Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E.2010/332 K.2010/11179

İlgili madde: TMK Madde 296


Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.

Olayları açıklamak taraflara, hukuki değerlendirme hakime aittir. (HUMK.md.76 ve 4.6.1958 tarih ve 15/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı)

Davacının dava dilekçesindeki, açacağı babalık davası için biyolojik babası olduğunu iddia ettiği çocuğa kayyım tayini isteği, 20.6.2006 doğumlu küçük Ş….. ‘i tanıma niteliğindedir. (TMK.md.295) 4787 sayılı yasanın 5133 sayılı yasa ile değişik 4/1. maddesi gereğince 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun üçüncü kısmı hariç ikinci kitabından kaynaklanan davalara aile mahkemelerince bakılacağı hükme bağlanmıştır. Görev kamu düzenine ilişkindir. Yargılamanın her aşamasında dikkate alınması zorunludur.Gerçekleşen bu durum karşısında Türk Medeni Kanununun 295. ve 296. maddeleri uyarınca işlem yapılmak üzere, dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.

SONUÇ :Temyiz edilen hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma sebebine göre temyize konu sair yönlerin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, bozmada oybirliği, sebebinde oyçokluğuyla karar verildi.07.06.2010

KARŞI OY YAZISI

Davacı, Ç….. Ş….. ile üçbuçuk yıl nikahsız olarak fiilen beraber yaşadıklarını, daha sonra ayrıldıklarını, bu beraberliklerinden 20.2.2006 tarihinde Ş….. isimli bir çocuklarının olduğunu, çocuğun annesinin nüfusuna tescil edildiğini, babalık davası açılabilmesi ve küçüğün yasal haklarının korunması için küçük Ş….. ‘e kayyım atanmasını istemiştir.

Dosyaya alınan nüfus kayıtlarına göre; küçük Ş….. ‘in 20.2.2006 doğumlu olup, annesinin evlilik dışı ilişkisinden doğduğu ve annesinin kayıtlı olduğu haneye annesinin bildirimi üzerine 11.7.2007 tarihinde tescil edildiği, anne Ç….. ‘in de medeni durumunun kayıtlara göre “bekar” olduğu anlaşılmaktadır. Küçük Ş….. ‘in davacı ve başka bir erkekle soybağının bulunmadığı görülmüştür. Anne baba evli değilse, velayet anaya aittir. (TMK.md.337/1) Bu yasal hükme göre küçüğün yasal temsilcisi annesidir. Bir işte yasal temsilcinin menfaati ile küçüğün menfaati çatışıyorsa kayyım tayin edilebilir. (TMK.md.426/2) O halde, küçüğün yasal temsilcisine husumetin yöneltilmesi, yasal temsilcinin menfaati ile küçüğün menfaatinin çatıştığı bir iş veya davanın mevcut olup olmadığının belirlenmesi ve hasıl olacak sonucuna göre kayyım atanmasına lüzum bulunup bulunmadığına karar verilmesi gerekirken, eksik hasım ve eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru bulunmamıştır. Hükmün açıklanan sebeple bozulması gerektiği düşüncesiyle değerli çoğunluğun davayı “tanıma beyanı” olarak nitelendirmesine ve bunun sonucu olarak görevsizlik kararı verilmesi gerektiğine ilişkin düşüncesine iştirak etmiyorum.

  • İlk yayınlanma tarihi: 21 Haziran 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!