Adana BAM, 4. HD., E. 2020/1692 K. 2020/970 T. 2.11.2020

İlgili madde: TMK Madde 431

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN

DAVACI : K1- -N1

VEKİLİ :

Av.
K2

DAVALI :

MERSİN
DEFTARDARILIĞI

VEKİLİ :

Av.
K3

DAVANIN KONUSU : Kayyımlık (Kayyım Atanması)

Mersin 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 30.01.2020 tarih ve 2019/1504 Esas 2020/160 Karar sayılı dosyasında verilen karara karşı davacı Mersin Defterdarlığı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusu üzerine dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Tarafların İddia ve Savunmalarının Özeti:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili K1 tarafından davalı K4 oğlu K5 aleyhine açılan Mersin 1. Sulh Hukuk Mahkemesi 2019/189 esas sayılı ortaklığın giderilmesi davası nedeniyle; Mersin ili, Akdenizt ilçesi, A3 Mahallesi 140 ada, 5 ve 6 nolu parsele kayıtlı taşınmazın maliki K4 oğlu K5’ye kayyım tayin ettirilmesi amacıyla taraflarına yetki verildiğini, kimliği belirlenemeyen K4 oğlu K5’ye kayyım atanması gerekeceğinden bu davayı açtıklarını, bu nedenle K4 oğlu K5’ye maliye hazinesi kaleminin kayyum olarak atanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti:

Yerel Mahkeme yaptığı yargılama neticesinde;

Davanın kabulü ile, Mersin ili, Akdeniz ilçesi, A3 Mahallesi, 140 ada, 5 ve 6 nolu parselde kayıtlı taşınmazda malik olarak görünen K4 oğlu K5’nin ve mirasçıları adına Mersin Defterdarının KAYYIM OLARAK ATANMASINA, dair karar verildiği anlaşılmıştır.

Kararı davacı vekili istinaf etmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davada “Mersin ili, Akdeniz ilçesi, A3 Mahallesi, 140 ada, 5 ve 6 nolu parselde kayıtlı taşınmazda malik olarak görünen K4 oğlu K5’nin ve mirasçıları adına Mersin Defterdarının kayyım olarak atanmasına yönelik ilamda temsil kayyımı olarak nitelendirilebilecek atama kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, Mersin Defterdarı’nın temsil kayyımı (TMK 426) olarak atanmasının hukuken mümkün bulunmayıp, yönetim kayımı olarak atanmasının kanun gereği olduğunu(TMK 427-3561 SK), 3561 sayılı Kanunun 2/1. maddesi uyarınca mahallin en büyük mal memurunun ancak yönetim kayyımı olarak atanabileceğini, mahkemece kayyım atama koşullarının koşulların gerçekleştiği değerlendirilen kararda, Mersin Defterdarı’nın 3561 sayılı yasa kapsamında yönetim kayyımı olarak atanması yerine temsil kayyımı olarak nitelendirilebilecek atama kararının usul ve yasaya aykırı olduğunubelirterek hukuka aykırı verilen mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, kayyım tayini istemine ilişkindir.

Dairemizce HMK’nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hükümlerle sınırlı olmak üzere yapılan inceleme neticesinde;

Türk Medeni Kanununun 431. maddesinde, “Vasinin atanması usulüne ilişkin kuralların kayyım ve yasal danışman atanmasında da uygulanır.” 430. maddesinde “Temsil kayyımı kendisine kayyım atanacak kimsenin yerleşim yeri vesayet makamı tarafından atanır. Yönetim kayyımı, malvarlığının büyük bölümünün yönetildiği veya temsil edilen kimsenin payına düşen malların bulunduğu yer vesayet makamı tarafından atanır.” hükümleri getirilmiştir.
3561 sayılı Mal Memurlarının Kayyım Tayin Edilmesine Dair Kanunun 1. maddesinde kanunun amacı açıklandıktan sonra 2. maddesinde, bir kimsenin uzun süreden beri bulunamaması veya oturduğu yerin bilinememesi veya ortada bulunmayan ve miras açıldığında sağ olup olmadığı ispatlanamayan mirasçının payının resmen yönetilmesi amacıyla kayyım atanmasının gerektiği hallerde, Hazinenin hak ve menfaatlerinin korunması amacı ile adı geçen kişiye ait payın idaresi için mahallin en büyük mal memurunun yönetim kayyımı olarak tayin edileceği hükme bağlanmıştır. Mahallin en büyük mal memurunun İllerde Defterdar, ilçelerde Mal Müdürü olduğu yönünde duraksama yoktur. Nitekim bu husus Mal Memurlarının Kayyımlığı Hakkında Yönetmeliğin 4/f bendinde açıkça belirtilmiştir.
4721 sayılı TMK’na göre Kayyımlık, temsil ve yönetim kayyımlığı olmak üzere iki çeşittir. Temsil Kayyımlığı, TMK’nın 426. maddesinde düzenlenen temsil kayyımı atanmasının gerektiren üç sebep gösterilmiş olup, bunların ilki; ergin bir kişinin hastalığı, başka bir yerde bulunması veya benzeri bir sebeple ivedi bir işinin kendisi görebilecek veya bir temsilci atayabilecek durumda değilse, ikincisi; bir işte yasal temsilcinin menfaati ile küçüğün veya kısıtlının menfaati çatışıyorsa, üçüncüsü ise; yasal temsilcinin görevini yerine getirmesine bir engel varsa vesayet makamınca adı geçen kişiyi temsil kayyımı atanacaktır.

Yönetim Kayyımlığı ise; 427. maddede düzenlenmiş olup amaç, gerekli olan yönetimden yoksun kalan ve yönetimi başkaca yollarla sağlanamayan mal varlığının yönetilmesidir. Bir kimse uzun süreden beri bulunamaz ve oturduğu yerde bilinemezse bu kişinin mallarının yönetimi için yönetim kayyımı atanır. Yönetim kayyımı atanmasını gerektiren diğer haller ise maddede dört bend halinde sayılmıştır, bu hallerden birinin mevcut olması halinde de yine vesayet makamı tarafından kişiye yönetim kayyımı atanacaktır.

Kayyım atanması talebi yukarıda açıklanan kanun hükümleri gözetilerek, kanununun amacıda dikkate alınarak değerlendirilip sonuçlandırılması gerekir.

Tüm dosya kapsamının hep birlikte değerlendirilmesi neticesinde; kayyım atanması talep edilen K4 oğlu K5nin ortaklığın giderilmesi davasında Mersin ili Akdeniz ilçesi, A3 Mahallesi 140 ada 5 ve 6 nolu parsellerde malik olup, kimlik bilgilerinin bilinmediği ve nerde olduğuna ulaşılamadığından bu taşınmaz malikine kayyım atanmasını taleple dava açıldığı görülmüş olup, davacı vekilinin talebinin yukarıda ilkeler uyarınca yönetim kayyımlığı olduğu açıktır.

Bu nedenle yerel mahkeme kararında kayyımın ”yönetim kayyımı olarak” atandığına ilişkin açıklayıcı ibare bulunmamasının kayyımın kayyımlık görevi yönünden uygulamada sıkıntılara yol açabileceğinden ve karar bu yönüyle eksik olduğundan istinaf eden kayyım vekilinin istinaf talebinin kabulüne dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiş, karardaki eksiklik yeniden yargılamayı gerektirmediğinden ilk derece mahkemesinin kararının HMK nın 353/1-b/2 maddesi uyarınca kaldırılarak yeniden hüküm oluşturulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-
Davacı Kayyım vekilinin istinaf taleplerinin
KABULÜ ile, HMK’nın 353/1-b/2 maddesi gereğince Mersin 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 30.01.2020 tarih ve 2019/1504 Esas 2020/160 Karar tarihli kararının
KALDIRILMASINA
,
İlk derece yargılaması yönünden;

1-
Davanın
KABULÜNE,

2-
Mersin ili Akdeniz ilçesi Mersin ili, Akdenizt ilçesi, A3 Mahallesi 140 ada, 5 ve 6 nolu parsele kayıtlı taşınmazın maliki olarak görünen K4 oğlu K5’ye ve mirasçıların’a Mersin Defterdarının
YÖNETİM KAYYIMI OLARAK ATANMASINA,

3-
Alınması gereken 54,40 Tl harçtan başlangıçta alınan 44,40 Tl harcın mahsubuyla bakiye 10,00 TL karar harcının davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,

4-
Davacının yaptığı yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,

5-
Davanın mahiyeti gereği vekalet ücreti alınmasına yer olmadığına,

6-
Kullanılmayan gider avansının yatırana iadesine,
İstinaf yargılaması yönünden;

7-
İstinaf eden tarafından yatırılan 54,40 istinaf karar harcında talebi halinde istinaf edene iadesine,
8

İstinaf eden tarafından yatırılan fazla gider avansının kullanılmayan kısmının HMK 333. maddesi uyarınca ilgilisine iadesine,
9

İstinaf kanun yoluna ilişkin yapılan yargılama giderlerinin istinaf kanun yolu başvurusunda bulunan üzerinde bırakılmasına,

10-
İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

11-
HMK nın 359/3. maddesi gereğince tebliğ işlemlerinin yapılması için dosyanın mahkemesine iadesine,
Dair; dosya üzerinden tarafların yokluğunda oy birliğiyle HMK 362/1-a. maddesi gereği kesin olmak üzere karar verildi
.

  • İlk yayınlanma tarihi: 14 Haziran 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!