Adana BAM, 9. HD., E. 2018/1349 K. 2020/484 T. 16.6.2020

İlgili madde: TMK Madde 879

DAVACILAR:1-

K1-TCK No: N1-A1
:2-
K2-TCK No: N2-A2
:3-
K3-TCK No: N3
:4-
K4-TCK No: N4-A3

DAVALI:

F1EMEKLİLİK
VEHAYATA.Ş.
-A4

DAVANIN KONUSU :Alacak (Kredi Hayat Sigorta Poliçesine Dayanan)

İskenderun 1. Asliye Hukuk (Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla) Mahkemesi’nin 27/12/2017 tarih ve 2017/245 Esas, 2017/721 Karar sayılı kararına karşı istinaf başvurusu üzerine dosya Dairemize gönderilmiş olmakla, dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.

Üye hakimin görüşü değerlendirildi.

DAVACILARIN İDDİALARININ ÖZETİ :

Davacılar vekili, davacıların murisi K5’nin F1 Bankası A.Ş. İskenderun Meydan Şubesi nezdinde 11/09/2015 tarihli 15.000,00.TL bedelli kredi kullandığını, kullanılan kredi nedeniyle davalı sigorta şirketi tarafından hayat sigorta poliçesi düzenlendiğini, muris K5’nin 12/06/2016 tarihinde vefat ettiğini ve poliçedeki rizikonun gerçekleştiğini, davacılar tarafından kredi borcunun ödenmemiş olması nedeni ile takip başlatılmaması için kredinin taksitlerinin ödenmeye devam edildiğini, ancak poliçe bedellerinin gerek mirasçılar ve gerekse kredinin kullanıldığı banka şubesi tarafından sigorta şirketinden talep edildiğini, sigorta şirketi tarafından murisin sigorta yaptırırken karaciğer sirozu, diabetes mellitus rahatsızlığının belirtilmediği ve sözleşme devamında da bu yönde bir bildirimde bulunulmadığı gerekçesiyle talebin reddedildiğini, murisinin doğal bir şekilde vefat ettiğini, davalının red gerekçesinin yerinde olmadığını, vefat nedeni ile ödenmeyen kredi borcunun poliçe kapsamında ve davalı sigorta şirketinin sorumluluğu altında olduğunu ileri sürerek davanın kabulü ile fazlaya dair tüm dava ve talep hakları saklı kalmak kaydı ile davacıların murisi K5 adına davalı sigorta şirketi tarafından murisin F1 Bankası A.Ş. İskenderun Meydan Şubesi nezdinde çekmiş olduğu 11/09/2015 tarihli kredi için düzenlenen N6 numaralı hayat sigortası poliçe bedelinin murisin vefat ettiği 12/06/2016 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davacılara ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ :

Davalı vekili, HMK ve Poliçe genel şartlarına göre sigortacı aleyhine açılacak davalarda birinci derecede yetkili mahkemenin sigorta şirketi genel merkezinin bulunduğu yer mahkemesi olduğunu, şirket genel merkezinin İstanbul’da bulunduğunu, sigorta sertifikasına göre tazminat talep hakkının öncelikle dain-i mürtehine ait olduğunu, davanın husumetten de reddi gerektiğini, davacıların taleplerinin teminat dışında kaldığını, TTK 1435 madde hükmüne göre sözleşmenin yapılması veya daha ağır şartlarla yapılmasını gerektiren hususları bildirme yükümlülüğünün sigortalıya ait olduğunu, karaciğer sirozu ve diabetes mellitus (şeker hastalığı) hastalıklarının tanıları sigorta sözleşmesinin akdedilmesinden önce konulduğunu, müteveffanın ölümü neticesinde başvuru nedeniyle şirket yetkilileri tarafından yapılan incelemede davalı şirkete gönderilen belgeler içerisinde müteveffanın Karaciğer Sirozu ve Diabetes Mellitus hastalıklarına ilişkin tanının vefatından yaklaşık bir yıl önce konulduğunu, ilk teşhis tarihi ile sigorta tarihi arasında yaklaşık 14 günlük süre varken davacıların bu hastalığın olmadığını bilmediklerinin doğru bir yaklaşım olmadığını, hayat sigortalarında beyana itimadın esas olduğunu, sigortalının beyan formunda önemli herhangi bir rahatsızlığı olmadığını veya hastalık geçirmediğini beyan ettiğini savunarak öncelikle usule ilişkin itirazlarının kabulüne, mahkemece esasa girilmesi halinde de davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ :

Yerel mahkemece verilen karar ile; davacıların murisi ile davalı arasında akdedilen sözleşmede dain-i mürtehin olarak görünen F1 Bankası’nın davaya şartsız muvafakatının bulunmadığı, TTK’nın 879. maddesi gereği davacıların aktif husumet ehliyetlerinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.

DAVACILAR TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :

Davacılar vekili tarafından verilen istinaf dilekçesi ile; davacının dain-i mürtehinin muvafakati olmadan dahi eldeki davayı açabileceğini, borcun 2/3’ünün ödendiğini, en azından bu miktar için dava açma hakkının olduğunu, kalan borcun ödenmesi için süre verilmediğini istinaf sebepleri olarak belirtmiştir.

UYUŞMAZLIK KONUSU :

Davacıların aktif dava ehliyetlerinin olup olmadığı, murisin beyan yükümlülüğüne aykırı davranıp davranmadığı, davalının poliçe düzenlenirken bilgilendirme ve aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirip getirmediği, murisin beyan etmediği iddia edilen hastalığı ile ölüm arasında illiyet bağının bulunup bulunmadığı, davacıların varsa talep edebilecekleri alacak miktarının ne olduğu uyuşmazlık konusudur.

DELİLLER :

Taraf vekillerinin beyan ve dilekçeleri, Ölüm Belgesi, Kredi Hayat Sigorta Poliçesi, Hastane Kayıtları, Tazminat Talebi Red Yazısı, Banka Muvafakat Yazısı, SGK Kayıtları, İskenderun Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 20/04/2017 tarih ve 2017/34 Esas-2017/192 Karar sayılı görevsizlik ilamı, Dairemizce alınan 24/02/2020 tarihli Bilirkişi Kurul Raporu ve tüm dosya kapsamı.

GEREKÇE :

Dava, ” Kredi Hayat Sigorta Poliçesine Dayanan Alacak” talebine ilişkindir.

Davacılar, murisleri ile davalı arasında kredi hayat sigorta poliçesi düzenlendiğini, daha sonra vefat ettiğini, poliçeden doğan alacak taleplerinin davalı tarafından haksız olarak reddedildiğini ileri sürerek alacak talebinde bulunmuş, davalı taraf, murisin beyan yükümlülüğüne aykırı davrandığını, poliçeden doğan sorumluluklarının bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiş, mahkemece yazılı gerekçeyle davacıların aktif husumet ehliyetlerinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.

Karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

Dairemizce davacılar vekilinin istinaf başvurusunun sadece istinaf başvuru sebepleriyle sınırlı olmak üzere duruşmalı olarak yapılmasına karar verilmiştir.

Dairemiz tensip zaptının ara kararları gereğince; F1 Bankası Genel Müdürlüğü’ne müzekkere yazılarak, N5 kimlik numaralı muris K5 adına düzenlenen N7 müşteri nolu, N6 numaralı kredi hayat sigorta poliçesine dayanak kullandırılan kredi nedeniyle dava tarihinde ve müzekkereye cevap tarihinde borcu bulunup bulunmadığının, borcu bulunması halinde miktarının ve bu miktar yönünden açılan davaya kayıtsız şartsız muvafakat edilip edilmediğinin Dairemize bildirilmesinin istenilmesine, gelen yazı cevabı ile birlikte müteveffa K5’nin ölüm nedeni, ölümü ile hastalığı arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığı, poliçelerin düzenleme tarihlerinde ve öncesinde murisin bu hastalığını bilip bilmediği, murisin beyan yükümlülüğüne aykırı davranıp davranmadığı, müteveffa K5’nin hastalık ile ilgili sağlık beyan formu düzenlenirken aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirilip getirmediği, tazminat alacağının olup olmadığı, varsa miktarının ne olduğu hususlarında rapor düzenlenmek üzere Dairemizce resen seçilecek 1 Adli Tıp Uzmanı, 1 Bankacı ve 1 Hesap Uzmanından oluşan bilirkişi heyetinetevdine karar verildiği, 24/02/2020 tarihli bilirkişi heyetinden rapor alındığı, bilirkişi heyet raporunun taraf vekillerine tebliğ edildiği, davacı vekilinin bilirkişi raporuna karşı beyan ve itirazlarını içerir dilekçesini sunduğu ve taraf vekillerinin duruşmada beyanlarının alındığı anlaşılmıştır.

Dosya kapsamına göre, davacıların miras bırakanı K5’ın davalı nezdinde 11/09/2015 başlangıç-11/09/2016 bitiş tarihli, 4 yıl süreyle, yıllara göre azalan teminatlı yN6 sertifika nolu ölüm teminatını kapsayan döneme göre 15.000,00-535,08.TL bedelli kredi hayat sigorta sertifikası ile sigorta yaptırdığı, poliçe üzerinde dava dışı T. F1 Bankası A.Ş. İskenderun Meydan Şubesi’nin daini mürtehin sıfatıyla yer aldığı, sigortalının sözleşmenin geçerli olduğu ve 1. Yılı teminatı içinde, 12/06/2016 tarihinde vefat ettiği anlaşılmaktadır.

1-Davacıların aktif husumet ehliyetlerinin bulunup bulunmadığı iddiaları yönünden;
6102 sayılı TTK’nun 1453. maddesi uyarınca malı rehin alan kimse o mal üzerindeki menfaatini kendi adına sigorta ettirebileceği gibi, aynı yasanın 1406. maddesi uyarınca bir başkasının da rehin konusu malı rehin alan hesabına ve onun lehine sigorta ettirmesi mümkündür. Yine TTK’nun 1456/1. maddesinde “Sınırlı ayni hak ile takyit edilmiş bir mal üzerindeki, malike ait menfaat sigortalandığı takdirde, kanunda aksi öngörülmemişse, sınırlı ayni hak sahibinin hakkı sigorta tazminatı üzerinde de devam eder” düzenlemesine; 1456/2. maddesinde ise “Sigortacıya, mal üzerinde sınırlı ayni hak bulunduğu bildirildiği takdirde, ayni hak sahiplerinin izni bulunmadıkça, sigortacı sigorta tazminatını sigortalıya ödeyemez. Ayni hakkın sicille alenileştiği veya sigortacının bunu bildiği durumlarda bildirime gerek yoktur. Sigortalı menfaate konu malın tamiri veya eski hâline getirilmesi amacıyla ve teminat gösterilmesi şartıyla, tazminat sigortalıya ödenebilir” düzenlemesine yer verilmiştir. Ayrıca Türk Medeni Kanunu’nun 879. maddesi uyarınca, sigorta tazminatının öncelikle rehin hakkı sahibine verilmesi veya açık muvafakatının alınması gereklidir.

Böyle bir durumda, sigortalı durumda olan rehin hakkı sahibi olduğundan sigorta şirketinden tazminat talep etme hakkının da öncelikle ona ait olması gerekir ve sigorta ettiren, ancak sigortalı malın dain ve mürtehini olan ve lehine sigorta edilenin açık muvafakatını almak suretiyle sigortadan, şayet kendi menfaati de zedelendiği takdirde, tazminat istemek hakkına sahip olur. Öncelikle talep hakkının rehin hakkı sahibinde olması, yani sigorta bedelinin rehin hakkı sahibine ödenmesi gerektiği durumda, rehin hakkı sahibinin muvafakatinin bulunması halinde sigortalıya sigorta bedeli ödenebilir. Bu durumda dava açma hakkı da öncelikle rehin hakkı sahibinde olduğundan bir dava şartı olarak aktif dava ehliyeti olan davacı sıfatının da rehin hakkı sahibinde olduğu, buna karşın daini mürtehinin muvafakati halinde bu şartın yerine getirilmiş sayılacağı Dairemiz yerleşik içtihatları ile de ortaya konulmuştur.
(Yargıtay 17. Hukuk Dairesi Esas No: 2016/8198 Karar No: 2017/2012,Yargıtay 17. Hukuk Dairesi Esas No: 2016/10992 Karar No: 2017/9062 kararı bu yöndedir.)

Yine dava tarihinde yürürlükte bulunan mülga 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 1493/7 (6762 sayılı TTK 1329) maddesinde “üçüncü bir şahsın lehine yapılan hayat sigorta mukavelesinden doğan hak ve menfaatleri sigortacıdan talep ve tahsil salahiyetinin doğrudan doğruya o kimseye ait olduğu” öngörülmüştür.

Somut uyuşmazlıkta, davaya konu hayat sigorta sözleşmesinde sigorta ettiren(dain-i mürtehin) F1 Bankası A.Ş. İskenderun Meydan Şubesi sigorta ettiren, sigortalı muris K5, sigortacı davalı F1 Emeklilik ve Hayat AŞ. olup sigorta ettiren(dain-i mürtehin) F1 Bankası A.Ş. İskenderun Meydan Şubesi olarak gösterilmiştir.

Dain-i mürtehin olarak sigorta şirketinden tazminat talep etmek hakkının da öncelikle F1 Bankası A.Ş. İskenderun Meydan Şubesi’ne ait olması gerekir ve sigortalı ancak dain-i mürtehinin açık muvafakatini almak suretiyle tazminat istemek hakkına sahip olur.
(Yargıtay 17.HD’nin 24/09/2018 tarih ve 2015/18647 Esas-2018/8119 Karar)

Yargılama aşamasında sigorta ettiren(dain-i mürtehin) F1 Bankası A.Ş. İskenderun Meydan Şubesi davaya ve ödemeye muvafakatinin bulunup bulunmadığı sorulmuş, bankaca; 12/12/2019 tarih ve 927/9075894 sayılı cevabi yazısı ile, murisin herhangi bir borcunun bulunmadığı ve davaya muvafakatlerinin olduğunun bildirildiği, dolayısıyla davacıların aktif dava ehliyetlerinin bulunduğu anlaşılmıştr.

2-Müteveffanın poliçenin akdi tarihinden önce mevcut ve beyan etmediği hastalıklarının eksik tespit edildiği, müteveffanın beyan yükümlülüklerine aykırı davrandığı iddiaları yönünden;

Sigorta sözleşmesi kurulurken sigortalıya yüklenen doğru bilgi verme (ihbar) yükümlülüğünü düzenleyen 6102 sayılı TTK’nun 1435. maddesinde, “sigorta ettiren sözleşmenin yapıldığı sırada bildiği veya bilmesi gereken tüm hususları sigortacıya bildirmekle yükümlüdür, sigortacıya bildirilmeyen eksik veya yanlış bildirilen hususlar sözleşmenin yapılmamasını veya değişik şartlarda yapılmasını gerektirecek nitelikte ise önemli kabul edilir. Sigortacı tarafından yazılı veya sözlü olarak sorulan hususlar, aksi ispat edilinceye kadar önemli sayılır” hükmü düzenlenmiş,
TTK’nun 1439 ve 1440. maddelerde sigortacı için önemli bir husus bildirilmediği veya yanlış bildirildiği taktirde sigortacının 15 gün içinde cayma hakkının bulunduğu, rizikonun gerçekleşmesinden sonra sigorta ettirenin ihmali ile beyan yükümlülüğü ihlal edildiği takdirde bu ihlal tazminatın veya bedelin miktarına veya rizikonun gerçekleşmesine etki edebilecek nitelikte ise ihmalin derecesine göre tazminattan indirim yapılacağı, sigorta ettirenin kusuru kast derecesinde ise beyan yükümlülüğünün ihlali ile gerçekleşen riziko arasında bağlantı varsa, sigortacının tazminat veya bedel ödeme borcunun ortadan kalkacağı düzenlenmiştir.

Gerek TTK’nun 1435. maddesi ve gerekse Hayat Sigortası Genel Şartlarının C-2.2. maddesi düzenlemesine göre sigorta şirketinin sorusu üzerine veya her hangi bir soru sorulmadan (dolayısı ile buna ilişkin bir form doldurulmadan) sigortalı, sözleşmenin yapılması sırasında kendisinin bildiği ve sigortacının sözleşmeyi yapmamasını veya daha ağır şartlarla yapmasını gerektirecek bütün halleri sigortacıya bildirmekle yükümlü olup, formun doldurulmamış olması sigortalının sağlığına ilişkin konularda sigortacıya bildirimde bulunma yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. Şayet sigortalı tarafından var olan hastalık kasten bildirilmemiş ise sigortacının sözleşmeden cayma hakkı sözkonusudur.

Ancak sigorta sözleşmeleri karşılıklı güven esasına dayanan ve beyana göre düzenlenen sözleşmelerdir. Hayat sigortası yapılması sırasında geçirilen veya teşhis edilen bir hastalık var ise bunun bildirilmesi iyi niyetin gereğidir. 6102 sayılı T.T.K’nın 1435 ve devamı maddeleri ise sigortalının kasıtlı olarak sağlık durumunu gizlemesi haricinde eğer sigortacının sorumluluğunu ağırlaştıran ve daha fazla prim almasını gerektiren bir halin varlığında ise teminatın indirilmesi gerekmektedir.

Somut olayda, poliçenin düzenlenmesi sırasında sigortalının hastalığını kasten gizleyip gizlemediği, dolayısı ile ihbar yükümlülüğüne aykırı davranıp davranmadığı önem kazanmaktadır.

Dosya kapsamındaki poliçe içerisinde yer alan “Sigortalı Adayının Sağlık Beyan Formun”unda bilgisayardan matbu olarak hazırlanan “Tarafınıza kanser, kalp hastalığı/rahatsızlığı, birden fazla ilaç kullanımı gerektiren hipertansiyon, böbrek/karaciğer yetmezliği ve insülin kullanımı gerektiren şeker hastalığı ile ilgili konulmuş herhangi bir teşhis veya uygulanmış bir tedavi mevcutmudur? şeklinde soruların sigortalı tarafından “HAYIR” şeklinde bilgisayar ortamında yazılarak cevaplandırıldığının yazılı olduğu, bilgisayar ortamında düzenlenen başvuru ve bilgilendirme formunun matbu olarak düzenlendiği, sigortalının adı ve soyadının dahi bilgisayar ortamında hazırlandığı, formda sigortalı imzasının online olarak düzenlendiği anlaşılmaktadır.

Tüm dosya kapsamı, murisin tüm tıbbi belgeleri ve mahkemece alınan heyet bilirkişi raporuna göre; muris K5’nin hayat sigortası yaptırdığı 11/09/2015 tarihinden önce tedavi gördüğü koroner arter hastalığı, diyabetesmellitus ve karaciğer hastalığı-primerbiliyer siroz tanılarının konulduğu ve tıbbi tedavilerinin yapıldığı, murisin karaciğer sirozu ve sonucunda gelişen özofagus varis kanaması ve komplikasyonları nedeniyle vefat ettiği, ölüm nedeni arasında illiyet bağı olduğunun tespit edildiği, poliçe düzenlendiği tarihte murisin bu hastalığı bildiği anlaşılmıştır.

Buna göre; dosyadaki Hayat Sigortası Başvuru Formu Poliçe ve Bilgilendirme Formu incelendiğinde, sigortalının hastalığı ve gördüğü tedaviye ilişkin cevapların matbu ve “hayır” şeklinde düzenlendiği, sigortalının el yazısı ürünü olmadığı bu nedenle her ne kadar müteveffa sigortalı tarafından sözleşmeden önce var olduğu tartışmasız olan karaciğer sirozu hastalığını bildirilmemiş ise de, davalının sigortalıyı aydınlatma yükümlülüğüne aykırı davrandığı, bu haliyle sigortalının hastalığını kasten gizlediği değil, beyan yükümlülüğüne aykırılığın ihmal düzeyinde değerlendirilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.

Riziko ve dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 Sayılı TTK’nın 1439. maddesinde “(1)Sigortacı için önemli olan bir husus bildirilmemiş veya yanlış bildirilmiş olduğu takdirde, sigortacı 1440. maddede belirtilen süre içinde sözleşmeden cayabilir veya prim farkı isteyebilir. İstenilen prim farkının on gün içinde kabul edilmemesi hâlinde, sözleşmeden cayılmış kabul olunur. Önemli olan bir hususun sigorta ettirenin kusuru sonucu öğrenilememiş olması veya sigorta ettiren tarafından önemli sayılmaması durumu değiştirmez.
(2) Rizikonun gerçekleşmesinden sonra, sigorta ettirenin ihmali ile beyan yükümlülüğü ihlal edildiği takdirde, bu ihlal tazminatın veya bedelin miktarına yahut rizikonun gerçekleşmesine etki edebilecek nitelikte ise, ihmalin derecesine göre tazminattan indirim yapılır. Sigorta ettirenin kusuru kast derecesinde ise beyan yükümlülüğünün ihlali ile gerçekleşen riziko arasında bağlantı varsa, sigortacının tazminat veya bedel ödeme borcu ortadan kalkar; bağlantı yoksa, sigortacı ödenen primle ödenmesi gereken prim arasındaki oranı dikkate alarak sigorta tazminatını veya bedelini öder.” düzenlemesi yer almaktadır. (Yargıtay 17. HD’nin 10/09/2018 tarih ve 2015/17536 Esas, 2018/7585 Karar)

Sözleşme öncesi ihbar görevini yaptırım sistemi 6102 sayılı TTK’nın 1439. maddesinde düzenlenmiştir. TTK’nın 1439 maddesi uyarınca uygulanacak yaptırım sigortacının ihlalin öğrenme anına göre değişiklik arz etmektedir. Gerçekten madde hükmü incelendiğinde; sigortacının ihlali rizikonun gerçekleşmesinden önce veya sonra öğrenmesine göre farklılık gösteren esaslar sevk edildiği tespit edilmektedir. Buna göre;

A) Riziko öncesinde öğrenme halinde;

1-Kusursuz ihlal var ise Cayma (veya prim farkı)

2-Kusurlu ihlal var ise Cayma (veya prim farkı)

B) Riziko sonrasında öğrenme halinde;

1-Kusursuz ihlal var ise Tam Tazminat/Bedel

2-Bağlantısız kusurlu ihlal var ise Tam Tazminat/Bedel

3-Bağlantılı kusurlu ihlal var ise İndirim (Kusurun ağırlığına göre)

4-Bağlantısız kasıtlı ihlal var ise İndirim (Alınan prim ile alınması gereken prim arasındaki orana göre)

5-Bağlantılı kasıtlı ihlal var ise Fesih (Edim borcu ortadan kalkar) yaptırımları söz konusu olacaktır. ( Samim ÜNAN-T.C. Galatasaray Üniversitesi(E.) Öğretim Üyesi-Türk Ticaret Kununu Şerhi, Altıncı Kitap:Sigorta Hukuku Cilt 1 Birinci Kısım: Genel Hükümler (Madde 1401-1452)-Sayfa 435,vd,)

Somut olayda davalı sigortacı ihlali riziko sonrasında öğrenmiştir. Davalı sigorta şirketi davacılar tarafından tazminat ödenmesi için yapılan başvuruyu murisin beyan yükümlülüğüne aykırı davranması nedeniyle 29/06/2016 tarihli yazı ile reddetmiştir.

Yukarıda açıklandığı üzere murisin sözleşme öncesi beyan yükümlülüğünü kasıtlı olarak ihlal ettiği tespit edilememiştir. Sigortalının sözleşme öncesi beyan yükümlülüğünün ihlalinin ihmal derecesinde olduğu, beyan etmediği hastalıklar ile vefatın neden olduğu hastalık arasında illiyet bağı (bağlantı) bulunduğu anlaşıldığından bağlantılı kusurlu ihlal var ise kusurun ağırlığına göre indirim yapılacaktır. Somut olayda murisin mevcut hastalıklarını beyan etmekte ihmali davranması davalının ise aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeniyle her iki tarafın da % 50 oranında kusurlu olduğunun kabulü gerekmektedir.

Buna göre; poliçeden ölüm tarihi olan 12/06/2016 tarihi poliçenin 1. dönemine ait olup, vefat teminat bedeli olan 15.000,00.TL’den % 50 oranında indirim yapıldıktan sonra bakiye 7.500,00.TL’nin davalının başvurunun red tarihi olan 29/06/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ve İskenderun 1. Noterliği’nin 15/06/2016 tarih ve 15502 yevmiye sayılı mirasçılık belgesinde belirtilen oranları doğrultusunda davacılaraödenmesine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.

Buna göre, davacılar vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun kabulüne, 6100 Sayılı HMK’nun 353/1-b-2 maddesi gereğince İskenderun 1. Asliye Hukuk (Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla) Mahkemesi’nin 27/12/2017 tarih ve 2017/245 Esas, 2017/721 Karar sayılı kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, 7.500,00.TL’nin temerrüt tarihi olan 29/06/2016 tarihinden itibaren işleyecek değişken oranda yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak İskenderun 1. Noterliği’nin 15/06/2016 tarih ve 15502 yevmiye sayılı mirasçılık belgesinde belirtilen oranları doğrultusunda davacılaraverilmesine
, fazlaya ilişkin talebin reddine kararvermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere :

1-
Davacılar vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun
KABULÜNE,

2-
6100 Sayılı HMK’nun 353/1-b-2 maddesi gereğince İskenderun 1. Asliye Hukuk (Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla) Mahkemesi’nin 27/12/2017 tarih ve 2017/245 Esas, 2017/721 Karar sayılı
KARARININ KALDIRILMASINA,

a)-
Davanın
KISMEN KABULÜNE,

b)-7.500,00.TL’nin temerrüt tarihi olan 29/06/2016 tarihinden itibaren işleyecek değişken oranda yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak İskenderun 1. Noterliği’nin 15/06/2016 tarih ve 15502 yevmiye sayılı mirasçılık belgesinde belirtilen oranları doğrultusunda davacılara
VERİLMESİNE,

c)
-Fazlaya ilişkin talebinin
REDDİNE,

d)-
492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 512,35.TL nispi karar ve ilam harcının davalıdan alınarak Hazineye irat KAYDINA,

e)
-6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun 73/2 maddesi gereğince davacılar tüketici olup harçtan muaf olduklarından peşin yatırdıkları 31,40.TL başvurma harcı ve 31,40.TL peşin harç olmak üzere toplam 62,80.TL harcın istek halinde davacılara
İADESİNE, f
)-
6100 Sayılı HMK’nın 326/2 maddesi gereğince davacılar tarafından yapılan 89,50.TL tebligat, 44,30.TL müzekkere ile posta gideri olmak üzere toplam 133,80.TL yargılama giderinden, davada kabul ve red oranına (%50) göre hesap edilen
66,90.TL’sinin davalıdan alınarak davacılara VERİLMESİNE,
Bakiye yargılama giderinin davacılar üzerinde BIRAKILMASINA, g
)-
6100 Sayılı HMK’nın 330. maddesi gereğince davacılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre kabul edilen miktar üzerinden hesap edilen
1.125,00.TL nispi vekalet ücreti maktu vekalet ücretinin altında kaldığından
1.700,00.TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara VERİLMESİNE,

h)-
6100 Sayılı HMK’nın 330 maddesi gereğince davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre red edilen miktar üzerinden hesap edilen
1.125,00.TL nispi vekalet ücreti maktu vekalet ücretinin altında kaldığından
1.700,00.TL maktu vekalet ücretinin davacılardan müteselsilen alınarak davalıya VERİLMESİNE,
İstinaf incelemesi yönünden,

3)-
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun 73/2 maddesi gereğince davacılar tüketici olup harçtan muaf olduklarından 98,10.TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve 35,90.TL istinaf karar harcı olmak üzere toplam
134,00.TL harcın istek halinde davacılara İADESİNE,

4)-
6100 sayılı HMK’nun 326/1 maddesi gereğince davacılar tarafından istinafta yapılan 79,40.TL tebligat, 85,78.TL posta ve 1.500,00.TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam
1.665,18.TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacılara VERİLMESİNE,

5)

6100 Sayılı HMK’nın 330. maddesi gereğince davacılar istinafta kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT.’nin İkinci Kısım İkinci bölümün 17/b maddesi hükümlerine göre
3.400,00.TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara VERİLMESİNE,

6)-
6100 sayılı HMK.333 maddesi uyarınca peşin alınan ve harcanmayan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara
İADESİNE
,

7)-
6100 sayılı HMK’nın 7035 sayılı yasanın 30. maddesiyle değişik 359/3 maddesi gereğince kararın kesin olması nedeniyle ilk derece mahkemesince taraf vekillerine TEBLİĞİNE,
Dair, davacılar vekili ve davalı vekilinin yüzlerine karşı, 6100 sayılı HMK.nun 353/1-b-2 maddesi gereğince istinaf duruşması sonucunda oybirliğiyle, 6100 sayılı HMK.nun 362/1-a maddesi gereğince kabül ve red edilen dava değerinin karar tarihi itibariyle temyiz kesinlik sınırı olan
72.070,00.TL’nin altında kalması nedeniyle kesin olarak karar verildi.16/06/2020

  • İlk yayınlanma tarihi: 14 Haziran 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!