İ S T İ N A F K A R A R I
DAVANIN KONUSU
:
Tespit (İşe İade İstemli)
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı istinaf başvurusu üzerine dosya dairemize gönderilmekle incelenmiştir.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
İDDİANIN ÖZETİ :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Müvekkilinin davalı işverene ait işyerinde Silahsız Güvenlik elemanı olarak 21.10.2015 tarihinde A1 ili Kredi Yurtlar Kurumu Kız Öğrenci Yurdunda işe başlamış 10 ayı geçkin süre çalıştığını, müvekkili ile davalı şirket arasında 21.10.2015 tarihinde imzalanan 2 yıl 2 ay belirli süreli iş sözleşmesi davalılarca herhangi bir geçerli hukuki sebep gösterilmeksizin feshedildiğini, müvekkilinin söz konusu iş yerinde 24.07.2016 tarihinde gece nöbetine kaldığını, 25.07.2016 tarihinde istirahatli olduğundan iş sözleşmesine ait fesih ihbarının müvekkiline yazılı olarak yapılmadığını fakat 26.07.2016 tarihinde telefon edilerek “yerine yeni personel atandı işe gelme yurtla ve görevinle ilişiğin kesildi güvenlik kıyafetleri, jop ve kelepçe, firmanın aparatlarının teslim et.” denildiğini, herhangi bir işten çıkış belgesi tebliğ edilmediğini ve davalıların söz konusu tebliğe yanaşmadıklarını, feshe ilişkin bildirimin akabinde aynı gün davalı işveren ve mesai yaptığı davalı kurum müdürü ile görüşme sağlamaya çalıştığını, feshin nedenini sorduğunu; davalı işveren “çalıştığınız yurt sizi istemiyor” dediği, davalı kurum ise müfettiş kararı şeklinde sözlü gerekçe belirtildiğini, fesih nedenlerinin gerçeği yansıtmadığını, çalıştığı süre boyunca işi ve görevi ile ilgili hiçbir soruşturma geçirmediğini, savunmasının dahi alınmadığını belirterek müvekkilinin iş sözleşmesinin feshinin geçersizliği ve işe iadesi ile boşta geçen süreye ilişkin 4 aylık ücret alacağının ve diğer haklarının 26.07.2016 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline, müvekkilinin yasal süresi içinde işe başlatılmaması halinde 8 aylık ücret tutarında işe başlatmama tazminatının 26.07.2016 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline, vekalet ücretinin ve yargılama giderlerinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMANIN ÖZETİ:
Davalı F1 Özel Güv. Kor. San. Tic. Ltd. Şti. F2 Özel Güv. Kor. Ve Eğt. Hizm. Ltd. Şti. Ortak Girişim vekili özetle: Davacının 29.06.2016 tarihinde tutulan tutanaktan da anlaşılacağı üzere işyerinde uyuduğunu ve uyuduğu anın resmedildiğini, akabinde Yurt Müdür Yrd. K1 tarafından 29.06.2016 tarihli tutanağa ilişkin rapor düzenlendiğini, davacının yapmış olduğu bu davranışla çalıştığı idarenin uyarıları dikkate almadığı ve idarenin güvenliğini tehlikeye atacak boyutta işini ihmal ettiğinin rapor edildiğini, davacının çalışmış olduğu kurumda idare ve kontrol teşkilatı tarafından uygunsuz davrandığı ve görevini yerine getirmekte yetersiz kaldığı, buna istinaden kurum tarafından başka bir yurt müdürlüğünde istihdam edilmesinin istendiği, yeni görev yerinin Kredi ve yurtlar Kurumu Niğde Bor Yurt Müdürlüğü olduğu, 21.07.2016 tarihi itibarı ile 2 iş günü içerisinde yeni görev yerinde işe başlamasının gerektiği aksi takdirde davacı ile imzalanan Belirli Süreli İş Sözleşmesinin 13. Maddesinin G bendi gereği iş sözleşmesinin haklı sebeple feshedileceği” kendisine ihtar edildiğini ancak davacı tarafın tüm bu ihtarlara rağmen yeni görev yerinde işe başlamadığını ve 26.07.2016 tarihli yazı ile asıl işveren olan idarenin talebi doğrultusunda 25.07.2016 tarihinde davacının iş akdi yukarıda belirtilen haklı sebeplerle feshedildiğini, davacının işe iadesi için yasal şartların oluşmadığını ve davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk Derece Mahkemesi tarafından;
Davanın KABULÜ ile;
1-Davalı işverence yapılan feshin GEÇERSİZLİĞİNE, davacının davalı F1 Özel Güv. Kor. San. Tic. Ltd. Şti. F2 Özel Güv. Kor. Ve Eğt. Hizm. Ltd. Şti. Ortak Girişim yanında İŞE İADESİNE,
2-Davacının yasal süre içerisinde işe başlamak üzere işverene başvurması sonucunda işverence işe başlatılmadığı takdirde davacının kıdemi ve fesih sebebi göz önünde bulundurulurak takdiren 4 aylık brüt ücreti olan tazminatın davalıdan alınıp davacıya ödenmesi gerektiğinin TESPİTİNE,
3-Davacı işçinin süresi içinde işverene başvurması halinde mahkeme kararının kesinleşmesine kadar çalıştırılmadığı süre içinde en çok 4 aylık doğmuş bulunan ücret ve diğer hakların davacıya ödenmesi gerektiğinin TESPİTİNE,
4-Davacının süresinde işe başlatılması durumunda varsa bu alacaktan peşin ödenen kıdem ve ihbar tazminatının mahsubuna, karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davalı Gençlik ve Spor Bakanlığı vekili karara ve ek karara karşı istinaf dilekçesinde özetle: Savunma haklarının kısıtlandığını, yargılama sırasında dava dilekçesinin Kredi ve Yurtlar Kurumu Genel Müdürlüğüne yapılması gerekirken tüzel kişiliği bulunmayan İl Müdürlüğüne yapıldığını, tebligatların usulsüz olduğunu ve yargılamadan 28.12.2018 tarihinde haberdar olduklarını, diğer davalı ortak girişim olarak davalı sıfatını kazandığını, adi ortaklığın tüzel kişiliği haliyle taraf sıfatının bulunmadığını, taraf teşkili sağlanmadan yargılama yapıldığını, tebligatların usulsüz olduğunu, cevap verme yani savunma haklarının kısıtlandığını, diğer davalı şirketlerin müvekkil kutumla yaptığı işin bağımsız bir iş olduğunu, müvekkil kurum ile yüklenici şirketler arasında asıl işveren alt işveren ilişkisinin bulunmadığını, davacının müvekkil kurumun işçisi olmadığını, iş akdinin feshini müvekkili kurumla ilgisinin olmadığını, işe iade davası açılabilmesi için kanunda öngörülen 30 günlük sürenin içinde açılmadığını, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, işe iade davası şartları yönünden de itiraz ettiklerini, davacının bir hakkı varsa müvekkil kurumdan değil son olarak çalıştığı şirketten talep edebileceğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
Dairemizce istinaf incelemesi HMK 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususları da gözetilerek yapılmıştır.
Dava, işe iade istemine ilişkindir.
Dava dilekçesinde davalı olarak Kredi ve Yurtlar Kurumu Adana İl Müdürlüğü davalı olarak gösterilmiş, ilk derece mahkemesince davacının işe iadesine karar verilmiş ve gerekçeli karar 14.12.2018 tarihinde kurumun bilgisayar işletmeni K2 isimli kişiye yetkili sıfatı ile tebliğ edilmiş, davalı kurum vekili 07.01.2019 tarihinde istinaf dilekçesi sunmuş, mahkemece 10.01.2019 tarihli ek kararla istinaf talebi süresinde olmadığından reddine karar verilmiş ve davalı vekili ek karara karşı süresinde istinaf talebinde bulunmuştur.
Davalıya yapılan gerekçeli kararın tebliğinin usulüne uygun olmadığı, davalının 28.12.2018 tarihinde haberdar olduğunu beyan ettiği, bu nedenle 07.01.2019 tarihinde sunulan istinaf dilekçesinin süresinde olduğu, ek kararın yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
Ek kararın kaldırılarak yapılan istinaf incelemesinde;
Taraflar arasında taraf teşkili konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
Taraf sıfatı usul hukuku sorunu olmayıp, dava konusu sübjektif hakkın özüne ilişkin bir maddi hukuk sorunu olduğundan; taraf sıfatının yokluğu, davada taraf olarak gözüken kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel teşkil etmekle def’i değil, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülmesi mümkün ve mahkemece de kendiliğinden nazara alınması zorunlu bir itiraz niteliğindedir.
6100 sayılı HMK’nin 114/(d) maddesi uyarınca tarafın, taraf ve dava ehliyetine sahip olması dava şartıdır. Bu şart olumlu giderilebilir dava şartıdır. Aynı kanunun 115. maddesi uyarınca süre verilerek tamamlatılması gerekir.
6100 sayılı HMK’nin 55. maddesi uyarınca “Taraflardan birinin ölümü halinde mirasçılar mirası kabul veya reddetmemiş ise bu hususta kanunla belirlenen süreler geçinceye kadar dava ertelenir. Bununla beraber hakim, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde, talep üzerine davayı takip için kayyım atanmasına karar verebilir.” bu hüküm mirasçıların mal varlığını etkileyen davalarda dikkate alınmalıdır. Zira mirasçılara intikal etmeyen, tarafın ölümü ile konusuz kalan davalarda gerek bulunmamaktadır.
Dava devam ederken taraflardan birinin ölmesi halinde, TMK’nin 28/I maddesi uyarınca ölen kişinin taraf ehliyeti son bulur. Bu durumda mirasçıları da ilgilendiren, mirasçıların malvarlığı haklarını etkileyen davalar, tarafın ölümü ile konusuz kalmaz. Bu halde, ölen tarafın mirasını reddetmeyen mirasçılarının, davayı mecburî dava arkadaşı olarak hep birlikte takip etmeleri gerekir.
Somut uyuşmazlıkta, davacının iş akdinin feshedilmesi nedeniyle, 28.07.2016 tarihinde işe iade davası açtığı, 13.09.2018 tarihinde mahkemece karar verildiği ancak istinaf aşamasında davacının 07.09.2019 tarihinde öldüğü UYAP sisteminde bulunan nüfus kayıt örneğinden anlaşılmıştır.
Davacı davayı açmayla işe iade iradesini belirtmiştir. Amaç, işe iade edilmek ve edilmemesi halinde akçalı haklardan yararlanmaktır.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 21.maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen dört aya kadarki boşta geçen süreye ilişkin ücret ve diğer haklar işverenin işe başlatma veya başlatmamaya bağlı bir sonuç değildir.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 21. maddesi uyarınca, mahkemece feshin geçersizliğine karar verildiğinde, kararın kesinleşmesine kadar çalıştırılmadığı süre için işçiye en çok dört aya kadar doğmuş bulunan ücret ve diğer hakların ödenmesini de hüküm altına alınması gerekir. Bu süre üst sınır olup, aynı maddenin son fıkrası uyarınca sözleşme ile değiştirilemez, aksi hükümler geçersizdir. Yasa koyucu yargılama süresini dikkate alarak bu düzenlemeyi yapmıştır. Yargılama süreci 4 aylık sürenin altında kaldığında, kısaca fesih ile işe iade kararı sonrası başvuru arasında boşta geçen süre 4 aydan az olduğu takdirde, başvuru tarihine kadar ki ücret ve diğer haklar hüküm altına alınacaktır. Ancak yargılama süreci 4 aydan fazla sürdüğünde, yasanın amir hükmü gereği boşta geçen süre için 4 aya kadar ücret ve diğer hakların ödenmesi gerekecektir.
Ölüm olgusu bir hukuki ilişkide aleyhe olarak yorumlanmamalıdır. İşçi ölmeseydi ne tür davranışına üstünlük tanınacak idiyse, öngörülen bu davranışa hukuki sonuç bağlanmalıdır. Öte yandan bir yasa yorumlanırken yasanın konuluş amacı dikkate alınmalıdır. Yasadaki işe iade hükümleri işçinin işe iadesini amaçlamıştır. Ölüm olaylarına nasıl bir sonuç bağlayacağı yasada belirtilmediğine göre bu boşluğu doldurmak yargıcın görevidir (TMK m.1/II). Yargıç burada Kanun koyucu olarak davranmalıdır.
Ölüm iş ilişkisini sona erdiren nedenlerden biridir. İş sözleşmesi feshedilen ve bu fesih nedeni ile işe iade davası açan işçinin, yargılama sırasında ölmesi halinde, feshin geçerli olmadığının tespit edilmesi halinde ölüm tarihi itibari ile iş ilişkisinin sona ereceği uyuşmazlık dışıdır. Ancak bu nedenle işe iade ve işe başlatmama tazminatının konusuz kalacağı da açıktır. Burada sorun hak kazanılması başvuruya bağlı olan, hatta başvurma ve işe davet edildiği takdirde başlanılması zorunluluğu ile muaccel olacak boşta geçen süre ücret ve diğer hakların hüküm altına alınıp alınmayacağıdır. Ölen işçi feshin geçersizliği ve işe iade istemi ile dava açtığına göre bu istemi içinde feshin geçersizliğine karar verildiğinde, işe başlamak için başvurma ve işe başlama iradesinin de olduğunun kabul edilmesi gerekir. Davacı işçi yargılama sırasında ölmek ve bu tarihte iş ilişkisi sona ermekle, bu iradesini artık ölüm nedeni ile kullanmamaktadır. İşçi ölmeseydi ne tür davranışına üstünlük tanınacak idiyse, öngörülen bu davranışa hukuki sonuç bağlanmalıdır.
Davacı işe iade davasını açarken feshin geçerli bir nedene dayanmadığını iddia etmiştir. Geçersiz fesih var ise ölüm tarihine kadarki boşta geçen süre ücretine yasal 4 aylık sınırlama dikkate alınarak hükmetmelidir. Böyle bir sonuç genel olarak yasanın amacına da uygundur. Aksi halde işverenin haksız davranışı işçinin ölümü nedeniyle karşılıksız kalmaktadır. Bu durum da adalet duygusunu incitir.
Geçerli nedene dayanmayan feshin tespiti ile yetinilmesi, ölen işçinin mirasçıları yönünden hiçbir imkan sağlamayacaktır. Oysa konu, sosyal güvenlik haklarını da ilgilendirmektedir. 4 aya kadar ücret ve diğer haklar yönünden Sosyal Güvenlik Kurumuna pirim yatırılması ve ölen işçinin mirasçılarının buna göre sosyal güvenlik haklarından buna göre yararlanması gerekir. (Yargıtay 9.HD
ESAS NO:
2009/10080
KARAR NO:
2009/36320 )
Davacının ölümü halinde taraf ehliyeti ortadan kalkacağından taraf teşkili bozulmuştur. Bu durumda mirası reddetmeyen mirasçıların davaya zorunlu dava arkadaşı olarak davaya devam etmesi gerekir.
Bu nedenle, mahkemece yargılama aşamasında ölen davacının yasal mirasçılarının davadan haberdar edilmesi ve yukarıda belirtilen usulü işlemler yapılarak yargılamaya devam edilmesi gerektiğinden davalı vekilinin bu yönü amaçlayan istinaf talebi yerindedir.
Ayrıca, davalı olarak Kredi ve Yurtlar Kurumu Osmaniye İl Müdürlüğü davalı olarak gösterilmiş ve yargılama aşamasında tüm tebligatlar İl Müdürlüğüne yapılmıştır.
Yargılamanın hukuka uygun ve sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi, iddia ve savunmanın özgürce ileri sürülebilmesi ve delillerin eksiksiz olarak toplanıp tartışılabilmesi, öncelikle tarafların yargılamadan haberdar edilmeleri ile olanaklıdır. Hasımsız davalar hariç olmak üzere, dava dilekçesi ile duruşma gün ve saati karşı tarafa tebliğ edilmeden ve taraf teşkili sağlanmadan davaya bakılamaz ve yargılama yapılamaz.
Davanın tarafları ile vekillerinin davaya ilişkin işlemleri öğrenebilmesi için, tebligatın usulüne uygun olarak yapılması, duruşma gün ve saatinin kendilerine bildirilmesi gerekmektedir. Duruşma günü ile tebligatın yapıldığı tarih arasında makul bir süre olmalıdır. Aksi takdirde tarafların hukuksal hakları kısıtlanmış olur.
Somut olayda; dava dilekçesi ve duruşma gününü bildirir tebligat Kredi ve Yurtlar Kurumu Osmaniye İl Müdürlüğü yapılmıştır. İl Müdürlüğü’nün tüzel kişiliği olmayıp, burada tarafın dava tarihinde Kredi ve Yurtlar Kurumu Genel Müdürlüğü olduğu ancak 703 sayılı KHK ile Gençlik ve Spor Bakanlığı’na bağlandığı açıktır. Mahkemece yapılması gereken HMK 124. maddesi çerçevesinde davalı sıfatıyla Gençlik ve Spor Bakanlığı adına vekaletname sunan vekile usulüne uygun dava dilekçesi ve duruşma günü tebliğ edilerek cevap dilekçesi sunma ve delil bildirme imkanı tanınarak bildirdiği takdirde delilleri toplanıp sonucuna göre karar vermek gereklidir. Davalı bakanlık vekilinin bu yönü amaçlayan istinaf talebi yerinde olduğundan sair istinaf talepleri incelenmemiştir.
Bu açıklamalar altında davalının istinaf isteminin kabulü ile diğer istinaf nedenleri incelenmeksizin Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-a-6 maddesi gereğince kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:
Açıklanan nedenlerle;
1-Osmaniye İş Mahkemesinin 10.01.2019 tarihli ek kararının kaldırılmasına,
2-Davalının istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK’nin 353/1-a-6 maddesi uyarınca
KALDIRILMASINA,
3-HMK’nin 353/1-a maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine
GÖNDERİLMESİNE,
4-Davalı harçtan muaf olduğundan bu hususta karar verilmesine yer olmadığına
5-Yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince karar verilirken gözetilmesine,
6-Karar tebliği işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda KESİN olarak 11.06.2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe