T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :
ADANA 7. SULH HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ :
27/02/2020
NUMARASI :
2019/299 Esas, 2020/244Karar
DAVACI:
K1
–
N1 – A1
VEKİLİ:
Av. K2 – [16830-38572-78237] UETS
DAVALI
:
HASIMSIZ
GAİP:
K3
–
N2
DAVANIN KONUSU :
Gaipliğe Karar Verilmesi
DAVA TARİHİ :
11/03/2019
DAİRE KARAR TARİHİ :
09/11/2020
KARAR YAZIM TARİHİ :
09/11/2020
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK’nın 352 ve devamı maddeleri uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili ilk derece mahkemesine vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle;
13 sene önce A2 adresinde kendisi, mütevveffa eşi ve diğer çocukları ile birlikte yaşadığını, o tarihlerde gaipliğini istediği oğlu K3 ile birlikte aynı evde yaşadıklarını, 28/06/2006 günü öğle saatlerinde oğlunun dışarı gidiyorum birazdan gelirim şeklinde söylediğini ve o tarihten bugüne kadar eve dönmediğini kendisinin ölü ya da sağ olduğu bilgisine ulaşamadığını, Adana Cumhuriyet Başsavcılığına soruşturma dosyası açıldığını ancak akibetinden ses çıkmadığını, Emniyete başvurduğunu, herhangi bir bilgiye ulaşılmadığını, aradan geçen 13 yıllık süre içinde kendisinden haber alınmadığını, eşi K4’in vefatı sebebiyle muristen intikal eden taşınmazlar olduğunu, yapacağı işlemlere oğlunun ortada olmayışının engel teşkil ettiğini, bu sebeple oğlu K3’in gaipliğine karar verilmesini arz ve talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda;
Davacı her ne kadar hakkında gaiplik kararı verilmesini istediği oğlu K3 ile birlikte aynı evde yaşadıklarını, 28/06/2006 günü öğle saatlerinde oğlunun “dışarı gidiyorum birazdan gelirim” diyerek evden ayrıldığını ve o tarihten bugüne kadar eve dönmediğini, oğlunun ölü ya da sağ olduğu bilgisine ulaşamadığını beyan ettiği ve dosya kapsamında ilgili kurumlarla yapılan yazışmalar neticesinde şahsın yaşadığına dair her hangi bir kayda ulaşılamadığı, ayrıca tanık anlatımları da davacının iddiasını destekler mahiyette olduğu sabit ise de; Yargıtay 8.Hukuk Dairesi’nin 19.03.2019 tarihli ve 2017/8841 E.-2019/2905K. Sayılı kararı aynen; “… 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 32. maddesi gereğince ölüm tehlikesi içinde kaybolan veya kendisinden uzun zamandan beri haber alınamayan bir kimsenin ölümü hakkında kuvvetli olasılık varsa, hakları bu ölüme bağlı olanların başvurusu üzerine mahkeme bu kişinin gaipliğine karar verebilir. Gaiplik davasını sadece gaip olduğu ileri sürülenin mirasçıları veya son mirasçı sıfatı ile Hazine’nin açabileceği yönünde bir sınırlama mevcut olmayıp kanundaki ifadesi ile hakları bu ölüme bağlı olanların başvurusu üzerine mahkemece gaiplik kararı verilebilecektir. Bir kişinin gaipliğine karar verilebilmesi için, her şeyden önce kanunun aradığı olaylardan en az birinin gerçekleşmesi gerekir.TMK’nin 32. maddesinin birinci fıkrasında gaiplik nedeni olarak iki ayrı olay düzenlenmiş olup bunlar, “ölüm tehlikesi içinde kaybolma” ve “uzun zamandan beri haber alınamama”dır. Bu iki olay birbirinden bağımsız ve ayrı olup bunlardan birinin mevcut olması hâlinde, şartları dâhilinde, bir kimsenin gaipliği istenebilir. “Ölüm tehlikesi içinde kaybolma” ve “uzun zamandan beri haber alınamama” olaylarının gaiplik nedeni teşkil edebilmesi için, gaipliği istenilenin “ölümü hakkında kuvvetli olasılık” olması kaydıyla gaipliğine karar verilebileceği düzenlenmiştir. ” denilmekle, gaiplik kararı verilebilmesi için hakkında gaiplik istenenin ölümü hakkında kuvvetli olasılık ihtimalinin bulunması gerektiği vurgulanmış olup, dosyamızda davacının dava açmakta hukuki yararı ve aktif husumet ehliyeti bulunmasına rağmen, gaipliğine karar verilmesi istenilen K3’in ölümü hakkında kuvvetli olasılığın varlığı kanıtlanamadığından, davanın reddine, yönelik karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
İstinaf yoluna başvuran davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin vermiş olduğu kararın usule, yasaya ve hakkaniyete aykırı olduğunu düşündüklerini, gaipliği istenen K3 ile ilgili tüm bilgi ve belgelerin istenmiş olduğunu, ayrıca bu şahsın aranan kayıp kişilerden olup olmadığı ve hakkında soruşturma veya dava olup olamadığının da araştırılmış olduğunu, gelen müzekkere cevaplarında ve çıkartılan kayıtlarda K3’in 28/06/2006 tarihinden sonra, kamu kuramlarının idarece resen yaptıkları işlemler dışında kendisinin başvurusunun olmadığı ve hiç bir işlemin yapılmadığının tespit edilmiş olduğunu, buna karşın yerel mahkemenin 23/07/2019 tarihli duruşma tutanağının 2.sayfasında Yüreğir ve Seyhan Kaymakamlığı İlçe Nüfüs Müdürlüklerinden gelen cevabında;
” … Şahsın adres kaydının 2007 yılında idare tarafından tamamlandığının ve 5.2.2008 yılında kimlik yenileme işleminden başkaca müracaatının olmadığının bildirildiği görüldü.” şeklinde tutanağa geçirildiğini, ancak şahsın 2008 yılında kimlik yenileme işlemi için başvurduğunun doğru olmadığını, kanaatlerince tutanağa sehven geçirildiğini, zira Seyhan ve Yüreğir İlçe Nüfus Müdürlüklerinden gelen müzekkere cevaplarında; Şahsın 05/08/2002 tarihinde nüfus cüzdanı alması dışında sistemde kayıtlı herhangi bir işlemi bulunmadığını,
K3’in müdürlüklerine müracaat ederek herhangi bir işlem yapmadığını, adı geçenin yerleşim yeri adresinin 22/11/2007 tarihinde A3 adresine idarece resen tamamlandığının tespit edildiğini, dosyada mevcut olan bahse konu kurum müzekkere cevaplarının asıllan incelendiğinde kimlik yenileme işleminin olduğuna dair bir ibare söz konusu olmadığını, dolayısıyla özellikle nüfus müdürlüklerinden gelen müzekkere cevap içeriklerinin duruşma tutanağına yanlış geçirildiğinin sabit olduğunu, eğer yerel mahkemenin red sebebi bahsettiği bu maddi hatadan kaynaklanıyorsa bu durumun açıklığa kavuşturulması gerektiğini, yargılama aşamasında Türk Medeni Kanunun 33.maddesi uyarınca usulünce gaipliği istenen K3 hakkında gazetede İLAN yapıldığını, ilan yapıldıktan sonra 6 aylık yasal süre geçmesine rağmen her hangi bir başvuruda olmadığını, yine yerel mahkemenin 27/02/2020 tarihinde yapılan duruşmasında davacı tanıklarının dinlendiğini, yerel mahkeme kısaca bir kişinin gaipliğine karar verilebilmesi için uzun zamandır kendisinden haber alınamamasının yeterli olmadığını ayrıca ölümü hakkında kuvvetli olasılığının olmasını da aramak olduğunu, davaya konu somut olayda, gaipliği istenilen K3
‘den şuan itibariyle 14 yıla yakın bir süredir haber alınamaması durumu kanaatlerince ölümü hakkında kuvvetli olasılık olması şartını sağlamış olduğunu, ayrıca her ne kadar davacı asil dava dilekçesinde belirtmemiş ise de, K3 evden ayrılmadan önce nüfus cüzdanını evde bıraktığını, yani gaiplik istenen kişinin kimlik aslının ailesinde olduğunu, hatta ailesi tarafından kayıp başvurusu yapılırken nüfus cüzdan fotokopisininde ilgili kurumlara sunduklarını, dolayısıyla bir kişinin kimliksiz hayatını idame ettirmesinin mümkün olmayacağını düşündüklerini, kaldı ki bu şahıs kimlik yenileme işlemi de yapmamış olduğunu, davacı müvekkili uzun zamandır oğlu K3’den haber alamadığı için yaşadığı mağduriyetinin iş bu red kararıyla daha da arttığını, açıklanan sebepler ve resen dikkate alınacak sair sebeplerden dolayı, istinaf başvurularının kabulü ile yerel mahkeme kararının KALDIRILILARAK, neticede davalarının kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER ve GEREKÇE:
Taraflar arasındaki dava, TMK’nın 32. maddesi gereğince gaiplik kararı verilmesi istemine ilişkindir.
TMK’nun 32. maddesinde “Ölüm tehlikesi içinde kaybolan veya kendisinden uzun zamandan beri haber alınamayan bir kimsenin ölümü hakkında kuvvetli olasılık varsa, hakları bu ölüme bağlı olanların başvurusu üzerine mahkeme bu kişinin gaipliğine karar verebilir.” hükmü düzenlenmiştir.
Davacı, oğlu olan K3 hakkında gaiplik kararının verilmesini talep etmiş, Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş, İstinaf yoluna davacı vekili başvurmuştur.
Somut olayda; davacı,oğlu olan K3’den 2006 yılından beri haber alınamaması sebebi ile K3 hakkında gaiplik kararı verilmesini talep ettiği, yerel mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verildiği, verilen kararın davacı vekili tarafından istinafa taşındığı görülmüştür.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde yazılı nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması talebinde bulunmuş ise de; gaiplik kararı verilmesi istenilen davacının oğlu K3’den 28/06/2006 tarihinden beri haber alınamadığını, bu zamandan beri ortadan kaybolduğunu, kendisinden hiç bir suretle haber alınamadığını, C.Savcılığı ve Emniyet Müdürlüğü tarafından yapılan araştırmalarda olumlu bir sonuç alınamadığını belirterek gaiplik kararı verilmesini talep etmiş ise de mahkemece gaipliği istenen kişinin öldüğüne ilişkin herhangi bir delil dosyaya ibraz edilememiş, davacının tanıklarının da gaipliği istenen kişinin ölü olup olmadığına ilişkin herhangi bir beyanda bulunmadıkları anlaşılmış olup, davacı gaipliğine karar verilmesi istenilen K3’in ölümü hakkında kuvvetli olasılığın varlığını kanıtlayamamış ve ölümü hakkında kuvvetli olasılıklar olmadığı dosya içeriğinden anlaşıldığından, dosya içeriğinden bu hususların ve haber alınmamanın öldüğüne ilişkin kuvvetli delil olamayacağı belirlidir.
Yukarıda belirtildiği şekilde, TMK’nın 32. maddesinde uzun zamandan beri kendisinden haber alınamayan bir kimsenin ölümü hakkında kuvvetli olasılık var ise gaipliğe karar verilebileceği hususu düzenlenmiştir. Somut olayda, gaipliğine karar verilmesi istenen K3’in ölümü hakkında kuvvetli olasılık olduğuna yönelik dosyaya yansıyan herhangi bir delil söz konusu değildir. Bu nedenle verilen karar usul ve yasaya uygundur. Davacının istinaf dilekçesinde ileri sürmüş olduğu hususlar yerinde değildir.
Dosya içeriğine, toplanan delillere, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, HMK’nın 355. maddesi gereği istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve re’sen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucu, ilk derece mahkemesine ait kararda usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı kanaatine varıldığından, istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK’nın 353/1-b-1 bendi uyarınca esastan reddi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M :
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-
Adana 7. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 27/02/2020 tarih ve 2019/299 Esas, 2020/244 Karar sayılı kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, davacı vekilinin istinaf başvurusunun,
6100 Sayılı HMK’nın
353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-
Davacının istinafı reddolunduğundan Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken
54,40 TL istinaf karar harcı peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3-
Talep eden tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-
Dairemizce celse açılmadan gerekli inceleme yapıldığından taraflar leh ve aleyhine vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
5-
Kararın, yerel mahkemece taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, HMK’nın 362/1-a maddesi uyarınca,
KESİN olmak üzere, oybirliği ile karar verildi.09/11/2020
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe