iddianın ileri sürülmediği, varlığının da tesbit edilmediği, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 72/4 maddesi uyarınca tazminat için gerekli yasal koşulların oluşmadığı, bu nedenle davalı lehine tazminata hükmedilmesinin yerinde olmadığı, davalının kötü niyeti de ispat edilemediğinden borçlu lehine tazminata hükmedilmemesinin yerinde olduğu, ayrıca kabulüne karar verilen alacak üzerinden davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken bu hususta bir karar verilmemesinin hatalı olduğu, Mahkeme gerekçesi açık olmasına rağmen hüküm fıkrasının tereddüte mahal verecek nitelikte yazılmış olduğu, bu hususların düzeltilmesi gerektiği gerekçesiyle; davacıların başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden davanın kısmen kabulü ile davacı tarafın Denizbank … Merkez Şubesine ait … çek nolu, 30.11.2017 keşide tarihli, 700.000,00 TL bedelli ve … çek nolu, 30.11.2017 keşide tarihli ve 126.000,00 TL bedelli çeklerin toplam 330.400,00 TL’si yönünden borçlu olmadığının tespitine, fazlaya dair talebin reddine, yasal koşulları oluşmadığından davacı taraf yararına tazminatına, davalı yararına da kötü niyet tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına, teminat çeklerinin iptaline yönelik talebin reddine karar verilmiş; 06.06.2024 tarihli ek karar ile de hüküm fıkrasının, ” Davacı tarafın Denizbank … Şubesine ait … çek nolu, 30.11.2017 keşide tarihli, 700.000,00 TL bedelli ve … çek nolu, 30.11.2017 keşide tarihli, 126.000,00 TL bedelli çeklerin toplam 495.600,00TL’si yönünden borçlu olmadığının tespitine, fazlaya dair talebin reddine,” olarak yazılmak suretiyle tashihine karar verilmiş; karar, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili; bilirkişi tarafından yapılan değerlendirmenin hükme esas alınmasının doğru olmadığını, hangi maddi ve hukuki sebebe dayanılarak karar verildiğinin açıklanmaması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini, kısmen redde yönelik kararın bozulması gerektiğini, YÖK tarafından 01.05.2017 tarihine kadar bir izin verilmediğini, bu itibarla sözleşmenin baştan itibaren hükümsüz hale geldiğini, iki aylık kira bedeline dair sorumluluk kararının yerinde olmadığını, sözleşmenin geçerlilik şartı maddesinin hüküm ifade etmesinin herhangi bir bildirim ve/veya ihtar şartına bağlanmadığını, bilirkişinin yetkisini aşarak hukuki yorumda bulunduğunu, yeni rapor alınması taleplerinin dikkate alınmadığını, müvekkilinin sözleşmenin hükümsüz hale gelmesine dair hakkından eylemli olarak vazgeçtiğine yönelik değerlendirmenin hatalı olduğunu, tarafların iradelerinin sözleşmeden açıkça ortaya çıkarılması gerektiğini, sözleşme hükümsüz kaldığından teminat çeklerinin müvekkiline iade edilmemesinin hakkaniyetsiz olduğunu, davalının basiretli tacir olduğunu, sözleşmenin geçerlilik koşulunu araştırması gerektiğini, hükümsüz kalan sözleşmenin devam edeceği gerekçesinin hatalı olduğunu, borç miktarına oranla çeklerin iptaline karar verilmemiş olmasının ve borcu bulunmadığı miktar üzerinden kötüniyet tazminatına hükmedilmemesinin de doğru olmadığını belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir.

B. Gerekçe ve Değerlendirme
Uyuşmazlık, kira sözleşmesinden kaynaklı menfi tespit ve teminat çeklerinin iadesi istemine ilişkindir.

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçeye, davaya konu kira sözleşmesi hükümlerinin geçerli olup taraflarını bağlamasına, sözleşmenin (11.) maddesi çerçevesinde YÖK tarafından gerekli iznin verilmediği hususunun belirtilmediğinin anlaşılmasına, buna göre de davacı kiracı şirketin sözleşmenin (10.) maddesi uyarınca kiralananı tahliye edeceğini usulüne uygun olarak davalı kiraya verene bildirdiğinin ispat edilmeme nedeniyle makul süre kira bedelinden sorumlu bulunduğunun anlaşılmasına göre, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı fazla alınan temyiz harcının temyiz eden davacılara iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
30.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

  • İlk yayınlanma tarihi: 10 Temmuz 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!